Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/2061 K.2025/6196
10. Hukuk Dairesi 2025/2061 E. , 2025/6196 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2532 E., 2024/2151 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/102 E., 2022/157 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.04.2013 tarihinde ...'nin nakliye işlerini yapmak için işçi olarak işe başladığını, müvekkilinin çalışma saatleri 07:00-19:00 iken müvekkilinin 22.06.2013 tarihinde... Tasarım Taahhüt İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait ... üstündeki ofislerini Darıca' ya taşımak için ... ile beraber Ümraniye'deki ofiş eşyalarını araca yükleyip Darıca' ya geldiklerini, ancak ofis eşyalarını indirirken saat 20:00-20.30 civarlarında müvekkilinin sol eline ağır metal kasa düşmesi neticesinde ciddi şekilde yaralandığını ve iş kazası geçirdiğini, kazanın Darıca ilçesinde gerçekleştiğini, gerçekleşen iş kazası sonrasında müvekkilinin yaralandığını, gerçekleşen kazanın neticesinde müvekkilinin ... Hastanesi'ne kaldırıldığını ve sol elinde 3. parmak 1/3 kısmında kanama ve parmağında ayrılma gerçekleştiğini, bunun neticesinde müvekkilinin uzunca tedavi görmüş ise de sol elinin 3. parmağında kalıcı hasar meydana geldiğini ve bu olay neticesinde kendinderi bir parçayı feda etmek durumunda kaldığını, kazanın iş verenin ricası üzerine iş kazası şeklinde kayıtlara yansımadığını, davalı şirketin müvekkilinin akrabası olması ve tedavi ücretini üstlenebileceğini belirtmesi üzerine sanki bir ev kazası gibi yansıtıldığını ve müvekkilinin davalıdan şikayetçi olmadığını, fakat bunun üzerine davalı işveren herhangi bir iyi niyet göstermediğini hatta müvekkilinin işine son verdiğini, yaşanan kazanın iş saatlerinde ve işyerinin eşyaları taşınırken olduğunu, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla tespit davalarının kabulü ile müvekkilinin işyerinde 22.06.2013 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespiti ve müvekkilinin maluliyet oranının tespitine karar verilmesini talep ederek iş bu davayı açtığı anlaşılmıştır.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından Mahkememizin mezkur dosyası üzerinden müvekkili Kurum aleyhine iş kazası tespiti talebi ile ile dava açıldığını, müvekkili Kurum kayıtlarında ... no.lu işyeri sicil dosyası üzerinden işlem görmekte olan diğer davalı ... İnş. Yapı Tasarım Taah. İthalat İhr. San. Tic. Ltd. Şti. işyeri çalışanlarından davacı şahısla ilgili olarak müvekkili Kuruma herhangibir bildirim yapılmadığını, müvekkili Kurum tarafından davacı şahsa ait dosyada yapılan incelemede, iş verene tarafından işkazası bildiriminin yapılmadığı, olay hakkında adli kurumlar tarafından herhangi bir soruşturmanın açılmadığını, sigortalının 22.06.2013 -15.09.2013 tarihleri arasında hastalık sigortasından istirahatli olduğu, 16.09.2013 tarihinde ise çalışır belgesi aldığı bunun dışında dosyada herhangibir bilgi ve belgenin bulunmadığı, dolayısı ile iş kazası olmadığı yönünde tespit yapıldığını belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... İnşaat Şirketi'ne usulüne uygun davetiye çıkartılmasına rağmen davaya cevap vermediği anlaşıldı.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 29.04.2022 tarihli kararı ile davanın kabulü ile
1-Davacı ...'ın 22.06.2013 tarihinde davalı şirkete ait işyerinde çalışırken geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitine;
2-Davacı ...'ın 22.06.2013 tarihinde davalı şirkete ait işyerinde çalışırken geçirdiği iş kazası nedeniyle maluliyet oranının %5,2 oranında olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 15.11.2022 tarihli kararı ile dinlenen tanık beyanları ve hastane kayıtlarının birbiri ile örtüştüğü, davacının 5510 sayılı Kanun anlamında sigortalı olduğu, kaza sonucu bedensel ve ruhsal zarara uğradığı ve olayın sigortalının işyerinde bulunduğu sırada ve işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla gerçekleştiği anlaşıldığından, uyuşmazlığa konu olayın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi gereğince iş kazası olduğu yönünde kanaat getirilerek iş kazası talebinin kabulüne karar verilmesi dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğu, ancak davacının kesinleşmiş bir iş kazası tespiti olmadan maluliyet oranının tespiti talebinde bulunmasında hukuki yararı bulunmadığı, çünkü iş kazası tespitinin kesinleşmesinden sonra kazalı davacı tarafından maluliyet oranının tespiti yönünden Kuruma başvuru yapılmasından sonra Kurum Bölge Sağlık Kurulu tarafından maluliyet oranının tespiti gerektiği, şu aşamada iş kazası tespiti kesinleşmeden Kurum tarafından maluliyet oranı tespitine ilişkin talebin reddine dair bir karar da söz konusu olamayacağından, davacı tarafın iş kazası tespiti talebi kesinleşmeden mahkemeden maluliyet oranı tespiti talebinde bulunmasında hukuki yararı bulunmadığından bu talep yönünden hukuki yarar yokluğundan talebin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle I-Davalı SGK'nın istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,
II-Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine,
1-Davacı ...'ın 22.06.2013 tarihinde davalı şirkete ait işyerinde çalışırken geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitine;
2-Davacının maluliyet oranının tespiti yönünden şu aşamada hukuki yararı bulunmadığından maluliyet oranı tespit talebinin reddine, karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece, "....1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı Kurumun tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İnceleme konusu eldeki davada, davacının işyerinde 22.06.2013 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespiti ve müvekkilinin işgöremezlik oranının tespitine karar verilmesini istemiş; mahkemece davanın kısmen kabulü ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de hüküm eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalıdır.
3-Öncelikle iş kazasının tespiti yönünden verilen kabul kararı yerinde olup davalı Kurum vekilinin bu yöndeki temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
4-İşgöremezlik oranın tespiti açısından ise hukuki yarar yokluğundan davanın reddi yönünde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sürekli iş göremezlik ve malullük halinin belirlenmesinde izlenecek yol; 5510 sayılı Kanun'un “Sağlık Raporlarının Usul ve Esasları'na dair 95. maddesinde (506 sayılı Kanun'un 109. maddesinde) hükme bağlanmıştır. Buna göre Kurum sağlık tesisleri tarafından raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin S.S. Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz hakları mevcuttur. Söz konusu kurulun raporlarının Kurumu bağlayacağı, diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmayıp, Adli Tıp Başkanlığı veya tıp fakültelerinin ilgili ana bilim dalı konseylerinden Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilecekleri 28.06.1976 tarih ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının gereğidir. Öte yandan Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.02.2010 gün ve 2010/21-60 Esas, 2010/90 Karar sayılı ilamı ile 06.10.2010 gün ve 2010/10-390 Esas, 2010/448 Karar sayılı ilamların da belirtildiği üzere Adli Tıp Kurumu Başkanlığının ilgili ihtisas kurulu ile üniversitelerin tıp fakülteleri ilgili bilim dalı başkanlıklarınca ya da S.S. Yüksek Sağlık Kurulunca düzenlenen raporlar arasında çelişkinin mevcut olması halinde, çelişkinin 6754 sayılı Kanunla değişik 2659 sayılı Adlî Tıp Kurumu Kanunu'nun 26. maddesi gereği Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. Üst Kurulu tarafından giderilerek, sigortalının sürekli iş göremezlik oranı ve başlangıç tarihi kesin olarak karara bağlanması da zorunludur. Eldeki dava dosyası incelendiğinde davacının işgöremezlik oranının tespiti isteminde hukuki yararı olduğu Mahkemece bu hususta tespit yapılması gerektiği fakat yukarıda belirtilen prosedüre uyulmadığı ve Kurum Sağlık Tesisi tarafından verilen karara karşı S.S. Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınmadan dosyanın doğrudan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kuruluna gönderildiği ve burdan alınan rapor uyarınca hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle Mahkemece yukarıda belirtilen mevzuat ve prosedür çerçevesinde alınacak raporlar sonucunda yapılacak değerlendirmeye göre hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir ve bozmayı gerektirir.
..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, davacının 22.06.2013 tarihinde geçirmiş olduğu kazanın iş kazası olduğu kabul edilmiş, bu iş kazasından dolayı davacının maluliyet oranı davacı vekilinin kabulü ve Kurum birimlerinin kendi heyetlerinin raporları ile bağlı olması dikkate alınarak maluliyet oranının %4.1 olduğunun tespitine karar verilerek;
I-İstinaf aşamasındaki haklılık durumunun değerlendirilmesi amacıyla dikkate alınarak Davalı SGK'nın istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b.2 bendi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,
II-Davanın esası hakkında
1-Davanın kabulü ile
1-Davacı ...'ın 22.06.2013 tarihinde davalı şirkete ait işyerinde çalışırken geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitine;
2-Davacı ...'ın 22.06.2013 tarihinde davalı şirkete ait işyerinde çalışırken geçirdiği iş kazası nedeniyle maluliyet oranının %4,1 oranında olduğunun tespitine, karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; kararın eksik araştırma ve inceleme sonucu verildiğini, davanın reddi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, iş kazası ve iş göremezlik oranı tespiti istemine ilişkindir.
1- Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Eldeki davada davacı yanın talebinin davalı sigortalının 09.10.2013 tarihli iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının tespiti istemine ilişkin olduğu, nitekim hükme dayanak kılınan Adli Tıp İkinci Üst Kurulunun 16.05.2024 tarih, 1205 sayılı Raporu'nda da davacı ...'in 09.10.2013 tarihinde geçrimiş olduğu iş kazası sonucu %46,0 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağı şeklinde değerlendirme yapıldığı, buna göre İlk Derece Mahkemesince verilen kararda yazılı şekilde "maluliyet ve maluliyet oranı" ifadelerinin kullanılması ve kaza tarihinin "19.10.2013" olduğu halde "26.07.2013" şeklinde yazılmış olması isabetsiz bulunmuştur.
3. Ne var ki bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370.maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1.Davalı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2.Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün gerekçesinde ve 2 numaralı hüküm fıkrasında yer alan "maluliyet oranının" ibaresinin silinmesine, yerine "sürekli iş göremezlik oranının" ibaresi yazılmasına ve yine kararın 2 ve 3 numaralı hüküm fıkralarında "26.07.2013" olarak yazılan kaza tarihinin "19.10.2013" olarak yazılmasına ve kararın bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi