Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi E.2024/99 K.2025/1036

🏛️ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/99 📋 K. 2025/1036 📅 20.05.2025

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/99 - 2025/1036
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
25. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/99 Esas
KARAR NO : 2025/1036
KARAR TARİHİ : 20/05/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/07/2021
NUMARASI : 2020/378 Esas, 2021/670 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü.
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili aleyhinde aldığı ihtiyati haciz kararı sonrası Eskişehir 6.İcra Müdürlüğü'nün 2015/21013 E sayılı dosyası ile icra takibi yaptığını ve müvekkilinin adına kayıtlı taşınmazlarla motorlu araçların sicil kaydına haciz koyduğunu, Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesine açılan menfi tespit davasında müvekkilinin Eskişehir 6.İcra Müdürlüğü'nün 2015/21013 E sayılı takibi ve takibin dayanağı olan belgeler nedeniyle karşı tarafa borçlu olmadığına karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, kararın kesinleşmesi sonucu karşı tarafın müvekkili hakkında aldığı ihtiyati haciz kararı ile ihtiyati haciz kararı kapsamında yapılan takip ve tüm hacizlerin/muhafazaların "haksız fiil" niteliğini aldığını, müvekkilinin kişilik haklarının da bu suretle zedelendiğini ve müvekkilinin üzüntü duyduğunu belirterek menfi tespit davasının kararının kesinleşmesi sonucu karşı tarafın müvekkili hakkında aldığı ihtiyati haciz kararı ile ihtiyati haciz kararı kapsamında yapılan takip ve tüm hacizler/muhafazalar " haksız fiil " niteliğini almış olduğunu, müvekkilinin kişilik haklarının da bu suretle zedelendiğinden ve müvekkilinin üzüntü duyduğundan buna karşılık 20.000 TL manevi tazminatın 28.11.2019 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle haciz kararının 15.12.2015 tarihi olduğu dikkate alınarak, Borçlar Kanunu 72. Maddesinde düzenlenen 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, menfi tespit davasının kabulünün tek başına haksız haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesi sonucunu doğurmayacağını, alacaklının kötü niyetinin ve ağır kusurunun bulunması gerektiğini, yapılan icra takibinde kötü niyet ve ağır kusurdan bahsetmenin mümkün olmadığını belirterek, davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle; “…davacı aleyhine mahkememizin 2015/1345 D. İş E, 2015/1345 D.İş K sayılı kararı ile davacı aleyhine ihtiyati haciz kararı verildiği, bu kararın Eskişehir 6. İcra Müdürlüğünün 2015/21013 E sayılı dosyası ile takibe konulduğu, mahkememizin 2016/582 E 2017/306 K sayılı dosyasında davacının Eskişehir 6. İcra Müdürlüğünün 2015/21013 E sayılı dosyasına konu çek bedeli kredisinden kaynaklanan 81.800 TL gayrinakdi kredi borcunun bulunmadığının tespitine karar verildiği, yine mahkememizin 2017/1066 E, 2019/515 K sayılı kararında davacının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı genel kredi sözleşmeleri nedeniyle kefaletinin geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, davacının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı genel kredi sözleşmeleri nedeniyle kredinin ödenmemesi dolayısıyla sorumlu olduğu, aracın 16/12/2015 tarihinde muhafaza altına alındığı, 13/01/2016 tarihinde ise yediemin sıfatıyla davacıya teslim edildiği, haksız takip ve hacizde manevi tazminata hükmedilebilmesi için bu işlemlerin ağır kusurla ve/veya kötü niyetle yapılması gerektiği, (Yargıtay 4.HD'nin 20/11/2017 tarih ve 2017/3807 Esas, 2017/7399 Karar ve 17/12/2015 gün ve 2014/15143 Esas, 2015/14836 Karar sayılı ilamları bknz.) dosya kapsamına göre takibin haksız olduğu anlaşılmakla birlikte davalının takipte ağır kusurlu ve kötüniyetli olduğu sabit olmadığı gibi davacının haksız takip nedeniyle ağır manevi zararı da oluştuğu ispat edilememiş olduğu anlaşılmakla manevi tazminat davasının reddine karar vermek gerekmiş, ayrıca dava açılmadan önce taraflar dava şartı olan arabuluculuğa başvurmuş, anlaşmazlık sonucu işbu dava açıldığından 7036 sayılı yasa ile değişik 6325 sayılı yasanın 18. maddesi gereğince hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk kanunu yönetmeliğinin 26. ve 6100 sayılı HMK'nun 297 ve 326 maddeleri uyarınca tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil edilmek üzere adalet bakanlığı bütçesinden ödendiği sarf kararından anlaşıldığından…” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının davacı aleyhinde aldığı ihtiyati haciz kararı sonrası Eskişehir 6. İcra Müdürlüğünün 2015/21013 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, müvekkilinin adına kayıtlı taşınmazlarla motorlu araçların sicil kaydına haciz koyduğunu, ... plaka sayılı aracı fiilen de haczederek muhafaza işlemi yaptığını ve birçok bankaya kamu kuruluğuna 1. haciz ihbarnamesi gönderildiğini, yapılan hacizler ve kapsamındaki işlemlerin menfi tespit davasının kesinleşmesi ile haksız fiil niteliğinde haksız takip ve haciz yapıldığını, işbu davacının itibarını zedeleyen işlemler nedeniyle davacının üzüldüğünü, manevi zarara uğradığını, yerel mahkemece buna rağmen bilirkişi raporunu hükme esas alarak yapılan takibin haksız olduğunu kabul ettiğini, davalının dava konusu zararı ispat edemediğini, haksız fiile yönelik manevi tazminat unsurları arasında kötü niyetin olmadığını, davanın hukuki sebebi olan yukarıda belirttikleri düzenlemelerde böyle bir ibarenin hiç geçmediğini, yerel mahkemenin hükme esas alınması mümkün olmayan bir raporu esas alınarak açık yasal düzenlemelere aykırı karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, haksız haciz nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı ...'ın UYAP'tan temin edilen nüfus kayıt örneğine göre 05/01/2024 tarihinde vefat ettiği görülmüştür.
Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup resen yargılamanın her aşamasında gözönünde bulundurulması ve mahkemece de kendiliğinden dikkate alınması gerekir. 6100 sayılı HMK'nın 114/d maddesi uyarınca tarafın, taraf ve dava ehliyetine sahip olmasının olumlu giderilebilir nitelikte dava şartı olduğundan aynı kanunun 115. maddesi uyarınca taraflara süre verilerek tamamlatılması gerekmektedir. HMK'nın 55. maddesinde "....Taraflardan birinin ölümü halinde mirasçılar mirası kabul veya reddetmemiş ise bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hakim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir..." düzenlemesi olduğu, bu düzenlemenin mirasçıların mal varlığını etkileyen davalarda dikkate alınması gerektiği, dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, TMK'nın 28/I. maddesi uyarınca ölen kişinin taraf ehliyetinin son bulduğu, bu durumda mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davaların tarafın ölümü ile konusuz kalmadığı, bu halde, ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçıların, davayı zorunlu dava arkadaşı olarak birlikte takip etmeleri gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, dosyanın UYAP üzerinden yapılan incelemesinde, davacı ...'ın 05/01/2024 tarihinde vefat ettiği anlaşılmakla mahkemece ölen davacının yasal mirasçılarının davadan haberdar edilmesi, davaya devam edip etmeyecekleri hususunun sorulması ve yukarıda belirtilen usulü işlemler yapılarak taraf teşkili sağlandıktan sonra bir karar verilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-4 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, taraf teşkilinin sağlanması ve yukarıda ilkeler çerçevesinde değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma nedenine göre diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun duruşma yapılmadan ve sair yönler incelenmeksizin KABULÜ ile Eskişehir Asliye Ticareti Mahkemesi'nin 01/07/2021 gün ve 2020/378 Esas, 2021/670 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesinin 1. fıkrası (a) bendinin 4. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2)Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine,
3)Davacı tarafça yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde yatıran davacı tarafa iadesine,
4)Kaldırma nedenine göre diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
5)Temyizi kabil olmayan bu kararın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/3.maddesi gereğince; ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a-4 maddesi uyarınca kesin olmak üzere 20/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/05/2025
Başkan
e-imza
Üye
e-imza
Üye
e-imza
Katip
e-imza