İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/205 K.2025/767
T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/205 Esas
KARAR NO : 2025/767
DAVA : Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali)
DAVA TARİHİ : 21/03/2025
KARAR TARİHİ : 20/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 21/03/2025 havale tarihli dava dilekçesi ile, ... 9.Asliye Ticaret Mahkemesi ...E. -... K. Sayılı mahkeme dosyası gereği atanmış olan tasfiye memuru ... tarafından yönetilen toplantıda ... 2023 hesap yılı olağanüstü genel kurul toplantısında alınan hukuka ve yasaya aykırı kararların iptali için huzurdaki davayı açmak zorunluluğu hasıl olduğunu, müvekkili davacının ekte yer alan kooperatif üyeleri belgesinden ve aile nüfus kayıt tablosundan da anlaşılacağı üzere kooperatif üyesi ...’un kızı ve yasal mirasçısı olmasına rağmen ilgili genel kurul toplantısına çağrılmadığını, bu durumun ... Sayılı Kooperatifler Kanunu ve Tebligat Kanunu’nun ilgili maddelerine aykırılık teşkil ettiğini, 18.11.2023 tarihli toplantıda toplantı çağrı sürelerine uyulmadığını, müvekkilin toplantıya aslen katılma haklarının gasp edildiğini, müvekkilinin, bu sebeple usulüne uygun olarak davet edilmediği toplantıda bulunamadığını, yasal düzenlemeler gereği çağrının toplantı gününden en az 30 gün önce ve en çok 2 ay içinde yapılması, toplantı gün ve saati ile yerinin ve gündem maddelerinin bildirilmesinin zorunlu olduğunu, müvekkillere ilan yapılmaksızın toplantı yapılmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, Genel kurulda alınan karara göre "... İli, ... Mah. ... Mah. ... Sk. 15703 Ada, 104 parsel"de bulunan taşınmazın, yasaya aykırı bir şekilde bu kararın uygulanması halinde müvekkillerin mülkiyet hakkı sınırlandırılmış olacağını, mülkiye hakkı anayasal bir hak olduğunu, Anayasa'nın mülkiyet hakkını güvenceye alan 35. maddesine göre, herkes mülkiyet hakkına sahip olduğunu, bu hakkın, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir ve kullanılmasının toplum yararına aykırı olmayacağını, bu nedenlerle Genel Kurul Toplantı Kararının iptaline, dava sonuçlanıncaya kadar telafisi mümkün olmayan zararlara neden olabileceğinden iptale konu karar öncesinde belirtilen taşınmazın korunması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, satışın ve tasfiyenin durdurulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Tasfiye Halinde ... vekili 21/05/2025 havale tarihli cevap dilekçesi ile, davacının Kooperatif Üyeliği Veya Mirasçılığının Kanıtlanmadığını, davacının, dava dilekçesinde kooperatif ortağı olduğunu ya da yasal mirasçısı sıfatıyla genel kurula katılma hakkı bulunduğunu ileri sürdüğünü, ancak bu iddialarını destekleyecek herhangi bir resmî belge veya kayıt sunmadığını, davacının taraf ehliyeti bulunmadığını, bu nedenle davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiğini, benzer Nitelikteki Davanın Daha Önce Reddedildiğini, Aynı kooperatife karşı, aynı genel kurul kararlarının iptali istemiyle ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. – ... K. sayılı dosyasında aynı vekil tarafından açılan dava mahkemece usul ve esas yönünden değerlendirilerek REDDEDİLdiğini, söz konusu davada, genel kurulun çağrı usulü, tasfiye memurunun yetkisi ve mülkiyet hakkına ilişkin tüm iddialar incelenmiş ve reddedildiğini, eldeki davanın, daha önce reddedilen davanın devamı niteliğinde olduğunu, İptal Davası Açma Süresinin Kaçırıldığını, davaya konu genel kurulun 18/11/2023 tarihinde yapıldığını, davacının ise bu tarihten aylar sonra, 21/03/2025 tarihinde dava açtığını, bu nedenle, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığından usulen reddedilmesi gerektiğini, Genel Kurul Çağrısı Usulüne Uygun Yapıldığını, Genel kurul çağrılarının, 02/11/2023 tarihinde iadeli taahhütlü mektupla yapıldığı, çağrı metni ayrıca ... Gazetesi'nde yayımlandığını, toplantıya 15 ortak katıldığını, çağrı ve katılım usulleri tüm belgelerle sabit olduğunu, davacının çağrılmamasına ilişkin iddiasının hem delilsiz hem de üyelik sıfatı bulunmadığı için önemsiz olduğunu, Genel Kurul Kararlarının Mahkeme Kararına Uygun odluğunu, Mülkiyet Hakkına Müdahale olmadığını, Genel kurulda alınan kararların, ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. - ... K. sayılı kararı çerçevesinde ve sınırlı yetki kapsamında alındığını, satış işleminden elde edilecek bedelin ortaklara dağıtılması öngörüldüğünden, mülkiyet hakkına bir müdahale söz konusu olmadığını, tasfiye edilen ve sicil kaydı terkin edilen kooperatifin ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. ...K. sayılı kararı uyarınca ihyası sonucu bir taşınmazının paraya çevrilmesi kararı ile ... tasfiye memuru olarak atandığını, söz konusu kararın uygulanmasında genel kurul kararı gerekmediğini, dolayısıyla "Genel kurul toplantı" zorunluluğu olmadığını, hak sahiplerini toplamak için toplantı yapıldığını, tasfiye edilmiş kooperatifte genel kurul yapılamayacağını, yalnızca hakim kararına uyulduğunu, ek tasfiye sebebi şirkete ait bazı aktiflerin dağıtım sırasında dikkate alınmaması ve dağıtım dışı kalmış olması, aktiflerin satılması TTK 542/1-a gereğince tasfiye memurunun görevi kapsamında olmakla birlikte mahkeme tarafından da tespit edilmiş olduğu için genel kurul yapılması zorunluluğu bulunmadığını, TTK md. 535 gereğince tasfiye hâline girilince organların görev ve yetkileri tasfiyenin yapılabilmesi için zorunlu ancak nitelikleri gereği tasfiye memurlarınca yapılamayan işlemlere özgülenir, tasfiye memuru TTK 542/1-c gereği tasfiyenin gerektirmediği yeni bir işlem yapamayacağını, ek tasfiye halinde de aktiflerin satılmasının tasfiye memurunun görevi olduğunu, yalnızca satış usulünün belirlenmesi için söz konusu genel kurulun yapıldığını, genel kurul kararının iptali halinde mahkeme kararı ve tasfiye memurunun görevinde hukuki bir değişiklik doğmayacak olmasının, yani hukuki yararın bulunmaması nedenleriyle davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, üstelik taşınmazın satılması sonucunda kanun gereği ortaklar arasında dağıtılması kooperatif ortaklarının yararına bir durum olduğunu, mülkiyet hakkına bir müdahale bulunmadığını, bu sebeple de hukuki yarar bulunmadığını, davacının, hiçbir somut belge sunmaksızın, yalnızca genel ifadelerle ihtiyati tedbir talebinde bulunduğunu, HMK 390/3 uyarınca bu tür taleplerin değerlendirilmesi için yaklaşık ispat koşulunun yerine getirilmesi gerektiğini, bu nedenlerle davacının taraf sıfatı bulunmadığı ve hak düşürücü sürede dava açılmadığı için davanın usulden reddine, esasa girilecekse, önceki davanın kesinleşmiş ret kararı ve mevcut davadaki delil yetersizliği nedeniyle esastan reddine, haksız ihtiyati tedbir talebinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Kooperatifler Kanunun 53. Maddesinde; "...Aşağıda yazılı kimseler kanuna, anasözleşme hükümlerine ve iyi niyet esaslarına aykırı olduğu iddiası ile Genel Kurul kararları aleyhine, toplantıyı kovalıyan günden başlamak üzere bir ay içinde, kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye başvurabilirler. 1-Toplantıda hazır bulunup da kararlara aykırı kalarak keyfiyeti tutanağa geçirten veya oyunu kullanmasına haksız olarak müsaade edilmiyen yahut toplantıya çağrının usulü dairesinde yapılmadığını veyahut gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini yahut da Genel Kurul toplantısına katılmaya yetkili olmıyan kimselerin karara katılmış bulunduklarını iddia eden pay sahipleri; 2. Yönetim Kurulu; 3. Kararların yerine getirilmesi Yönetim Kurulu üyeleri ile denetçilerin şahsi sorumluluklarını mucip olduğu takdirde bunların her biri; Bozma davasının açıldığı ve duruşmanın yapılacağı gün, Yönetim Kurulu tarafından usulen ilan olunur. Birinci fıkrada yazılı bir aylık hak düşüren sürenin sona ermesinden önce duruşmaya başlanılamaz. Birden fazla bozma davası açıldığı takdirde, davalar birleştirilerek görülür. Mahkeme, kooperatifin isteği üzerine muhtemel zararlarına karşı davacıların teminat göstermesine karar verebilir. Teminatın mahiyet ve miktarını belirtmek mahkemeye aittir..." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Kooperatifler Kanunu’nun 53 ncü maddesinde kanuna, anasözleşme hükümlerine ve iyiniyet esaslarına aykırı olduğu iddiası ile genel kurul kararları aleyhine toplantıyı kovalayan günden başlamak üzere bir ay içinde, toplantıda hazır bulunup da kararlara aykırı kalarak keyfiyeti tutanağa geçirten veya oyunu kullanmasına haksız olarak müsaade edilmiyen yahut toplantıya çağrının usulü dairesinde yapılmadığını veyahut gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini yahut da Genel Kurul toplantısına katılmaya yetkili olmıyan kimselerin karara katılmış bulunduklarını iddia eden pay sahiplerinin kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye başvurulabileceği düzenlenmiştir.
Davacı ..., davalı Kooperatifin 18/11/2023 tarihli genel kurul toplantısında; çağrı usullerine uyulmadığını toplantıya çağrılmadığını, ilan yapılmaksızın toplantı yapılmasının hukuka aykırı olduğunu bildirerek, davalı Kooperatifin 18/11/2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptalini talep etmiştir. 18/11/2023 tarihli genel kurul toplantı tutanağı ve hazirun cetveli getirtilmiş yapılan incelenmesinde davacının murisi ...'un hazirun cetvelinde isminin yer aldığı, ancak toplantıya katılmamış olduğu görülmüştür.
Davacı, Kooperatif üyesi ...'un kızı ve yasal mirasçısı olduğunu bu nedenle genel kurul kararının iptali davasını açma hakkına sahip olduğunu iddia etmiş ise de; davacının murisi ...'un 18/11/2023 tarihli Kooperatif genel kurul toplantısı yapıldıktan sonra 17/05/2024 tarihinde vefat ettiği, toplantı tarihi itibari ile ...' un pay sahibi olduğu, davacının pay sahipliğinin bulunmadığı, Gümüşhacıköy Sulh Hukuk Mahkemesinin ... E ... karar sayılı 22/05/2024 tarihli veraset ilamından anlaşılmıştır.
Kooperatifler Kanunu 14. maddesinde “Ortağın ölümü ile ortaklık sıfatı sona erer. Ana sözleşmede gösterilecek şartlarla ölen ortağın mirasçılarının kooperatifte ortak olarak kalmaları sağlanabilir.” düzenlenmiş ve ölüm halinde ortaklığın mirasçılar nezdinde devamı için ana sözleşmeye atıf yapılmıştır. Ana sözleşmenin ortaklığın sona ermesi başlıklı 16. maddesinde ise “ Ferdi münasebete geçilmeden önce ölen ortağın kanuni mirasçılarının üç ay içinde temsilci tayin ederek kooperatife bildirmeleri halinde, ortaklık hak ve yükümlülükleri kanuni mirasçıları lehine devam eder. Mirasçıların temsilci tayin etmemeleri veya ortaklığa devam etmek istememeleri halinde, ölen ortağın alacak ve borçları 15.madde hükümlerine göre tasfiye edilir." denilmekle ölüm ile hissenin mirasçılara intikal edeceği düzenlemiştir.
18/11/2023 tarihli genel kurulda Kooperatif ortağının halen sağ olduğu anlaşıldığından ortaklık hakları mirasçılarına geçmemiştir. Kooperatif Kanunu’nun 98.maddesi delaletiyle TTK 368.maddesine göre usulüne uygun çağrı yapılmamış olması genel kurulda alınan kararların yoklukla malül olduğu sonucunu doğurmayıp bu usulsüzlüğe muhatap olan ortaklara iptal davası açma hakkı verir. Genel kurul yapıldığı tarihte davacı Kooperatif ortağı sıfatına sahip olmadığından iptal davası açma hakkına da sahip değildir.
Tüm dosya kapsamının ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davacının , genel kurulun yapıldığı tarih itibari ile Kooperatif de pay sahibi olmadığı, iptal davası açma hakkına sahip bulunmadığı, ... 9 Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas ...karar sayılı ilamı ile Kooperatif tasfiye memuruna Kooperatif adına kayıtlı taşınmazın satışı ile sınırlı olmak üzere yetki verilerek Kooperatifin ihya edildiği, Kooperatif adına kayıtlı taşınmazın gayrimenkul değerleme raporunda belirlenen fiyattan satılmasına 18/11/2023 tarihli genel kurulda karar verildiği, bu kararın anasözleşme, objektif iyi niyet kuralları ve Kooperatifler kanunu ile TTK 'nun 547. Madde hükümlerine aykırı bulunmadığı, geçersizliğini gerektirecek her hangi bir iddianın da ispat edilemediği anlaşıldığından davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davacının davasının reddine,
2-Harçlar Yasası uyarınca belirlenen karar harcı olan 615,40-TL harç başlangıçta yatırıldığından yeniden tahsiline yer olmadığına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama masrafı bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6-Karar kesinleştiğinde kullanılmayacak olan avansın ilgili tarafa iadesine,
Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341. maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.. 20/11/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır