Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2859 K.2025/4283

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2859 📋 K. 2025/4283 📅 06.10.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/2859 E.  ,  2025/4283 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/564 E., 2024/806 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : (Kapatılan)Ardahan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/370 E., 2020/214 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım davalılar ... v.d. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; dava konusu ................................. köyü 1 32... ve 97 parsel sayılı taşınmazların kendisi tarafından uzun yıllardır malik sıfatıyla zilyet edildiği halde kadastro sırasında 1 32... parselin ..., 1 32... parselin ise davalı ... adına tespit ve tescil edildiğini, kadastro tespitinin hatalı olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ...; davacının 1 32... parselde hiçbir hakkının bulunmadığını, taşınmazın kendisine annesinden intikal ettiğini, kadastro sırasında davacının babası ..........ve davalı ...’ün bilirkişi olarak yer aldığını ve bu yerin kendisine ait olduğunu bildiklerinden taşınmazın adına tescil edildiğini, uzun yıllardan beri kendisinin kullandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...; dava konusu taşınmazda kendisinin hiçbir alakasının olmadığını, kadastro tespitinde yanlışlık yapıldığını, ancak kendisinin bir kusurunun bulunmadığını belirterek gereğinin yapılmasını istemiştir.
Davalılar ..., ..., ..., ... ve ...; iddiaların doğru olmadığını, davacının ölü kişiye karşı dava açtığını, öncelikle bu sebeple davanın reddinin gerektiğini, davacının dava konusu taşınmazla hiçbir ilgisinin bulunmadığını, taşınmazın uzun yıllardır kendileri tarafından kullanıldığını, dava konusu 1 32... parsele bitişik dava dışı 1 32... parsel sayılı taşınmazın da davacı adına tescil edildiğini belirterek davanın reddini savunmuşlar, aşamada Mahkemeye sundukları dilekçelerinde ise taşınmazın 1.5 00... ’lik kısmının mirasbırakanları ...'e ait olduğunu, geriye kalan kısmın ise davacıya ait olduğunu beyan etmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... adına tespit ve tescil edilen dava konusu 1 32... parsel sayılı taşınmaz bakımından mahalli bilirkişilerin uyumlu ve tutarlı beyanlarıyla taşınmazın davalı ... ve diğer davalıların mirasbırakanı ... tarafından kullanıldığının anlaşıldığı, davacının 1 32... parsel sayılı taşınmaz yönünden iddiasını ispatlayamadığı, diğer dava konusu 1 32... parsel yönünden ise mahalli bilirkişilerin ve tanıkların taşınmazın öncesinde kök mirasbırakan ... ...'e ait olup mirasçıların aralarında yaptıkları taksimle taşınmazın davacı tarafından kullanıldığını beyan ettikleri, davacının malik sıfatıyla 20 yılı aşkın zamandır dava konusu 1 32... parsel sayılı taşınmazı kullandığı gerekçesiyle dava konusu 1 32... parsel yönünden davanın kabulüne, diğer dava konusu 1 32... parsel yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalılar tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararın 1 32... parsel yönünden ... mirasçıları olan davalılar tarafından istinaf edildiği, İlk Derece Mahkemesince delillerin takdirinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen hususların istinaf aşamasında ileri sürülemeyeceği gözetildiğinde davalıların istinaf aşamasında sundukları iskan tapu kaydının dikkate alınamayacağı gerekçesiyle davalıların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerekçeli karar kendilerine tebliğ edilip kararı bir hukukçuya gösterince davanın mahiyetinin farkına vardıklarını, karar tarihinden sonra taşınmazın kadastro öncesinde mevcut 28.03.1938 tarihli iskan tapusunu bulduklarını, bu tapu kaydının kadastro sırasında hiç dikkate alınmadığını, eski tapunun 3.0 00... olduğunu ve dava konusu 96... parseli bir bütün olarak kapsadığını, fiili olarak bu eski tapudaki tarlayı 3 parça halinde kullandıklarını, bir parçasının davalı ... tarafından, bir parçasının davacının babası ... ...'e isabet edip davacı ............. tarafından, diğer parçasının ise mirasbırakanları ... tarafından kullanıldığını, davalı ...'nin durumu bildiği halde tapusu elinden gitmesin diye mirasçılardan ...'i bulup davayı kabul yönünde beyan vermesini sağladığını, mirasçı ...'in eski tapudan haberdar olsaydı kendisini hak kaybına uğratacak dilekçeyi mahkemeye vermeyeceğini, dava konusu 96... parsellerin bütün olarak kullanılıp gerçekte eski iskan tapusuna bağlı parseller olduğunu, yeniden keşif yapılarak tüm gerçeklerin ortaya çıkarılmasını istediklerini, iskan tapusu gereğince kendilerinin taşınmazda haklarının olduğunu, dava konusu taşınmazı uzun yıllardır kendilerinin kullandığını, ayrıca davacının dava dilekçesinde ölü mirasbırakanları ...'ü davalı göstererek dava açtığını belirterek kararın bozulmasını istemişlerdir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
............................... köyü çalışma alanında bulunan 1 32... parsel sayılı taşınmaz senetsizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına; 1 32... parsel sayılı taşınmaz ise senetsizden irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle diğer davalıların mirasbırakanı ... adına tespit edilmiş, kadastro tespitlerinin itiraz edilmeksizin 25.10.2007 tarihinde kesinleşmesi üzerine taşınmazların anılan kişiler adına tescil edildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, davalı ... adına kayıtlı olan dava konusu 1 32... parsel yönünden davanın reddine, ... adına kayıtlı diğer dava konusu 1 32... parsel yönünden ise iddianın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm ... mirasçıları olan davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, davacının dava dilekçesinde "ölü ... mirasçıları"na husumet yönelterek dava açtığı, Mahkemece de ... mirasçıları tespit edilerek taraf teşkilinin sağlandığı, bir başka ifadeyle davanın ölü kişiye husumet yöneltilerek açılmadığı açıktır. Diğer yandan, HMK'nın 141. maddesinde belirtilen savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı gözetildiğinde ... mirasçıları olan davalılar tarafından ilk defa istinaf aşamasında sunulan 28.03.1938 tarihli eski tapu kaydına dayalı savunmaya itibar edilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalılar ... v.d. vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
Davalılar ... v.d. vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 1 32... parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; Mahkeme gerekçesinde mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre dava konusu 96 parsel sayılı taşınmazın müstakilen davacı tarafından kullanıldığı belirtilmişse de mahalli bilirkişi ve tanıkların taşınmazın zilyetlik durumuna ilişkin beyanlarının kesin bilgi içermediği ve çelişkili olduğu, mahalli bilirkişi ...'ın taşınmazın kök mirasbırakan ... ...'ten kaldığını, mirasçılar arasında taksim yapılıp yapılmadığını bilmediğini, ancak 96 parsel sayılı taşınmazı davacının, 97 parsel sayılı taşınmazın güney kısmının ... mirasçıları, kuzey kısmının ise davalı ... tarafından kullanıldığını; mahalli bilirkişi ...'ın ise taşınmazların kök mirasbırakan ... ...'ten kalan yerler olduğunu, mirasçılar arasında taksim yapıldığını ancak kime neresinin kaldığını bilmediğini, taşınmazları ... mirasçılarının ortak olarak kullandıklarını, taşınmazı davacının da davalıların da ekip biçtiğini gördüğünü; mahalli bilirkişi ... ...'in de taşınmazların kök mirasbırakan ... ...'ten kaldığını, mirasçıların taksim yaptığını ancak kime neresinin düştüğünü bilmediğini, halihazırda taşınmazları davacı ve davalıların da kullandıklarını; davacı tanıklarının ise taşınmazların mirasbırakan ... ...'ten kaldığını, ölümünden sonra mirasçıların taksim yaptıkları, 96 parseli davacının, 97 parselin kuzey tarafını davalı ...'nin alt kısmını ise ...'ün kullandığını, dava konusu taşınmazlarda davacı ve davalıların da hakkının bulunduğunu beyan etmişlerdir.
Şu halde, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre dava konusu 96 parsel sayılı taşınmazın kim ya da kimler tarafından kullanıldığı konusunda çelişki oluştuğu halde Mahkemece bu çelişkiler giderilmeden sonuca gidildiği, diğer yandan taşınmaz üzerindeki zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kadastro öncesinde taşınmazların fiilen taksim edilerek kullanılıp kullanılmadığı hususlarının belirlenmesi açısından hava fotoğraflarından yararlanılmadığı, eksik araştırma ile yetinilerek sonuca gidildiği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, öncelikle kadastro tespit tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı tarihte çekilmiş streoskopik hava fotoğrafları ile temin edilebilen en eski tarihli uydu fotoğrafları Harita Genel Müdürlüğünden getirtilip dosya arasına alınmalı, bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ve fen bilirkişisi huzuruyla yeniden keşif yapılmalı, fen bilirkişisine hava fotoğrafları ve uydu fotoğrafları üzerinde inceleme yaptırılarak taşınmazın sınırlarının kadastro öncesinde nasıl ve ne şekilde olduğu, öncesinde taksim yapılarak taşınmazın kullanılıp kullanılmadığı konusunda rapor hazırlattırılmalı, mahalli bilirkişi ve tanıklardan dava konusu 96 parsel sayılı taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kim veya kimler tarafından ne şekilde kullanıldığı, kullanımın kimden kime ve ne şekilde geçtiği, taraflar arasında taksim yapılıp yapılmadığı, taksim yapıldıysa kimin nereyi kullandığı hususları tek tek ve olaylara dayalı olarak sorularak ayrıntılı beyanları alınmalı, beyanlar arasında oluşacak çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı, çelişkinin giderilmemesi halinde hangi beyana üstünlük tanındığının gerekçesi karar yerinde açıklanmalı; bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar ... v.d. vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönden kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.