Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/3458 K.2025/5000

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3458 📋 K. 2025/5000 📅 06.11.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/3458 E.  ,  2025/5000 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3057 E., 2024/968 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/6 E., 2022/321 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; maliki olduğu 2 49... ve 38 parsel sayılı taşınmazların ... Vakıflar Bölge Müdürlüğünün tek taraflı talebi üzerine ... ... ... Vakfı adına tescilinin yapıldığını, taşınmazın arsa vasfında olduğunu, kadastro evraklarında dönemin defterdar vekilinin 02.05.1940 tarihli imzalı yazısında “Sahibi meçhul firarı ve mütagayyip eşhasdan metruk bulunan bu arsanın Maliye Hazinesi adına tescili beyan olunur.” dendiğini, tapu kayıtlarından dava konusu taşınmazın hangi vakfa ait olduğunun kesin olarak bilinemediğini ve herhangi resmi ve muteber bir belgeye dayanmaksızın adı geçen vakıf adına tescil edildiğini, dava konusu yerin halk arasında ... Cafe adıyla bilinen yer olup yıllardır park alanı olarak halkın kullanımına açık olduğunu, kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanıldığını, taşınmazda vakıf yoluyla vücuda gelen bir eser bulunmadığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; Vakıflar Kanunu'nun 30. maddesi, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 693. maddesi ile Vakıflar Yönetmeliği'nin 178. maddesince dava konusu taşınmazın mazbut vakfı adına tescil ettirilmesi işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve esası belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazların vakıf malı ve kültür varlığı olduğu, taşınmazların aslının vakıf olup kanuna uygun olarak vakfına döndüğü gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazların kentsel sit alanında kaldığı, davaya konu taşınmazlar ve dava dışı bir kısım taşınmazlar üzerinde yer alan ''... ... Hamamı''nın korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edilmesine karar verildiği, eski yapının ihyasının mümkün olduğu, davaya konu vakfın mazbut vakıflardan olup korunması gerekli kültür varlığı belirtmesi bulunan taşınmazların vakıf yoluyla meydana getirildiği, 5737 sayılı Kanunu’un 30. maddesi uyarınca vakfı adına tescil edilmiş olmalarında hukuka aykırı bir yön olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın kadastro çalışmalarında arsa vasfında olduğunu, Vakıflar Kanunu’nun 30. maddesindeki koşullar sağlanmaksızın vakfı adına tescil yapıldığını, taşınmazın temessük belgesi dahi bulunmadığını, ... ... (...) Hamamı'nın 2 49... ilâ 38 parsellerde yer aldığının tespiti için araştırma kazısı dahi yapılmadığını, sadece vakfiyede adı geçen bir eserden yola çıkılarak tahmini olarak bir değerlendirme yapıldığını, taşınmazda vakıf yoluyla vücuda gelen bir eserin emaresi dahi bulunmadığını, bölgede bir hamamın mevcudiyeti varsa bile 54. Mekanize Tugay Komutanlığına ait alanda bulunduğunu, kafenin bulunduğu alanı kapsamadığının bilindiğini, bilirkişi raporlarının hükme esas alınır nitelikte bulunmadığını, 1954 yılında bu alanda yapılan bir hafriyat çalışmasında ortaya çıktığı iddia edilen arkeolojik olgunun varlığına rağmen vakıf lehine tescil talebinde bulunulmadığını, koruma kurulunca bir karar alınmadığını, ...Komutanlığı Askeri Yasaklı Bölge sınırlarında bulunmakta olup bağımsız bir alanda olmadığını, 1999 tarihli koruma kurulu kararı olmadığını, bilirkişilerin hakimin yerine geçerek değerlendirme yapamayacağını, davalı adına yapılan tescilin yolsuz tescil niteliğinde bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; dava konusu 2 49... parsel sayılı 1.2 96... miktarlı arsa ve 2 49... parsel sayılı 70... miktarlı arsa nitelikli taşınmazların 30.05.1940 tarihli kadastro işlemi ile Maliye Hazinesi adına kayıtlı iken 03.03.1953 tarihli temlik ile ... Belediyesi adına tescil edildiği, davalı İdare tarafından 22.06.2020 tarihli taşınmazın 5737 sayılı Kanun'un 30. maddesi kapsamında mazbut vakfı adına tesciline ilişkin talebi ile 06.01.2021 tarihinde ... ... ... Vakfı adına tescil edildiği, 08.06.20 20... nolu ... Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararı ile 2 49... , 33, 34, 35, 36, 37, 38 parsellerde kaldığı tespit edilen ... ... (...) Hamamı’nın kültür varlığı olarak tesciline karar verildiği, dosya arasına alınan vakfiyede bahsi geçen hamamdan bahsedildiğinin bilirkişi raporu ile tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacının temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.