İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/123 K.2025/700

🏛️ İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 📁 E. 2023/123 📋 K. 2025/700 📅 16.07.2025

T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/123
KARAR NO : 2025/700
DAVA : Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)
DAVA TARİHİ : 17/02/2023
KARAR TARİHİ : 16/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket adına, borçlu-----aleyhine -----. İcra Müdürlüğünün -----. sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını ve takibin kesinleştiğini, birçok yere haciz yazısı yazılmışsa da alacağın tahsilinin sağlanamadığını, Davalı şirket ile müvekkili şirket arasında kaba inşaat yapım sözleşmesi yapılarak, ---- İlçesi, ----- Mahallesi, ------ Mevkiinde, 10248 ada, 2 parsel numarasında kayıtlı bulunan müvekkilinin iş bu inşaatın kaba inşaat (kalıp, demir, duvar, beton, döküm...) işlerini üstlendiğini, Davalı şirket ile yapılan sözleşme doğrultusunda müvekkilinin, inşaatın işlerini tamamladığını ve gerektiği gibi sözleşmeyi ifa ettiğini, ancak davalı şirketin sözleşme doğrultusunda müvekkilinin şirketin alacağına gelen dairelerin devrini gerçekleştirmediğini, kaba inşaat yapım sözleşmesinin düzenlendiğini 03.07.2019 tarihinden bugüne kadar müvekkiline devretmediğini, bu nedenle dava konusu taşınmazların atıcı olarak yer alan davalı şirket adına kayıtlı olan taşınmazların rayiç bedelinin tespit edilerek müvekkiline ödenmesi için huzurdaki davayı açma zaruretinin hasıl olduğunu, Müvekkilinin sözleşme doğrultusunda masraflar yaptığını ve bu işten dolayı oldukça büyük bir maddi Zarara uğradığını, bu sebeple sözleşme doğrultusunda mezkur taşınmazların müvekkiline devri ile davalının gecikmeden kaynaklanan zararları tazmin etmesi gerektiğini, Arsa sahiplerinin edimleri oranında borçlu yüklenici ------ hak etmiş olduğu bağımsız bölümleri müvekkiline adına tapuda tescil sağlamadıklarını, bunun yerine -----yetkilisine, arsa malikleri olarak vekalet verilmek suretiyle yüklenici borçluya düşen birçok bağımsız bölüm ve taşınmazın bu şekilde muvazaalı olarak satıldığını ve alacaklılardan bu şekilde mal kaçırdıklarını, davalıların MK 2. maddesinde belirtilen iyi niyet kurallarına aykırı davrandığını, bu hususta dava açma haklarını saklı tuttuklarını, satışa ilişkin vekaletnamelerin tapuda yer aldığını, Mahkemece tapu kayıtları incelendiği takdirde, mal sahipleri tarafından davalı şirkete devri yapılması lazım gelen tapuların hiçbirinin yapılmadığının açıkça ortaya çıkacağını, iş bu durumun haklı davalarını ispatlar nitelikte olduğunu, yüklenici borçlu ----- ile arsa sahipleri arasında mevcut Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşat Sözleşmeleri uyarınca 32 adet bağımsız bölümün yüklenici borçlu------ adına tescili gerektiğini, bu durumun ekte sunulan sözleşmedeki paylaşım şemasından da anlaşıldığını, ancak her nedense 32 adet bağımsız bölümün arsa malikleri tarafından yüklenici borçlu -----. adına tescil edilmediği gibi teslim ve tescilden kötü niyetli olarak imtina edildiğini, hatta yüklenici borçlu ----- yetkilisine çıkarılan vekaletnamelerle satışların direk arsa malikleri üzerinden yapıldığını, bu nedenle de borçlu yüklenici adına hiç tescil yapılmadığı için gerek ayni, gerekse de nakdi olarak alacağın tahsil edilemediğini, nitekim ekte sunulan yapı ruhsatlarından da anlaşılacağı üzere müteahhidin borçlular göründüğünü bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; Kesinleşen ----. İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı dosyası alacağının İİK 94 / 2 maddesine istinaden yüklenici borçlunun taraf olduğu Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden yüklenici borçluya isabet eden hakların (32 adet bağımsız bölüm) ------- adına tapu iptali ile tesciline, Davalı arsa malikleri adına kayıtlı olan tapuların iptali ile Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmelerine konu arsa payı ve dairelerin kat irtifaklarının kurularak -------adına kayıt ve tesciline mümkün olmaması halinde arsa paylarının -----adına kayıt ve tesciline, ----- İli, ----- İlçesi, ---- Mahallesi, ------ Mevkinde, 10248 ada, 2 parselde kayıtlı taşınmaz için yapılan sözleşme gereği ekte yer alan paylaşım şemasına göre yüklenici borçluya isabet eden 32 adet bağımsız bölüm üzerine veya Mahkeme aksi kanaate ise müvekkilinin alacağına denk gelen bağımsız bölümlerin üzerine huzurdaki davanın konusuz ve Ssemeresiz kalmaması, müvekkilinin hak ve menfaatlerinin zedelenmemesi ve ileride verilecek bir kararın tenfiz kabiliyetinin ortadan kalmaması adına 3. kişilere satışının önüne geçmek için taşınmaz üzerine öncelikle teminatsız olarak, Mahkeme aksi kanaateyse teminat belirlenerek ihtiyati tedbir konulmasına, ihtiyati tedbir verilmemesi halinde iyi niyetli üçüncü şahısların davadan zarar görmemesi adına; ---- İli, ----- İlçesi, ----- Mahallesi, ------ Mevkiinde, 10248 ada, 2 parselde inşa edilen sözleşme gereği ekte paylaşım şemasındaki yüklenici borçluya isabet eden 32 adet bağımsız bölüm üzerine MK. 1010 maddesi gereği davalıdır şerhinin işlenmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar ---- ve ------vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı ------ arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesindeki edimlerini yerine getirmediğinden temerrüde düştüğünü, bu sebepler taraflar arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden dönüldüğün, sözleşmenin hiç yapılmamış gibi geçmişe etkili sonuç doğurduğunu, Davalı yüklenici ------ eser sözleşmesinden kaynaklanan edimlerini tam ve eksiksiz yerine getirmediğinden (inşaat seviyesi % 68,38 düzeyinde bırakıldığından), arsa sahibi olan müvekkili tarafından sözleşmeden geriye etkili olarak dönüldüğünün ortada olduğunu, bu durumda davalı yüklenicinin arsa sahiplerinden aldıklarını iade etme borcu altında olduğu, inşaatı getirdiği seviye ile ilgili ise ancak sözleşmenin tarafı olan yüklenici ---- inşaat maliyetine ilişkin müvekkiline talep yöneltebileceğinin açık olduğunu, müvekkilinin arsa sahibi olarak yüklenici ----- taşınmaz devir borcu doğmadığına göre, davalı ---- alacaklı olduğunu iddia eden kişilerin müvekkilinden talepte bulunmasının mümkün olmadığını, nitekim mevcut olmayan bir alacağın / hakkın tapuya tecsilinin İİK. 94 / 2. maddesi kapsamında talep edilmesinin mümkün olmadığını, Davacının İİK 94 / 2. maddesi kapsamında tescil talebinde bulunabilmesi için öncelikle davalı yüklenicinin iktisap eyleyip de henüz tapuya tescil ettirmediği bir ayni hakkı tescilden önce kazanmış olması gerektiğini, arsa payı karşılığı inşaat ve taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinde, yüklenicinin edimlerini yerine getirdiğinde sözleşme uyarınca arsa sahibinden ayni hak kazanamayacağını, ancak tescil talep etme şahsi hakkı kazanacağını, bu sebeple İİK 94 / 2. Hükmünün arsa payı karşılığı inşaat ve satış vaadi sözleşmelerinde uygulama alanı bulunmadığının kabul edildiğini, Davacının iş bu davayı açabilmesi için öncelikle takibe konu alacağın davalı yükleniciden tahsil edemediğini kanıtlaması gerektiğini, müvekkilinin davalı yüklenici ile yapmış olduğu arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca, sözleşme henüz yürürlükte iken davalı şirket yetkilisi ------ vekaletnameler verdiğini, müvekkilinin davalıya avans niteliğinde olmak üzere bir kısım bağımsız bölümlerin davalı şirket yetkilisi tarafından dilediği kişilere dilediği bedelle devri yetkisi verdiğini, vekaletnameler uyarınca davalı şirket yetkilisi tarafından vekaletnamelerde yer alan toplam 23 adet bağımsız bölümün satış /devirlerinin yapıldığını, nitekim bu işlemler nedeniyle davalı ------ tarafından müvekkiline 2 adet ibraname verildiğini, yapılan işlemlerin hemen hem tüm arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde görülen olağan / rutin işlemlerden olduğunu, davalı yüklenici tarafından inşaatın tamamlanmadığını, sözleşmedeki edimleri tam ve gereği yerine getirilmediğini, Sözleşmede davalı yüklenici tarafından tam ve eksiksiz olarak yerine getirilseydi ve sözleşmeden dönülmeseydi, davalı ---- devredilecek bağımsız bölüm sayısının 32 adet olduğunu, ancak inşaat henüz % 60 seviyesinde iken (A ve B aşamaları kısmen tamamlandıktan sonra) davalı yüklenici tarafından işin bırakılması, temerrüde düşülmesi sebebiyle henüz devir borcunun doğmadığı bir aşamada sözleşmeden dönüldüğünün açık olduğunu, davalıya, onun haleflerine veya davalının alacaklılarına taşınmaz devir borcu bulunmadığını, davalı yüklenicinin inşaat işini yarım bıraktığından, müvekkilinin inşaatı tamamlatabilmek adına yeni bir yüklenici bulmak zorunda kaldığını, müvekkilinin yeni yükleniciyle yapmak zorunda kaldığı sözleşme uyarınca daha fazla bağımsız bölümü devir borcu altına girdiğinden zarara uğradığını, davalı yüklenicinin yarım bıraktığı iş sebebiyle zarara uğradığı gibi, birçok davaya da muhatap kaldığını, hatta kendi hakkından bile fedakarlık etmek zorunda kaldığını, inşaatın davalı yüklenici tarafından fiilen bitirildiği, yüklenici adına tescil edilmesi gereken bağımsız bölümlerin davalı arsa sahipleri adına kayıtlı olduğu, hatta bazılarının alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak 3. kişilere devredildiği iddialarının hiçbir geçerliliği ve dayanağı bulunmadığını, davacının tescil talebi gibi tazminat talebinin de haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından ihtiyati tedbir taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, hiçbir hakkı olmadığı halde kötü niyetle iş bu davayı ikame ettiğinden, HMK 329. maddesi uyarınca hakkında yaptırım uygulanması gerektiğini, bu nedenlerle; davacının dava dilekçesindeki B Bloktaki 32 adet bağımsız bölümün tapu iptali ve davalı borçlu adına tecili talebi açık ve anlaşılır olduğundan, 32 adet bağımsız bölümün rayiç değerlerinin bilirkişi marifetiyle tespit edilerek davacıya tamamı üzerinden harcı tamamlamak üzere kesin süre verilmesine, aksi takdirde iddianın değiştirilmesi ve genişletilmesine muvafakatleri bulunmadığına, Davacının ihtiyati tedbir talebinin, davadaki haklılığının yaklaşık olarak bile ispat edilemediği, iddia edilen alacağın varlığı ve miktarı ispata muhtaç olmakla birlikte alacağın katbekat üzerinde olacak şekilde ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğu ve ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığı dikkate alınarak talebin tümüyle reddine, davanın öncelikle, görev, hukuki yarar, arabuluculuk ve sair dava şartı yokluğundan usulden reddine, Esasa girilmesi halinde, müvekkilinin davalı sıfatı olmadığından, davanın öncelikle husumet yokluğundan reddine, aksi takdirde diğer esas ilişkin itirazları uyarınca davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ----- vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının, müvekkili ile illiyet bağı bulunmayan ----İcra Müdürlüğü'nün ---- Esas sayılı icra dosyasından, diğer davalı ----- aleyhine takip başlattığını, Davaya dayanak gösterilen ---- Noterliğinin 20.06.2017 tarih ve ------ yevmiye no.lu “Düzenleme şeklinde satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi” ve daha sonra bu sözleşmenin ----- devredildiği 10.05.2018 tarih ve ----- yevmiye no.lu ------ Noterliği tarafından hazırlanan “Düzenleme şeklinde sözleşme" ile müvekkilin herhangi bir bağı bulunmadığını, kaldı ki davacı ile diğer davalı ------ arasında düzenlendiği iddia edilen sözleşmesinin de tarafının müvekkili olmadığını, diğer davalı arsa maliki ----- ile davalı ------- arasında yapılan sözleşmenin dava tarihinden çok uzun süre önce feshedildiğini, bu hususun davacı vekili tarafınca da bilindiğini, davalı --- şirketinin, arsa maliki olan --- geçmişe dönük olarak ibra ettiğini, bu nedenle davalı ------ Şirketinin herhangi bir alacağı bulunulmadığını, Davacı ile diğer davalı ------ şirketi arasında her ne kadar sözleşme yapılmışsa da bunun gerçeği yansıtmadığını, muvazaalı olarak iş bu sözleşmenin düzenlendiğini, öncelikle diğer davalı ------ Şirketi'nin ticari defterleri incelendiğinde gerçekte böyle bir ticari ilişkinin bulunmadığının ortaya çıkacağını, iddia edildiği gibi gerçekte ticari ilişkinin söz konusu olmadığını, özetle davacının her zaman düzenlenebilecek adi bir sözleşme ile haklılık yaratma uğraşı içinde olduğunu, iş bu davaya konu sözleşmenin her zaman geriye dönük tarihli olarak düzenleneceği nazara alınarak salt bu sözleşmeye itibar edilmemesi gerektiğini, davacı ve diğer davalı ----- Şirketi birlikte hareket ederek arsa maliki olan diğer davalı ----- haksız menfaat sağlamayı amaçladığını, bu kapsamda da müvekkiline de dava açıldığını, Müvekkilinin iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, tapudaki aleniyet gereği taşınmaz kayıtlarını inceleyerek taşınmazı satın ve devir alındığını, Türk Medeni Kanunu Madde 1023 kapsamında; Tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur..." maddesi gereğince müvekkilinin iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, TMK 1020 ve TMK 1023 Maddeleri kapsamında müvekkilinin iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, bu nedenle ediminin korunması gerektiğini, kaldı ki müteahhit ile arsa maliki arasında düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye dönük olarak feshedildiğini, İcra Müdürlüğünce verilen yetki ile arsa sahibine karşı tapu iptal ve tescil davasının ikame edilebilmesi için birtakım şartların gerçekleşmesi gerektiğini, bu nedenlerle; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla: Müvekkilinin ne davacıyla ne de diğer davalı müteahhit firmayla herhangi bir sözleşme akdetmemiş olması, yine müvekkilin arsa maliki olmaması ve müvekkilin iyi niyetli satın alan üçüncü kişi olması nedeniyle lIK madde 94 kapsamında müvekkili yönünden davanın husumet yönünden reddine, Müvekkili açısından davanın ticari dava sayılamaması nedeniyle görevli Mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olması nedeniyle görev yönünden davanın reddine ve görevsizlik kararı verilmesine,Ticari dava olarak kabul edilecekse arabuluculuk şartı yerine getirilmediğinden, davanın usulden reddine, Müvekkilin taşınmazı satın alan iyi niyetli üçünü şahıs olması nedeniyle davanın reddine, Müvekkil açısından İİK md.94 uyarınca açılacak davalara özgü şartların tamamı bulunmadığından, haksız açılan davanın reddine, farklı kanaat hasıl ise davanın müvekkili açısından esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ----- Vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının, alacaklısı olduğunu iddia ettiği ------tarafı olduğu arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ile yüklendiği edimi ifa etmeyerek temerrüde düştüğünü ve buna bağlı olarak tarafların ortak kararı ile sözleşmeden dönüldüğünü, bu durumda ----apkis sözleşmesine dayalı olarak elde etmiş olduğu hiçbir hakkı bulunmadığını, Davacı ile davalı arasındaki satış akdinin muvazaalı olduğu kanaatinde olduklarını, Davalı müvekkilinin ----, tapu iptali ile davalı ------ adına tescili talep edilen taşınmazlarının doğrudan arsa sahibinden, ifasını gerçekleştirdiği hizmete karşılık olarak devralındığını, tam anlamı ile mülkiyet hakkını elde etmiş durumda olduğunu, gerçek kişinin müvekkillerinin tamamının iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, tapu siciline güven ilkesi gereğince mülkiyet hakkını elde ettiklerini, taşınmazlar üzerine konulan tedbirin bir an evvel kaldırılması gerektiğini, bu nedenlerle; Taşınmazlar üzerine konulan tedbirin kaldırılmasına, Müvekkilinin aleyhine yönetilmiş olan haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
Davalı---- Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle : Davacı taraf ile müvekkili davalı şirket arasında dava konusu sözleşmenin imzalanmadığını, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, sözleşmede yer alan imza ve kaşenin müvekkili şirkete ait olmadığını, müvekkil şirketin, müvekkil şirket ile davacı şirket arasından akdedildiği iddia edilen sözleşmenin müvekkili şirket tarafından düzenlenmediğini, müvekkili şirket yetkilisi ------ imza örneklerinin ve resmi merciilerde yer alan imzalarının istenmesini ve sözleşmede yer alan imzalarla mukayase edilmesini talep ettiklerini, bu nedenlerle; haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline, karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık; Mahkememizin görevli olup olmadığı, arabuluculuk dava şartlarının aranıp aranmayacağı, davacının tapu iptali ve davalı şirket adına tescil şartları olup olmadığı, davalı yüklenici şirketin diğer davalılar arsa sahiplerinden bağımsız bölüm alacağı olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Dava konusu taşınmazda Gayrimenkul değerleme Uzmanı ve İnşaat Mühendisi Bilirkişi ile keşif yapılarak dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir.
Dosya Gayrimenkul Değerleme Uzmanı ve İnşaat Mühendisi bilirkişiye tevdi edilerek aldırılan 05/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Dava konusu gayrimenkullerin; ----- İli, ----- İlçesi, ----- Mahallesi, ------ Mevkii, 10248 ada, 2 parsel, B Blokta bulunan,-----nolu bağımsız bölümler olduğu, gayrimenkullerin değerlerine olumlu veya olumsuz yönde tesir eden diğer tüm unsurlar da ayrı ayrı irdelenerek emsal karşılaştırma yöntemi ile güncel ve dava tarihi olan 17.02.2023 tarihi itibariyle rayiç değerlerinin tablo halinde sunulduğu ve toplam değerinin güncel rayiç değerinin; 95.774.155,00 TL, dava tarihi itibariyle güncel rayiç değerinin : 88.235.105,64 TL olduğu görüş ve kanaatini bildiren raporu mahkememize sunmuşlardır.
Davacı vekili 14/08/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile özetle; Dava konusu olan davacı ve davalı arasında kurulan sözleşme gereği işin yapımı için kararlaştırılan 1.400.000,00 TL'ye 2019 yılı itibari ile karşılık gelen ve aralarındaki yapmış oldukları sözleşme uyarınca B Blokta yer alan----nolu daireler yönünden dava dilekçesini ıslah taleplerinin kabulüne, Islah talebinin kabulü neticesinde peşin harcın B Blokta yer alan ------ nolu daireler yönünden tamamlanması için süre verilmesine, 07/07/2023 tarihli Ara Karardan Rücu edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, İİK'nun 94/2. maddesine istinaden alacaklının açtığı borçlu namına tapuya kayıt ve tescil istemine ilişkindir.İİK'nun 94/2. maddesine göre borçlunun reddetmediği miras veya başka bir sebeple iktisap edip henüz tapuya veya gemi siciline tescil ettirmediği mülkiyet veya diğer aynı hakların borçlu namına tescili alacaklı tarafından istenebilir. Bu talep üzerine icra dairesi alacaklının bu muameleyi takip edebileceğini tapu veya gemi sicili dairesine ve icabında mahkemeye bildirir. HMK'nun 114/1. maddesinde genel dava şartları sayıldıktan sonra, 2. fıkrada diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu hüküm altına alınmıştır.
HMK'nun 115. maddesine göre; mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
İcra müdürlüğünce, davacıya İİK'nun 94. maddesi uyarınca borçlunun iktisap ettiği ve henüz tescil ettirmediği mülkiyet veya diğer hakların borçlu namına tescili veya bu nedenle doğan alacağın tahsili için dava açmak üzere yetki verilmesi, davacı tarafından da bu yetkiye dayanarak, işbu davanın açılması gerektiğinden, alacaklı tarafından icra müdürlüğünden alınacak bu yetki belgesi özel dava şartı niteliğindedir.
Tüm dosya kapsamına göre somut olay değerlendirildiğinde; İİK'nın 94. maddesi uyarınca açılan tescil talepli davada icra müdürlüğünce yetki belgesi alınarak ibraz edilmesi dava şartı ise de bu husus HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca dava sonuçlanıncaya kadar her zaman tamamlanabilir eksikliklerden ise de davacı tarafın 07/02/2023 tarihinde icra müdürlüğünden bu hususta yetki istediği ancak 08/02/2023 tarihinde talebin reddine karar verildiği, bu nedenle dava şartının yerine getirilmediği anlaşılmış yine davacı tarafça ıslah dilekçesinde bazı taşınmazlar yönünden vazgeçme beyanında bulunulduğu, bu beyanın taleplerden kısmen feragat olarak değerlendirilmesi gerektiği zira davacı vekilinin 07/11/2023 tarihli dilekçesinde sunduğu dilekçenin ıslah dilekçesi olduğu ve karşı tarafın/mahkemenin rızasına bağlı olmadığının belirtildiği, bu durumda davacının davaya konu ettiği ---- ili, ----- ilçesi, ---- mahallesi, ------ mevkii, 10248 ada, 2 parseldeki --ve - nolu bağımsız bölümler yönünden davanın özel dava şartı yokluğundan reddine ve diğer bağımsız bölümlere yönelik taleplerinin ise feragat nedeniyle reddine, karar vermek gerekmiş, davacının ıslah dilekçesi ile talep sonucunu daraltarak sadece iki taşınmaz için talepte bulunulması halinde, talep sonucunu daraltmasının davadan "kısmi feragat" olarak kabulü ile yargılama giderlerinin davanın kabul ve red oranına göre taraflar arasında paylaştırılması ve davalı taraf lehine reddedilen kısım yönünden yürürlükteki AAÜT gereğince vekalet ücretine karar verilmesi gerektiği gözönüne alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davaya konu --- ili, ------ ilçesi, ---- mahallesi, ------ mevkii, 10248 ada, 2 parseldeki -------nolu bağımsız bölümler yönünden davanın dava şartı yokluğundan reddine,
2-Davacının diğer bağımsız bölümlere yönelik taleplerinin feragat nedeniyle reddine,
3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 57.603,10-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
4-Davalı ------- kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T 7/2. maddesine göre 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalılar-------- Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6- Davalı ------- kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7- Davalı ------ kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
9-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.