Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/4139 K.2025/4130
1. Hukuk Dairesi 2024/4139 E. , 2025/4130 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/39 E., 2022/35 K.
Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil davasından dolayı bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, Mahkemece asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararının asıl ve birleştirilen davada davacı vekilince temyizi üzerine Dairece bu kez; davaların birleştirilmesiyle bağımsız dava olma özelliğini kaybetmedikleri gözetilerek, ''istinaf'' kanun yoluna tabi olduğu anlaşılan birleştirilen dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi, sonucunda verilen kararın temyiz edilmesi halinde dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesi (birleştirilen dosya temyiz edilmese dahi temyize tabi olan asıl dosyasının gönderilmesi) için dosyanın Yerel Mahkemesine iadesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince birleştirilen dava yönünden yapılan inceleme neticesinde; davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen asıl davaya ilişkin karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı; mirasbırakan ...’un dava konusu 437 parsel sayılı taşınmazdaki ½ payını ve eşi...tan intikal eden 2/16 payını satış suretiyle oğlu olan davalı ...’a temlik ettiğini, işlemin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, dava konusu taşınmazda annesi ...........’den kendisine intikal eden 3/16 payın da aynı akit ile bilgisi dışında sahte işlemlerle davalıya devredildiğini ileri sürerek devrettiği pay yönünden resmi akitteki imzanın sahteliğinin tespiti ve tapunun iptaline, mirasbırakan .............in devrettiği pay yönünden ise tapu kaydının miras payı oranında iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Birleştirilen davada davacı, aynı iddiaları ileri sürerek 497 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak tapu iptali ve tescil talebinde bulunmuştur.
II. CEVAP
Asıl ve birleştirilen davada davalı; satışın gerçek olduğunu, bedeli bizzat babası ve kardeşine ödediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Asıl davada Mahkemenin 05.02.2016 tarihli ve 2013/748 Esas, 2016/63 Karar sayılı kararı ile; iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin asıl davaya ilişkin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 03.04.2019 tarihli ve 2016/7473 Esas, 2019/2371 Karar sayılı kararı ile; ''... Hemen belirtmek gerekir ki, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 25.05.2014 tarihli raporunda 05.09.2002 tarih .............. yevmiye nolu senette davacı ...’e atfen atılı imzaların davacı ...’in eli ürünü olduğu saptanmak suretiyle sahtecilik iddiası yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davacı vekilinin bu yöne ilişkin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddine. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; .... davacı, mirasbırakanın dava konusu 437 parsel sayılı taşınmazdaki ½ payı ile eşi.........’den intikal eden 2/16 payı yönünden muris muvazaası iddiası ile dava açmasına rağmen Mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmamıştır. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeleri kapsar biçimde taraf delillerinin toplanması, taraf tanıklarının yeniden dinlenerek mirasbırakanın gerçek irade ve amacının duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.'' gerekçesi ile bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iddiaların ispatlanamadığı gerekçesi ile asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.
V. DAİRENİN İŞLEMSİZ İADE KARARI
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuş, Dairenin 02.11.2022 tarihli ve 2022/4049 Esas, 2022/7207 Karar sayılı kararıyla; ''... Hal böyle olunca; davaların birleştirilmesiyle bağımsız dava olma özelliğini kaybetmedikleri gözetilerek, ''istinaf''' yoluna tabi olduğu anlaşılan birleştirilen dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi, sonucunda verilen kararın temyiz edilmesi halinde dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesi (birleştirilen dosya temyiz edilmese dahi temyize tabi olan asıl dosyasının gönderilmesi) için dosyanın İlk Derece Mahkemesine iadesi gerekmektedir.'' gerekçesiyle dosyanın Yerel Mahkemesine işlemsiz iadesine karar verilmiştir.
VI. İSTİNAF
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 06.06.2024 tarihli ve 2023/430 Esas, 2024/1628 Karar sayılı kararı ile; birleştirilen dosya ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde, 497 parsel nolu taşınmazın muris anneden gelen pay ile muris ...'in kendi payını davalıya satarak devrettiği, tanık beyanlarına göre murisin ekonomik durumunun iyi olmadığı, davacının kendisinin de eşinin rahatsız olması nedeni ile ihtiyacı olduğu, taşınmazın satılığa çıkarıldığı, taşınmazlarda ortak olan davalının yabancıya gitmemesi için almak istediği, bedelini ödeyerek satın aldığı, murisin mal kaçırma kastı ile değil, ihtiyacı nedeni ile satış yaptığı, davacının da payını sattığı, murisin mal kaçırmak kastı ile hareket ettiğinin davacı tarafça her türlü şüpheden uzak olarak kanıtlanması gerektiği, usulüne uygun olarak kanıtlanmadığı, böylece Mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan birleşen dosya yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine yasa gereği kesin olarak karar verilmiş, asıl dava yönünden inceleme yapılmak üzere dosyanın Yargıtaya gönderilmesine hükmedilmiştir.
VII.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesi ile; mirasbırakan ...'un tapudaki payını muvazaalı olarak davalı ...'a satış göstermek sureti ile devrettiğini, gerçekte bir satış bedeli ödenmediğini, karşı tarafın para ödediğine dair inandırıcı delil ve beyanının bulunmadığını, karşı tarafın tanık ifadelerinin dahi ortada gerçek satışın olmadığını gösterdiğini, Mahkemece delillerin takdirinde yanılgıya düşüldüğünü, murisin satışa ihtiyacı olmadığı gibi terekesinden de ödenen bedelin çıkmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl ve birleştirilen davalar, sahtecilik ve muris muvazaası hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1918 doğumlu mirasbırakan ...'un 06.02.2008 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı oğlu ......... ile davalı oğlu ...............'ın kaldıkları, mirasbırakanın 437 parsel sayılı taşınmazdaki ½ payını ve 29.12.2000 tarihinde ölen eşi ..........den intikal eden 2/16 payını, davacının da, annesi ...’den intikal eden 3/16 payını 05.09.2002 tarih ve 5805 yevmiye nolu senetle davalıya satış suretiyle temlik ettikleri, yine murisin birleştirilen davada dava konusu 497 parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 payını ve eşi .............den intikal eden payını ve davacının da annesinden intikal eden payını 18.10.2005 tarihli satış işlemi ile davalı ...'a devrettikleri, Bölge Adliye Mahkemesince birleştirilen davaya ilişkin davacının istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın kesin olarak verildiği, istinaf kararından sonra davacı vekili tarafından sunulan 02.07.2024 tarihli "temyiz talebi hakkında" başlıklı dilekçede aynen ; ''... Yüksek Mahkemenizde görülen davamız asıl dava yönünden incelenmek üzere Yargıtaya sevkine karar verilmiştir. Asıl dava yönünden davamızın Yargıtay nezdinde incelenmesini ve bu doğrultuda gerekli yasal işlemlerin ikmalini talep eder...'' şeklinde beyanda bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, özellikle davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 02.07.2024 tarihli "temyiz talebi hakkında" başlıklı dilekçeden asıl davanın temyizen incelenmesinin talep edildiği anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VIII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
01.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.