Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/2264 K.2025/3913
1. Hukuk Dairesi 2024/2264 E. , 2025/3913 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1186 E., 2023/1527 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/100 E., 2023/177 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.09.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacılar vekili Av. ... ile temyiz edilen davalılar vekili Av. ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu 1 06... ve 47 parsel sayılı taşınmazların davacılar murisi ......'a ait olmasına rağmen kadastro yenilemesi sırasında hata ile komşu parsel malikleri olan davalılar murisi ... adına tespit edildiğini ileri sürerek 45... parsellerin davalılar adına tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescilini istemiş; cevaba cevap dilekçesinde 45 parselin yaklaşık 10 dönümü, 47 parselin ise tamamının davacılar murisine ait olduğunu, davacıların dava konusu kısımlara ev yapmalarına davalıların itiraz etmediğini, ıslah dilekçesinde 45 parselin 10 dönümlük kısmı ve 47 parselin tamamının kadimden beri çekişmesiz ve nizasız davacıların tasarrufunda olduğunu ileri sürerek davalılar adına tapu kaydının iptali ile davacılar murisi Mehmet Sağır mirasçıları adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... ve arkadaşları vekili ile davalı ... vekili benzer mahiyetteki cevap dilekçelerinde; dava konusu taşınmazların tesis kadastrosu sırasında 1980 yılında davalılar murisi .... adına tespit ve tescil edildiğini, hak düşürücü sürenin dolduğunu, tapulu taşınmazların zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, davacılar vekilinin ıslah dilekçesinde hem davacıların 20 sene önce yaptığı müştemilattan hem de kadimden beri davacıların tasarruf ettiğinden bahsederek çelişkiye düştüğünü, davacılar vekilinin ıslah dilekçesinin ıslah değil kısmi feragat olduğunu, talebin daraltıldığını, taşınmazların tamamı üzerinden nispi peşin harcın ikmali gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında davalılar murisi .... adına tespitine dair kadastro tutanağının 03.04.1980 tarihinde kesinleştiği, dava tarihine kadar hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın hak düşürücü süreden reddine, davacılar vekilinin ıslah dilekçesiyle talebini daraltması her ne kadar kısmi feragat niteliğinde olsa da taşınmazların tümünü kapsar şekilde Mahkemece re'sen araştırılması gereken hak düşürücü sürenin geçmesi ve davanın usulden reddedilmesi nedeniyle davalılar lehine maktu vekalet ücreti ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazların senetsizden davalılar murisi ... adına tespit ve 04.04.1980 tarihinde tescil edildiği, 12.05.2016 tarihinde davalılara intikal ettiği, tespitlerin kesinleştiği tarihle davanın açıldığı tarih arasında hak düşürücü sürenin geçtiği, davacı taraf dava konusu taşınmazları kendilerine ait 1 03... parselle bütün olarak kullandıklarını ileri sürse de taşınmazların ortak sınırı olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili duruşma istemli temyiz dilekçesinde; davanın kadastro öncesi nedene değil yenileme kadastrosuna dayandığını, hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığını, dava konusu taşınmaz bölümlerinde kadimden beri herkesin kendine ait bölümleri kullandıklarını, tarafların, durumu yenileme kadastrosu sonrasında öğrendiklerini, davalıların da davacıların tasarrufuna hiçbir zaman itiraz etmediklerini, aleyhe dava da açmadıklarını, hatta bir kısmının cevap dilekçesi dahi sunmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve irsen intikal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosya içeriğinden; ... ili, ... ilçe, ... köyünde kain dava konusu kök 2 73... parsellerin kadastro çalışmaları sırasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, cedden intikal ve taksim sebebiyle davalılar murisi ... oğlu ... ... adına tespit edildiği, 03.03.1980 ilâ 03.04.1980 tarihleri arasında askı ilân süresi içinde tespite itiraz edilmemesi üzerine tespitlerin 04.04.1980 tarihinde kesinleştiği, 273 parselin 2.900 metrekare tarla vasfıya, 275 parselin 15.000 metrekare tarla vasfıyla ... ... adına tescil edildiği, yenileme kadastrosu sırasında 273 parselin 3.481,78 metrekare yüz ölçümüyle 1 06... parsel olarak, 275 parselin 18.149,88 metrekare yüz ölçümüyle 1 06... parsel olarak tescil edildiği, 12.05.2016 tarihinde davalılara intikal ettiği, dava sırasında 29.07.2024 tarihli satış ve pay temliki işlemiyle davalı ... ve ... paylarını diğer maliklere temlik ettiği, taşınmazların halen iştirak halinde ... ve ... haricindeki davalılar ile dava dışı .. .. adına tescilli olduğu anlaşılmakla, kadastro tespitinin kesinleştiği 04.04.1980 tarihi ile davanın açıldığı 23.02.2022 tarihi arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirlenen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hak düşürücü süre dava şartı olup yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmelidir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalılar ..., ..., ..., ..., ... vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.