Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3699 K.2025/3868

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3699 📋 K. 2025/3868 📅 22.09.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/3699 E.  ,  2025/3868 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/2 E., 2024/41 K.
Mahkeme kararı davacı ve davaya muvafakat veren mirasçılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; mirasbırakanları .. ... ile ...’ın ölümü sonrası açtığı ortaklığın giderilmesi davasında mirasbırakanlarının 1 02... , 1 05... , 1 06... , 1 16... , 1 46... , 1 05... , 1 16... , 1 02... , 1 11... , 2 43... ve 1 07... parsel sayılı toplam 11 parça taşınmazı satış yoluyla davalılara devrettiğini öğrendiğini, temliklerin mirasbırakanlar ölmeden kısa bir süre önce mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı yapıldığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile mirasbırakanları ... ... ile ... adlarına tescilini istemiş, yargılama sırasında dava konusu 1 46... ve 1 05... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davadan feragat ettiğini bildirmiş, dava konusu 1 16... parsel sayılı taşınmazın yargılama sırasında dava dışı 3. kişiye devredilmesi üzerine davacı vekili 23.11.2020 havale tarihli dilekçesiyle HMK'nın 125. maddesi uyarınca anılan parsel bakımından talebini tazminata dönüştürmüş, yine aşamada mirasbırakanların terekesine ... temsilci olarak atanmış, tereke temsilcisi atandıktan sonra davacı vekili 09.08.2023 tarihli dilekçesiyle dava dışı mirasçılar ... ve ...'ın davaya muvafakat ettiğini bildirerek anılan kişiler adına vekaletnamesini dosyaya sunmuştur.
II. CEVAP
Davalılar davaya cevap vermemişler, yargılama sırasında ise davacının dilekçesinde taraf muvazaası hukuksal nedenine dayalı anlatımda bulunduğunu, iddiasını ancak yazılı delil ile kanıtlayabileceğini, diğer taraftan mirasbırakan ... ....’ın yardımsever bir kişi olduğunu, temlik tarihlerinde bakım, minnet ve farklı ihtiyaçları nedeniyle taşınmazları sattığını, işlemlerin gerçek iradesini yansıttığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 02.12.2014 tarihli ve 2012/34 E. 2014/690 K. sayılı kararı ile; dava konusu 1 02... , 1 05... , 1 05... , 1 06... , 1 07... ve 1 46... parsel sayılı taşınmazlar bakımından temliklerin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile mirasbırakan ... ... adına tesciline, diğer taşınmazlar yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Davacı vekili ve davalılar vekilinin temyizi üzerine Dairenin 12.09.2019 tarihli ve 2016/4436 E. 2019/4586 K. sayılı kararı ile; "...kadastro tespiti sırasında senetsizden davalı ... adına tespit ve tescil edilen 1 16... parsel sayılı taşınmaz bakımından muvazaa hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, dava konusu edilen 1 02... parsel sayılı taşınmazda mirasbırakanlar tarafından davalılara yapılan bir temlik olmadığı gözetilerek anılan taşınmaz yönünden de davanın reddine karar verilmesi bu gerekçelerle ve sonucu itibariyle doğrudur. Davacının bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine. Tarafların diğer temyiz itirazlarına gelince...1- öncelikle davaya katılmayan mirasçılar ... ve ...’ın davaya muvafakatlerinin alınması, bu yerine getirilemez ise TMK'nın 640. maddesi uyarınca mirasbırakanlar ... ve ...’in terekesi için terekeye temsilci tayin ettirilerek temsilci huzuru ile davanın görülmesi ile taraf teşkilinin eksiksiz olarak sağlanması, 2- dava konusu 1 07... , 1 11... ve 2 43... parsel sayılı taşınmazlar bakımından, usul hukukumuzda bir kimseye dahili dava yoluyla taraf sıfatı verilmesine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığından anılan parsellere yönelik davanın reddine karar verilmesi, 3- yargılama sırasında çekişme konusu taşınmazlardan 1 16... sayılı parselin dava dışı 3. kişiye devredilmesi nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 125. maddesi hükmü uyarınca davacı tarafa seçimlik hakkı hatırlatılarak davayı ne şekilde sürdüreceğinin sorulması ve bu yöndeki usuli eksiklik giderildikten sonra işin esası bakımından bir karar verilmesi, 4- dava konusu 1 05... ile 1 46... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davadan feragat edildiği gözetilerek anılan parsellere yönelik davanın reddine karar verilmesi, 5- muvazaa iddiasına konu taşınmazlar yönünden yukarıdaki ilkeler uyarınca araştırılma yapılması, bir kısım çekişmeli taşınmazların vekil ... aracılığıyla temlik edilmiş olduğu gözetilerek bu temliklerden murisin haberdar olup olmadığının üzerinde durulması, daha önce dinlenen tanıkların da yeniden bilgisine başvurularak muris ...’ın gerçek irade ve amacının duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması, bir başka ifadeyle temlikleri diğer mirasçılarından mal kaçırma kastıyla yapıp yapmadığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanması, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
.." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda dava konusu 1 46... , 1 05... , 1 16... , 1 02... , 1 11... , 2 43... ve 1 07... parsel sayılı taşınmazların eldeki davadan tefrik edilerek ayrı esasa kaydedilmesine karar verilmiş, dava konusu 1 02... parsel sayılı taşınmaz yönünden temlikin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, diğer dava konusu 1 05... , 1 06... ve 1 16... parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise mirasbırakanın minnet duygusuyla ve bakım karşılığında taşınmazları devrettiği, mal kaçırma kastının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... ve davaya muvafakat veren mirasçılar .. ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece 1 05... , 1 06... ve 1 16... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddedilmesinin doğru olmadığını, mirasbırakanın ölünceye kadar bakıma muhtaç olmadığını, taşınmazların bakım karşılığı ve minnet duygusuyla devredilmiş olduğunun kabul edilemeyeceğini, mirasbırakanın kız çocuğundan mal kaçırma kastıyla devri gerçekleştirdiğini, davacıya hiçbir mal kalmadığını, bir kısım tanıkların dinlenmediğini, mirasbırakanın ölmeden önce temliklerden pişmanlık duyduğunu ifade ettiğini belirterek reddedilen 1 05... , 1 06... ve 1 16... parsel sayılı taşınmazlar yönünden kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; mirasbırakan 1920 doğumlu ...’ın 30.01.1990 tarihinde, mirasbırakan 1932 doğumlu ... ...’ın ise 18.11.2007 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak davacı kızları ... ve davalı çocukları ..., ..., ... ve ... ile bozma kararından sonra davaya muvafakat veren torunları ... ve ...’ın kaldıkları, mirasbırakan ...’ın dava konusu 1 02... parsel sayılı taşınmazını 06.10.2000 tarihinde davalı kızı ...’ya, dava konusu 1 05... , 1 06... ve 1 16... parsel sayılı taşınmazlarını ise oğlu olan davalı vekil ... eliyle diğer davalı oğlu ... 16.02.2007 tarihli aynı akitle satış suretiyle devrettiği, davalı ...'in 1 16... parsel sayılı taşınmazı yargılama sırasında 05.10.2012 tarihinde dava dışı ... ... satış suretiyle devrettiği, diğer dava konusu 1 46... , 1 05... , 1 16... , 1 02... , 1 11... , 2 43... ve 1 07... parsel sayılı taşınmazların ise eldeki davadan tefriki ile ayrı esasa kaydedilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, dava konusu 1 02... parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kabulüne, 1 05... , 1 06... ve 1 16... parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davaya muvafakat veren mirasçılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması durumunda, davanın tereke temsilcisinin veya bu sıfatla vekil kıldığı avukatın huzuru ile sürdürülmesi gerektiği tartışmasızdır. Tereke temsilcisinin atanması ile mirasçıların terekeyi temsil ve davayı takip yetkisi ortadan kalkmaktadır. Başka bir söyleyişle, mirasçıların davayı takip yetkisi sona erer ve bununla bağlantılı olarak da hükmü temyiz hakkı miras şirketini temsilen tereke temsilcisine geçer.
Somut olayda; dava konusu 1 05... ve 1 06... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davacı vekilinin talebinin terekeye iade istekli olduğu, bozma kararından sonra Edremit 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/247 E. 2022/247 K. sayılı kararıyla mirasbırakanların terekesine ...'ın temsilci olarak atandığı ve kararın 23.12.2022 tarihinde kesinleştiği, tereke temsilcisinin yargılamaya katıldığı, davacı vekilinin ise tereke temsilcisi atanıp mirasçıların davayı takip yetkisi sona erdikten sonra 09.08.2023 tarihli dilekçesiyle dava dışı mirasçılar ... ve ... davaya muvafakat ettiğini bildirip anılan mirasçılar adına vekaletnamesini dosyaya sunduğu, ne var ki tereke temsilcisi atandıktan sonra dava dışı mirasçıların davaya muvafakat vermesinin hukuki sonuç doğurmayacağı, Dairemizin geri çevirme kararı sonrasında Mahkeme kararının usulüne uygun olarak tereke temsilcisine tebliğ edilmesine rağmen tereke temsilcisinin kararı temyiz etmediği, karara karşı yalnızca davacı ve davaya muvafakat veren mirasçılar ... ve ... vekilinin temyiz talebinde bulunduğu, ancak terekeye temsilci atanmakla mirasçıların davayı takip yetkisi sona erdiğinden ve bununla bağlantılı olarak hükmü temyiz etme hakkının miras şirketini temsilen tereke temsilcisine geçtiğinden davacı ve davaya muvafakat veren mirasçılar ... ve ... vekilinin dava konusu 1 05... ve 1 06... parsel sayılı taşınmazlar yönünden temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Diğer temyiz konusu olan 1 16... parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Hemen belirtmek gerekir ki, davacı vekilinin terekeye temsilci atanmadan önce 23.11.2020 tarihli dilekçesiyle, yargılama sırasında dava dışı 3. kişiye devredilen dava konusu 1 16... parsel sayılı taşınmaz yönünden HMK'nın 125. maddesi uyarınca davalıdan miras payı oranında tazminat talep ettiğini bildirdiği, bir başka deyişle anılan taşınmaz yönünden tereke temsilcisi atanmadan önce davacının talebini miras payına hasretmiş olduğundan bu parsel bakımından terekeye temsilci atanmasına gerek olmadığı, davacının dava konusu 1 16... parsel sayılı taşınmaz yönünden davayı takip yetkisinin bulunduğu kuşkusuzdur.
Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada muris gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı gibi görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706, Türk Borçlar Kanunu'nun 237 ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün, diğer bir söyleyişle murisin asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, murisin sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olaya gelince; dinlenen tanık beyanları ve toplanan deliller yukarıdaki ilkeler ile birlikte değerlendirildiğinde, davalı ... tarafından hem satın alma hem de bakım savunmasında bulunulmuş ise de davalının satış bedelini ödediğini kanıtlayamadığı gibi mirasbırakan ... akit tarihinde önemli bir hastalığı veya bakım ihtiyacının olmadığı, taşınmazlarını satmasını gerektirir bir durumunun, haklı veya makul başkaca bir sebebinin de bulunmadığı, mirabırakanın terekesinde kalan bir parça taşınmazın ise paylı olduğu, mirasbırakanın aynı avlu içinde birlikte yaşadığı davalı oğlu lehine mal kaçırmak kastıyla muvazaalı olarak temlik yaptığı sonuç ve kanaatine varılmaktadır.
Hâl böyle olunca, dava konusu 1 16... parsel sayılı taşınmaz yönünden davacının miras payı oranında tazminat isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Dava konusu 1 05... ve 1 06... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davacı ve davaya muvafakat veren mirasçılar ... ve ... vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
Dava konusu 1 16... parsel sayılı taşınmaz yönünden ise davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde temyiz eden tarafa iadesine,
Dosyanın Edremit 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.