İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2021/1072 K.2024/912
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/1072
KARAR NO: 2024/912
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 18/06/2021
NUMARASI: 2021/273 E. - 2021/112 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/05/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalının dava dışı ... Tic. San. Ltd. Şti. altında 2014 yılından 2018 yılına kadar ticari ortaklık ilişkisi içinde bulunduklarını, daha sonra tarafların ortaklık ilişkilerini sonraki süreci de düzenleyen bir protokol ile sonlandırdıklarını, bu protokolün yegane amacının tarafların ortak çaba ve emekle sektörde belirli bir bilinirliğe erişmiş markaları (... gibi) ortaklık bittikten sonra hiçbir tarafın kullanmaması, böylece eşitler arasında yeni, sıfırdan başlanan bir ticaret hayatın yaratılması olduğunu, müvekkilinin protokol hükümlerine riayet ederek ... Turizm San.ve Tic. A.Ş.şirketini kurduğunu ve faaliyetlerini yeni markası altında bu şirket nezdinde yürüttüğünü, işbu protokolün akdedilmesinin ardından davalı ...'ın ise ... San. Ve Tic. A.Ş.aracılığıyla yoğun bir şekilde haksız marka kullanımını gerçekleştirdiğini, bu kullanımı desteklemek için de kötüniyetli şekilde gayrimenkul sektörü gibi alanları içinde alacak şekilde ... nolu "..." hakim unsurlu bir marka başvurusu gerçekleştirdiğini ve bu başvurunun tescile bağlandığını, bu markayı direkt olarak tarafların eski markası "..." u işaret etme, o markayı çağrıştırma amacıyla kullandığını, bu şekilde ortak müşteri profilinden faydalandığını, ayrıca davalı yanın "..." uzantılı mail adreslerine ulaşmak isteyen her müşterisini "..." uzantılı mail adreslerine yönlendirdiğini, tasfiye edilen ... Gayrimenkul şirketinin müşteri portföyü üzerinde "..." ibareli markanın ortaklık döneminde kullanılan "..." ibareli markanın devamı gibi algılanmasına neden olduğunu, davalının temel amacının da bu algıyı oluşturmak olduğunu beyan ederek davalı markasının nın hükümsüzlüğü ve sözleşmeye aykırılık nedenine dayalı aykırılığın önlenmesine, durdurulması, cezai şart ve haksız rekabetin önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacı tarafın 21/07/2018 protokol gereği davayı ikame ettiğini, bu halde ilgili protokol gereğince yetkili yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu savunarak, öncelikle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili Mahkemeye gönderilmesini, zamanaşımı talebinde bulunduklarını, ... San. ve Tic. A.Ş.'nin bahsi geçen protokolün tarafı olmadığı ile husumet itirazında bulunduklarını, hükümsüzlüğü talep edilen ... numaralı markanın malikinin ... olmaması nedeniyle de husumet itirazında bulunduklarını, davalıların ne ... ne de ... markasını kullanmadığını, davalılardan ...'ün 2019/68130 numaralı markayı yasal prosedürler neticesinde tescile bağladığını, taraflar arasında düzenlenen protokol gereği kullanılmaması gereken markaların ... ve ... markaları olduğunu, bunların da isimle beraber şekilden oluşan markalar olduğunu, ...'un İngilizce dilinde olduğu, Türkçe anlamının Emlak Limanı olduğu, yine ... markasının da Emlak Limanı anlamına geldiğini, hükümsüzlüğü talep edilen markanın Türkçe olarak "..." şeklinde olduğu, protokol gereğince kullanılmaması gereken marka ile benzerliğinin bulunmadığı, markaların benzerliğinin bulunmadığını, her iki markada ... kelimesi geçmekteyse de, İngilizce'de taşınmaz mal anlamına gelerek cins belirlediği ve tamamlayıcı olduğu, tek başına marka olamayacağı, herkesçe kullanılarak ... kelimesinin tekel altına alınamayacağını, davacının beyanlarının usul ve yasaya aykırı olduğu ve kötüniyetli olarak müvekkilinin ticari hayatını sekteye uğratmak amaçlı olduğunu beyanla , davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "1-Davacının davasının KABULÜ ile; -Davalıya ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine, " şeklinde karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalılar vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 18/06/2021 tarihli 2021/273 Esas ve 2021/112 Karar sayılı kararına esas alınan 30.03.2021 tarihli bilirkişi raporuna ilişkin sunmuş oldukları detaylı itirazlarının Sayın Yerel Mahkeme tarafından değerlendirmeye alınmadığını ve gerekçesiz olarak reddedildiğini, husumet itirazlarının değerlendirilmediğini, ... tarafından davacı ... arasında imzalanmış olan 21.07.2018 tarihli protokole riayet edildiğini ve "..." ve "..." ibarelerinin kullanılmadığını, "..." markasının davalı şirket tarafından tescil ettirildiğini , davalı ...'ın şirketin yalnızca ortağı olduğunu, şirket ortakların yükümlülüklerinden sorumlu tutulamayacağını, sundukları hukuki mütalaada da belirtildiği üzere sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince davalı şirketin diğer davalı ...'ın tarafı olduğu sözleşme ile sorumlu tutulamayacağını zira müvekkili şirketin sözleşmenin tarafı olmadığını, bu nedenle kötü niyetin varlığından da bahsedilemeyeceğini , "..." kelimesinin asli unsur olmadığını, ingilizcede emlak anlamına geldiğini, '...'' markasınında Türkçe karşılığının ''...'' şeklinde olduğunu , kullanılmaması gereken marka ile benzerliğinin olmadığı yine şekil unsurlarınında benzer olmadığını, tek benzerliğin "..." kelimesi olduğunu, taşınmaz mal anlamına gelmesi nedeniyle tamamlayıcı olduğu ,tek başına marka olamayacağı, herkesçe kullanılabileceğini , bu tür ibare ve işaretlerin kimseye tekel hakkı sağlamayacağını , mahkemece asli unsur kabul edilerek ve sözleşmede yasaklandığı iddiası ile usul ve yasaya aykırı karar verildiğini beyanla kararın kaldırılmasını ve yeniden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İstinafa Cevap: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; huzurda görülen dosyada alınan 30.03.2021 tarihli bilirkişi raporu ile “... markası ile ... markasının iltibas yaratacak düzeyde benzer olduğunu, davalının taraflar arasında imzalanan sözleşmeye rağmen haksız kazanç elde etme amacı ile ... ibaresini kötüniyetli bir biçimde tescile konu ettiği” son derece isabetli biçimde tespit edildiğini, işbu rapora itirazların ve sunulan hukuki mütalaanın ortak noktasının “...” ibaresinin marka olabilecek işaretlerden olmaması yönünde olduğunu, davalı tarafın müvekkili ile imzaladığı sözleşmede “...” ibaresini marka olarak kabul etmiş iken, gelinen aşamada “...” ibaresinin marka vasfı olmadığını ileri sürerek kötüniyetli davranışlarını gizlemeyemediğini, müşterilerine ...'un artık ... olduğuna dair yalan ve yanıltıcı beyanda bulunduğunu beyanla davalı tarafından ileri sürelen istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Davacı vekili, tarafların 2014-2018 tarihleri arasında yaptıkları ticari ortaklığı protokol ile sonlandırdıklarını, (...) markasının kullanılmamasının kararlaştırıldığını, ancak davalının bu hükme riayet etmediğini, haksız marka kullanımını gerçekleştirdiğini ve gayrimenkul sektörü gibi alanları içinde alacak şekilde ... nolu "..." hakim unsurlu marka tescil ettirdiğini, bu markanın tarafların ortak oldukları eski markası "..." u işaret ettiğini ve ortak müşteri profilinden faydalandığını , "..." ibareli markanın devamı gibi algılanmasına neden olduğunu, internet sitesinde ve işletmede kullanıldığını beyanla markanın hükümsüzlüğü ve sözleşmeye aykırılık nedenine dayalı aykırılığın önlenmesine, durdurulması, cezai şart ve haksız rekabetin önlenmesi taleplerinde bulunmuş olup, mahkemece marka hükümsüzlüğü dışındaki talepler tefrik edilmiştir. Uyuşmazlık davalı şirkete ait ... tescil numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. SMK 25/1'e göre; “5 inci veya 6 net maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir" SMK 6/1 maddesi hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan bir markanın, veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. SMK 6/9 maddesi hükmüne göre , Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu hükme göre, iltibastan söz edilebilmesi için ; -Tescilli marka ile aynı veya benzer bir işaretin kullanılması, -Tescilli marka ile aynı veya benzer işaretim aynı mal veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması, -Bu kullanımın karıştırılma ihtimaline neden olması gerekir. Kısaca iltibas olabilmesi için hem karşılaştırmaya konu marka işaretleri arasında hem de işaretlerin tescil edileceği mal ve hizmetler arasında aynılık veya benzerlik olması gerekir. İşaretlerin benzerliği ve karıştırılma ihtimalinin varlığı değerlendirilirken markalar arasında görsel, fonotik ve kavramsal benzerlikleri yanında markaya konu unsurların ayırt edicilik gücü de dikkate alınmalı, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirlenmelidir. 31/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda; "davalı eylemlerinin ... tescil numaralı ... ibareli markanın sağladığı faydaları haksız bir şekilde elde etme amaçlı olarak ... tescil numaralı ... ibareli markanın tescil ettirilmesi nedeniyle markanın kötüniyetli tescil olarak değerlendirildiği" hususunu tespit ve rapor etmişlerdir. Dosya kapsamına göre ,hükümsüzlük talebine mesnet olan ... numaralı ... ibareli 35 ve 36 . Sınıfta tescilli markanın taraf şirketlerin yetkililerinin ortak oldukları ... Tic. San. Ltd. Şti. adına tescil edildiği, ve koruma kapsamında olduğu, tarafların ortaklık ilişkisini sonlandırdıkları ve düzenledikleri 21/07/2018 tarihli protokol ile mevcut markayı kullanmamayı taahhüt ettikleri, davalı şirketin ... tescil numaralı "..." ibareli markayı 36. Sınıfta tescil ettirdiği, tarafların ana faaliyet konusunun emlak komisyonculuğu olduğu, her iki markadaki esaslı unsurunun ... ibaresi olduğu, markadaki diğer ibarelerin geri planda tali unsurlar olduğu, ... ibaresinin Türkçe'de bir anlamının olmadığı, ingilizce karşılığı emlak olmakla birlikte tescilli olduğu ve kullanıldığı emlak komisyonculuğu hizmet sınıfında doğrudan tanımlayıcı ibare olarak kabul edilemeyeceği, markaların baskın unsur itibariyle aynı olduğu ve aynı hizmet sınıfında tescilli oldukları, sunulan hizmetin toplumun geneline hitap ettiği , tüketicilerin markaları bir arada görme ve karşılaştırma imkanına sahip olmadıkları, bu nedenle ortalama tüketici nezdinde akılda kalan ... ibaresi olacağından markaların bıraktıkları bütüncül izlenimde işletmeler arasında bağlantı kurma, seri marka olarak algılanma dahil karıştırılma tehlikesinin bulunduğu anlaşılmıştır. Dava dilekçesinde, marka hükümsüzlüğü davasının ... şirketine , davadan tefrik edilen sözleşmeye aykırılık, haksız rekabet, cezai şart taleplerinin ise her iki davalıya yöneltildiği , bu nedenle dava açılırken davalı ... ile davalı ... Gayrimenkul şirketinin davalı gösterildiği anlaşılmıştır. Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde ... şirketinin protokolde taraf olmadığı , sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği müvekkili şirketin ortaklarının yükümlülüklerinden sorumlu tutulamayacağı ileri sürülmüş ise de , davalı şirket ayrı bir tüzel olup, diğer davalı ...'ın imzaladığı protokole taraf değil ise de, tüzel kişiler iş ve işlemlerini gerçek kişi olan yetkilileri ve organları eliyle yürütürler. Bu nedenle marka tescilinin kötü niyetli olduğu konusundaki iddianın ispatı bakımından davalı şirket yetkilisi ...'ın yaptığı hukuki işlemlerin davalı şirketten tamamen bağımsız ele alınması mümkün değildir. Diğer yandan davalı şirketin yöneticisi olan ...'ın eski ortağı olması nedeniyle bildiği hem de imzalanan protokol uyarınca ... markasını kullanmayacağını taahhüt etmesine ve ilgili sektörde seçenek özgürlüğü olmasına rağmen söz konusu markadaki ... ibaresini baskın ve ön planda unsur olarak seçtiği ve tanımlayıcı , ayırt edicilik kazandırmayan tali unsurlar ekleyerek sahibi olduğu davalı şirket adına tescil ettirerek kullanmasının,TMK 2 maddesi gereği , "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." şeklinde ifade edilen iyi niyet ve dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığı, davalı yanca bir müşterisine yapılan açıklamada işlerin genişlemesi nedeniyle ... yerine ... olarak hizmetlere devam edildiğinin beyan edildiği dikkate alındığında, markanın tescilinin iyiniyet ve dürüstlük kuralları ile bağdaşmayacağını bilmesi gereken ve bilecek durumda olduğu, vakıa ve karinelerden, olayda kanunen iyiniyet iddiasında bulunamayacağı belirlenmiş olan kimsenin kötüniyetinin, diğer tarafa ispat ettirilmesine artık sebep ve vecih kalmayacağı, davalı şirketin marka tescilinin kötüniyetli olduğunun belirgin olduğu anlaşıldığından davalı markasının SMK 6/9 maddesi uyarınca tescilli olduğu tüm hizmetler için hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı , istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 18/06/2021 tarih ve 2021/273 E., 2021/112 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 16/05/2024