İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2024/228 K.2024/148
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/228
KARAR NO: 2024/148
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18.12.2023 tarihli Ara Karar
NUMARASI: 2023/814 Esas
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, ihtiyati haciz talepli dava dilekçesinde özetle; faturanın ticari hayatın vazgeçilmez bir vesikası olduğunu, TTK m.21/2'nin tacirin gönderdiği faturayı alan kimsenin sekiz gün içerisinde itiraz etmemesi durumuna ilişkin kanuni bir karineye yer verdiğini faturayı alanın faturaya itiraz etmemesi halinde fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağını, davacının mağdur olmaması adına öncelikle HMK ve İİK ilgili maddeleri gereği davalıya ait menkul, gayrimenkul ve 3.kişilerdeki alacaklarının üzerine öncelikle teminatsız veya teminat karşılığında devir ve temlik önleyici ihtiyati haciz konulmasını talep ettiklerini, davacının alacağının tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün .. Esas sayılı dosyası ile davalı hakkında cari hesaptan kaynaklanan alacak sebebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının borçlu borçlu olmadığını iddia ederek borca itiraz ettiğini, arabuluculuk sürecinde de sonuca ulaşılamadığını, bu davaya ve icra takibine konu alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, tensip zaptı ile davalı borçluya ait BA BS formlarının ilgili vergi dairesinden celbine ilişkin ara karar tesis edilmesi gerektiğini, akabinde ön inceleme duruşması beklenmeksizin celse arasında tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmak üzere inceleme günü verilmesi gerektiğini, icra takibinde asıl alacak 66.927,00 TL asıl alacak ve 7.503,16 TL tutarında işlemiş faiz olmak üzere 74.430,16 TL yönünden itirazın iptali kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiş, ayrıca ihtiyati haciz kararı verilmesini istemiştir. Davalı henüz cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ İlk derece mahkemesi, ihtiyati haciz talebini değerlendirdiği 18.12.2023 tarihli ara kararında; " ... İİK.nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılan, ilamsız icra takibine karşı davalının vaki itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. İstem; İİK 257 maddesi gereğince ihtiyati haciz istemine ilişkindir. Somut olayda alacağın varlığı, miktarı ve muacceliyeti yargılamayı gerektirmekte olup İİK 257 maddesi gereğince davalı borçlunun borcu ödememek için mal kaçırdığı da ibraz edilen dosya kapsamı belgeler ile yaklaşık olarak ispat edilemediğinden ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiş olup " gerekçesiyle, davacı vekilinin ihtiyati haciz isteminin reddine karar vermiştir. Bu ara karara karşı, ihtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; faturanın ticari hayatın vazgeçilmez bir vesikası olduğunu, TTK m.21/2'nin tacirin gönderdiği faturayı alan kimsenin sekiz gün içerisinde itiraz etmemesi durumuna ilişkin kanuni bir karineye yer verdiğini faturayı alanın faturaya itiraz etmemesi halinde fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağını, davacının mağdur olmaması adına öncelikle HMK ve İİK ilgili maddeleri gereği davalıya ait menkul, gayrimenkul ve 3.kişilerdeki alacaklarının üzerine öncelikle teminatsız veya teminat karşılığında devir ve temlik önleyici ihtiyati haciz konulması gerektiğini, ara kararın kaldırılması gerektiğini, alacağın hiçbir teminata bağlı bulunmadığı gibi, ilgili isteme konu borcun da vadesi geçmesine rağmen bugüne kadar ödenmediğini, borçlunun mal varlığını kaçırmasından endişe ettiklerini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve ihtiyati haciz kararı verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin fatura ve açık hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine; istinaf, ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Uyuşmazlık, davacının ihtiyati haciz talebinin reddine dair mahkeme ara kararının yerinde olup olmadığı, somut olayda ihtiyati haczin şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise, iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir. İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir. Davacı taraf, davalı ile kurulan ticari ilişki kapsamında davalıya satılan mallara ilişkin fatura düzenlendiğini, ancak davalının borcunu ödememesi üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, takibe itiraz edildiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürmüş, dava dilekçesi ekinde davalı adına düzenlenmiş olan KDV hariç, 07.02.2023 tarihli, 52.807,00 TL bedelli, 10.02.2023 tarihli, 1.750,00 TL bedelli, 23.02.2023 tarihli, 1.100,00 TL bedelli, 14.03.2023 tarih, 47.556,50 TL ve 20.04.2023 tarihli, 1.187,50 TL bedelli faturalar ile bir adet cari hesap ekstresi sunmuştur. Davacı taraf, davalı aleyhinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 66.927,00 TL asıl alacak ve 7.503,16 TL olmak üzere toplam 74.430,16 TL alacak için ilamsız icra takibi başlatmış, takip dayanağının cari hesap ve fatura alacağı olarak göstermiştir. Dosyanın UYAP sistemi üzerinden yapılan incelenmesinde, davalıya ait 2023/2 dönemi BA formunda davacıdan üç adet belgeye dayalı 55.657,00 TL'lik mal alım bildiriminde bulunduğu, 2023/03 dönemi BA formunda ise davacıdan bir adet belgeye dayalı 47.556,50 TL'lik mal alım bildiriminde bulunduğu görülmüştür. Bu kapsamda davacının dayandığı faturalar ile davalının BA formları arasında uygunluk bulunduğu, davacının alacağını yaklaşık olarak ispat ettiği, yasada, ihtiyati haciz kararı verilmesi için talebin yargılamayı gerektirmesi şeklinde bir şart öngörülmediği, ihtiyati haczin şartlarının somut olayda gerçekleştiği anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.Açıklanan bu sebeplerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görüldüğünden, davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2. ve İİK'nın 258/3. maddeleri uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu 18.12.2023 tarihli ara kararının kaldırılarak, davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin dava konusu alacağın (74.430,16 TL) % 15'i oranındaki teminat karşılığı kabulüne dair Dairemizce aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile derece mahkemesinin istinafa konu 18.12.2023 tarihli ihtiyati haciz talebinin reddi ara kararının kaldırılmasına, ihtiyati haciz talebi hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-İhtiyati haciz talep eden davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin İİK'nın 257 ve devamı maddeleri uyarınca kabulü ile davalının 74.430,16 TL alacağı karşılamaya yeterli miktardaki haczi kabil menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, 2-İK'nın 259. maddesi uyarınca takdiren %15 oranında belirlenen 11.164,52 TL nakdî teminat ilk derece mahkemesi veznesine yatırıldığında ya da aynı tutarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu ibraz edildiğinde, kararın infazı için bir suretinin ilk derece mahkemesi tarafından, ihtiyati haciz talep eden davacı vekiline verilmesine, 3-Kararın yetkili icra müdürlüğünce infazına,4-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı/alacaklı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; istinaf peşin karar harcının ise talep halinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,6-Gerekçeli kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 7-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 ve İİK'nın 258/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 08.02.2024