Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2143 K.2025/3529
1. Hukuk Dairesi 2025/2143 E. , 2025/3529 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/142 E., 2025/4 K.
Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Muğla ili, Marmaris ilçesi, ... beldesi ... ada 2 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında yanlışlıkla davalı Hazine adına tespit gördüğünü, taşınmazın 5000 m2'lik kısmının Hazine ile ilgisinin olmadığını, bu kısmın muris babası ...'a ait iken ... tarafından sağlığında kendisine verildiğini, taşınmazın içinde erezyonu önlemek için kadim taş duvarlar yapıldığını, taşınmazın tarım arazisi olduğunu, arpa, buğday ekilerek kullanıldığını, önceki malik ... ve sonrasında davacının toplam zilyetliğinin 70 yılı aştığını, taşınmazın etrafının çevrili ve teraslı olduğunu ileri sürerek Hazine adına olan tapu kaydının kısmen iptali ile 5000 m2'sinin adına tesciline karar verilmesini talep etmiş; aşamada sunduğu 01.06.2017 tarihli ıslah dilekçesinde, dava dilekçesinde maddi hata yapıldığını, taşınmazın tamamının tescilinin talep edilmesi gerektiğini, keşif sırasında dinlenen bilirkişilerin de taşınmazın tamamının davacıya ait olduğunu beyan ettiklerini bildirerek dava dilekçesindeki 5.000,00 m² yi 7.560,67 m2 olarak ıslah ettiğini bildirmiş, ıslah harcını yatırmıştır.
Davacı ... 09.01.2021 tarihinde ölmüş, mirasçıları ..., ..., ..., ..., ... müteveffa davacı vekiline vekaletname vermek suretiyle davayı sürdürmüştür.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın niteliği itibariyle Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, bu sebeple zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, dava konusu taşınmazın emek-masraf sarfı ile imar-ihya edilmediğini, üzerinde yasanın aradığı zilyetlik koşulları ve süresinin gerçekleşmediğini, taşınmaz üzerinde herhangi bir tarımsal faaliyet yürütülmediğini, hala taşlık ve çalılık bir vaziyette olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.10.2017 tarihli ve 2015/255 Esas, 2017/518 Karar sayılı kararıyla; zilyetlik yoluyla kazanmayı sağlayan şartların mevcut olduğu, sunulan raporlar sonrasında dava konusu ... Beldesi ... ada 2 parsel sayılı taşınmazın ekonomik amaca uygun olarak uzun süredir kullanıldığı ve toprağın niteliği gereği tarımsal arazi özelliğini taşıdığı, taşınmazın sit alanı dışında kaldığı ve tanık ve bilirkişi beyanlarına göre uzun süredir davacı tarafça ekonomik amaca uygun olarak tarımsal faaliyet amaçlı kullanıldığı, davacı tarafından kullanım süresi de dikkate alınarak zilyetlikle kazanma şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Kaldırma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesince 08.11.2018 tarih ve 2018/508 Esas, 2018/710 Karar sayılı kararıyla; taraflar arasındaki çekişmenin niteliği itibariyle dava konusu taşınmazın kadastro tespit günü itibariyle davacı taraf lehine TMK'nın 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddeleri hükümleri uyarınca edinme koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesinin zorunlu olduğu, dosya içindeki bilgi ve belgelere göre bu yönde yeterli bir araştırma yapılmadığı, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin yapıldığı 2009 yılından 15-20-25 yıl öncesine ait ve üç farklı dönemde çekilmiş hava fotoğrafları getirtilerek uzman jeodezi ve fotogrametri mühendisinden usulüne uygun düzenlenmiş rapor alınmadığı, dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman tahdidine göre konumu ve niteliğinin belirlenmediği, komşu taşınmazların akıbetinin ve davacı lehine zilyetlikle taşınmaz edinme şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin yeterince araştırılmadığı, eksik araştırma, inceleme ve uygulama ile karar verilemeyeceğinden dava konusu taşınmazın üzerindeki imar-ihyanın tamamlandığı tarih ile sonrasında sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresi, komşu taşınmazların niteliği ve akıbeti hususlarında araştırma, inceleme ve uygulama yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
C. Kaldırma Kararı Sonrası İlk Derece Mahkemesince Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi'nin 20.10.2020 tarih ve 2018/713 Esas, 2020/245 Karar sayılı kararı ile; yapılan keşiflerde dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi anlatımları ile taşınmazın tarım arazisi olduğu, zilyetliğin tespit tarihine kadar çekişmesiz, aralıksız ve malik sıfatıyla 20 yılı aşkın bir süredir devam ettiği, davacı lehine zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davalı Hazine adına olan tapusunun iptali ile davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
D. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
E. Bölge Adliye Mahkemesi kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 13.05.2022 tarihli ve 2021/1226 Esas, 2022/663 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın orman tahdit sınırları dışında kaldığı, kamu hizmetine tahsis edilmediği ve tespit tarihinden geriye doğru davacı ve bayiileri tarafından nizasız, fasılasız tarım arazisi olarak kullanıldığı ve davacı lehine 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddelerinde düzenlenen kazanma şartlarının gerçekleştiği, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 18.12.2023 tarihli ve 2022/5390 Esas, 2023/7569 Karar sayılı kararıyla; dosya içeriğinden; dava konusu Muğla ili, Marmaris ilçesi, ... beldesi ... ada 2 parsel sayılı, 7.560,67 metrekare yüz ölçümlü, hali arazi vasıflı taşınmazın 10.09.2009 tarihinde davalı Hazine adına tespit edildiği, söz konusu tespitin 01.02.2011 tarihinde kesinleştiği, davacının eklemeli kazandırıcı zamanaşımı iddiasına dayanarak ve tapu iptali-tescil istemi ile eldeki temyize konu davayı 16.04.2015 tarihinde açtığı, 09.01.2021 tarihinde ölümü üzerine mirasçıları tarafından davaya devam edildiği, Mahkemece, dava konusu taşınmaz üzerinde, davacı taraf yararına 4721 sayılı Kanun'un 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de varılan sonucun dosya kapsamına uygun düşmediği, somut olayda; dava konusu taşınmaz ile ilgili olarak taşınmaz başında yapılan keşifler sonucunda dosyaya sunulan 21.03.2017 tarihli ziraat bilirkişi raporunda taşınmaz üzerinde 10 adet zeytin ağacı, 1 adet keçi boynuzu ağacı bulunduğu, taşınmazın %10-30 meyilli olduğu belirtilmesine rağmen 28.04.2020 tarihli ziraat bilirkişi kurulu raporunda ise taşınmazın eğiminin ortalama %32 olduğu ve üzerinde 10 adet zeytin ağacı bulunduğunun belirtildiği; jeodezi ve fotogrametri mühendisi raporunda 1983 yılı hava fotoğrafına göre taşınmazın çevre taşınmazlarla arasında ayırıcı nitelikte bir sınır yapısı bulunmadığı ve üzerinin ağaç/bitki formları ile kaplı olduğu, 1987 ve 1992 tarihli hava fotoğraflarında ise taşınmazın güneyinde yer alan taşınmazla arasında ayırıcı nitelikte sınır yapısı bulunduğu (söz konusu sınır yapısının keşif esnasında zeminde görülen 1 nolu parselle arasında yer alan kuru taş duvar ve tel çitten oluşan sınır olduğunun düşünüldüğü), diğer sınırlarında ise belirgin bir sınır yapısının gözlenmediği belirtilmiş olup bu durumun taşınmazın kullanımı ve çevresi ile ayırıcı unsurlar bulunduğu hususunda hava fotoğrafları ile dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi beyanları arasında çelişkiye sebebiyet verdiği, öncesi imar-ihyaya muhtaç olan bir yerin zilyetlikle edinilebilmesi için önce yoğun emek ve para sarf edilerek tarıma elverişli hale getirilmesi ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar en az 20 yıl ekonomik amaca uygun olarak nizasız, fasılasız, malik sıfatıyla zilyet edilmesi gerektiği, ancak dosya arasında bulunan teknik bilirkişi raporları ve ekindeki fotoğraflar incelendiğinde, taşınmazın imar-ihyasının tamamlanmadığı ve çekişmeli taşınmaz üzerinde ekonomik amacına uygun bir kullanımın bulunmadığı, hâl böyle olunca; Mahkemece, temyize konu taşınmaz üzerinde, davacı lehine 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddelerinde belirtilen zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Dairenin bozma kararına uyularak davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahallinde iki defa keşif yapıldığını, gerek mahalli bilirkişiler, gerekse tanıkların imar-ihyanın bir insan ömrünü aşan şekilde zilyet edildiğini, taşınmazın 1 yıl sürülüp diğer yıl nadasa bırakıldığını beyan ettiklerini, yine ziraat mühendisinin imar-ihyanın keşif tarihinden itibaren 40-45 yıl öncesinde tamamlandığını, eğimi kırmak için 11 tane teras yapıldığını, teras yüzeylerinin %1-2 eğimli olduğunu raporunda açıkça belirttiğini ileri sürerek hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali-tescil istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro sonucu; dava konusu Muğla ili, Marmaris ilçesi, ... beldesi ... ada 2 parsel sayılı, 7.560,67 metrekare yüz ölçümlü, hali arazi vasıflı taşınmazın 10.09.2009 tarihinde davalı Hazine adına tespit edildiği, söz konusu tespitin 01.02.2011 tarihinde kesinleştiği, davacının eklemeli kazandırıcı zamanaşımı iddiasına dayanarak ve tapu iptali-tescil istemi ile eldeki temyize konu davayı 16.04.2015 tarihinde açtığı, 09.01.2021 tarihinde ölümü üzerine mirasçıları tarafından davaya devam edildiği anlaşılmaktadır.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.