Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/5153 K.2025/11739

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/5153 📋 K. 2025/11739 📅 11.09.2025

10. Hukuk Dairesi         2025/5153 E.  ,  2025/11739 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/63 E., 2024/264 K.
Bölge Adliye Mahkemesinin kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalarda özetle; davacının, davalıya ait iş yerinde 1986 yılı Mart ayı sonundan 2009 yılı Mart ayı sonuna kadar aralıksız olarak çalıştığını ve daha sonra emekli olduğunu, davacının, çalıştığı işyerlerinde şirket ortaklarının aynı olduğunu, sadece şirket isminin ve unvanının farklı olduğunu; davacının aralıksız olarak çalıştığı halde davalı Kuruma sigortasının tam olarak bildirilmediğini belirterek davalı işyerinde 1986 yılı Mart ayı sonundan 2009 yılı Mart ayı sonuna kadar kesintisiz olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesi ile davacının 01.11.1985 tarihinden itibaren değişik şirketlerde çalıştığını, değişik tarihlerde verilen işe giriş bildirgeleri nedeniyle çalışmalarının kesintili olduğunu, işe giriş bildirgesindeki imzaların davacıya ait olup olmadığının araştırılması gerektiğini, davacının iş yerlerinde çalıştığı şirketlerin davaya dahil edilmesi gerektiğini, yine davanın hak düşürücü süre nedeniyle de reddi gerektiğini, davacı ile ilgili birden fazla işe giriş bildirgesinin verilmiş olmasının çalışmalarının kesintili olduğuna karine teşkil ettiğini, aksinin eş değerdeki delillerle ispatlanması gerektiğini belirterek haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... San.Tic.A.Ş.’ye usulüne uygun davetiye tebliğ edilmesine rağmen cevap dilekçesi sunmamış, yargılamaya katılmamıştır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 13.09.2012 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne, davacının davalı ... San. Tic. A.Ş.’de 06.04.1987 tarihinden 2009 Mart ayı sonuna kadar 3063 gün süreyle kesintisiz olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin 13.09.2012 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nce (kapatılan); "Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacı adına 6.4.1987,1.9.19 87... .5.1988 tarihli ... sicil nolu ... san.şti tarafından,17.7.1998 tarihli ... sicil nolu ... san.İç ve Dış Tic.Ltd.Şti.tarafından ,6.6.2000 tarihli ... sicil nolu ... Meşrubat,21.5.20 03... .2.2004 tarihli işe giriş bildirgesinin ... sicil nolu ... san.Tic.A.ş. tarafından kuruma verildiği,davacıya 5630 prim ödeme gün üzerinden 1.9.2009 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlandığı,tespiti istenen dönemde dava edilen şirket dışında başka şirketler nezdinde de davacının çalışmalarının geçtiği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş;dava edilen şirket dışında davacı adına bildirim yapılan diğer şirketleri ile davalı şirket arasında organik bağ olup olmadığını araştırmak, işverenlerin Kurum nezdindeki ihtilaf konusu döneme ait dönem bordroları celp edilerek, tespiti istenen dönemde çalışması bulunan bordro tanıklarının adresini Sosyal Güvenlik Kurumu ve zabıta marifetiyle araştırıp, tespit ederek bu tanıkları dinlemek, bordrolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya bunların tanıklığıyla yetinilmediği taktirde, SGK ilgili il müdürlüğünden, gerekirse zabıta, vergi dairesi ve meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu iş yeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, tanık beyanları arasındaki çelişkiyi gidermek ve davacının işe giriş ve çıkış sürelerini net belirlemek ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10 maddeleri gereğince ortaya koyduktan sonra çalışmanın geçtiği şirketler arasında organik bağ olup olmadığını ticaret sicil kayıtlarını getirterek tespit edip sonucuna göre karar vermekten ibarettir. " gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 13.10.2015 tarihli kararı ile davanın kabulüne, davacının davalı ...iş yerinde 1986 yılı Mart ayı sonundan 2009 yılı Mart ayı sonuna kadar kesintisiz olarak hizmet akdiyle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
Mahkemenin 13.10.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (kapatılan) 21.Hukuk Dairesi'nce; "Somut olayda, mahkemece verilen karar 2002 sonrası dönem yönünden doğru olmuş ise de, 1986-2002 arası dönem yönünden hatalı olmuştur. Çünkü 1986-2002 arası dönem bordrolarının getirtilmediği, her ne kadar bordro tanıkları davacının kesintisiz çalıştığını beyan etmişler ise de, tanıkların 2002 öncesi dönem yönünden bordrolu olup olmadıkları dosya kapsamından denetlenememektedir. Dolayısıyla tüm bu hususlar dikkate alınmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Kabule göre de, davalı şirket adına gerekçeli karar tebliğinin,ticaret sicilinde kayıtlı adres yerine davacı vekilince bildirilen adrese yapılması, bozma öncesi kararda başlangıcın 06/04/1987 tarihinin alındığı ve davacı temyizinin bulunmadığı halde, bozma kararı sonrası başlangıcın Mart/1986 tarihinin alınması da hatalı bulunmuştur" gerekçesine dayalı olarak kurulan hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar
Mahkemenin 17.11.2016 tarihli kararı ile davanın kabulüne, davacının davalı ...iş yerinde 06.04.1987 tarihinden 2009 yılı Mart ayı sonuna kadar kesintisiz olarak hizmet akdiyle çalıştığının tespitine” karar verilmiştir.
Üçüncü Bozma Kararı
Mahkemenin 17.11.2016 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairece;" Somut olayda; davacının tespitini talep ettiği dönemlerde, ortaklar yönünden bağlantı bulunan farklı işyerlerinde çalıştığı davacının, çalıştığı dava dışı işyerlerini davaya dahil etmeden, tespiti istenen tüm hizmetlerinin davalı şirket yanında geçtiğinin tespitine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; davalı şirket ile bağlantılı dava dışı şirketlerin davaya dahil edilmesi ve dava dışı şirketlerin tüzel kişiliği sona ermiş ise, şirketlerin ihyası ve tasfiye memuru atanması için davacı tarafa uygun bir süre vermek, ihya yapıldığı ve tasfiye memuru atandığı taktirde usulüne uygun şekilde taraf teşkilini sağlamak, söz konusu şirketlerin sunacağı delilleri değerlendirmek ve davacı hangi tarihler arasında hangi şirkette çalışmış ise o şirket aleyhine hüküm kurmaktan ibarettir. " gerekçesi ile mahkemece verilen karar bozulmuştur.
F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Dördüncü Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davanın kabulüne, davacının, ... sicil no.lu ...San. ve Tic. Kollektif Şti.'de 06.04.1987-17.07.1998 arası, ... sicil no.lu ... San. İç ve Dış Tic.Ltd.Şti.’de 17.07.1998-05.06.2000 arası, ... sicil no.lu ... San. ve Tic.A.Ş.’de 06.06.2000-04.12.2002 arası, ... sicil no.lu ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.’de 05.12.2002-25.03.2009 arası hizmet akdiyle çalıştığının tespitine," karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle;
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, sigortalının aynı işyerinden verilmiş birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı halinde hak düşürücü sürenin, her kesim çalışma için ayrı ayrı hesap edilmesi gerektiğini, davacının davasının öncelikle hak düşürücü yönünden reddi gerekirken Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca davacının diğer davalı ve dahili davalılara ait şirketlerde aralıksız ve sürekli çalıştığından bahisle hizmet talepli açmış olduğu işbu dava haksız ve hukuka ayrı davasının reddi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık hizmet tespiti istemine ilişkindir.
1. Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
2. İnceleme konusu eldeki davada, Mahkemece bozma ilamına uyularak davacının çalışmalarının geçtiği dava dışı ... San. ve Tic. Kollektif Şirketi, ... San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. ve ... San. ve Tic. A.Ş.'nin ihyası için dava açmak üzere davacı vekiline süre verildiği, Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/142 Esas, 2020/229 Karar sayılı ilamında ... San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti yönünden terkin tarihi itibariyle TTK'nın geçici 7/15. maddesi uyarınca 5 yıllık hak düşürücü süre geçmiş olduğundan davanın reddine, ihyası talep edilen diğer şirketler ... San. ve Tic. A.Ş. ve ...San. ve Tic. Kollektif Şirketi'nin ticaret sicil kaydının açık olduğu tespit edildiğinden davanın reddine karar verildiği; davacının tespitini talep ettiği dönemde çalıştığı dava dışı ... San. ve Tic. A.Ş. ve ... San. ve Tic. Kollektif Şirketi'nin davaya dahil edildiği, dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre davanın kabulüne karar verildiği, ancak ... San. İç ve Dış Tic.Ltd.Şti. davaya dahil edilmediği ve karar başlığında da gösterilmediği halde hakkında hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de davacının çalıştığı bildirilen süreler dışlanmaksızın mükerrer tespite yol açacak şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 11.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.