İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2015/514 K.2024/750

🏛️ İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 📁 E. 2015/514 📋 K. 2024/750 📅 01.11.2024

T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2015/514 Esas
KARAR NO : 2024/750
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 07/05/2015
KARAR TARİHİ : 01/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 04.12.2009 tarihinde sürücü müvekkili ... ...'ın idaresindeki ... plakalı aracı ile D- 400-32 Karayolunda seyir halindeyken, ... istikametine 13.500 Km'ye geldiğinde karşı yönden gelmekte olan sürücü ... 'un sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile çarpıştıktan sonra duramayarak, yine aynı istikametten gelmekte olan, sürücü İhsan ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla çarpışması sonucu meydana gelen kazada, müvekkili ... ...'ın ağır yaralandığı ve neticesinde sakat kaldığını, kazayla ilgili evrakların ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/... E.- 2010/... K. numaralı dosyası bulunduğunu, müvekkilinin kazadan sonra tedavisinin ... Yataklı ... Devlet Hastanesinde yapıldığını, kazadan sonra sakat kalan müvekkilinin yapılan muayenesi sonucunda ... Devlet Hastanesinden verilen 01.10.2014 tarih- ... nolu %8 özürlü sağlık kurulu raporu bulunduğunu, kazaya karışan ... plakalı aracın ZMSS poliçe şirketinin davalı şirket olduğunu, sigorta poliçe numarasının ... olduğunu, poliçenin güvence altına aldığı riskin gerçekleştiğini, bu nedenle davalı şirketin tam tazminatla mükellef olduğunu, kazaya bağlı olarak davalı sigortaya 05.09.2014 tarihinde müracaatı neticesinde herhangi bir sonuç alınamadığını, bu nedenle işbu davanın açılması zarureti doğduğunu beyanla davanın kabulünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın, 04.12.2009 tarihinde meydana gelen ve müvekkili şirkete ZMMS sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın da karıştığı trafik kazasında yaralandığı iddiasıyla maddi tazminat talepli iş bu davayı kendilerine yönlendirdiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu; bedeni zararlar halinde maddi tazminat talepleri için şahıs başına azami poliçe teminat limitinin 150.000-TL ile sınırlı olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin poliçeden kaynaklanan maddi tazminat talebinden doğan sorumluluğunun; sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, söz konusu sorumluluk aynı zamanda gerçek zarar miktarı ile sınırlı olduğunu, davacı yanın dava konusu talebe ilişkin olarak müvekkili şirkete başvuruda bulunduğunu, kaza ile nedenselliği bulunmayan tanımların/hastalıkların müvekkili şirket tarafından değerlendirmeye alınmasının mümkün olmadığını; dava konusu olay ile ilişkisi olmayan bu arazlar nedeniyle uğranılan zararın kendilerince karşılanmasının da dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili şirketin temerrüde düşmediği gibi dava açılmasına da sebebiyet vermediğini, eksik evrak nedeniyle davacı yanın talebinin karşılanmasının da mümkün olmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin temerrüdünden bahsedilemeyeceğini, davacının faiz talebinin kabulünün mümkün olmadığını beyanla izah edilen sebepler dolayısıyla, müvekkil şirket hakkındaki davanın reddine, aksinin kabulü halinde ise, sorumluluğun azami poliçe teminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin 11/10/2017 tarihli duruşmasında dosyanın maluliyet hesabı yönünden ATK ya gönderilmesine karar verilmiş olup 04/05/2018 tarihli ATK raporunda özetle: "SONUÇ Mevcut belgelere göre; ... oğlu, 30/07/1971 doğumlu ... ...'ın 04/12/2009 tarihinde geçirdiği araç içi trafik kazasına bağlı yaralanması 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin 04/12/2009 tarihinden itibaren 1(bir) aya kadar uzayabileceği oybirliği ile mütalaa olunur." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Mahkememizin 14/10/2020 tarihli duruşmasında Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Kuruluna yeniden müzekkere yazılarak Davacının fiziki muayenesi yapılabilmesi için yeni muayene günü tayin edilerek , davacının rapora itirazları değerlendirilmek ve davacının fiziki muayenesi yapılmak suretiyle rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiş olup davacı ATK'ca belirlenen muayene gününde ATK'da hazır bulunmadığından gelen raporda özetle: "... Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.01.2021 tarih ve 2015/... Esas sayılı yazısı ile Davacı vekilinin rapora karşı sunmuş olduğu itirazları da değerlendirilmek üzere davacı ... ...’ın fiziki muayenesi yapıldıktan sonra maluliyet oranının belirlenmesi istenilmişse de, Kurumumuzun 18.11.2020 tarih ve -.... 05-2020/11658/... sayılı müzekkeresinde istenildiği halde kişinin randevu verilen tarihte tarafımıza başvurmadığı muayeneye gönderilmesi halinde yeniden değerlendirilebileceği, Mevcut belgelere göre; Adli Tıp Kurumu ... Adli Tıp İhtisas Kurulunun 20.04.2018 tarih ve 7665 Karar Nolu mütalaasına eklenecek ve değiştirilecek bir husus olmadığı oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Mahkememizin 07/07/2021 tarihli duruşmasında yeni muayene gününün davacı vekiline e-tebligat ile bildirilmiş olmasına rağmen muayene gidilmemiş olduğu görülmekle davacı vekilinin yeniden ATK 'dan rapor alınması talebinin reddine karar verilerek dosyanın Trafikçi ve Aktüerya konusunda uzman bilirkişiye tevdi ile kusur ve tazminatın belirlenmesi noktasında rapor alınmasına karar verilmiş olup 16/02/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle: " . ... Asliye Ceza Mahkemesine sunulan 29.04.2010 tarihli Bilirkişi Raporunda kazanın 2 aşamada meydana geldiği ve asli kusur tali kusur ayırımı yapıldığı belirtilmiş olup, belirtilen kanaate uyulmamıştır.
10.2. ... plakalı aracın sürücüsü ... ...'ın; Karayolları Trafik Kanununun, 46.maddesinin c) fıkrası ile 47. maddesinin d) fıkrası ve 52.maddesinin a) ve b) fıkraları ile 56.maddesinin a) fıkrasının 1.bendi ile 84. maddesinin g) fıkrasını ihlal ederek; meydana gelen trafik kazasında % 100 (YÜZDE YÜZ) ORANINDA KUSURLU OLDUĞU,
10.3. ... plakalı aracın sürücüsü ... ...'ün; meydana gelen trafik kazasında KUSURUNUN OLMADIĞI,
10.4. ... plakalı aracın sürücüsü ... ...'un; meydana gelen trafik kazasında KUSURUNUN OLMADIĞI,
10.5. Davalının sorumluluğunu doğuran ... plakalı araç sürücüsünün kusursuz ve davacının %100 kusurlu olduğu belirlenmiş olmakla davalının işbu dava kapsamında davacıya karşı bir sorumluluğunun söz konusu olmayacağı,
Sayın Mahkemece aksi kanaate varılması ve davalının sorumlu olacağının kabulü halinde ise her hangi bir kusur indirimi yapılmaksızın %100 kusura göre; davacının geçici iş göremezlik dönemindeki maddi zararının 546,48 TL olarak belirlendiği, kaza tarihi itibariyle uygulanması gereken 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre ATK tarafından davacının malul kalmadığı belirlendiğinden davacının sürekli iş göremezlik dönemi için maddi zararının söz konusu olmayacağı, davalı bakımından en erken temerrüt tarihinin dosya münderecatına göre 18.12.2014 olarak belirlenebildiği, sigortalı aracın kullanım şeklinin ticari olduğuna dair bir belgeye rastlanılmadığı," şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulamada davacı ... ...'ın vefat ettiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:
Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı dava dilekçesinde; 04/12/2009 tarihinde davacının , dava dışı sürücü idaresindeki ... plakalı araç ile çarpıştıktan sonra dava dışı diğer araç sürücüsü İhsan ... sevk ve idaresindeki araç ile çarpıştığını, meydana gelen kaza nedeniyle davacının geçici ve sürekli işgöremezliğe uğradığını beyan etmiş zararının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı davaya cevap dilekçesinde; davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini istemiştir.
Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
(2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
(2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Bir zarar sigortası türü olan zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortacı işletenin sorumluluğunu yine ancak sorumlu olduğu çerçevede karşılamakla yükümlüdür. Bu bakımdan zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile işletenin poliçe limiti dahilinde tazminat sorumluluğunu yüklenen sigorta şirketi gerçek zarardan, işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu tutulabilecektir.
Yargılama esnasında davacı asilin kaza tarihi ve sonrasına ilişkin tüm hastane kayıtları, tedavi evrakları celp edilerek ATK'dan rapor tanzimi istenilmiş olup 11/05/2018 tarihinde mahkememize gönderilmiş olan ATK raporunda özetle; Mevcut belgelere göre; ... oğlu, 30/07/1971 doğumlu ... ...'ın 04/12/2009 tarihinde geçirdiği araç içi trafik kazasına bağlı yaralanması 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin 04/12/2009 tarihinden itibaren 1(bir) aya kadar uzayabileceği oybirliği ile mütalaa olunur." şeklinde değerlendirmede bulunulduğu görülmüştür.
Mahkememizce davacı vekilinin rapora yönelik itirazları da değerlendirilerek davacının fiziki muayenesi yapıldıktan sonra maluliyet raporunun düzenlenmesi için dosyanın ATK ... İhtisas Dairesi Üst Kuruluna gönderilmesine karar verilmiş ancak davacı muayene için ATK da hazır olmamış bunun üzerine ATK tarafından düzenlenen 19/02/2020 tarihli ATK raporu ile; " ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.11.2019 tarih ve 2015/... Esas sayılı yazısı ile Davacı vekilinin rapora karşı sunmuş olduğu itirazları da değerlendirilmek üzere davacı ... ...’ın fiziki muayenesi yapıldıktan sonra maluliyet oranının belirlenmesi istenilmişse de, Kurulumuzun 24.12.2018 tarih ve ... Karar Nolu ve 29.07.2019 tarih ve ... Karar Nolu müzekkerelerinde istenildiği halde kişinin randevu verilen tarihlerde tarafımıza başvurmadığı muayeneye gönderilmesi halinde yeniden değerlendirilebileceği,
Mevcut belgelere göre; Adli Tıp Kurumu ... Adli Tıp İhtisas Kurulunun 20.04.2018 tarih ve ... Karar Nolu mütalaasına eklenecek ve değiştirilecek bir husus olmadığı oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde değerlendirmede bulunulduğu görülmüştür.
Davacı vekili tarafından müvekkilinin muayeneye gideceği ve dosyanın yeniden ATK ya gönderilmesini istemesi üzerine mahkememiz 10. Nolu celsesinde Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Kuruluna yeniden müzekkere yazılarak Davacının fiziki muayenesi yapılabilmesi için yeni muayene günü tayin edilerek , davacının rapora itirazları değerlendirilmek ve davacının fiziki muayenesi yapılmak suretiyle rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiş ara karar sonrasında ATK tarafından tanzim edilen 29/04/2021 tarihli raporda " ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.01.2021 tarih ve 2015/... Esas sayılı yazısı ile Davacı vekilinin rapora karşı sunmuş olduğu itirazları da değerlendirilmek üzere davacı ... ...’ın fiziki muayenesi yapıldıktan sonra maluliyet oranının belirlenmesi istenilmişse de, Kurumumuzun 18.11.2020 tarih ve ... sayılı müzekkeresinde istenildiği halde kişinin randevu verilen tarihte tarafımıza başvurmadığı muayeneye gönderilmesi halinde yeniden değerlendirilebileceği,
Mevcut belgelere göre; Adli Tıp Kurumu ... Adli Tıp İhtisas Kurulunun 20.04.2018 tarih ve ... Karar Nolu mütalaasına eklenecek ve değiştirilecek bir husus olmadığı oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Davacı vekili her ne kadar davacının fiziki muayenesinin yapılarak yeniden rapor tanzim edilmesi için dosyanın yeniden ATK ya gönderilmesine karar verilmesi isteminde bulunmuş ise de; davacının birden fazla kez muayene işlemi yapılarak rapor alınması talebinde bulunduğu mahkememizce talep doğrultusunda dosyanın birden fazla kez ATK ya gönderildiği ancak davacı asılın muayene günlerinde birden fazla ATK da hazır olmadığı dikkate alınarak davacının yeniden rapor alınması talebinin reddine karar verilmiş ve dosyanın Trafikçi ve Aktüerya konusunda uzman bilirkişiye tevdi ile kusur ve tazminatın belirlenmesi noktasında rapor alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 15/02/2022 tarihli raporda " ... Asliye Ceza Mahkemesine sunulan 29.04.2010 tarihli Bilirkişi Raporunda kazanın 2 aşamada meydana geldiği ve asli kusur tali kusur ayırımı yapıldığı belirtilmiş olup, belirtilen kanaate uyulmamıştır.
... plakalı aracın sürücüsü ... ...’ın; Karayolları Trafik Kanununun, 46.maddesinin c) fıkrası ile 47. maddesinin d) fıkrası ve 52.maddesinin a) ve b) fıkraları ile 56.maddesinin a) fıkrasının 1.bendi ile 84. maddesinin g) fıkrasını ihlal ederek; meydana gelen trafik kazasında %100 (YÜZDE YÜZ) ORANINDA KUSURLU OLDUĞU,
... plakalı aracın sürücüsü ... ...’ün; meydana gelen trafik kazasında KUSURUNUN OLMADIĞI,
... plakalı aracın sürücüsü ... ...’un; meydana gelen trafik kazasında KUSURUNUN
OLMADIĞI,
Davalının sorumluluğunu doğuran ... plakalı araç sürücüsünün kusursuz ve davacının %100 kusurlu olduğu belirlenmiş olmakla davalının işbu dava kapsamında davacıya karşı bir sorumluluğunun söz konusu olmayacağı," şeklinde rapor tanzim edilmiştir.
Yargılama sırasında davacı asıl vefat etmiş, bunun üzerine mahkememiz 18 no.lu celsesinde Mirasçılar ... ..., ... ..., ... ... ve küçükler ... ..., ... ..., ... ... ve ... ...'a velayeten ... ...'a HMK m.114/1-d hükmü uyarınca taraf teşkilinin sağlanabilmesi amacıyla davacı asil ... ...'ın vefatı üzerine yasal mirasçıları konumunda olması sebebiyle 6100 Sayılı HMK'nın 55. Maddesi hükmü uyarınca davayı takip edip etmeyeceklerine ilişkin beyanda bulunmak üzere süre verilmesine, süresi içerisinde beyanda bulunulmadığı, mahkememizin duruşma gün ve saatinde duruşma salonunda bizzat hazır olunmadığı yahut kendilerini bir vekil vasıtası ile temsil ettirmedikleri takdirde davayı takip etmek istemediklerinin varsayılarak davayı takip eden tarafın talebi doğrultusunda muris ... ...' ın terekesine temsilci atanması suretiyle yokluklarında yargılamaya devam edilerek karar verileceğinin ve yapılan işlemlere ve verilen kararlara itiraz edemeyecekleri hususu mirasçılara ihtar edilmiş, davacı vekili tarafından ilgili mirasçılardan vekaletname alınmış ve mirasçılar vekili sıfatı ile kendilerini temsil ettirmiştir.
Ayrıca mahkememizce ... Asliye Ceza Mahkemesine ve bu dosyanın gönderildiği bildirilen .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/... esas sayılı dosyasına müzekkere yazılarak meydana gelen trafik kazası ile ilgili alınmış kusur bilirkişi raporlarının dosyamız arasına gönderilmesinin istenilmesine karar verilmiş, ayrıca dosya arasına gelen .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/... esas sayılı dosyasında alınan rapor taraflara tebliğ edilerek tarafların rapora beyan ve itirazlarının sunmaları için süre ve imkan tanınmıştır.
Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede; dosyamız kapsamında alınan kusur bilirkişi raporunda meydana gelen trafik kazasında davacı-müteveffanın %100 kusurlu olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Nitekim aynı olaya ilişkin olarak .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/... esas sayılı dosyasında alınan ATK raporunda da dosyamız davacısı ... ...'ın %100 kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar ... Asliye Ceza Mahkemesinde alınan kusur raporunda davalının sigortalısına kusur atfedildiği yargılama aşamasında beyan edilmiş ise de; dosyamız arasına alınan .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/... esas sayılı dosyasında alınan kusur raporunun ATK İhtisas Dairesi tarafından tanzim edildiği ayrıca bu rapor hazırlanırken raporda ceza dosyasında alınan rapora da yer verilerek bu rapordaki hususların da inceleme konusu yapıldığı açıklanan nedenlerle dosya arasına alınan ATK raporunun çelişkiyi giderici nitelikte ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğu kanaatine varılmış , yeniden kusur raporu alınmamıştır. Dosyadaki mevcut ve mahkememizce de itibar edilen kusur raporuna göre davacı (müteveffa) meydana gelen trafik kazasında %100 oranında kusurlu olduğundan ve davalının ancak sigortalısının kusuru oranında meydana gelen zarardan sorumluluğu bulunmakta olup davalı sigortalının kusurlu olduğu ispatlanamadığından davacının taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Öte yandan; davacı tarafından davalının kusuru ispatlanmış olsaydı dahi, davacının kendisine defalarca süre ve imkan tanınmasına rağmen muayene için de ATK da hazır bulunmadığı,
dosya kapsamındaki belgeler incelenerek dosya kapsamında alınan maluliyet raporunda davacının daimi işgöremezlik maluliyetinin oluşmadığının tespit edildiği, bu hali ile davacının daimi iş göremezlik zararı oluştuğunu ispatlayamadığı görüldüğünden bu talebinin her durumda reddi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-) Davanın REDDİNE,
2 - Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 27,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 399,9‬0 TL harcın davacı/mirasçılardan tahsili ile hazineye irat kaydına.
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 200,00 -TL vekalet ücretinin davacı/mirasçılardan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine,
5-Davalı tarafça yapılan 6,50 TL masrafın davacı/mirasçılardan alınarak davalıya verilmesine,
6-Dosyamızdan alınan Adli Tıp Raporuna istinaden tahakkuk ettirilen 05/06/2018 Tarih ... numaralı fatura bedeli olan 566,50-TL'nin davacıdan alınarak Adli Tıp Kurumu Döner Sermayesine ödenmesine, bu hususta gerekli işlemlerin yapılarak Adli Tıp Kurumuna bildirimde bulunulmasına,
Dair, hazır bulunanların (e duruşma ile) yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/11/2024
Katip ...
(e-imza)
Hakim ...
(e-imza)