Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/3845 K.2025/4672
9. Hukuk Dairesi 2025/3845 E. , 2025/4672 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/481 E., 2025/527 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 12. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/236 E., 2024/498 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 27.08.2012-23.03.2023 tarihleri arasında aralıksız olarak davalı işyerinde çalıştığını, kısaca "Emeklilikte Yaşa Takılanlar" olarak adlandırılan 7438 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7438 sayılı Kanun) 03.03.2023 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesi üzerine davalı Şirket vekilleri ve insan kaynakları biriminden müvekkillerinin kullandığı KEP adreslerine "Yaşanması muhtemel yoğunluğa istinaden, EYT'den yararlanma düşüncesinde olan çalışanlarımızın E Devlet Çalışma Hayatım sekmesinden ekteki evrak ile birlikte İnsan Kaynakları Departmanına teslim etmelerini beklemekteyiz. SGK maaş başlama sürecini takip eden takip eden ay itibariyle yapacağından İnsan Kaynakları Departmanımızın süreci sağlıklı bir şekilde yürütebilmesi için, ilgili yazının 25.03.2023 tarihinden önce alınması ve İnsan Kaynakları Departmanına teslim edilmesi önem arz etmektedir. 25.03.2023 tarihinden sonra yapılan başvurularda hem SGK hem de İnsan Kaynakları Birimi tarafından yürütülen iş sürecinde yaşanacak yoğunluk nedeniyle aylık bağlanma başvurularının bir sonraki aya kalması muhtemeldir. Göstereceğiniz hassasiyet için teşekkür eder, tüm çalışanlarımıza hayırlı olmasını dileriz." şeklinde e-posta gönderildiğini, böylece Kanun'dan faydalanmak isteyen çalışanların tamamının insan kaynakları departmanına başvuru yapmak suretiyle süreci yönetmelerinin talep edildiğini, daha sonra davalı işyerinde bulunan ... Sendikasının temsilcilerinin, davacının ve arkadaşlarının insan kaynakları ile görüşmesi üzerine, insan kaynakları departmanı tarafından "emeklilik işlemlerinin davalı kurum tarafından yönetilmesinin, işçiler açısından bir hak kaybına neden olmayacağı, çalışmaya devam etmek isteyen işçilere 'iş başvuru formu' doldurtulacağı ve işe devam etmelerine izin verileceğinin" söylenmesi üzerine davalı Kurumda çalışan toplam 70 işçi tarafından işverene duyulan güven nedeniyle insan kaynakları departmanına başvuru yapılmak suretiyle emeklilik işlemlerinin başlatıldığını, davalı Şirketin insan kaynakları birimi tarafından davacı ile diğer 7438 sayılı Kanun'dan faydalanmak isteyen işçilere bir ... verilerek işbu metni el yazıları ile yazmaları fakat tarih atmamalarının istendiğini, tüm işçilere işe devam edip etmeyeceklerinin tek tek sorulduğunu, işe devam etmek isteyen işçilerin iş başvuru formu doldurarak yeniden işlerinin başına gönderildiğini, davacı ve diğer iş arkadaşlarına aynı zamanda da mart ayına ilişkin mesai çizelgesinin de e-posta olarak gönderildiğini ve davacıda tekrar çalıştırılacağı hissi uyandırıldığını, işverene güvenilmesinin nedeninin ise daha önce 2014 yılında gerek emeklilik gerekse diğer nedenlerle işçilerin iş sözleşmelerinin işveren tarafından feshedilip tüm özlük hakları verildikten sonra aynı pozisyonlarında yeniden aynı şekilde çalıştırılmaları olduğunu, buna rağmen insan kaynakları departmanından davacı ve diğer 30 iş arkadaşının aranarak işe devam ettirilmeyecekleri bilgisinin iletildiğini, davacının emeklilik iradesi olmadığını, davalı Kurumun merkezinden gönderilen arabulucu ile ihtiyari arabuluculuk tutanağının imzalatıldığını, arabulucu tarafından yapılan işlemin usulsüz olduğunu, kanuna aykırı olduğunu, davacı müvekkili ile diğer işçilerin iradelerinin açıkça fesada uğratıldığını ileri sürerek ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptali ile feshin geçersizliğinin tespiti ve davacının işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na 7438 sayılı Kanun ile eklenen geçici 95. madde kapsamında emekliliğini talep ederek kendi isteği ile iş sözleşmesini sonlandırdığını, sözü edilen düzenlemeden faydalanmak isteyenlerin hak kaybına uğramamaları, başvuru yaptıkları ay itibarıyla emekli maaşına hak kazanmaları için salt bilgilendirme amaçlı e-posta gönderildiğini, işçilere gönderilen e-posta içeriğinde hiçbir zorlama söz konusu olmayıp "emeklilik imkânından faydalanma düşüncesinde olanlar" ibaresi ile başvurunun kişilerin ... iradelerine bırakıldığını, dolayısıyla çalışanlar üzerinde baskı yapılmadığını, davacının irade fesadı iddiasının ve sair iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesince 07.09.2023 tarihli duruşma tutanağı ile feshin geçersizliğinin tespiti ve işe iadeye ilişkin davanın işbu davadan tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; işveren tarafından 03.03.2023 tarihinde yürürlüğe giren Kanun üzerine işçilere e-posta gönderilerek EYT kapsamında olan işçilerin e-Devlet üzerinden aldıkları evrak ile muhtemel yoğunluğun önünde geçmek için 25.03.2023 tarihine kadar insan kaynakları departmanına başvuruda bulunmalarının talep edildiği, zira işçilerin emeklilikten faydalanması için işten ayrılışlarının yapılmasının gerektiği, bunun üzerine davacının 23.03.2023 tarihinde aldığı e-Devlet çıktılarını da ekleyerek el yazılı dilekçesi ile emeklilik nedeniyle işten ayrılmak istediğini davalıya bildirdiği, dinlenen davacı ve davalı tanık beyanlarından işyerinde bundan önce toplantı yapıldığı ve tekrar işe başlamak isteyenlerden talep alınacağı, ancak herkesin işe davet edilmeyeceği, memnun olunan işçilerin işe davet edileceği, bazı işçilerin eleneceğinin bildirildiğinin ihtilaf dışı olduğu, dinlenen davacı tanık beyanlarından görüşmelere herkesin ayrı ayrı alındığı, arabulucunun yapılan iş ile ilgili yeterli bilgiyi verdiği hatta okumak isteyenlere süre tanıdığı, herhangi bir baskı uygulamadığının belirtildiği, hâl böyle olunca arabuluculuk tutanağında davacının imzasının inkâr edilmediği, delil durumu dikkate alındığında davacının anlaşma tutanağı tanzim edilirken iradesinin fesada uğratıldığına dair iddiası ve arabulucunun tarafsız olmadığının somut olarak ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; işveren tarafından 03.03.2023 tarihinde yürürlüğe giren Kanun üzerine işçilere e-posta gönderilerek EYT kapsamında olan işçilerin e-Devlet üzerinden aldıkları evrak ile muhtemel yoğunluğun önüne geçmek için 25.03.2023 tarihine kadar insan kaynakları departmanına başvuruda bulunmalarının talep edildiği, zira işçilerin emeklilikten faydalanması için işten ayrılışlarının yapılmasının gerektiği, bunun üzerine davacının 23.03.2023 tarihinde aldığı e-Devlet çıktılarını da ekleyerek el yazılı dilekçesi ile emeklilik nedeniyle işten ayrılmak istediğini davalıya bildirdiği, dinlenen davacı ve davalı tanık beyanlarından işyerinde bundan önce toplantı yapıldığı ve tekrar işe başlamak isteyenlerden talep alınacağı, ancak herkesin işe davet edilmeyeceği, memnun olunan işçilerin işe davet edileceği, bazı işçilerin eleneceğinin bildirildiğinin ihtilaf dışı olup davacının davalıya başvurusu ve Sosyal Güvenlik Kurumu çıkışının 23.03.2023 tarihinde yapıldığı, davaya konu arabuluculuk görüşmesinin 28.03.2023 tarihinde yapıldığı, işverenin süreci oldu bittiye getirmediği, bu süre zarfında davacının işverene verdiği dilekçenin sonuçlarını düşünmesi için yeteri kadar zamanının olduğu, her ne kadar davacı haziran ayında zam yapılacağını bundan dolayı emekli edildiklerini iddia etmiş ise de, iddia edilen zam ile fesih arasında yaklaşık 3-4 ay olduğu gözetildiğinde bu yöndeki iddiaya itibar edilmediği, dinlenen davacı tanık beyanlarından görüşmelere herkesin ayrı ayrı alındığı, arabulucunun yapılan iş ile ilgili yeterli bilgiyi verdiği hatta okumak isteyenlere süre tanıdığı, herhangi bir baskı uygulamadığının belirtildiği, hâl böyle olunca arabuluculuk tutanağında davacının imzasının inkâr edilmediği, iş sözleşmeleri benzer mahiyette feshedildiği anlaşılan her iki davacı ve davalı tanığının da bizzat davacının arabuluculuk görüşmeleri sırasında iradesinin fesada uğratıldığına dair bir beyanda bulunmadıklarının görüldüğü, arabuluculuk anlaşma tutanağının sahteliği ispat edilinceye kadar geçerli olup ilâm niteliğinde olduğu, dolayısıyla uyuşmazlıkta somut delil durumu dikkate alındığında davacının anlaşma tutanağı tanzim edilirken iradesinin fesada uğratıldığına dair iddiası ve arabulucunun tarafsız olmadığının somut olarak ispat edilemediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verişmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. İhtiyari arabuluculuk anlaşma tutanaklarının geçersiz olduğunu,
2. Davacının iradesinin sakatlandığını,
3. Arabuluculuk görüşmelerinin mevzuata uygun yürütülmediğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptali istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.