Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/5226 K.2025/6684

🏛️ 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/5226 📋 K. 2025/6684 📅 22.09.2025

9. Hukuk Dairesi         2025/5226 E.  ,  2025/6684 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/195 E., 2025/95 K.
DAVA TARİHİ : 26.08.2019
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 361/1 hükmü uyarınca bölge adliye mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(c) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karar, davacı vekiline 13.04.2025 tarihinde tebliğ edilmiş; temyiz dilekçesi ise yasal süre geçirildikten sonra 03.05.2025 tarihinde verilmiştir. Davacının temyiz süresini geçirdiği anlaşılmakla davacının temyiz dilekçesinin süreden reddine karar vermek gerekir.
Davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... ... Belediye Başkanlığında çalışmakta iken ilgili Belediye'nin kapatılması üzerine 2020 yılında davalı ... Bakanlığına (Bakanlık) devredildiğini, devir sırasındaki ücretinin düşük gösterilmesi sebebiyle devrolunduğu tarihten itibaren eksik ödeme yapıldığını, davacıyı temsilen fark alacakların (ücret farkı, ikramiye farkı, ilave tediye farkı ve hizmet zammı farkı) tahsili için Ankara 22. İş Mahkemesinin 2017/504 Esasına kayıtlı dava dosyası ile 29.09.2017 tarihinde dava açıldığını, ilgili dosyada hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının devir sırasındaki geçiş ücretinin 121,56 TL olarak belirlendiğini ve fark alacakların işyerinde yürürlükte bulunan ve davacının da üyesi olduğu ...Sendikası ile davalı Bakanlık arasında imzalanan 01.01.2017-31.12.2018 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre belirlenerek hüküm altına alındığını, 01.01.2019 sonrasındaki dönem bakımından yeni toplu iş sözleşmesi görüşmeleri devam ettiğinden ard etki nedeni ile bu dava bakımından da 01.01.2017-31.12.2018 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesi hükümlerinin dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek 29.09.2017 tarihinden işbu dava tarihine kadar hesaplanacak olan fark ücret zammı, fark ilave tediye, fark ikramiye ve fark hizmet zammı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davanın husumetten reddi gerektiğini, davacıya nakil bildiriminde yer alan yevmiyeye göre ücretin ödendiğini, devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan dolayı davalı Bakanlığın sorumluluğunun bulunmadığını, davacının ödenmeyen alacağı bulunmadığını, davacı tarafça talep edilen faizin başlangıç tarihi ile türüne de itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 21.02.2023 tarihli kararı ile; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin kaldırma kararı uyarınca davacının 29.09.2017 tarihinde açmış olduğu fark alacakların tahsiline ilişkin Ankara 22. İş Mahkemesinin 2017/504 Esasına kayıtlı dava dosyasında verilen kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından bozulduğu ve bozma sonrasında yargılamanın 2021/425 Esas sayılı dosya ile devam ettiği anlaşıldığından ilgili dosyanın kesinleşmesi beklenilmiş olup buna göre davacının 29.09.2017 tarihi itibarıyla yevmiyesinin 109,60 TL olduğu hususu bozma sonrası onama kararı ile de kesinleştiğinden fark alacakların kesinleşen dava dosyasındaki miktar esas alınarak yeniden hesaplanması suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 21.02.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 04.10.2023 tarihli kararı ile; davacı vekilince istinaf incelemesine konu dava dosyasındaki taleplerle örtüşen taleplere ilişkin olarak Ankara 22. İş Mahkemesinde dava açıldığı, 30.11.2021 tarihinde davanın karara bağlandığı ve işbu kararın da Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 30.05.2022 tarihli ve 2022/5753 Esas, 2022/6686 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, kesinleşen dava dosyası ile davacının istinaf incelemesine tâbi tutulan dava dosyasındaki hesap başlangıç tarihi itibarıyla aldığı yevmiyenin belirlenmiş olduğu, 10.05.2022 tarihli kaldırma kararı sonrasında kapsama alınan ek bilirkişi raporunda söz konusu yevmiye esas alınarak ve toplu iş sözleşmesi zamları uygulanarak fark alacakların hesaplanmasının yerinde olduğu; ayrıca dava ve ıslah tarihleri dikkate alındığında zamanaşımına uğrayan alacak bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 04.10.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, 10.08.2020 imza ve 01.01.2019-31.12.2020 yürürlük süreli toplu iş sözlemesinin arabuluculuk son tutanak tarihi olan 23.08.2019 tarihinde bulunmadığı dikkate alındığında başvuru tarihi ve dava tarihindeki koşullar değerlendirilmeksizin hesaplama yapılmasının hatalı olduğu, davacının 01.01.2019 tarihinden son tutanak tarihine kadar olan talep konusu dönem bakımından 01.01.2017-31.12.2018 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin ard etkisi nedeniyle iş sözleşmesi hükmü olarak sadece akçalı alacaklardan yararlanması mümkün olup yürürlüğü sona eren toplu iş sözleşmesinin art etkisi kapsamında ücret zammı talep edilemeyeceğinden, art etki dikkate alınarak zamlı ücret hesabı ile zamlı ücrete göre fark alacakların hesaplanıp hüküm altına alınmasının yerinde olmadığı; ayrıca fark alacaklara arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile hüküm altına alınan alacaklara uygulanması gereken faizin başlangıç tarihi konusunda bilirkişi raporuna atıfta bulunulmasının hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilâmı uyarınca kapsama alınan 14.01.2025 tarihli ek bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının ödenmeyen hak ve alacağı bulunmadığını,
b. Arabuluculuk son tutanak tarihini aşan hesaplamaların hatalı olduğunu,
c. Faiz başlangıç tarihi ve türüne itiraz ettiklerini,
d. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 36. maddesi dikkate alınmaksızın davacının toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlandırılmasının hatalı olduğunu,
e. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.11.2021 tarihli ve 2021/9-402 Esas, 2021/1442 Karar sayılı ilâmına göre de davanın reddi gerektiğini,
f. Davacı işçinin bir yandan bireysel iş sözleşmesindeki günlük brüt ücretinin esas alınmasını, diğer taraftan da toplu iş sözleşmesi ile öngörülen ücret kriterlerinin uygulanmasını istemesinin mümkün olmadığını,
g. Yüksek Hakem Kurulu kararı dikkate alınarak davacı işçinin ücretinin belirlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının 01.01.2019 tarihinden itibaren hesaplanan fark alacakların miktarına ve hesap yöntemi ile fark alacaklara yürütülmesi gereken faizin başlangıç tarihine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
A. Davacı Temyizi Yönünden
Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin süreden REDDİNE,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
B. Davalı Temyizi Yönünden
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.