Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/1206 K.2025/3907
1. Hukuk Dairesi 2024/1206 E. , 2025/3907 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1545 E., 2023/1561 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Vakfıkebir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/96 E., 2023/953 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.09.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacılar vekili Av. ... geldi, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kendisini evlat edinen ... ve ... davacılar murisi ... intikâl ettiğini, taşınmazı kullanan muris .... cezaevine girip köyden ayrıldığını ve dönmediğini, bu sırada yapılan kadastro çalışmaları sırasında gerçeğe aykırı beyanlara istinaden davalı adına 07.04.2005 tarihinde tespit ve tescil edildiğini, davacılar murisi ..... da kadastro tespiti kesinleştikten sonra 18.09.2013 tarihinde öldüğünü, bu sebeple hak düşürücü sürenin uygulanamayacağını, davacıların olayları yeni öğrendiklerini ileri sürerek taşınmazın davalı adına tapu kaydının iptali ile muris .... mirasçıları olan davacılar adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, dava konusu taşınmazın davalı adına tespitinin 22.03.2004 tarihinde kesinleştiğini, davacılar murisi ... evlat edinen murisleri ... ve .... ise kadastrodan çok önce öldükleri, ...... hak iddiası olsaydı tespite itiraz edeceğini, davacılar ve davalı arasında akrabalık olmadığını, taşınmazın davalıya annesi... tarafından 23.03.20 00... sıra nolu tapu kaydıyla verildiğini, tespitte dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanlarının doğru olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın davalı adına tespitinin 07.04.2005 tarihinde kesinleştiği, davacılar murisi İhsan'ın 18.09.2013 tarihinde öldüğü, eldeki davanın 18.02.2022 tarihinde açıldığı, murisin ölümüyle hak düşürücü sürenin kesilmeyeceği, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 17.09.2014 tarihli 2013/21995 Esas, 2014/14341 Karar sayılı kararında yer alan murisin tespit sonrası ölümü halinde hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı şeklindeki değerlendirmenin; murisin dava açmayıp mirasçılarından mal kaçırması halinde ve davalıların da murisin mirasçısı olması halinde uygulanacağı, somut olayda taşınmazın murisin mirasçısı olmayan 3. kişi adına tescil edildiğinden on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; murisin tespit sonrası ölümü halinde hak düşürücü sürenin uygulanmaması durumunun ketmi verese ve muris muvazaasına dayalı açılan ve murisin kadastro sonrası öldüğü davalar için geçerli olduğu, somut olayda bu durumun söz konusu olmadığı, davalı adına yapılan tespitin kesinleşme tarihi ile dava tarihi arasında Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, ancak davalı lehine karar tarihindeki AAÜT'nin 7/2. maddesi gereği maktu yerine nispi vekâlet ücreti takdirinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın reddine, davalı lehine 17.900,00 TL vekâlet ücretinin davacılardan alınıp davalıya verilmesine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili duruşma istemli temyiz dilekçesinde; taşınmazın davacılar murisi İhsan'a kendisini evlat edinen ... ve ...'dan intikâl ettiğini, taşınmazın hatalı şekilde davalı adına tespitinden sonra muris .. öldüğünü, bu suretle muris ... ölümü nedeniyle davacıların hak sahibi olduklarını ve kadastro sonrası nedene dayandıklarını, hak düşürücü sürenin uygulanamayacağını, tespitte davalının babasının gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu, dinlenen davacı tanıklarının taşınmazın muris ... kaldığını ve ona ait olduğunu ispatladığını, taşınmazın bahçesinde de .... ailesinin mezarlığı olduğunu, ... cezaevine girmesi nedeniyle köyden ayrıldığını, sonra köye dönmek istemediğini, bu esnada taşınmazın davalı adına tespit ettirildiğini, keşif yapılarak tanıkların dinlenmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi eklemeli kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve irsen intikal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Dosya içeriğinden; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde kain dava konusu 1 12... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı, taksim ve hibe nedenlerine dayalı olarak 10.03.2003 tarihinde tespit edildiği, askı ilan süresinde itiraz edilmemesi üzerine tespitin 07.04.2005 tarihinde kesinleştiği, davacılar tarafından taşınmazın; murisleri ... Vakfıkebir Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.06.1963 tarihli ve 1963/231 sayılı kararıyla evlat edinen ... oğlu ... intikal ettiğinin iddia edildiği, UYAP MERNİS ortamından haricen alınan nüfus kayıtlarına göre davacılar murisi ...an'ı evlat edinen ... oğlu 01.07.1893 doğumlu ... 01.01.1971 tarihinde öldüğü, böylelikle davacıların kadastro öncesi nedene dayandıkları anlaşılmakla, kadastro tespitinin kesinleştiği 07.04.2005 tarihi ile davanın açıldığı 18.02.2022 tarihi arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirlenen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hak düşürücü süre dava şartı olup yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmelidir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
Davalı taraf duruşmaya katılmadığından lehine duruşma vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.