Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/3294 K.2025/4184

🏛️ 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3294 📋 K. 2025/4184 📅 07.05.2025

9. Hukuk Dairesi         2025/3294 E.  ,  2025/4184 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1829 E., 2025/259 K.
DAVA TARİHİ : 30.09.2019
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait yurt dışı şantiyelerinde operatör olarak 15.04.2014-04.05.2015 ve 16.01.2016-03.10.2016 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından sonlandırıldığını, aylık net ücretinin 1.900,00 USD olduğunu, ücretinin bir kısmının banka kanalı ile 200,00-500,00 USD'lik kısmının ise elden ödendiğini, haftanın 7 günü 08.00-21.00 saatleri arasında çalıştığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının 15.04.2014 - 31.08.2015 tarihleri arasında .. şantiyesinde operatör olarak görev yaptığını, 18.01.2016 - 02.10.2016 tarihleri arasında .. şantiyesinde operatör olarak görev yaptığını, işyerinde vardiyalı çalışma düzeni esas olduğundan davacıya belirttiği şekilde fazla çalışma yaptırılmadığını, özlük dosyasındaki bordrolar ve bankadan celp edilecek ödeme dekontları ile diğer kayıtlar incelendiğinde de davacıya her ay değişen saatlerdeki çalışması için ücret ödendiği ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yaptığı zamanlarda tahakkuklarının yapıldığını, davacının ücretinin bordrolarda yer alan ücret olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Ankara 21. İş Mahkemesinin 31.05.2022 tarihli kararı ile; davacı talebi ile de bağlı kalınarak, davacının 15.04.2014-04.05.2015 (11 ay 20 gün) ve 18.01.2016- 02.10.2016 (8 ay 15 gün) tarihleri arası toplam 1 yıl 8 ay 5 gün davalı işveren nezdinde çalıştığı, en son ücretinin 1.500,00 USD olduğu, davacının yapmış olduğu işin niteliği itibarıyla belirli süreli nitelik taşımadığı ve iş sözleşmesinin davalı işverence sonlandırıldığı, buna göre davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı, imzalı ücret bordrolarında tahakkuk bulunan ayların dışlandığı, tahakkuk bulunmayan dönem bakımından tanık beyanları ile sonuca gidildiği ancak bu dönemde tanıkların davacı ile çalışması bulunmadığından fazla çalışma alacağının reddedildiği, hafta tatili alacağı bakımından sadece 2014 yılı Kasım ayı için hesaplama yapıldığı, bordrolarda ulusal bayram ve genel tatil ücretine ilişkin tahakkuk olmadığından tanık beyanları doğrultusunda hesaplandığı, 14 gün yıllık ücretli izin alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 31.05.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin 15.02.2024 tarihli kararı ile; yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekeceği, buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, dosya içeriğine göre davalı işveren tarafından sunulan delillerin borcu sona erdiren nitelikte olduğu ve yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerektiği, buna göre ve özelikle de davacı vekili ek rapora itiraz dilekçesinde açıkça bordrolar üzerinde imza incelemesi yapılmasını talep etmediğinden imzalı bordroların değerlendirilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, mevcut delil durumu ve emsal ücret araştırması gözetilerek davacının tespit edilen ücretinin dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, her ne kadar Dairece "Çalışma kuralları" başlıklı belgenin iş sözleşmesinin eki olduğu ve yılda 270 saat fazla çalışma karşılığı ücretin, kararlaştırılan ücretin içinde olduğu tespit edilmiş ise de İlk Derece Mahkemesince fazla çalışma ücretinin reddine karar verilmiş olmakla bu kararlaştırmanın sonuca etkili olmadığı, ayrıca bu sürenin ücretten indirilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle ücret tespitinde bu hükmün dikkate alınmamasının yerinde olduğu, yıllık ücretli izin alacağı bakımından ise talepten fazlasına karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 15.02.2024 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş,, ücret bordrolarının aslı getirtilerek imza incelemesi yapılması, yapılacak inceleme sonucunda imzanın davacıya ait olduğunun anlaşılması hâlinde şimdiki gibi karar verilmesi, imzanın davacıya ait olmadığının tespit edilmesi durumunda ise imzasız bordro gibi değerlendirme yapılarak, tanık beyanları ve dosya kapsamı birlikte dikkate alınmak suretiyle fazla çalışma ve hafta tatili alacağının hesaplanması, tahakkuk ettirilen tutarın banka kayıtları ile ödendiği anlaşıldığından yapılan ödemelerin hesaplanan alacak miktarından mahsup edilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafça bordro asılları sunulmadığından dosyada toplanan tüm deliller ile birlikte tanık beyanları da değerlendirilerek Yargıtay bozma kararı doğrultusunda fazla çalışma ve hafta tatili alacağına yönelik ek rapor alındığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davalı tarafından dosyaya sunulan hileli bordrolara itibar edilmeyeceğinin Yargıtay kararında da açıkça belirtildiğini, bu nedenle hileli bordrolara dayalı ücret tespiti yapılmasının hatalı olduğunu
b. Davacının ücretinin net 1.900,00 USD olarak kabul edilmesi gerektiğini,
c. Müvekkiline gerçek ücreti üzerinden ödeme yapılmadığından bordrodaki ödemelerin mahsup edilmesinin hatalı olduğunu,
d. Belgelerin bilirkişi raporu alındıktan sonra sunularak davanın uzamasına sebebiyet verildiğini, bu nedenle ret nedeniyle vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu,
e. Davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Cevap dilekçesinin ıslahı işlemi gözetilmeden Türk hukukuna göre karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
b. Bordroların sunulması için ek süre taleplerinin değerlendirilmediğini,
c. Davacı ile menfaat birliği içindeki tanık beyanlarına itibar edilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
d. Yıllık 270 saatlik fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğuna yönelik sözleşme hükmünün değerlendirilmediğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; ücret bordrolardaki imzaların davacıya ait olup olmadığı ile buna bağlı olarak fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacaklarının hesabına ve vekalet ücretine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalı tarafa yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.