Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/2913 K.2025/4971
1. Hukuk Dairesi 2024/2913 E. , 2025/4971 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2846 E., 2024/66 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/195 E., 2021/95 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; Kırklareli ili, ... ilçesi, ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 2 11... parsel sayılı taşınmazın davalıların murisi ... adına, bitişiğindeki 2 11... parsel sayılı taşınmazın ise kendi adına senetsizden tespit görüp tapuya tescil edildiğini, adına tespit gören 2 11... parsel sayılı taşınmaza bitişik çekişmeli yerin dava konusu 2 11... parsel sayılı taşınmaz içerisine katılarak tespit maliki ... adına tescil edildiğini, zilyetliği altında bulunan dava konusu kısmın geçmişten bu yana 11 parsel sayılı taşınmaz ile birlikte ve bir bütün halinde malik sıfatıyla olmak üzere zilyetliği ve tasarrufu altında bulunduğunu, eklemeli zilyetliğinin elli yılın üstünde olduğunu, dava konusu kısmı davalılar ve murislerinin bugüne kadar hiçbir zaman kullanmadıklarını, dava konusu yere baraka tarzında bir yer yaptığını, meyve ağaçları diktiğini, kendisine ait yer ile davalılara ait yeri ayıran sınırın zeminde belli olduğunu, aralarında çok eskiden kalma duvar bulunduğunu, bu sınırın öteden beri sabit olduğunu açıklayarak 2 11... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile keşfen miktarı belirlenecek kısmın ifrazen 2 11... parsele eklenerek adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... cevap dilekçelerinde; dava konusu taşınmazın tamamının ezelden bu yana murisleri tarafından kesintisiz ve çekişmesiz olarak malik sıfatıyla kullanıldığını, davacının öteden beri taraflarına ait olan taşınmazdan haksız ve dayanaksız olarak hak elde etmeye çalıştığını, tapu ve kadastro kayıtlarının incelenmesi ve mahkeme huzurunda dinletilecek tanıkları ile dava konusu taşınmazın tamamının taraflarına ait olduğunun ispatlanacağını, davacı tarafından taraflarına ait taşınmaza haksız olarak kaçak bina inşa edilmeye çalışıldığını ve bu haksız işgal hakkında idari kurumlara şikayette bulunulduğunu bildirerek davanın reddini talep etmişlerdir.
Davalılar ... ve ... cevap dilekçesinde, davacının dava konusu taşınmaz üzerinde hakkının bulunmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmaz ile davacıya ait parseller arasında keşif esnasında zeminde müşahade edildiği şekliyle kot farkının bulunduğu, dava konusu taşınmaza revizyon gören kaydın miktar fazlası bölümü yönünden davalılar lehine kazanım şartlarının oluştuğu, davacı tarafından delil olarak sunulan vergi kaydının dava konusu taşınmaza aidiyetinin tespit edilemediği hususunun bilirkişi raporunda belirtildiği, tüm bu deliller ile tanık anlatımları bir arada değerlendirildiğinde davacının iddiasının ispatlanamadığı ve kadastro tutanaklarının doğruyu yansıttığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı dayanağı tahrir kaydının zemine uyması halinde zilyetlik belgesi niteliğinde bulunduğundan, tek başına mülkiyet kazanımı için yeterli olmadığı, zilyetlik ile birleşmesi gerektiği, davacının dava konusu taşınmaz bölümü üzerinde zilyetliğinin tespit tarihi itibariyle kanıtlanamadığı belirtilerek yazılı şekilde davanın reddine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde; dosya kapsamında yer alan 07.09.2018 tarihli bilirkişi raporuna göre davanın haklılığının ispat edildiğini, raporda kırmızı renk ile gösterilen bölümün dava konusu taşınmaz olduğunu, sözü edilen taşınmazın davacı dayanağı tahrir kaydının kapsamında kaldığını, sonraki tarihli bilirkişi raporunun ise usul ve yasaya aykırı olduğunu ve dosya kapsamı ile örtüşmediğini, bu raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, davalıların imar-ihya ile taşınmazı edinmelerinin söz konusu olmadığını, davalılara ait 2 11... parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kaydının 80,00 metrekare olarak tesis edilmiş olmasına rağmen kadastro sırasında kaydın miktarından çok daha fazlasına revizyon gördüğünü, davalıların fazla kısmın imar ve ihya yoluyla edindiklerini iddia ettiklerini ancak bu iddialarını ispat edemediklerini, keşifte ve huzurda dinlenen bilirkişiler ile tanıkların yaş itibariyle bu durumu bilebilecek kişiler olmadıklarını bildirerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir.
Dosyada mevcut tapu kayıtları ile kadastro tutanağının incelenmesinde; dava konusu edilen Kırklareli ili, ... ilçesi, ... köyü 2 11... parsel sayılı taşınmaz, Kasım 1953 tarih, 1 sıra numaralı tapu kaydı ile davalıların murisi ... adına “bahçe” vasfı ile tespit ve tescil edilmiştir.
Kadastro tutanağına göre tespite dayanak tapunun hudutları itibariyle 2 11... parseli kapsadığının, uygulanan tapu kaydının miktar fazlalığının mevcut olduğunun, ancak miktar fazlalığının 1955 yılında imar ve ihya nedeni ile ana taşınmaza katıldığının ve bu şekilde tespit malikinin zilyet ve tasarrufunda iken köy nüfus defterinin 242 nolu hanesinin incelemesinden mevcut tapu miktar fazlasının senetsizler defterine alındığının belirtildiği ve dayanak kayıt maliki adına tespit olduğu belirlenmiştir.
Davacının maliki olduğu Kırklareli ili, ... ilçesi, ... köyü 211 ada, 11 parsel sayılı “bahçe” vasıflı 237,03 metrekare yüz ölçümüne sahip taşınmazın ise belgesizden davacı ... adına tespit ve tescil edildiği görülmüştür. Taşınmazların kadastro tespitleri 27.07.2006 tarihinde kesinleşmiş, eldeki dava 19.07.2016 tarihinde açılmıştır.
Davacı mülk edinmeye muktedir zilyetliğe ve vergi kaydına dayanarak tapu iptali ve tescili isteğinde bulunmuş, davalılar ise taşınmaza revizyon gören tapu kaydına ve irsen intikal eden zilyetliğe dayanarak davanın reddini savunmuştur.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebepler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı ...'ın temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.