Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2538 K.2025/3131

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2538 📋 K. 2025/3131 📅 19.06.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/2538 E.  ,  2025/3131 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1946 E., 2023/1448 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kurşunlu Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/262 E., 2022/33 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Çankırı ili, Atkaracalar ilçesi, ... köyünde bulunan 101 ada 10, 109, 114, 118, 151, 181, 20, 39, 41, 190, 194, 252, 254; 111 ada 12 ve 14 ile 113 ada 3, 110 ada,11, 19, 276, 302 ve 70 parsel sayılı taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında davalılar adına tespit edildiğini, çekişmeli taşınmazların aslında davacının babaannesi olan Şerife Kapıcıoğlu'nun annesi ...'e ait olduğunu belirterek tapu kayıtlarının iptali ile hissesi oranında davacı ve diğer mirasçılar adına tescilini talep etmiştir.
Yargılama sırasında ...'ın mirasçıları ..., ... ve ... açılan davaya herhangi bir itirazlarının bulunmadığını ve muvafakatlarının bulunduğunu bildirmişlerdir.
II. CEVAP
Davalılar ... ve müşterekleri; dava dilekçesinde bahsi geçen taşınmazların dedeleri ...'dan oğulları olan amcaları ...'a ve babaları ...'a miras yoluyla intikal ettiğini, söz konusu taşınmazların halihazırda, müteveffa amcaları ...'ın mirasçıları ile 1992 senesinde vefat eden babaları ...'ın mirasçıları olarak 1. evliliğinden olan iki oğlu ..., ... ve 2. evliliğinden olan üç kızı (kendileri) ve müteveffa anneleri ...'ın el birliğiyle mülkiyet hakkına sahip olduklarını, anneleri ...'ın 2011 yılında vefat ettiğini, mirasçılarının kendileri olduğunu, dava konusu taşınmazların 1940'lı yıllardan beri ailenin mülkiyetinde bulunduğunu, hepsinin üzerinde yukarıda isimleri belirtilen aile bireylerinin el birliğiyle mülkiyet hakkı bulunduğunu, bu hususun tapu ve kadastro kayıtlarında da sabit olduğunu, davacının dava dilekçesindeki iddialarının doğru olmadığını belirterek davanın reddini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu edilen taşınmazların kadastro tespit tutanağında ... oğlu ...'ın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmazları iktisabından söz edildiği, adı geçene taşınmazların irsen intikal ettiğine dair bir bilginin yer almadığı, bu kimsenin taşınmazlardaki hissesinin yarısını kardeşi ... oğlu ...'e hibe ettiği, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından anlaşıldığı kadarıyla taşınmazlara vefatına kadar ... oğlu ...'ın zilyet ettiği, vefatından sonra ise oğlu ...'ın zilyet ettiği, ...'ın, ... oğlu ...'ın yahut ... oğlu ...'ın mirasçısı olması ve bu kimselerin mirasının mirasçıları arasında taksim edilmemiş olması halinde çekişmeli taşınmazlarda davacıların (...'ın mirasçıları sıfatıyla) pay sahibi olduğu sonucuna varılabileceği fakat davacının babaannesinin annesi olduğunu iddia ettiği ...'ın ... ve ... akrabalığına ilişkin hiçbir iddia ve ispat faaliyetinde bulunmadığı gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı taraf her ne kadar dava konusu taşınmazların kendi murisi ...’a ait olduğunu ileri sürmüş ise de çekişmeli taşınmazların tespit tarihine kadar malik sıfatıyla davalı tarafın zilyetliğinde olduğu, davacı tarafın ve murislerinin taşınmazlarda zilyetliklerinin bulunmadığı, davacı tarafın dava konusu taşınmazların öncesinde kendi murislerine ait olduğu ve murislerinden geldiği iddiasını da ispat edemediği gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Nedenleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; muris ...'ın babasının ... olduğunu, ...'a ait veraset ilamının alınması için nüfus kayıtlarının yeterli olmaması nedeniyle Nüfus Genel Müdürlüğünden kayıtların istenildiğini, kayıtların eski Türkçe olması, tercümesi yönünden bilirkişi incelemesinin zaman alması nedeniyle veraset ilamının henüz alınamadığını, Mahkemece bu hususun bekletici mesele yapılmasına karar verilmediğini, eksik inceleme sonucu davanın reddine karar verildiğini, İstinaf Mahkemesinin de aynı gerekçelerle istinaf taleplerini reddettiğini, ...’un dava konusu taşınmazların tapu maliki olduğunu ancak yerel Tapu Sicil Müdürlüğünde bu hususun yer almadığını, bu nedenle tapu kadastro genel müdürlüğünden kayıtların celbi gerekmesine rağmen Mahkemece kayıtların istenilmediğini, tapu iptali ve tescil davasında iptali istenen taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Yasası kapsamında olmadığını, bu durumun Tapu Genel Müdürlüğünden gelecek kayıtlarla anlaşılacağını, taşınmazlara zilyetlikle malik olduklarını iddia eden davalıların Tapu kaydı bulunan ve muris adına kayıtlı olan taşınmazları işgal ederek kullandıklarını, Kadastro tespitinde asıl tapu maliki ile kızı ... Kararharman'ın ölmüş olmasından ötürü hatalı tespit yapıldığını, tapu kayıtlarının ...'nın babası ...'a ait olup olmadığının ve böyle bir kaydın bulunup bulunmadığının Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden araştırılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali - tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu; Çankırı ili, Atkaracalar ilçesi, ... köyünde bulunan 101 ada 10 , 109, 114, 118, 151, 181, 20, 39, 41, 11, 19, 276, 302, 70, 190, 194, 252, 254; 111 ada 12 ve 14 ile 113 ada 3, 110 ada 11, 19, 276, 302 ve 70 parsel sayılı taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve pay devri nedeniyle, ölü oldukları belirtilerek eşit paylarla ... ve ... adlarına tespit ve tescil edildikten sonra ... payı intikal nedeniyle mirasçıları adına kayıtlanmıştır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın Kurşunlu Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
19.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.