Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3288 K.2025/3792

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3288 📋 K. 2025/3792 📅 18.09.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/3288 E.  ,  2025/3792 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/141 E., 2021/209 K.
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemenin 15.12.2015 tarihli ve 2014/176 Esas, 2015/500 Karar sayılı kararıyla, koşulları oluştuğundan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine Dairenin 03.04.2019 tarihli ve 2016/7447 Esas, 2019/2370 Karar sayılı kararıyla; taviz bedeli ödenip şerh terkin edilmekle taşınmazın vakıfla ilişiği kesildiğinden 5737 sayılı Kanun’un 17. maddesinde belirtilen koşulların oluştuğundan söz etme olanağı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin 17.09.2019 tarihli ve 2019/183 Esas, 2019/244 Karar sayılı kararıyla, bozmaya uyularak davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 18.12.2019 tarihli ve 2019/4513 Esas, 2019/6624 Karar sayılı kararı ile 2888 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi 24.09.1983 tarihinden sonra aslı vakıf olan taşınmazların Hazineye geçmesine yasal olanağın kalmadığı, daha önce Hazine üzerine oluşan tapu kayıtlarının iptal edilememesi için de taşınmazın önce mutasarrıfına geçip özel mülk haline gelmesi, mal sahibinin mirasçı bırakmadan ölmesi ve 2888 sayılı Kanun'un yürürlüğünden önce tapuda Hazine üzerine yazılması gibi üç koşulun gerçekleşmesi gerektiği, 2762 sayılı Vakıflar Kanunu 27.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5737 sayılı Kanun'un 80. maddesi ile iptal edilmiş ve yeni 5737 sayılı Kanun'un 17. maddesi ile "Tasarruf edenlerin veya maliklerin mirasçı bırakmadan ölümleri, kaybolmaları, terk ve mübadil gibi durumlara düşmeleri halinde icareteynli ve mukataalı taşınmaz malların mülkiyeti vakfı adına tescil edilir." düzenlemesine yer verilmek suretiyle 22.09.1983 tarihinden sonra aslı vakıf olan taşınmazların taviz bedeli ödensin ya da ödenmesin Hazineye intikal yolu kapatıldığı, her ne kadar Daire bozma ilamında "Taviz bedeli ödenip şerh terkin edilmekle artık taşınmazın vakıfla ilişiği kesilmiştir. Dolayısıyla 5737 sayılı Kanun'un 17. maddesinde belirtilen koşulların
oluştuğundan söz etme olanağı yoktur." denilerek davanın reddi gerektiği belirtilmiş ise de; maddi yanılgıdan kaynaklanan bu durumun kazanılmış hak oluşturmayacağı, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuş, davalı Hazine vekilinin karar düzeltme isteği Dairenin 01.07.20 20... /1411 Esas, 2020/3287 Karar sayılı ilam ile reddedilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın kayıt malikinin gaip bulunduğu, ayrıca taşınmazın icareteynli vakıf taşınmazı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Bilindiği üzere; HMK'nın 373. maddesine 6460 sayılı Kanun ile eklenen 6. fıkrada; “Davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak tesis olunan kararın, önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması üzerine alt mahkemece verilen kararın temyiz incelemesi her hâlde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır” düzenlemesine yer verilmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen 15.12.2015 tarihli karar, Dairenin 03.04.2019 tarihli ve 2016/7447 Esas, 2019/2370 Karar ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuş, Mahkemece Daire bozma kararı doğrultusunda 17.09.2019 tarihli karar ile davanın reddine karar verilmiş, bu kez Dairenin 18.12.2019 tarihli ve 2019/4513 Esas, 2019/6624 Karar sayılı kararı ile önceki bozma ilamının maddi hataya dayandığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak bu doğrultuda hüküm kurulmuştur.
Somut olayda; dava konusu 22 75... parsel sayılı taşınmazın 1/6 payı ... kızı ... adına kayıtlı iken adı geçenin gaip olması nedeniyle Fatih 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1993/862 Esas, 1995/379 Karar sayılı ilamı ile İstanbul Defterdarının kayyım tayin edildiği, taşınmazdaki “........Vakfından icareli” şerhinin taviz bedeli ödenmek suretiyle 1996 yılında terkin edildiği, kayyımla idare süresi olan 10 yıllık süre dolduğundan Hazine tarafından açılan iptal-tescil davası neticesinde İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/203 Esas, 2012/36 Karar sayılı ilamı ile Asım kızı Nuriye’nin gaipliğine ve taşınmazın ... adına tesciline karar verildiği, bahsi geçen payın 15.07.2013 tarihinde davalı Hazine adına tescil edildiği gözetildiğinde Dairenin 18.12.2019 tarihli kararının yerinde olduğu, ancak bozmaya uyularak tesis olunan kararın HMK’nın 373/6. hükmü uyarınca temyiz incelemesi görevi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda bulunduğundan dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesi gerekmektedir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
6100 sayılı HMK'nın 373. maddesinin 6. fıkrası uyarınca temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın, YARGITAY HUKUK GENEL KURULUNA GÖNDERİLMESİNE,
18.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.