İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/1897 K.2025/875

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/1897 📋 K. 2025/875 📅 22.05.2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1897 Esas
KARAR NO:2025/875 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI:2017/1270 Esas - 2022/400 Karar
TARİH:17/05/2022
DAVA:Alacak
KARAR TARİHİ:22/05/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Örtülü kazanç aktarımı yoluyla mal varlığı azaltılan halka açık statüsünde ki ... A.Ş. (... Şirket)'ye şirket yönetim kurulu başkanı ..., yönetim kurulu başkan yardımcısı ..., yönetim kurulu üyeleri ... ve ... tarafından davacı kurum tarafından verilen süre içerisinde fazi harç 1.923.545,00-TL tutarında ki iadenin yapılmaması nedeni ile 6362 sayılı SPK'nun 94. Maddesi uyarınca aktarılan tutar ile kanuni faizinin fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak şimdilik 19.235,00-TL'sinin mal varlığı azaltılan ...' a iadesine karar verilmesini talep ettikleri görüldü.Davalı taraflara usulüne uygun tebligat yapıldığı ancak süresinde cevap dilekçesi sunmadıkları görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 17/05/2022 tarih ve 2017/1270 Esas - 2022/400 Karar sayılı kararında;"Dava hukuki niteliği itibariyle, örtülü kazanç aktarımı yolu ile dava dışı ... Şirketi'nin zarara uğratıldığı iddiasıyla zarar bedelinin davalılardan alınarak dava dışı şirkete iadesi istemine ilişkindir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda yazılı yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, mahkeme heyeti tarafından görülen davada yargılama sırasında 7251 sayılı yasa ile ticari davalarda 500.000,00-TL'ye kadar olan davalarda yargılama usulünün basit yargılama usulüne dönüşmesi gerekçesiyle tek hakime tevdine yönelik karar verilmesi sebebi ile yargılamaya tek hakim tarafından devam edilmiştir.Tahkikat aşamasında bildirilen deliller toplanmış, akabinde tüm dosya kapsamı ile dava dışı şirket ticari defter ve kayıtları üzerinde mali müşavir ile Sermaye Piyasası Kanunu uzmanı bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılmış, bilirkişiler tarafından 29.07.2019 tarihli rapor düzenlenmiştir Düzenlenen 29.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle, '' ... AŞ.nin ... Holding ile olan hesap ilişkisinin takip edildiği, ... numaralı muavin kayıtlarında ve yevmiye defterinin 14. sayfasında 01.10.2014 tarihinde 883.545,00-TL'lik alacak kaydı yapılarak 2012-2014 yılları arasında ...'in ... Holding'den olan alacaklarına dair yürütülen vade farkının iptal edildiği, iptal edilen vade farkı neticesinde 659 Diğer Olağan Gider ve Zararlar hesabına atılarak kapatıldığı ve bu tutar uyarınca... A.Ş. nin alacağı olan 883.545,50-TL nin kayıtlardan silindiği, bu tutar uyarınca da ... A.Ş nin borcunun kapatıldığı, bu işlem neticesinde halka açık olan ...'ın bağlı ortaklığı olan ....'in bu tutarda (883.545,00-TL) zarara uğratıldığı, Alacağının muvazaalı olarak yok edildiği ve buna bağlı olarak ... şirketinin malvarlığının azaltıldığı, Sermaye Piyasası Kanunun 21 ve 94,Maddeleri uyarınca şirketin mal varlığının azaltılmış olması nedeniyle davalıların bundan dolayı sorumluluklarının bulunduğu, 31.12.204 tarihinde ve 121 Madde nolu fiş ile de Ofset Mürekkep ile ...Holding arasında 280.000,00-TL tutarında senet alım işlemi gerçekleştirildiği, bu kaydın muhasebe kayıtlarında yer aldığı, bu işlem ile ... 'in ...Holding'den olan alacağının azaltıldığı, yine aynı tarih ve nitelikteki 370.000 TL tutarlı bir senet işlemi ile İnce Mürekkepler'in ...Holding'den olan alacağının azaltıldığı, aynı şekilde anılan tarihte ... Sistem'in de 390.000 TL tutarlı bir senetle... Holding'den olan alacağının azaltıldığı, ve bu senet işlemlerin firmaların ticari defterlerinde yer aldığının tespit edildiği, ancak bu senet işlemleri nedeniyle davacı kurumun iddia ettiği üzere halka açık olan ...'ın zararından söz edilebilmesi için 280.000,00-TL, 370.000,00-TL ve 390.000,00-TL tutarındaki senetlerin akıbetinin bilinmesi yani ödenip ödenmediğini ya da kambiyo mevzuati çerçevesinde takip işlemlerinin yapılıp yapılmadığının tespiti gerektiği, eğer yukarıda detaylı olarak açıklanan senet miktarları tahsil edilmemiş ise bu senet işlemleri nedeniyle de Sermaye Piyasası Kanunun 21, ve 94. Maddeleri uyarınca şirketin mal varlığının azaltılmış olması nedeniyle davalıların bundan dolayı sorumluluklarının bulunduğu '' yönünde tespit ve değerlendirme yapılmıştır.Yargılama sırasında davalılardan ...'nun 01.08.2020 yılında vefat etmesi sebebi ile davacı vekiline veraset ilamının alınması ve mahkememize ibrazı için yetki ve süre verilmiş, verilen süre içinde veraset ilamı dosyaya ibraz edilmiş, mirasçılar adına tebligat çıkarılmış, taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilmiştir.Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, mahkememiz denetimine ve uyuşmazlığın çözümüne elverişli bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, az yukarıda açıklandığı üzere davanın niteliği örtülü kazanç aktarımı yolu ile dava dışı ... Şirketi'nin zarara uğratıldığı iddiasıyla zarar bedelinin davalılardan alınarak dava dışı şirkete iadesi istemine ilişkin açılan davadır. Bilindiği üzere 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 21.maddesinin 1.fıkrasında halka açık ortaklıklar ve kollektif yatırım kuruluşları ile bunların iştiraki ve bağlı ortaklıklarının yönetim, denetim veya sermaye bakımından doğrudan veya dolaylı olarak ilişkide bulundukları gerçek veya tüzel kişiler ile emsallerine uygunluk, piyasa teamülleri, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olarak farklı fiyat, ücret ve bedel ve/veya şartlar içeren anlaşmalar veya ticari uygulamalar yapmak veya işlem hacmi üretmek gibi işlemlerde bulunmak suretiyle karlarını veya mal varlıklarını azaltarak veya karlarının veya mal varlıklarının artmasını engelleyerek kazanç aktarımında bulunmalarının yasam olduğuna ilişkin düzenleme mevcuttur. Anılan maddenin 4.fıkrasında ise kazanç aktarımının kurulca tespiti halinde halka açık ortaklıklar, kollektif yaptırım kuruluşları ile bunları iştirak ve bağlı ortaklıkları kurulca belirlenecek süre içerisinde kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflardan, aktarılan tutarın kanuni faizi ile birlikte mal varlığı veya karı azaltan ortaklığa veya kollektif yatırım kuruluşlarına iadesininin talep edileceği, kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflar kurulca belirlenecek süre içinde aktarılan tutarı kanuni faizi ile birlikte iade etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. Yasanın 110.maddesinin 1.fıkrasının c bendinde halka açık ortaklıklar ve kollektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıklarının yönetim, denetim veya sermaye bakımından doğrudan veya dolaylı olarak ilişkide bulundukları gerçek veya tüzel kişiler ile emsallerine uygunluk, piyasa teamülleri, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olarak farklı fiyat, ücret, bedel, şartlar içeren anlaşmalar veya ticari uygulamalar yapmak üzere veya işlem hacmi üretmek gibi işlemlerde bulunarak karlarını veya mal varlıklarını azaltmak veya karlarını veya mal varlıklarının artmasını engellemek, Sermaye Piyasası Kanununun örtülü kazanç aktarımında uygulanacak tedbirler başlıklı 94.maddesinde ise ...nun örtülü kazanç aktarımı fiilinin tespiti halinde iade davacı açmaya yetkili kılındığına dair hükümler bulunmaktadır. Yasal düzenlemeler ışığında somut olaya dönüldüğünde bilirkişi raporu ile dosyaya sunulan belgelerden ... Şirketi'ne bağlı ortalık olan ... Şirketi'nin kayıtlarında 01.10.2014 tarihinde 883.545,00-TL'lik alacak kaydı yapılarak 2012-2014 yılları arasında Ofset Mürekkep'in ÇBS Holding'den olan alacaklarına dair yürütülen vade farkının iptal edildiği, iptal edilen vade farkı neticesinde 659 Diğer Olağan Gider ve Zararlar hesabına atılarak kapatıldığı ve bu tutar uyarınca ... Şirketi'nin alacağı olan 883.545,50-TL nin kayıtlardan silindiği, bu tutar uyarınca da ... Şirketi'nin borcunun kapatıldığı, bu işlem neticesinde halka açık olan ... Şirketi'ne bağlı ortaklığı olan ... Şirketi'nin 883.545,00-TL tutarında zarara uğratıldığı, alacağının muvazaalı olarak yok edildiği ve buna bağlı olarak ... Şirketi'nin şirketinin malvarlığının azaltıldığı, yine 31.12.2014 tarihinde ve 121 Madde nolu fiş ile de O... Şirketi ile ... Holding arasında 280.000,00-TL tutarında senet alım işlemi gerçekleştirildiği, bu kaydın muhasebe kayıtlarında yer aldığı, bu işlem ile ... Şirketi'nin alacağının azaltıldığı, yine aynı tarih ve nitelikteki 370.000-TL tutarlı bir senet işlemi ile bağlı ortaklık olan ... Şirketi'nin alacağının azaltıldığı, aynı şekilde anılan tarihte... Şirketi'nin de 390.000-TL tutarlı bir senetle alacağının azaltıldığı, ve bu senet işlemlerin firmaların ticari defterlerinde yer aldığının tespit edildiği, her ne kadar bilirkişi raporunda senetlerin akıbetinin ne olduğu ödenip ödenmediğinin belli olmadığı yönünde tespit yapılmış ise de davacı kurum tarafından alınan 12.05.2017 tarihli denetleme raporunda anılan senetler yönünden bağlı ortaklıkların alacaklarının azaltıldığının, bağlı ortaklıkların üçünün de 2015 yılı şubat ayında iflasına karar verilerek senetlerin tahsil kabiliyetinin ortadan kalktığının tespit edildiği, yine şirket yetkililerinin senet bedellerine yönelik “Firmalar arasında cari hesaplarda görülen borç/alacak bakiyelerinin transfer fiyatlandırmasına konu olmasını engellemek ve tahsil edilebilir hale getirmek için senetlerle alacak niteliklerinin cari hesap alacağından çıkarılıp senetli alacaklar haline getirilmesi planlanmış, ancak ne var ki mahkeme bazı şirketlerin iflasına karar vermiştir. '' yönündeki açıklamaları göz önün alındığında senet bedellerinin tahsil edilmediği, şirketin mal varlığının azaltılarak anılan senet bedelleri toplamı 1.040.000,00-TL tutarında zararının doğduğu, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde ... Şirketi'nin toplam 1.923.545,00-TL örtülü kazanç aktarımı yolu ile mal varlığının azaltıldığının kabul edilmesi gerektiği, az yukarıda açıklanan Sermaye Piyasası Kanununun ilgili maddeleri, Anonim Şirketinde yöneticilerinin sorumluluğuna ilişkin Türk Ticaret Kanunu'nun 553.maddesi gereğince de söz konusu örtülü kazanç aktarımı şeklinde oluşan zarardan ... Şirketi'nin yöneticileri olan davalıların sorumlu olduğu, ...nun, Sermaye Piyasası Kanununun 21.,94. ve 110.maddelerine göre örtülü kazanç aktarımı ile ilgili davayı açmaya yetkili olduğu, söz konusu paranın şirkete ödenmesini isteyebileceği, davacı kurum tarafından davanın fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 19.235,00-TL üzerinden açıldığı da göz önüne alınarak, açılan davanın kabulü ile, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 19.235,00-TL'nin davalılardan 22.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsili ile dava dışı ... Şirketi'ne ödenmesine karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile,'' 1-Açılan davanın kabulü ile, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 19.235,00-TL'nin davalılardan 22.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsili ile dava dışı ... Şirketi'ne ödenmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalılar (..., ..., ...) vekili ve davalı ... ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalılar (..., ..., ...) vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dosyalarına ilişkin olarak ilk kez yasa yoluna tabi olan anılan kararın 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre istinaf kanun yoluna tabi olduğunu,Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu; Yerel Mahkeme tarafından cevap dilekçesinde belirttilen hususlarda araştırma yapmaksızın eksik inceleme sonucu davanın kabulüne karar verdiğini, Yerel Mahkeme gerekçeli kararında 29/07/2019 tarihli bilirkişi raporunu nazara alarak hüküm tesis etmişse de eksik ve hatalı incelemeye dayalı anılan 29/07/2019 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas teşkil edilmesinin kabul edilemeyeceğini,Her ne kadar yerel mahkeme;bağlı ortaklıkların alacaklarının azaltıldığının, bağlı ortaklıkların üçünün de 2015 yılı şubat ayında iflasına karar verilerek senetlerin tahsil kabiliyetinin ortadan kalktığının tespit edildiğini, senet bedellerinin tahsil edilmediği, şirketin mal varlığının azaltılarak anılan senet bedelleri toplamı 1.040.000,00-TL tutarında zararının doğduğu, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde ... Şirketi'nin toplam 1.923.545,00-TL örtülü kazanç aktarımı yolu ile mal varlığının azaltıldığının kabul edilmesi gerektiği şeklinde hüküm tesis edilmişse de yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler dikkate alınmadan verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesi 2017 / 1213 E., 2021/ 1076 K. Ve 13/10/ 2021tarihli kararında da belirtiliği üzere borca batıklığın tespitinde sadece davacının kayıtlarına değil, varlıklarının rayiç değerlerine de özellikle bakılmalı, bu noktada, konusunda uzman bilirkişilerin görüşüne başvurulması gerektiğini,Dava teorisindeki genel ilkenin bir istisnası olarak, borca batıklık sadece dava tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini, Anılan Mahkeme dosyasında inceleme yapılmasına karar verilmiş, alınan raporlar ile iflasına karar verilen müvekkil grup şirketlerin iflasların müvekkili şirketlere olumlu / olumsuz yönde etkilemediği belirlenmiş, bundan başka mevcut mali durumları itibari ile müvekkil şirketlerin borca batık olmadıkları tespit edilmiş olmakla davacı şirketler yönünden iflaslarına karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm tesis edildiğini,
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından inceleme yapılarak konusunda uzman bilirkişilerden rapor alındığını ve müvekkili şirket hakkında iflasına yer olmadığına karar verilmişken yerel Mahkeme'nin iş bu hususları ve yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeleri nazara almadan, davanın kabulüne karar verdiğini,Yukarıda belirtilen sebeple ve HMK m. 355 hükmü gereğince re’sen gözetilecek nedenlerle istinaf incelemesi yapılarak yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında talebimiz doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini,İleri sürerek, yukarıda açıklanan sebeplerle; istinaf talebimizin kabulüne, usul ve kanuna aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında talepleri doğrultusunda davanın REDDİNE karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkile usulüne uygun tebligat yapılmadığını,Tebligat Kanununun 21/2. maddesi gereğince; “Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.”7201 Sayılı Tebligat Kanunu 10. maddesinde tebligatın, tebliğ yapılacak şahsın bilinen en son adresinde yapılması gerektiğinin belirtildiğini, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edileceği belirtilerek tebligatın buraya yapılacağının düzenlendiğini; o halde hukuk davalarında adı geçenin bilinen en son adresi araştırılmadan 7201 Sayılı Tebligat Kanununun 21. maddesine göre dava dilekçesi tebliğ edilmesi Yargıtayca doğru görülmediğini; mahkemece usulüne uygun tebligat yapıldıktan sonra işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerektiğini, Murisin terekesi borca batıktır bu araştırılmadan müvekkil aleyhinde hüküm kurulduğunu, Müvekkile yönlendirilmiş bu davanın asıl borçlusu; müvekkilin babası muris ...'dur. Murisin terekesi de borca batık durumda olduğunu,Türk Medeni Kanunu’nun 605/2 maddesi hükmü gereğince mirasın hükmen reddine (terekenin borca batık olduğunun tespitine) ilişkin talepler, süreye tabi olmayıp mirasçıların iyiniyetli ya da kötü niyetli olmalarının bir önemi bulunmadığını; murisin ödemeden aczinin ölüm tarihine göre belirlendiğini; ölüm tarihi itibariyle, murisin tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçlarının ise terekenin pasifini oluşturduğunu; Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterdiğini, (TMK m. 605/2). İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1270 E. 2022/400 K. sayılı ilamının KALDIRILMASINI, Davacının haksız ve hukuki mesnetten yoksun davasının reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; örtülü kazanç aktarımı ile dava dışı şirketin zarara uğratıldığı iddiası ile söz konusu zararın SerPK 94 maddesi uyarınca davalılardan tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar ..., ..., ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Mahkemece davalı ...'nun yargılama sırasında vefat etmesi üzerine Mahkemece davacı tarafından sunulan veraset ilamına göre mirasçıların davacı vekilinin bildirdiği en son adresleri olan "... Mah. Av. ... ... Şişli İstanbul" adreslerine dava dilekçesi, duruşma tutanakları, bilirkişi raporu ekli duruşma gün ve saatini bildirir davetiye çıkarılmış ve davalı vekilinin istinaf sebebinin aksine Mahkemece doğrudan Tebligat Kanunu'nun 21/2 maddesi uyarınca tebligat çıkarılmamış olup, bu adresin mernis adresi olmasının sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Bununla birlikte mirasçılar adına çıkarılan tebligat parçaları incelendiğinde muhatabın adreste olmadığı, en yakın komşusu ...'ın çarşıda olduklarını beyan etmesi üzerine evrakın mahalle muhtarlığına teslim edildiği ve 2 nolu haber kağıdının muhatabın kapısına yapıştırılarak en yakın komşusuna haber verildiğinin şerh düşüldüğü, ancak haber verilen en yakın komşusunun ad ve soy adının belirtilmediği ve imzasının alınmadığı, imzadan imtina halinde bu hususu belirtilmediği ve bu haliyle mirasçılar adına çıkarılan davetiyelerin usulüne uygun olmadığı anlaşılmış ve davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.4721 Sayılı TMK'nın 605 inci maddesinin 1 inci fıkrasında "gerçek ret", 605 inci maddesinin 2 nci fıkrasında ise "hükmen ret" düzenlenmiştir. TMK'nın 605 inci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca miras ancak üç ay içinde reddolunabilir. (TMK m. 606) “Ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.”Bu hüküm çerçevesinde, mirasın hükmen reddi bir süreye tabi olmayıp, mirasçılar, alacaklılara karşı açacakları tespit davası ile terekenin borca batık olduğunun tespitini her zaman isteyebilecekleri gibi, mirasçılara karşı açılacak davada defi olarak da her zaman terekenin borca batık olduğu ileri sürülebilecektir. Ayrıca TMK'nın 612 inci maddesinde belirtildiği üzere en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir.Davalı ... vekili murisin terekesinin borca batık olması sebebiyle mirasın hükmen reddedildiğini ve bu sebeple davalı aleyhine hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Bunun yanında mirasçılardan davalı ... vekili istinaf aşamasında sunmuş olduğu beyan dilekçesinde davalı ...'nun mirasın gerçek reddi yaptığını beyan ederek davalının mirası reddettiğine ilişkin 12/10/2020 tarihinde kesinleşmiş İstanbul 18. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 06/10/2020 tarihli, 2020/562 esas ve 2020/668 karar sayılı ilamını sunduğu, ayrıca murisin terekesinin borca batık olduğunu ve hükmen reddedildiğini belirtmiştir. Murisin terekesinin hükmen reddinin tespiti halinde miras en yakın mirasçılar tarafından reddolunmuş sayılacaktır.Bu durumda Mahkemece yapılacak iş; davalı mirasçılar vekili adına dava dilekçesi, duruşma tutanakları, bilirkişi raporu ekli duruşma gün ve saatini bildirir davetiye çıkarılması, mirasçılar tarafından murisin terekesinin borca batık olduğu defi olarak ileri sürüldüğünden murisin terekesinin borca batık olup olmadığına ilişkin araştırma yapılarak borca batık olup olmadığı ve hükmen reddedilmiş sayılıp sayılmadığı hususunun ön mesele olarak ele alınması, sonucunda mirasın hükmen reddedilmiş olduğunun tespit edilmesi halinde ise, TMK'nın 612 maddesi uyarınca en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edileceğinden terekenin tasfiyesinin sağlanması için Sulh Hukuk Mahkemesi'ne ihbarda bulunarak tasfiye memuru atanması ve tasfiye memuruna gerekli tebligatların yapılarak taraf teşkili sağlanmak suretiyle mirası ret olgusunun da değerlendirilmesi, ayrıca Mahkemece bağlı şirketlerin iflas etmesi sebebiyle senetlerin tahsil kabiliyetinin kalmadığı kabul edilmiş ise de, davalılar tarafından şirketlerin borca batık olmadığı tespit edilerek iflaslarına yer olmadığına karar verildiği beyanı karşısında iflas edip etmediklerinin, senetlerin akıbetinin ve senetlerin tahsil edilip edilmediklerinin araştırılarak dava konusu şirketin zarara uğrayıp uğramadığının ve zarar miktarının tespit edilmesidir.Sonuç olarak; davalıların istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler ile kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a4-6, 355 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalıların istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/05/2022 tarih ve 2017/1270 Esas- 2022/400 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a4, 353/1-a6 ve 355 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.