Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/4219 K.2025/5199

🏛️ 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/4219 📋 K. 2025/5199 📅 18.06.2025

9. Hukuk Dairesi         2025/4219 E.  ,  2025/5199 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/761 E., 2025/177 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesi
EK KARAR TARİHİ : 21.02.2024
SAYISI : 2023/155 E., 2024/15 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, İlk Derece Mahkemesinin 21.02.2024 tarihli ek kararı ile; kararın miktar itibarıyla kesin olduğu gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmiştir.
Ek kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin 21.02.2024 tarihli ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince 24.03.2025 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.
Ek karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş ise de davacının çalışmasının dava tarihinde devam ettiği ve somut dosyada verilen hükmün, ücret tespiti bakımından ileriye etkili şekilde sonuç doğuracağı anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362/1-(a) hükmünde belirtilen miktar itibarıyla kesinlik sınırına bakılmaksızın temyizinin olanaklı bulunduğu kabul edilmelidir. Bu durumda temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 24.03.2025 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılması gerekir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Bakanlığa bağlı olarak sürekli işçi kadrosunda istihdam edildiğini, kadroya geçişinin 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile sağlandığını, hâlen davalı Bakanlığın kadrolu işçisi olarak çalışmaya devam ettiğini, alt işveren bünyesinde çalışmakta iken ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini ve ödendiğini, kadroya geçerken bireysel iş sözleşmesi imzaladığını ve ücretinin yine asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini, davalı tarafından eksik ödeme yapıldığını ileri sürerek fark ücret, ilave tediye ve ikramiye farkı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talep ettiği alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının sürekli işçi kadrosuna geçtikten sonra bu statünün öngördüğü haklardan yararlandığını, kadroya geçişi yapılan işçilerin ücret, mali ve sosyal haklarının Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve 31.10.2020 tarihine kadar uygulanacak olan toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğini, davacının ücretinin düşürülmediğini, ücretlerinin eksiksiz ödendiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaldırma kararı doğrultusunda arabuluculuk son tutanak tarihinden sonraki dönemlere ait alacaklara ilişkin hüküm kurulamayacağı öngörülerek hazırlanan bilirkişi ek raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
2. Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, İlk Derece Mahkemesinin 21.02.2024 tarihli ek kararı ile; kararın miktar itibarıyla kesin olduğu gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen ek kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinaf incelemesine esas miktarın karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı kapsamında kaldığı gerekçesiyle davalı vekilinin 21.02.2024 tarihli ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
2. Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 24.03.2025 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının hâlen çalıştığını ve hükmün ileriye etkisi olduğunu belirterek kesin olarak karar verilmesinin hatalı olduğunu,
2. İstinaf başvurularının esastan incelenerek karar verilmesi gerektiğini,
3. Davalı Kurum harçtan muaf olmasına karşın harç alınmasının hatalı olduğunu,
4. Davacının ücretinde toplu iş sözleşmesi doğrultusunda artış yapıldığını, hem toplu iş sözleşmesinin hem de bireysel iş sözleşmesinin lehe hükümlerinin dikkate alınarak değerlendirme yapılamayacağını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgili olup miktar veya değeri istinaf kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Kanun'un 341/2 hükmü uyarınca istinaf edilemez.
6100 sayılı Kanun'un 341/3 fıkrası gereğince alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, istinaf kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.
Somut davada İlk Derece Mahkemesi kararının davacının ücret farkı hesaplamalarına esas ücretine ilişkin tespit ve ileriye etki eden belirleme içermesi karşısında verilen kararın kesinlik sınırının altında kaldığından söz edilemeyecektir.
Bu tür uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin kararların istinaf incelemelerinde, 6100 sayılı Kanun'un 341/2 hükmünde belirtilen miktar itibarıyla kesinlik sınırı gözetilmemeli, dolayısıyla miktar ve değerine bakılmaksızın istinafın olanaklı bulunduğu kabul edilmelidir. Şu hâlde öncelikle Bölge Adliye Mahkemesince verilen temyiz talebinin miktardan reddine dair ek karar bozularak ortadan kaldırıldığından, Bölge Adliye Mahkemesinin, istinaf başvurusunun reddine dair ek karara yönelik başvurunun esastan reddine karar vermesinin yerinde olup olmadığı ele alınmalıdır.
Yukarıda da açıklandığı gibi İlk Derece Mahkemesi kararı kesin nitelikte olmadığından Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin istinaf başvurusunun reddine dair ek kararı kaldırılarak başvurunun esastan incelenmesi gerekirken kararın miktar itibarıyla kesin olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan incelenmesi için Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 24.03.2025 tarihli ek kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.