Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/12328 K.2025/6298

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/12328 📋 K. 2025/6298 📅 21.04.2025

10. Hukuk Dairesi         2024/12328 E.  ,  2025/6298 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2667 E., 2024/456 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Uzunköprü 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2017/138 E., 2021/101 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine dair karar verilmiştir.
Kararın, davacı, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; davalı iş yerinde 01.09.2009 ile 31.01.2014 tarihleri arasında aralıksız çalıştığına dair SGK'ya bildirilmeyen hizmet süresinin asgari ücretle kesintisiz olarak tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davacının işçi olmadığını, zaman zaman toplama merkezinde temizlik ve ... işler için yevmiye-hammaliye ücreti ile çalıştığını, aynı yerde sürekli kendisinin çalışmadığını, davacının çiftçilik ve hayvancılık yaptığını, başka işlerde çalıştığını beyan ederek, davanın reddini talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili; hak düşürücü süre yönünden davanın reddi gerektiğini, prim ödemesi yükümlülüğünün davalı işverende olduğunu, davacının çalışmaları bakımından Kurum kayıtlarının esas olduğunu, iddianın Kurum kayıtlarına eş değerde belgelerle kanıtlaması gerektiğinden davacının çalışma iddialarını salt tanık anlatımlarına dayalı olarak kanıtlamasına muvafakatlarının olmadığını, iş yerinin 506 sayılı Kanun kapsamına girip girmediğinin araştırılması gerektiğini beyan ederek, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacının davalı ...'ne ait iş yerinde, 01.09.2009-31.12.2009 tarihleri arasında 60 gün günlük brüt 23,10-TL, 01.01.2010-30.06.2010 tarihleri arasında 90 gün günlük brüt 24,30-TL, 01.07.2010-31.12.2010 tarihleri arasında 90 gün günlük brüt 25,35-TL, 01.01.2011-30.06.2011 tarihleri arasında 90 gün günlük brüt 26,55-TL, 01.07.2011-31.12.2011 tarihleri arasında 90 gün günlük brüt 27,90-TL, 01.01.2012-30.06.2012 tarihleri arasında 90 gün günlük brüt 29,55-TL, 01.07.2012-31.12.2012 tarihleri arasında 90 gün günlük brüt 31,35-TL, 01.01.2013-30.06.2013 tarihleri arasında 90 gün günlük brüt 32,62-TL, 01.07.2013-31.12.2013 tarihleri arasında 90 gün günlük brüt 34,05-TL ücret çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Fer'i müdahil Kurum vekili; davanın tümden reddine dair karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre de fer'i müdahil Kurum vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun'un 79 ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı Kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.09.1999 gün 1999/21-510-527, 30.06.1999 gün 1999/21-549-555- 03.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
3.01.10.2008 tarihinden itibaren yürürlüğe giren, 5510 sayılı Kanun'un 53. maddesi uyarınca; sigortalının aynı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerinden birden fazlasına aynı anda tabi olunmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında sigortalılık yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılacaktır.
5510 sayılı Kanun'un anılan 53. maddesi, 6111 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değiştirilmiş; sigortalının 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) ile (c) bendinde yer alan sigortalılık statülerine aynı anda tabi olunmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle (c) bendi kapsamında, (a) ile (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde çalışması halinde ise (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacağı düzenlemesi getirilmiş; ancak, değişikliğe ilişkin anılan 33. madde de ayrıca söz konusu değişikliğin maddenin yürürlük tarihinden öncesi için uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır. 6111 sayılı Kanun'un yürürlüğe dair 215/b maddesiyle; “...33... maddesi yayımı takip eden ayın birinci günü yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir. 6111 sayılı Kanun 25.02.2011 tarihinde yayımlanmış olup; bu durumda anılan değişiklikler 01.03.2011 tarihinden itibaren uygulanabilecektir. Başka bir deyişle 5510 sayılı Kanun'un 53. maddesi ve bu maddede yapılan değişikliklerin ancak yürürlüğe girdikleri tarihten itibaren uygulanabilecekleri dikkate alınmalıdır.
5510 sayılı Kanun'un yürürlükte olmadığı 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin olarak bu tür çakışan (ikili) sigortalılığa ilişkin uyuşmazlıkların çözümü için ise, gerçek ve fiili çalışmanın, başka bir anlatımla baskın sigortalılık olgusunun hangi Kurum ve Kanun kapsamında gerçekleştiği belirlenmeli, aynı döneme rastlayan gerçek ve fiili çalışmalardan hangisinin sigortalının hayatında ekonomik olarak baskın çalışma niteliği taşıdığı ortaya konulmalıdır. Şu durumda 506 sayılı (hizmet akdine dayalı olarak işveren/işverenler tarafından çalıştırılma) ve 1479 sayılı (hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma) Kanun'lar kapsamında veya 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri çerçevesinde birleşen (çakışan) zorunlu sigortalılık olgusuna ilişkin olarak; 5510 sayılı Kanun'un yürürlükte olmadığı 01.10.2008 tarihi öncesi dönem yönünden baskın sigortalılığa üstünlük tanınmalı, 01.10.2008 – 01.03.2011 dönemi yönünden 5510 sayılı Kanun'un 53. maddesi gereğince ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınmalı, 01.03.2011 tarihinden itibaren ise anılan maddede 6111 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik gözetilerek hizmet akdine dayalı çalışmaya değer verilmelidir.
Bu kapsamda, eldeki davada davacının 01.05.1995 tarihinden 31.01.2010 tarihine kadar devam eden Tarım Bağ- Kur sigortalılığının olduğu, 5510 sayılı Kanun'un 4/1- a madde kapsamında talebinin ise 01.09.2009 ile 31.01.2014 tarihleri arasına yönelik olduğu anlaşılmakla , hizmet tespitine dair kabul isabetli ise de, yukarıda işaret edilen mevzuat kapsamında, önce başlayan sigortalılığa üstünlük verilmesi gerektiği, bu kapsamda da 01.03.2011 tarihi dönem öncesindeki talep yönünden bu hususunun gözetilmemesi yerinde görülmemiştir.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Fer'i müdahil Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının, BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.