Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/4625 K.2025/4266
1. Hukuk Dairesi 2024/4625 E. , 2025/4266 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/632 E., 2024/293 K.
İlk Derece Mahkemesince, bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; davaya konu 1, 13... nolu bağımsız bölümleri davalı Şirketin yasal temsilcisi olan diğer davalı ...'ın, satış bedelini devirden hemen sonra ödeyeceklerini söyleyip kendisine olan güveni de suistimal etmek suretiyle davalı Şirkete devrini sağladığını, devirden sonra davalı tarafça oyalandığını, satış bedelinin halen ödenmediğini ileri sürerek tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla davalı Şirket adına olan tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar; taşınmazların davalı Şirkete üzerindeki haciz ve ipoteklerle birlikte 13.01.2017 tarihinde devredildiğini, resmi senette belirtildiği üzere toplam 95.000,00 TL'nin davacıya elden ödendiğini, toplam 300.000,00 TL değerindeki ipotek borçlarının kapatıldığını, davalı ...'ın taraf sıfatı bulunmadığını belirterek davanın usul ve esastan reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 21.03.2019 tarihli ve 2017/392 Esas, 2019/108 Karar sayılı kararıyla; incelenen akit tablolarına göre dava konusu taşınmazların bedelinin ödendiği, davacının resmi yazılı senede karşı iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiği, ancak resmi senet içeriğine karşı herhangi bir yazılı delil sunmadığı ve davasını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 11.11.2020 tarihli ve 2019/1539 Esas, 2020/1212 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 06.10.2021 tarihli ve 2021/296 Esas, 2021/5193 Karar sayılı kararıyla; her türlü delille ispat edilebilen hile hukuki nedenine dayalı davalarda tanık delilinin en önemli delillerden olduğu gözetilerek taraflara tanık listelerini ibraz etmek üzere usulüne uygun şekilde süre verilmesi, bildirilmesi halinde tanıkların usulünce dinlenmesi, toplanan ve toplanacak delillerin bir arada değerlendirilmesi ve varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiğine değinilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının taşınmazları bedellerini ödeyerek satın aldığı, davacının hile iddiasını ispatlayamadığı, her ne kadar davacı tanıklarından ... satış sırasında avukat sıfatıyla tarafların yanında olduğunu belirtip taraflarca imzalandığı beyan edilen sözleşmeleri dosyaya sunmuş ise de taraflarca getirilme ilkesi gereği, dosyaya davacı tarafından sunulmayan bir belgenin delil olarak değerlendirilmesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 145. maddesi kapsamında kalmadığı, aksi düşünülse dahi belge içeriklerinin incelenmesinde davalılarca bedelin ödenmediğine dair bir açıklama bulunmamakta olup işin esasına etki edecek mahiyette olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialarını yinelemiş, dükkanın değerinin hesaplanmasına dair itirazlarının bilimsel verilerden uzak şekilde reddedildiğini, HMK'nın 145. maddesi kapsamında dava dosyasına sunulan belge ile ilgili olarak araştırma yapılmadan noksan inceleme ile karar verildiğini, bu belgenin işin esasına etki edeceğini, anlaşma gerekleri tam olarak sağlanmadığından davalının taşınmazları iade edeceğini kabul ettiğini, borcun ödenmediğini, davacının semenin ödeneceği düşüncesi uyandırılarak kandırıldığını, taşınmazın mülkiyetinin naklinin sağlandığını, hükmedilen vekalet ücretinin yüksek olduğunu, usul ve yasaya aykırı karar verildiğini belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, hile (aldatma) hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 100 62... parseldeki 1 nolu dükkan ile 108 07... parseldeki "çatıda odası olan konut" vasıflı 13... nolu bağımsız bölümler davacı ... adına kayıtlı iken 13.01.2017 tarihli satış işlemi ile üzerilerindeki şerhler, beyanlar ve rehin haklarıyla birlikte davalı Şirkete temlik edildiği, satış işlemi sırasında diğer davalı ... ...’in davalı Şirketi temsilen hareket ettiği anlaşılmaktadır.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.