İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/958 K.2025/564

🏛️ İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 📁 E. 2023/958 📋 K. 2025/564 📅 18.06.2025

T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/958 Esas
KARAR NO : 2025/564
DAVA : İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))
DAVA TARİHİ : 27/12/2021
KARAR TARİHİ : 18/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı şirket ile -------- ili, ---------- ilçesi, --------- Mah. --------- pafta,-------- ada, -------- parsel de inşaatına başlandığı iddia edilen dört normal katlı 8 daireli projenin -------normal katındaki --------nolu daire ve --------- nolu dairenin haricen satımı konusunda gayrimenkul satışına ilişkin iki adet sözleşme imzalandığını, tüm bedelin satıcıya çekler ile ödendiğini, daha sonra davalı şirket tarafından müvekkiline ait dairelerin arsa paylarının küçültüldüğünü ve taraflarından hiçbir onay alınmadan aynı paylar üzerine çok sayıda daire inşa edildiğini, mezkur sözleşmeler bedelinin kefil sıfatı ile ----------- teslim edildiğini ve sözleşme gereğince konutların bitmiş halde teslim tarihinin 30/04/2012 olduğunu ve mücbir sebepler sebebi ile teslim tarihine 6 aylık ilave süre verilebileceğinin belirlendiğini, ancak verilen ek süre tarihide hesaplandığında gayrimenkullerin teslim tarihinin üzerinden uzun bir süre geçtiğini ve herhangi bir teslimatın olmadığını ayrıca gayrimenkullerin teslim edilmediği gibi çek bedellerinin de iade edilmediğini ve sözleşme uyarınca kararlaştırıldığı iddia edilen kira bedeli, cezai şart ve gayrimenkulün bir aylık kira rayiç bedeli olduğu iddia edilen 2.000 USD'nin de bugüne kadar ödenmediğini, müvekkilince davalı tarafa gayrimenkullerin tapu sicilden tescillerinin yapılmasına ve ödemelerin yapılmasına ilişkin ihtarname gönderildiğini, davalı tarafın ise gönderilen ihtarnameye itiraz ettiğini ancak herhangi bir cevap vermediğini, davalı tarafın imzaladığı iddia edilen sözleşmelere aykırı davrandığını ve alacaklılarına hileli davranışlarda bulunduğunu, müvekkilinin davalı şahsa teslim ettiği çek tutarı toplamı 945.000.00 USD, sözleşmenin peşinat bedeli olduğu iddia edilen 50.000.00 Euro, kira bedeli ve cezai şart kapsamında davalı şirketten ve davalı şahıstan alacaklı olduğunu, davalıların ödemelerini tatil ettiğini ve davalıların mevcut mal varlığını elden çıkarmaları halinde alacaklıların alacaklarını karşılayacak hiçbir mal varlıklarının kalmayacağını, davalıların borçlarını ödememesi sebebi ile davalılar üzerine kayıtlı menkul ve gayrimenkullere teminatsız olacak şekilde ihtiyati tedbir şerhi konulmasını, iflas davasının açılmış olması nedeniyle İİK’nun 158/1. maddesi atfıyla İİK’nun 166. maddesi uyarınca Türkiye genelinde yayın yapan bir gazetede ilanına, aynı şekilde aynı ilanın ---------- de yapılmasına, davalı şirket ve davalı şahsın tüm mal varlığının tespiti için defter tutulmasına, davalıların, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunması, ödemelerini tatil eylemiş olması itibarıyla,İİK’nun 177. maddesi uyarınca doğrudan iflasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ---------Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında imzalandığı iddia edilen sözleşmelerin kanun kapsamında noter huzurunda yapılmadığı için davacının dava konusu sözleşmelere dayanarak dava konusu taleplerini ileri süremeyeceğini, dava konusu sözleşmelerin hukuken geçersiz olduğunu ve davacının sözleşmeden kaynaklı herhangi bir hak ve alacak talebinin olamayacağını, dava konusu çeklerin fotokopi olarak mahkemeye sunulduğunu, sözleşmelerin tarihsiz olduğunu ve sözleşmelerde bulunan imzaların müvekkili şirketin hangi yetkilisi tarafından atıldığının anlaşılmadığını, sözleşmede bulunan imzanın müvekkil şirket yetkililerine ait olmadığını ve sözleşmelerin geçersiz olduğunu, davacının dava dilekçesi eki olarak sunduğu çeklerin dava dışı üçüncü kişiler tarafından keşide ve ciro edildiğini, mezkur sözleşmelerin mevcut tapu kaydı ve fiili proje ile uyumsuz olduğunu, davacının dosyaya sunduğu ihtarname ile müvekkilinin ticaret sicil kayıtlarına ve şirket ortaklık yapısı hakkında asılsız iddialarda bulunduğunu, davacının müvekkiline karşı ileri sürdüğü kefalet ilişkisinin kanunun aradığı şartları taşımadığını, müvekkilinin aciz bir durum içinde olmadığını ve müvekkili şirketin davacının asılsız olduğu iddia edilen alacaklarının çok daha fazla mali ve maddi büyüklüğe sahip olduğunu, müvekkilinin hileli işlem ve mal kaçırma işlemleri yapması iddialarının asılsız olduğunu ve faaliyetlerini ticaret sicil merkezinde kayıtlı olduğu adreste kesintisiz bir şekilde devam ettirdiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte dava konusu sözleşmelerin üzerinden en iyi ihtimalle 11 yıldan fazla zaman geçmiş olduğunu ve kanun maddeleri uyarınca sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, akdi zaman aşımı ve 10 yıllık üst zaman aşımı itirazlarının olduğunu, davacının milliyet ve tabi olduğu ülke bakımından gerekli araştırmanın yapılarak gerekmesi halinde yabancılık teminatı yatırmasını, davacının dava dilekçesinde belirttiği ancak müvekkiline tebliğ edilmeyen hiç bir eki kabul etmediklerini, bu nedenlerle davanın reddine, davacı tarafın tüm tedbir ve bağlı taleplerinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı --------- vekili 31/05/2022 tarihli dilekçesinde özetle; Sözleşmede kefilin mesul olacağı muayyen miktarın gösterilmediğini, davalı şirket ile davacı arasındaki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin geçersiz olduğunu ve sözleşmenin resmi senet şeklinde düzenlenmesi ve noter huzurunda taraflarca imzalanmasının gerektiğini, davacının ödediğini iddia ettiği bedeli sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesinde 2 yıl içinde talep etmiş olması gerektiğini, ancak 2 yıl içerisinde bu talebi davalı şirkete bildirmediğini ve bu nedenle davacının iddia ettiği borcun zaman aşımı nedeniyle sükut ettiğini, davacının müvekkilinden kefalet sözleşmesine dayalı alacağının olmadığını, müvekkilinin tacir ve iflasa tabi kişilerden olmadığını, daha önce müvekkili hakkında açılan iflas talepli davada davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine kararı verildiğini ve kararın kesinleştiğini, bu nedenlerle öncelikle davanın müvekkilinin tacir olmaması dikkate alınarak husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatteyse davanın esastan reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, davalıların ödemelerini tatil ettiği ve hileli muamelelerde bulunduğu iddiasına dayalı 2004 sayılı İİK'nun 177. maddesi uyarınca açılan iflas davasıdır.
İİK'nın 177.maddesinde; "Aşağıdaki hallerde alacaklı evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebilir.
1-Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle kaçar, alacaklıların haklarını ihlal elen hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoliyle yapılan takip sırasında mallarını saklarsa;
2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa;
3-308 inci maddedeki hal varsa;
4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse;
-------- bir yerleşim yeri veya mümessili bulunan borçlu dinlenmek için kısa bir müddette mahkemeye çağırılır.
Bu Kanunun 178 inci maddesinin ikinci fikrası burada da uygulanır." hükmü yer almaktadır.
Uyuşmazlık; davalıların iflasa tabi olup olmadıkları, zaman aşımına tabi olup olmadığı, yabancılık unsuru olup olmadığı, davacının aktif husumeti olup olmadığı, davalının davacı ile aralarında sözleşme bulunmadığı iddiası, davalıların davacıya 2 adet bağımsız bölüm satarak, davalılardan birinin satıcı, diğerinin davalı kefili olarak bu sözleşmeyi imzalayıp imzalamadıkları, sözleşmede satıcı şirket kefili olarak sözleşmeyi imzalayan ---------- davacı kefili (ve eşi) olan kişinin cirolayarak verdiği çekleri teslim aldığına dair imzası olması karşısında bu çeklerin daire satışı için alınmamış ise ne için davacılardan teslim alındığı, davalıların taahhütlerini yerine getirmemek için hileli davranışlarda bulunup bulunmadıkları, davalı şirketin ödemelerini tatil edip etmediği noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Dosyanın safahatı incelendiğinde; Mahkememizin 12/10/2022 tarih ------- Esas--------- Karar Sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine -------- Sayılı ilamıyla mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilerek dosyanın mahkememize iade edildiği görülmekle dosyanın yukarıda yazılı esas sayısına kaydedildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizin 12/10/2022 tarih --------- Esas---------- Karar sayılı kararı ile "... davalı şirket aleyhine 2017 yılı itibariyle yoğun bir şekilde icra takiplerine girişildiği, bu icra takiplerine konu alacaklar arasında 138,28 TL gibi cüzi meblağlar bulunduğu gibi 181.619.030,69 TL gibi yüksek meblağlar da bulunduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamına göre, davalı şirketin ödemelerini tatil ettiği sonucuna varılmıştır. Bu başlık altında incelenen icra dosyaları da davalı şirketin ödemelerini tatil ettiğine yönelik tespitleri desteklemektedir. Tüm bu nedenlerle, davalı şirketin ödemelerini tatil etmiş olması sebebiyle İİK m.177 uyarınca iflas şartlarının oluştuğu kanaatine varılarak şirket yönünden iflas kararı verilmesine, şahıs yönünden şartları oluşmadığından iflas talebinin reddine " şeklinde karar verildiği, taraf vekilleri tarafından kararın istinaf edildiği ve ---------- Sayılı ilamı ile ".. borçlu tarafından ödemelerin tatil edilip edilmediği hususu sadece taraflar arasında ilişki ile sınırlı olarak değil genel olarak incelenerek değerlendirilmelidir. ---------- sayılı ilamında; '...İcra ve İflâs Kanunu'nun 177/2 hükmü uyarınca, borçlunun ödemelerini tatil ettiğinin kabulü için borçlunun ödeme güçlüğü hâlinde bulunması nedeniyle açık veya zımni iradesiyle genel ve sürekli nitelikte borcunu ödememe durumunda olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlarının sayı ve miktar itibarıyla genel olarak ödenmemesi ve bu durumun geçici veya arızi bir mali sıkıntıdan kaynaklanmaması hâlinde borçlunun ödemelerini tatil ettiği sonucuna ulaşılabilir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, alacaklının genel haciz yoluyla yapmış olduğu takip dosyası incelenerek, borçlunun kesinleşmiş icra takibi neticesinde borcunu takip tarihinden dava tarihine kadar ödemediği, borçlu şirketin araçlarından birinin vergi dairesine borcu nedeniyle satılarak paraya çevrildiği belirtilerek borçlunun ödemelerini tatil ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Davalı vekili ibraz ettiği defter ve kayıtlara göre müvekkilinin ödemelerini tatil etmediğini, borçlarını ödediğini, mal alışverişlerinin devam ettiğini savunmuştur. Bu durumda mahkemece, iflası istenen davalı şirketin ticaret sicili kaydının dosyaya celbi ile davalı şirketin ticari defterleri üzerinde ehil bilirkişi incelemesi yaptırılarak, borçlunun ödemelerini yukarıda açıklandığı şekilde genel ve sürekli şekilde tatil edip etmediği araştırılıp, varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.'Mahkemece, bilirkişi raporunda listelenen icra dosyaları yönünden bir inceleme yapılmamış, sadece dosyaların derdest olup olmadığı hususu sorulmuştur. Ancak yukarıda açıklandığı üzere ödemelerin tatil edilip edilmediği, taraflar arasındaki ilişki ile sınırlı olmaksızın, davalı şirketin tüm kayıtlı borçlarının, hakkında başlatılan takiplerinin, açılan davalara ilişkin dosyaların incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde tespiti mümkündür. Açıklanan hususlarda ayrıntılı inceleme yapılması, ödemelerin tatiline gerekçe gösterilen icra dosyalarının kesinleşip kesinleşmediği, borçlu tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi, icra takibi itiraza uğramış ise dosya akıbetlerinin araştırılması, davalı vekilinin ---------- ve vergi borçları ile inşaat yüklenici giderleri, üçüncü şahıs alacaklarının ödendiği hususlarında beyanları da dikkate alınarak ticari defter ve kayıtlarında ayrıntılı inceleme yapılması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden, davalı --------- Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına," şeklinde karar verilerek mahkememize gönderilmiş ve yukarıda yazılı esas numarasına kaydı yapılmış tensip zaptı düzenlenerek duruşma günü verilmiş, taraflara tebliğ edilmiştir.
Mahkememizin 27/02/2024 tarihli tensip zaptı ile istinaf karar ilamına istinaden; ---------- Esas sayılı dosyasında yatırılmış olan 18.000,00 TL iflas avansını icra müdürlüğünden geri istendiği, mahkememizin ---------- Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda yazılı ilgili icra dosyalarından; dosyanın kesinleşip kesinleşmediği, borçlu tarafça ödeme yapılıp yapılmadığı, icra takibine itiraz olup olmadığı hususlarında dosya akıbetlerinin sorulduğu, davalı şirketin vergi ve ---------- borcu olup olmadığı hususlarındaki bilgilerin -------- Vergi Dairesi ve ---------- celp edildiği, yine ---------- Ticaret Sicil Müdürlüğünden davalı şirketin güncel haliyle sicil dosyası ile davaya konu taşınmazların bulunduğu ---------- İlçesi, ------- Mahallesi, --------- Pafta,--------- Ada, --------- Parsel sayılı taşınmazdaki bağımsız bölümlerin takyidatları ve tedavülleri ile tapu kayıtlarının güncel haliyle ---------- Tapu Sicil müdürlüğünden celp edildiği görülmüştür.İflas avansının yatırıldığı anlaşılmıştır.Mahkememizin 10/06/2024 tarihli duruşması ile İstinaf ilamında belirtilen; icra dosyalarının kesinleşip kesinleşmediği, borçlu tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı, icra takibi itiraza uğrayıp uğramadığı hususlarında yapılacak tespit ile birlikte davalı vekilinin ---------- ve vergi borçları ile inşaat yüklenici giderleri, üçüncü şahıs alacaklarının ödendiği hususlarında beyanları da dikkate alınarak ticari defter ve kayıtlarında ayrıntılı inceleme yapılması ile oluşturulacak rapor tanzimin için dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyeti tarafından sunulan 30/04/2025 tarihli raporda; " Davalı şirketin hem kamu borçlarını hem özel hukuk borçlarını uzun süredir ödeyemediği, şirketin bilanço yapısında bu borçların ödenmesine yönelik bir gelişme veya çaba bulunmadığı, davalı şirket aleyhine açılmış çok sayıda icra takibinin mevcut olduğu, bunların büyük çoğunluğunun kesinleştiği ve herhangi bir ödeme yapılmadığı hususlarının davalı şirketin ödemelerini tatil ettiğini gösterdiği, şirketin mali kayıtları ile kök raporumuzdan sonraki süreçte çeşitli kurum ve kuruluşlardan gelen cevap yazıları ve icra dosyalarının davalı şirketin ödemelerini tatil ettiğine yönelik tespitleri pekiştirir mahiyette olduğu, bu bağlamda, davalı şirketin ödemelerini tatil etmiş olması genellik ve süreklilik arz ettiğinden şirketin İİK'nun 177. maddesi hükmü uyarınca iflasına karar verilebileceği," kanaatinin bildirildiği görülmüş, söz konusu rapor HMK'nun282. madde hükmü kapsamında denetime elverişli görülerek hükme esas alınmıştır.Taraflar arasındaki sözleşme uyarınca taşınmazların 30/04/2012 tarihinde teslim edileceği, mücbir sebep halinde 6 ay süre ilave edileceği kararlaştırılmış olup, her ne kadar dosyaya yansıyan bir mücbir sebep yok ise de bu tarih eklendiğinde dahi en geç 30/10/2012 tarihinde teslim edilmesi gerekmektedir. Davanın ise bu tarihten 9 yıl sonra 27/12/2021 tarihinde açıldığı, halen taşınmazların teslim edilmediği sabit olup tahsil edilen bedeller ise iade edilmemiştir. Davacı tarafından 3 no.lu sözleşme kapsamında 50.000 EURO'nun nakit olarak verildiği sözleşmede belirtilmiştir. Yine her iki sözleşme kapsamında davalı tarafa verilen ve toplam bedeli 945.000,00 USD olan 6 adet çekin ise bankalara ibrazı neticesinde tahsil edildiği tespit edilmiştir. Ayrıca, davalı şirket kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde, davalı şirketin, davacı ile olan borç-alacak kaydında ---------- no.lu hesapta 502.870,00 TL, ----------- no.lu hesapta 502.870,00 TL olmak üzere toplam 1.005.235,00 TL davacıya borçlu olduğu tespit edilmiştir. Bu tespitler karşısında, davacının alacaklı sıfatının bulunduğu sabittir. İİK'nun 177/1.2 bendi uyarınca borçlunun ödemelerini tatil etmiş olması sebebiyle iflas kararı verilebilmesi için borçlunun muaccel hale gelen ve çekişmesiz olan borçlarını ödeyememe hali içerisinde bulunması gerekmektedir. Borçlu, vadesi gelmiş tüm borçlarını uzun süreden beri ödeyemiyor ise borçlunun ödemelerini tatil ettiği kabul edilir. Borçlu ödemelerini tatil ettiğini alacaklılarına açıkça bildirebilir. Ya da borçluya çok sayıda icra takibi başlatılmışsa, icra takipleri neticesinde mallarının büyük çoğunluğu haczedilmişse, borçlu en küçük borçlarını bile ödeyemiyorsa, borçlunun ödemelerini tatil etmiş olduğu sonucuna varılır. Ödemelerin tatilinin genel nitelikte olması için, mutlaka borçların tümünün ödenmiyor olması şart değildir, bir kısmının ödenmemesi de yeterlidir ancak muaccel bir kaç borcun ödenmemesi, ödemelerin tatili sayılmaz. Ödemelerin tatil edilmiş olmasına ilişkin genellik unsurunda ödenmeyen borçların sayı ve miktarlarına değil borçlunun iş hacmi ve tüm borçlarına nazaran önemli bir bölümünü teşkil edip etmediğine bakılmalı ve her somut olayın özelliğine göre mahkeme tarafından değerlendirme yapılmalıdır. Ödemelerin tatili sebebine dayanarak doğrudan doğruya iflas talep eden alacaklının, dayandığı sebebin gerçekleşmiş olduğu yolunda mahkemede kanaat uyandırmış olması gerekmektedir.Somut dosya kapsamında, mahkememizce istinaf kaldırma kararı gereğince eksik hususlar giderilmiş ve dosya bilirkişi heyetine tevdi edilerek ayrıntılı ek rapor alınmış olup, ödemelerin tatilinden söz edebilmek için genellik ve süreklilik gerektiği, borçlu muaccel ve çekişmesiz borçlarını ödeyemiyor ve bu husus geçici bir duruma dayanmıyor ise, ödemelerin tatil edildiğinden söz edilebileceği ve bu durumda borçlunun borca batık olmasına gerek olmadığı, aciz haliyle benzeşen ödemelerin tatilinde borçlunun borcu ödeyecek nakit kaynaklardan yoksun olduğu, borçlunun ödemelerini tatil ettiğini alacaklılara açıkça bildirebileceği gibi bu hususun çeşitli olaylardan da anlaşılabileceği, borçlunun ödemelerini tatil etmiş olup olmadığının takdiri hakime ait olup, hakimin her münferit durumu göz önünde tutarak karar vereceği, mesela borçluya karşı yapılan ve devam eden icra takipleri çoğalmışsa, borçlu en küçük borçlarını bile ödeyemiyorsa, birçok senedi protesto olmuşsa veya borçlunun mallarının büyük bir kısmına haciz konulmuş ise, borçlunun ödemelerini tatil ettiği anlamı çıkarılabileceği, davalı şirkete ait bilanço kayıtları incelendiğinde, 2018 yılı sonu itibarıyla kısa ve uzun vadeli toplam borcun 193.005.091,89 TL olduğu, bu borcun ilerleyen yıllarda azalmadığı artış göstererek 2021 yılı sonu itibarıyla 194.817.462,00 TL'ye ulaştığı, borç bakiyelerinde herhangi bir azalma olmadığı gibi, şirketin mali tablolarında herhangi bir ödeme ya da tasfiye belirtisi de yer almadığı, bu durumun şirketin ödeme güçlüğü içinde bulunduğunu gösterdiği ayrıca davalı şirket aleyhine başlatılmış çok sayıda icra takip dosyası bulunduğu, bu takiplerin önemli bir kısmının kesinleşmiş olmasına rağmen neredeyse hiçbirinin ödenmediği tespit edilmiştir. Bu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı şirketin ödemelerini yapamadığı bu durumun genellik ve süreklilik arz ettiği, dolayısıyla davalı şirketin ödemeleri tatil ettiğinin söylenebileceği, bu nedenle de davalı şirketin İİK m.177, f.1, bent.2 hükmüne göre iflasına karar verilebileceği anlaşılmıştır. Davalı -------- yönünden ise tacir sıfatı bulunmadığı dolayısıyla iflas şartlarını taşımadığı anlaşıldığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İflas davasının davalı ---------- yönünden tacir sıfatı olmadığı için özel dava şartı yokluğundan usulden reddine,
2-İflas davasının davalı şirket yönünden kabulü ile --------- Ticaret Sicil Müdürlüğünün --------- sicil sırasında kayıtlı ---------Ş.nin İİK'nun 177. maddesi uyarınca bugün yani 18/06/2025 günü, saat 13:19 İtibariyle İFLASINA,
3---------- İflas müdürlüğüne derhal müzekkere yazılmasına, iflas kararının bildirilmesine,
4-İflas avansının iflas müdürlüğüne aktarılmasına,
5-İlanların iflas müdürlüğünce yapılmasına,
6- Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL karar harcından, peşin alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10-TL harcın davalı şirketten alınarak hazineye irad kaydına,
7-Davacı tarafından yapılan; 27.000,00 TL bilirkişi ücreti, 2.230,20 TL Basın İlan Gideri, 4.219,80 Posta ve diğer masraflar, 25.000,00 TL iflas avansı ve 118,60 TL harç gideri olmak üzere toplam 62.788,40 TL yargılama giderinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı ---------- kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalı şirketten alınarak davalıya verilmesine,
10-Davalı şirket tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
11-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair,davacı vekili, davalı ---------- vekili ile müdahil vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.18/06/2025