İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2022/2512 K.2025/1900

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/2512 📋 K. 2025/1900 📅 06.11.2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO : 2022/2512
KARAR NO : 2025/1900
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 16/11/2021
NUMARASI : 2016/205 Esas - 2021/666 Karar
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 06/11/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Rıza ... sevk ve idaresindeki ...plakalı aracın yaya haldeki davacıya çarparak ağır yaralanmasına sebebiyet verdiğini, diğer davalının aracın ZMMS ve kasko sigortacısı olduğunu, davacının kaza neticesinde omurga, boyun, el kemiklerinde kırıklar meydana geldiğini, iki ciddi ameliyat geçirdiğini ve kalçasına protez takıldığını, hala iyileşmediğini ve durumunun kötüye gittiğini, halihazırda koltuk değnekleriyle yaşadığını, kazanın etkisiyle 2-3 yıl kadar süreyle işlerini takip edemediğini, kaza sebebiyle hem davacının hem de ailesinin maddi ve manevi olarak zarar gördüklerini belirterek 20.000,00 TL manevi tazminat ve bilirkişi raporu sonrası artırılmak üzere 14.751,15 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı Rıza ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ve davacının adresleri Denizli olduğundan İstanbul mahkemelerinin davaya bakmakta yetkili olmadığını, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri değil Asliye Hukuk Mahkemeleri olması gerektiğini, kazanın 22/08/2013 tarihinde meydana geldiğini, davanın 2 yıllık zaman aşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, davacının kazanın meydana gelmesinde tam ve asli kusurlu olduğunu, davalının kaza anında ve devamındaki süreçte davacının yanında olduğunu, davacının fahiş miktarda manevi tazminat talep etmesinin yersiz olduğunu, davacı emekli olduğundan sağlık giderlerinin buradan karşılandığını, davacıya kendi eşinin baktığını, bu sebeple 10.000,00 TL maddi tazminat talebinin de fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; ...plakalı aracın müvekkili sigorta şirketine sigorta ettirildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğunun kusur oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olması gerektiğini, sebepsiz zenginleşmeye yol açmamak için öncelikle Adli Tıp Kurumundan davacının maluliyet oranı konusunda heyet raporu alınmasını ve kazaya karışan sigortalı araç sürücüsünün kusur oranının belirlenmesini, sonrasında maddi tazminat miktarının tespitinin gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Maddi tazminat yönünden 1.553,29 TL bakıcı gideri ve 937,79 TL sağlık gideri olmak üzere toplam 2.491,08 TL tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihinden, davalı Rıza ... yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Manevi tazminat yönünden 3.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Rıza ...'ten alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin hüküm kurulmamasının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi geçici iş göremezlik ve sürekli maluliyet zararlarının talep edilmediğini belirtmiş olsa da dava dilekçesi ve yargılama sırasındaki beyanlara bakıldığında maluliyete ilişkin tazminat talebinin varlığının açık olduğunu, yerel mahkemenin bilirkişinin uzmanlık alanım olmaması sebebiyle taleplere ilişkin inceleme yapamıyorum dediği hususlarda alanında uzman bilirkişiye dosyayı tevdi etmesi gerektiği halde göndermemiş ve eksik bilirkişi raporunu esas alarak gerekçesiz şekilde hüküm kurduğunu, maluliyet ve kusur raporları da hukuka aykırı olarak tanzim edildiğini, ceza dosyasındaki mahalline gidilmeden başka yerde yapılmış keşif neticesinde verilen rapora göre kusur belirlemesinin yapıldığını, müvekkilinin devam eden sağlık sorunları, müvekkilinin eşinin de üzüntüden sağlık sorunları yaşadığını, bu sebeplerle takdir edilen tazminatın kabulünün mümkün olmadığını, bu miktarda manevi tazminata hükmedilmesi sonucu davalılara ayrı ayrı ödenen vekalet ücretlerinin karşı taraftan aldıkları/alacakları paraları fazlasıyla geçtiğini, yerel mahkeme tarafından verilen 16/11/2021 tarihli karar üzerine müvekkillerinin dava ve talep haklarının zamanaşımına uğramaması amacıyla İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesin'de 2022/297 E. sayılı dosya ile dava konusu kaza sebebiyle sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talepli dava açtıklarını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 22/08/2013 tarihinde, saat 09.20 sıralarında davalı sürücü Rıza ...'ün idaresindeki ...plakalı aracı ile Denizli ili Zafer Mahallesinde İzmir yolu üzerindeki servis yolunda Bakırlı Kavşağı istikametine seyretmekteyken ... Tekstil önüne geldiğinde yoldan ağaçlar ve çit bitkileri ile ayrılmış orta refüj üzerinden yolun karşısına geçmek üzere servis yoluna giren davacı yayaya çarpması ile meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve bu yaralanması nedeni maddi ile manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. Aynı kaza nedeniyle ceza yargılamasında alınan kusur raporuna göre davacının asli, davalı Rıza ...'ün tali kusurlu olduğu; Mahkemece alınan kusur raporuna göre ise davacının %75, davalı Rıza ...'ün %25 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü, kaza tespit tutanağı ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığından kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun "taleple bağlılık ilkesi" başlığını taşıyan 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi, "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır." şeklinde düzenlenmiştir. Yasada açıkça sınırlandırılmış düzenlemeye göre hakim taleple bağlı olup, talepten fazlasına karar veremez. Hakim yorum ile de dava dilekçesinde yazılı olmayan bir husus için karar veremez. Somut uyuşmazlık konusu dava dilekçesinde açıkça "Sağlık giderleri yönünden 3.751,15 TL, evde bakım hizmeti için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 10.000,00 TL ve belgelendirilemeyen sağlık harcamaları için (İstanbul-Denizli arasında tedavi amaçlı gidip gelme) 1.000,00 TL olmak üzere toplam 14.751,15 TL maddi tazminat" talebinde bulunduğu, geçici ve sürekli iş göremezlik yönünden tazminat talebinde bulunmadığı, kaldı ki istinaf dilekçesinden bu talepler hakkında İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde dava açıldığı beyan edildiği anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince dava konusu olmayan talepler hakkında karar verilmemiş olmasında usul ve yasaya ayrılık bulunmamaktadır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut olayda davacının kaza sebebi ile ATK raporuna göre %61 oranında malul kaldığı ve 6 ay süreyle bir başkasının bakımına muhtaç olduğu, manevi tazminatın amacı, caydırıcılığı, paranın alım gücü, tarafların sosyal ve ekonomik gücü ile kazanın oluş şekli ve kusur durumu dikkate alındığında ilk derece mahkemesince takdir edilen manevi tazminat miktarının bir miktar düşük olduğu; aynı ilkelere göre yapılan değerlendirme sonucunda takdiren davacı lehine 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır.Davacı asil Ali ...'ın karar tarihinden sonra 25/02/2025 tarihinde vefat etmiş veraset ilamı ile mirasçıların vekaletnameleri davacı vekilince dosyaya gönderildiği anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının mirasçıları karar başlığında gösterilerek kabul edilen manevi tazminat bakımından miras payları oranında mirasçılar lehine hüküm kurulmuştur. Kesinleşen maddi tazminat hükmünde değişiklik yapılmamıştır. Bu nedenle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
A- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre:1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;-Maddi tazminat yönünden 1.553,29 TL bakıcı gideri ve 937,79 TL sağlık gideri olmak üzere toplam 2.491,08 TL tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihinden, davalı Rıza ... yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,-Manevi tazminat talebinin kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Rıza ...'ten alınarak vefat eden davacının mirasçıları Nevriye ..., ...al ..., Mustafa ... ve... ...'a miras payları oranında ödenmesine, 2- Alınması gereken 1.536,36 TL karar harcından, peşin alınan 542,24 TL harcın mahsubu ile bakiye 994,12 TL harcın davalılardan alınarak Hazine'ye irat kaydına (Davalı sigorta şirketi'nin 170,16 TL'sinden sorumlu olması kaydıyla) 3-Davacı tarafça yapılan 1.912,00 TL yargılama giderinden, davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 1.237,45 TL yargılama gideri ve peşin yatan harç gideri 375,09 TL'nin toplamı olan 1.612,54 TL yargılama giderinin davalılardan alınıp dahili davacılara miras payları oranında verilmesine, geriye kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, (Davalı ... Sigorta'nın bu miktarın 380,92 TL'sinden muaf tutulmasına)4-Kalan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,5-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan maddi tazminat talebi yönünden AAÜT uyarınca hesaplanan 2.491,08 TL vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacının mirasçıları olan dahili davacılar Nevriye ..., ... ..., Mustafa ... ve ... ...'a miras payları oranında ödenmesine, 6-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan manevi tazminat talebi yönünden AAÜT uyarınca hesaplanan 20.000,00 TL vekalet ücretinin davalı Rıza ...'ten alınıp davacının mirasçıları olan dahili davacılar Nevriye ..., ......, Mustafa ... ve ......'a miras payları oranında ödenmesine, 7-Davalılar vekille temsil olunduğundan maddi tazminat talebi yönünden AAÜT uyarınca hesaplanan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine,
B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;
1-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,2-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 122,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 220,70 TL istinaf başvuru harcının davalıdan tahsili ile dahili davacılara miras payları oranında verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/11/2025