Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3999 K.2025/3999

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3999 📋 K. 2025/3999 📅 25.09.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/3999 E.  ,  2025/3999 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/170 E., 2025/78 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı Hazine vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; ... ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan 2 72... parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında ... Köyü Tüzel Kişliği adına tespit edildiğini, taşınmazın kısmen dere yatağı kısmen de taşlık olduğunu, bir kısmının da Köy Tüzel Kişiliği tarafından kiraya verilerek kullanıldığının tespit edildiğini, kadastro tarihine kadar hiçbir kullanımının olmadığını, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup mülkiyetinin Hazineye ait olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptaliyle Hazine adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, dava konusu taşınmaz Köy Tüzel Kişiliğine aitken 6360 sayılı Kanun gereğince Belediyeye tahsis edildiğini, taşınmazın tarla olup kadastro çalışmalarından önce Köy Tüzel Kişiliğinin kiraladığı kişiler tarafından sürekli olarak ekilip biçildiğini ve tüzel kişiliği yönünden iktisap koşullarının gerçekleştiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.03.2016 tarihli ve 2014/7 78... /106 Karar sayılı kararıyla; davanın mahiyeti itibarıyla yolsuz tescilin ortadan kaldırılması talebine yönelik olduğu, kadastro öncesi hukuki nedenlere dayanılmadığı, bu nedenle hak düşürücü süreye tabi olmadığı, tüm delillere göre taşınmazın tarım arazisi olarak kullanıldığı ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili ve davalı ... Belediye Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 31.03.2021 tarihli ve 2021/4 36... /3045 Karar sayılı kararıyla; davanın kadastro öncesi nedene dayandığı, araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu, harita mühendisi bilirkişi raporunda taşınmaz içerisinde çok sayıda ekili ve sürülü alanlar olduğu belirtildiği halde bu kısımların hangi alanlar olduğu ve kullanılmayan alanların taşınmazın hangi kısmına isabet ettiğinin belirtilmediği, tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin hava fotoğrafları getirtilip jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden taşınmazın evveliyatı, kullanım süresi, niteliği ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlanıp tamamlanmadığı hususlarını açıklar rapor alınması gerektiği, soyut nitelikte ve yetersiz tek ziraatçi bilirkişi tarafından hazırlanan raporun hükme esas alındığı, ilk kayıt maliki ... adına aynı çalışma alanı içerisinde kadastro sırasında belgesiz zilyetlik nedeniyle tespit edilen taşınmaz bulunup bulunmadığının da yöntemince araştırılmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yerel bilirkişilerce dava konusu taşınmazın yaklaşık olarak 50-60 köylü tarafından tarla olarak kullanıldığı, buğday, çavdar ve arpa ekildiği, kullanan kişilere taşınmazın babası ve dedesinden kaldığı, traktörden önce öküzle sürülüp taşlarının toplandığı, köy arazisi olduğunun beyan edildiği, hava fotoğraflarına göre 1975 yılında kuzey yönünde dere yatağına kadar olan kısmın imar-ihya edildiği, 1992 yılında ise A ve C ile gösterilen kısımların tarımsal amaçlı kullanıldığı, B kısmının kuru dere, D kısmının ise ham toprak vasfında olduğu, A ve C kısımlarında kadastro tarihinden geriye doğru uzun süredir tarımsal faaliyet yapılmadığı, evveliyatının Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu, imar-ihya ve zilyetliğin bulunmadığı, B ve D kısımlarında uzun süredir tarımsal faaliyet yapıldığı, imar-ihya edilerek 20 yılı aşkın süredir kesintisiz olarak tarımsal amaçlı kullanıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, teknik bilirkişi raporunda B harfiyle gösterilen 27.215, 41... ve D harfi ile gösterilen 31.734, 16... ’lik kısımların tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline, A harfi ile gösterilen 25.567, 68... ve C harfi ile gösterilen 89.597, 63... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın uzun yıllardan beri köy ahalisi tarafından Köy Tüzel Kişiliğinden kiralanmak suretiyle aralıksız kullanıldığını, taşları toplanmak suretiyle imar ve ihya edildiğini, sınırların arazi üzerinde mevcut olduğunu, kıraç arazi olması nedeniyle bir yıl ekilip bir yıl nadasa bırakıldığını, köyün dağlar arasında bulunması nedeniyle köylünün geçimini taşınmazdan sağladığını ve makinalı tarımın gelişmesi neticesinde taşınmazın işlenilmesinden vazgeçildiğini, bilirkişi raporlarında ekilmediği belirtilen alanların nadasa bırakıldığını, yerel bilirkişilerin taşınmazın çocukluklarından beri köylüler tarafından kullanıldığını beyan ettiklerini, bozma öncesi bilirkişi raporunda 1954 hava fotoğraflarında sabit sınırların mevcut olduğunun bildirildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup kullanılmadığını, kısmen dere yatağı kısmen taşlık olduğunu, bir kısmının ise Köy Tüzel Kişiliği adına tespit edildikten sonra kullanılmaya başlandığını belirtip kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastrodan önceki hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinden; davaya konu taşınmazın geldisi olan 2 72... parsel sayılı 174.116, 44... taşınmazın ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/1 38... /283 karar sayılı dosyasıyla ... Karasu mirasçıları tarafından Hazine ve Köy Tüzel Kişiliği aleyhine açılan davadan 30.10.2003 tarihinde vazgeçildiği, bu hususun davacılar vekilince de kadastro müdürlüğüne bildirildiği, ancak Mahkemece 04.12.2003 tarihli kararda vazgeçmeye rağmen bu kısmı kadastro mahkemesine davalı olarak bildirilmesi yönünde hüküm tesis edildiği, ... Kadastro Mahkemesinin 02.03.2005 tarihli ve 2004/177 Esas, 2005/1 Karar sayılı kararıyla bu sahanın olağan kadastrosunun yapılması için dava dosyası ve eklerinin kadastro müdürlüğüne gönderildiği, Kadastro Mahkemesince 11.10.2004 tarihinde yapılan keşifte kadastro teknisyenliğince tek parsel olarak belirtilen yerin içerisinde A harfinden M harfine kadar devam eden yerlerin daha önce tescil talep edilip vazgeçme nedeniyle tescili reddedilen saha olup 14 adet ayrı ayrı kullanılan parseller olduğu görüldüğünden zeminde mevcut sınırlara göre yeniden 272 adanın parsel numaraları verilerek 2 72... parsel sayılı taşınmazın ..., diğer 13 adet taşınmazın da beyanlar hanesinde muhdesatların ve işgalcilerin belirtildiği 2 72... ilâ 15 sayılı parseller olup mülkiyetinin Hazineye ait olduğu belirtilerek 21.09.2005 tarihinde ... adına tespit edildiği, kadastro tespitinin 25.10.2005 tarihinde itirazsız kesinleştiği, taşınmazın 25.07.2014 tarihinde ... Belediye Başkanlığı adına tescil edildiği ve yenileme nedeniyle 15 59... parsel numarasını aldığı, davanın 11.08.2014 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli olmayıp bozma ilamının da gereklerini karşılamamaktadır. Şöyle ki; bozma öncesinde dinlenen yerel bilirkişi ve tanık, taşınmazın 2003 yılına kadar tarımsal faaliyet yapılmayan yer olduğunu, ... Karasu isimli kişinin esasen zilyet olmamasına rağmen taşınmazı zorla kullandığını, bununla birlikte ... Karasu dışındaki kişilerin de taşınmazı kullandığını, Köy Tüzel Kişiliğinin 2003 yılında taşınmazı sahiplendiğini ve 2003-2013 yılları arasında icara verdiğini, taşınmazın kadastro tarihine kadar aralıksız kullanılmadığını ve boş vaziyette olduğunu beyan etmiş; bozma sonrası yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi Suat Karası, evveliyatında taşınmazın yaklaşık %70'inin köylüler tarafından öküzle sürüldüğünü, bu kişilere dedeleri ve babalarından kaldığını, devamlı değil arada bir sürüldüğünü, 1970'lerde öküzlerin azaldığını, kadastrodan sonra Köy Tüzel Kişiliği tarafından kiraya verildiğini; ..., 1985-1990 yılları arasında köylülere kiraya verildiğini, öncesinde yaylım yeri olup kullanılmadığını, hep köy arazisi olduğunu, boş olan bu yerin köy arazisi diye köylüye kiralandığını, kiralayanların çoğunun kullanmayı bıraktığını ve verimsiz olduğunu, bir kısım yeri eskiden beri köylünün üstsoyundan edinerek kullandığını; ..., eskiden beri köy arazisi olup 40 yıldır köy adına kullanıldığını, şahsi olarak kullanılmadığını, eskiden beri hayvan otlatmaya geldiğini beyan etmiştir. Bozma ilamında yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı ayrıntılı beyan alınması gereğine değinilmişse de alınan beyanlarla taşınmazın evveliyatının ne olduğu, hangi tarihten beri kim tarafından ne şekilde ve kimin adına tasarruf edildiği, taşınmazın aralıksız kullanılıp kullanılmadığı, hangi tarihte köy tarafından kiralanmaya başladığı aydınlatılmadığı gibi beyanların kendi içerisinde çelişkiler içerdiği, çelişkilerin mahkemece giderilmediği, beyanlarda taşınmazın hayvan otlatma amacıyla kullanıldığına dair ifadeler bulunmasına rağmen yöntemince mera araştırması yapılmadığı, dinlenen yerel bilirkişilerin tamamının nizalı köyden seçildiği, komşu köylerden yerel bilirkişi dinlenmediği anlaşılmıştır.
Diğer taraftan; bozma öncesinde düzenlenen ziraatçi bilirkişi raporunda taşınmaz içerisindeki arazilerin parçalı olarak değişik zamanlarda bölümler halinde kullanıldığı, taşınmazın tek ve çok yıllık doğal bitki örtüsüyle (keven, kekik, sütleğen) kaplı olduğu, zaman içerisinde terk edildiği ve son 10-12 yıldır işlenmediği bildirilmiş, bozma ilamından sonra düzenlenen ziraatçi bilirkişi heyeti raporunda jeodezi mühendisi bilirkişi raporu özetlenerek taşınmazın parçalı olarak değişik zamanlarda bölümler halinde kullanıldığı, taşlılık oranının fazla olduğu A ve C bölümlerinin ekili ve sürülü olduğu, B kısmının dere yatağı, C kısmının güneş enerji santrali olduğu ve tarım yapıldığı yönündeki gözlemlere yer verilmiştir. Bu haliyle düzenlenen raporun taşınmazın evveliyatındaki ve keşif tarihindeki niteliğini, toprak yapısını ve kullanım şeklini, imar-ihya edilip edilmediğini aydınlatır mahiyette olmadığı, taşınmazın komşu parsellerle karşılaştırmasını ve taşınmazın içinde farklı amaçlarla kullanılan bölümlerin karşılaştırmalı incelemesini, yerel bilirkişi beyanları dikkate alınmakla meraya yönelik değerlendirme ve tespitleri içermediği açıktır.
Öte yandan; davaya konu taşınmazın 174.116, 44... yüz ölçümüyle Köy Tüzel Kişiliği adına tarla vasfıyla senetsizden tespit edildiği, Mahkemece yapılan araştırma ile temin edilen senetsiz defterine göre re'sen yapılan araştırmada Köy Tüzel Kişiliği adına senetsizden tespit edilen yaklaşık 173 dönüm taşınmaz bulunduğu, bu taşınmazların bir kısmının kamusal nitelikte olduğu, ancak kadastro tutanaklarının incelenmesinde bu taşınmazlardan bir kısmının Hazine veya 3. kişiler adına tespit edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Senetsiz defterinde belirtilen taşınmazların nihai tespitinin köy adına yapılıp yapılmadığı net olarak belirlenemediği gibi dosya arasına alınan dava dosyaları içerisinde köye ait davalı taşınmazların gösterildiği listede senetsiz defterinden farklı taşınmazların da bulunduğu tespit edilmiştir. Mahkemece 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki norm kısıtlamaları dikkate alınmaksızın hüküm kurulmuştur.
Bunların yanında, kadastro tutanağının edinme sebebinde atıf yapılan dava dosyalarının Mahkemece incelenmemesi, anılan dosyalarda hazırlanan krokilerin davaya konu taşınmazla çakıştırılarak önceki yargılamalardaki tespitlere yer verilmemiştir.
Hâl böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle edinme sebebinde atıf yapılan dava dosyaları getirtilerek dosya arasına alınmalı, Köy Tüzel Kişiliği adına senetsizden tespit edilen taşınmazların listesi, tutanakları ve kesinleşmiş tapu kayıtları ilgili tapu ve kadastro müdürlüklerinden temin edilmeli, ayrıca teknik bilirkişiye büro araştırması yapmak üzere yetki verilerek 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki norm kısıtlamaları dikkate alınmak suretiyle Köy Tüzel Kişiliğinin senetsizden edindiği taşınmazların sulu-kuru miktarı gözetilerek belirlenmeli, kadastro tutanağında atıf yapılan dava dosyaları bakımından teknik bilirkişiden anılan dosyalardaki tespitleri özetler mahiyette ön rapor alınmalı, bozma ilamında belirtildiği şekilde önceki yerel bilirkişiler, aynı köyden farklı yerel bilirkişiler ve komşu köylerden temin edilecek yerel bilirkişiler ile yöntemince keşif yapılmalı ve taşınmazın evveliyatının ne olduğu, hangi tarihte kim tarafından ne sıfatla ve ne şekilde kullanıldığı aydınlatılmalı, beyanlar arasındaki çelişkiler giderilmeli, ziraatçi bilirkişi heyetinden taşınmazın niteliği ve kullanım durumu, mera ve komşu taşınmazlarla mukayeseli değerlendirmesini içeren rapor alınmalı, taşınmazın farklı kısımlarına ilişkin fotoğrafların rapora eklenmesi istenmeli ve 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde belirtilen norm kısıtlaması da dikkate alınarak toplanan delillerin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken noksan araştırma ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.
Kabule göre de; kuru dere olarak tespit edilen taşınmaz bölümünün Hazine adına tesciline karar verilmesi hatalı olduğu gibi gerekçeli kararda B kısmının kuru dere, D kısmının ise ham toprak vasfında olduğu, A ve C kısımlarında kadastro tarihinden geriye doğru uzun süredir tarımsal faaliyet yapılmadığı, evveliyatının Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu, imar-ihyanın ve zilyetliğin bulunmadığı, B ve D kısımlarında uzun süredir tarımsal faaliyet yapıldığı, imar-ihya edilerek 20 yılı aşkın süredir kesintisiz olarak tarımsal amaçlı kullanıldığı şeklinde maddi hataya dayanan gerekçeye yer verilmesi doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı Hazine vekili ve davalı ... Belediye Başkanlığı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı ... Belediye Başkanlığına iadesine; Davacı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
25.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.