Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/2927 K.2025/3836

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2927 📋 K. 2025/3836 📅 18.09.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/2927 E.  ,  2025/3836 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/60 E., 2024/322 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyünde bulunan 78.000 metrekare yüz ölçümlü taşınmazın tapulama çalışmaları sırasında taşlık olarak tescil harici bırakıldığını, taşınmazın yaklaşık 30 yıldır davacı tarafından kullanıldığını ve taşlardan arındırılarak imar ve ihya edildiğini ileri sürerek davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Yargılama sırasında icra edilen keşif sonucu alınan bilirkişi raporlarında çekişme konusu tescil harici taşınmaz bölümünün 03.07.2012 tarihinde 456 parsel altında 77.967,44 metrekare yüz ölçümü ve tarla vasfıyla ihdasen Hazine adına tescil edildiğinin ve bilahare yapılan toplulaştırma çalışmaları sonucunda 456 parsel sayılı taşınmazın 1 79... parsel sayılı taşınmaz ile 1 81... ve 2 parsel sayılı taşınmazlara gittiğinin belirtilmesi üzerine davacı vekili 05.12.2014 tarihli celsede; 1 79... ve 1 81... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davadan feragat ettiğini, davaya 1 81... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan 72.388,64 metrekarelik taşınmaz bölümü yönünden devam ettiğini bildirmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine temsilcisi cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup kazandırıcı zamanaşımı ile iktisabının mümkün bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı Köy Tüzel Kişiliği davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 05.12.2014 tarih ve 2013/4 10... /579 Karar sayılı kararıyla; çekişme konusu tescil harici taşınmaz bölümünün dava tarihinden sonra 03.07.2012 tarihinde ihdasen 456 parsel numarası altında ve 77.967,44 metrekare yüz ölçümüyle Hazine adına tescil edildiği, bilahare toplulaştırma çalışmaları kapsamında 1 79... parsel ile 1 81... ve 2 parsel sayılı taşınmazların meydana geldiği, davacı vekilinin 05.12.2014 tarihli celsede 1 79... ve 1 81... parsel yönünden davadan feragat ettiği, 1 81... parsel yönünden ise davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu belirtilerek 1 79... ve 1 81... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine, 1 81... parsel sayılı taşınmazın 72.388,46 metrekarelik kısmının tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin 05.12.2014 tarih ve 2013/4 10... /579 Karar sayılı kararına karşı davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 03.10.2017 tarih ve 2015/137 50... /6093 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece yapılan araştırmanın hüküm vermeye yeterli olmadığı, bu kapsamda öncelikle toplulaştırma işlemi sonucunda 1 81... parsel sayılı taşınmazın tapuya tescil edilip edilmediği tespit edildikten sonra çekişmeli taşınmaza komşu taşınmazlara ait tespit tutanakları ve dayanak belgeler ile taşınmaza ilişkin hava fotoğraflarının dosya kapsamına alınması, sonrasında davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile taşınmaz başında keşif icra edilmesi, yapılacak keşifte hava fotoğraflarının incelenmesi, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının tespit edilmesi, taşınmazın fotoğraflarının dosya kapsamına alınması ve bundan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu taşınmaz bölümünün 1 81... parsel sayılı taşınmaz içerisinde yer aldığı ve fen bilirkişi raporuna ekli krokide 181/2A harfi ile gösterildiği, taşınmazın toplam yüz ölçümünün 72.388,46 metrekare olduğu, 1985 yılından önce taşınmazın imar-ihyasına başlandığı ve 2002 yılından önce tamamlandığı, taşınmaz üzerinde en az 30 yıldır tarımsal faaliyet icra edildiği, davacının zilyetliğinin nizasız ve fasılasız olduğu, bu haliyle çekişmeli taşınmaz bölümü üzerinde davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği belirtilerek 1 81... parsel sayılı taşınmazın dosya kapsamında mevcut fen bilirkişi raporuna ekli krokide 181/2A ibaresi ile gösterilen 72.388,64 metrekarelik bölümünün tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, davalı ... Köyü Tüzel Kişiliği yönünden ise davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
2. Davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, bu nedenle tapulama çalışmalarında tescil harici bırakıldığını, taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacağını, Mahkemece verilen kararın eksik incelemeye dayandığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava; kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan, bilahare idari yoldan tapuya tescil edilen taşınmazın tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; ... ili, ... ilçesi, ... köyünde 1971 yılında yapılan tapulama çalışmasında dava konusu taşınmaz bölümünün taşlık vasfıyla tescil harici bırakıldığı, yargılama sırasında çekişmeli taşınmaz bölümünün 03.07.2012 tarihinde 456 parsel numarası altında 77.967,44 metrekare yüz ölçümü ve tarla vasfıyla ihdasen Hazine adına tapuya tescil edildiği, bilahare yapılan toplulaştırma çalışmaları sonucunda dava ve temyize konu taşınmazın aynı yer 1 79... parsel sayılı taşınmaz ile 1 81... ve 2 parsel sayılı taşınmazların sınırları içerisinde kaldığı, davacı vekilince 05.12.2014 tarihli celsede 1 79... ve 1 81... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davadan feragat edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile dava konusu 1 81... parsel sayılı taşınmazın 09.02.2021 tarihli fen bilirkişi raporunda 181/2A ibaresiyle gösterilen 72.388,46 metrekarelik bölümünün tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmişse de bozma ilamına uyulduğu halde bozma ilamının gerekleri yerine getirilmediği gibi yapılan araştırma ve inceleme de hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; dava dilekçesinde davacının taşınmazı edinimine ilişkin bir beyana yer verilmeksizin yalnızca dava konusu taşınmazın 30 yıldır davacının malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduğu ifade edilmiş, davacı asil 18.01.2013 tarihinde icra edilen keşifte imzasıyla tevsik ettiği beyanıyla taşınmazın babasından kaldığını ifade etmesine rağmen taşınmazın davacıya hangi hukuki yolla (taksim, satış, bağış vs.) intikal ettiği sorulup saptanılmamış ve bu yolla davacının aktif dava ehliyeti bulunup bulunmadığı üzerinde durulmamıştır. Buna ek olarak, dava konusu taşınmazın ne şekilde ve hangi hukuki sebeple davacının zilyetliğinde bulunduğuna ilişkin 18.01.20 13... .02.2021 tarihli keşifler ile 29.02.2024 tarihli celsede dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi beyanları da son derece soyut ve çelişkili olduğu gibi özellikle davacının kardeşi ... tarafından 29.02.2024 tarihli celsede dava konusu taşınmazın davacının babası ya da dedesiyle bir ilgisinin bulunmadığının ifade edildiği görülmektedir. Hal böyle olunca, çekişmeli taşınmazın evveli itibariyle kime ait olduğu ve davacının zilyetliğinin hangi hukuki sebebe dayandığı hususundaki çelişkiler giderilmeksizin ve davacının irsen intikal eden eklemeli zilyetliğe dayalı olarak eldeki davayı açtığının anlaşılması halinde davacının aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı değerlendirilmeksizin işin esası hakkında hüküm kurulması doğru değildir.
Öte yandan; dava konusu taşınmaza komşu kök 83 parsel sayılı taşınmaz tapulama çalışmalarında tapu kaydına istinaden tescil edilmiş, komşu 79... parsel sayılı taşınmazlar da 83 parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu kayıtlarının miktar fazlası olarak Hazine adına tescil edilmiştir. Buna karşılık, hükmüne uyulan bozma ilamında belirtilmesine rağmen söz konusu taşınmazların kadastro tutanakları ve dayanak belgeleri ilk tesislerinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte dosya kapsamına kazandırılmamış özellikle 83 parsel sayılı taşınmaza uygulanan kayıtların dava konusu taşınmaz yönünü ne okuduğu üzerinde durulmamıştır. Buna ek olarak, dava konusu 1 81... parselin tapuya tesciline ilişkin Tapu Müdürlüğünün 11.12.2014 tarihli yazı cevabında taşınmazın tescil edilmediği bildirilmesine karşın 06.02.2019 tarihli yazı cevabında 27.02.2014 tarih ve 1997 yevmiye numaralı işlemle tescil edildiği bildirilmiş, söz konusu yazı cevapları birbiriyle çelişkili olmasına rağmen çelişki giderilmediği gibi çekişme konusu 1 81... parselin toplulaştırma evrakları dosya kapsamına alınarak fen bilirkişi raporunun denetlenmesi yoluna da gidilmemiştir. Hava fotoğrafları hususunda hükmüne uyulan bozma ilamında dava tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığından tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilmesi belirtilmesine rağmen; yargılama sırasında Mahkemece bu eksikliğin Yazı İşleri Müdürlüğüne yazılan müzekkere ile çözülmesi yoluna gidilmiş, bu halde dahi Yazı İşleri Müdürlüğü cevabında 1992 tarihli hava fotoğraflarının mevcut olduğu bildirilmesine rağmen Mahkemece icra edilen keşif sonucu alınan bilirkişi raporlarında 19 84... tarihli hava fotoğrafları değerlendirilmiş ve bu raporların hükme esas alınması suretiyle sonuca gidilmiştir. Bundan ayrı olarak, Mahkemece icra edilen keşif sonucu alınan ziraat bilirkişi raporu ile harita mühendisi bilirkişi raporları da dava konusu taşınmaz bölümünün evveliyatını, kullanım süresini, niteliğini ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi açıklamaktan uzak olup hüküm vermeye elverişli değildir. Son olarak, davacı vekilinin 05.12.2014 tarihli celsedeki feragat beyanı doğrultusunda toplulaştırma ile 1 81... parsel sayılı taşınmazın içerisinde kalan taşınmaz bölümü dışındaki taşınmaz bölümleri yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu bölümler hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamış olması da isabetsizdir.
Hâl böyle olunca; Mahkemece öncelikle 1 81... parsel sayılı taşınmazın toplulaştırma evrakları ve çekişmeli taşınmaza komşu olan kök 79, 80... parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanakları ve dayanak belgeleri ilk tesislerinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte dosya kapsamına alınmalı, çekişmeli taşınmaz bölümlerine ait temin edilebilen en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek dava konusu taşınmaz bölümünün bulunduğu köyü kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden temin edilip dosya keşfe hazır hale getirilmelidir.
Bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan ve daha önceki keşiflere iştirak etmemiş şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi, 3 kişilik ziraatçı bilirkişi kurulu, 3 kişilik jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi kurulu ve teknik bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmaz bölümlerinin öncesinin kime ait olduğu, kimden kime intikal ettiği ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise imar-ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanları arasında çelişki ortaya çıkması halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle bu çelişkiler giderilmeye çalışılmalı, taşınmazın davacıya hangi hukuki yolla (taksim, satış, bağış vs.) intikal ettiği sorulup saptanılmalı, davacının irsen intikal eden eklemeli zilyetliğe dayalı olarak eldeki davayı açtığının anlaşılması halinde davacının aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı değerlendirilmeli, komşu parsel tutanakları ve dayanak kayıtları uygulanmak suretiyle yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli ve komşu taşınmazların dayanak kayıtlarının dava konusu taşınmazın yönünü ne okuduğu belirlenmelidir.
Ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan dosya kapsamında alınan önceki tarihli raporlar da denetlenmek suretiyle taşınmaz bölümünün toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, üzerindeki bitki örtüsünü, imar-ihyaya konu edilmişse özellikle imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş renkli fotoğraflarını içerir, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalıdır. Jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi kurulundan; hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yaptırılmak suretiyle dava konusu taşınmaz bölümünün sınırını ve niteliğini, taşınmaz bölümlerinde imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarihi ve üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor hazırlanması ve dava konusu taşınmazın konumunu hava ve uydu fotoğrafları üzerinde göstermesi istenmeli, fen bilirkişisine keşfi takibe, bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verir krokili rapor düzenlettirilmelidir.
Mahkemece, değinilen hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de dava konusu taşınmaz bölümünün toplulaştırma sonucunda 1 81... parsel sayılı taşınmaz sınırları içerisinde kaldığının anlaşılması karşısında Mahkemece gerek görüldüğü takdirde fen bilirkişisinden rapor alınarak 1 81... parsel sayılı taşınmazda davacı paydaş kılınmak suretiyle hüküm kurulması gerekirken bu husus göz ardı edilerek toplulaştırma çalışmalarının amacına aykırı biçimde çekişmeli taşınmaz bölümünün toplulaştırma sonucu oluşan parselden ifrazına karar verilmek suretiyle iptal-tescil hükmü kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.