İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2017/50 K.2023/969
T.C.
İZMİR
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/50
KARAR NO : 2023/969
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 13/01/2017
KARAR TARİHİ : 30/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı ... ihtiyati tedbir talepli 13.01.2017 harç tarihli dava dilekçesiyle; davalılar ... ve ...’nun kendisini dolandırdıklarını ... ile ... parti kanalı ile tanıştığını, İzmir Sağlık İl Kurulu Başkanı olarak görev yaptığını bildirdiğini ve Sağlık Bakanlığına memur alınacağından bu alımları kendisinin yapacağından tanıdıklarınız olursa 25.000 TL olursa iş başı yaptıracağını söylediğini oğlunu üniversite bitirdiğini ve işsiz olduğunu davalı ...’ın oğlunu Sağlık Bakanlığı kadrosuna girdirileceğini, bunun karşılığında 25.000 TL para alacağını söylediğini, ancak kendisinin 15.000 TL’lik çek verebildiğini, davalı ...’ın da çek almayı kabul ettiğini, davalı ...’ın kendisinin yurt dışında olduğunu Babası ...’na çeki vermesi istediğini, kendisinin de çeki ...’na verdiğini, davalı ...’ın çeki aldıktan sonra cevap vermediğini, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına giderek suç duyurusunda bulunduğunu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığındaki ... soruşturma dosyasının devam ettiğini belirterek 31.01.2017 keşide tarihli çekin karşı tarafa ödenmemesi için tedbir kararı konulmasını ve çekten borçlu olmadığını tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce çekin ödenmemesi yönünde %10 teminatla tedbir kararı 20.01.2017 tarihinde verilmiştir. Davacı daha sonra tedbir kararını kaldırılmasını talep etmiş olup, 22.03.2017 tarihinde tedbir kaldırılmış ve teminat bedeli davacıya iade edilmiştir.
Davalılara tebligat yapılması için gerekli işlemler yapılmış davalılara tebligat çıkarılmış, davalı ...'na çıkarılan tebligat 06.02.2017 tarihinde bila ikmal döndüğü, yine davalı ...’na çıkarılan tebligatın da 03.02.2017 tarihinde bila ikmal döndüğü, davacı tarafa davalıların adreslerini bildirmesi için 25.04.2017 ve 02.10.2017 tarihlerinde iki kez ihtarat gönderildiği, davacı vekilinin 04.10.2017 tarihinde davalıların adresini yeniden bildirdiği, mahkememizce davalıların bildirilen adreslerine tebligat çıkarıldığı, davalı ...’na 16.10.2017 tarihinde tebligatın yapıldığı, ...’na çıkarılan tebligatın ise 16.10.2017 tarihinde tekrar iade edildiği, bunun üzerine mahkememizce davalının adresinin araştırılarak yurtdışında bulunduğunun tespit olunduğu ve adresinin ... olduğunun anlaşılması ile 15.05.2018'de yurtdışı tebligat harç ve masraflarının ödenmesi için davacı vekiline tebligat çıkarıldığı ve tebligat harcının yatırıldığı, bu kez davalıya 18.05.2018 tarihinde yurtdışı adresine T.K.'nun 25/A maddesi uyarınca tebligatın gönderildiği ve 20.07.2018 tarihinde davalıya başkonsolosluğun tebligatın gönderildiği, ancak tebligatın 04.10.2018 tarihinde Deventer Başkonsolosluğu’nun yazısı ile iade edildiği, yeniden gönderilen tebligatın ise 10.02.2021 tarihinde tebligatın yapıldığı belirlenmiştir.
Ön inceleme aşaması devam ederken bu kez davalılardan ... 31.07.2020 tarihinde vefat etmesi nedeni ile davacının İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile aldığı mirasçılık belgesi ile 14.04.2021 tarihli ... Esas ... Karar sayılı kararla mirasçılık belgesinde yer alan mirasçıları olan ..., ... ve ... davaya dâhil edilerek bu mirasçılara tebligat yapılmasına karar verilmiştir. Mirasçılardan ...e çıkarılan tebligatın iade edilmesi üzerine yeniden çıkarılan tebligatın 19.03.2022 tarihinde tebliğ edildiği diğer mirasçı ...’na çıkarılan tebligatın da iade edilmesi üzerine yeniden çıkarılan tebligatın ise 05.04.2022 tarihinde yapıldığı, diğer davalı ...’na çıkarılan tebligatın bu kez yeniden iade edildiği ancak davada bu davalıya gerekli bildirim yapılmış olduğundan yeniden tebligat yapılmasına gerek olmadığı belirlenmiştir.
Davalılardan ... ve ... 23.06.2022 tarihli celseye iştirak ederek, davayı kabul etmediklerini, davayla ilgili bilgilerinin olmadığını, çekin nasıl ve kim tarafından alındığını bilmediklerini beyan ederek davanın reddini talep etmişlerdir.
Davalı ... vekili 14.07.2022 tarihli cevap dilekçesiyle; 28.04.2022 tarihli celsede her ne kadar "..tebligatın yapıldığı ve davalıya davanın bildirildiği ancak cevap vermediğini görüldü.." denilmiş ise de müvekkiline tebligatın 01.07.2022 tarihinde yapıldığını, yasal süresi içerisinde cevap dilekçesini sunduklarını, davacı tarafın davayı açmakta hukuki menfaati bulunmadığını, dava konusu çekte keşide yerinin bulunmaması sebebi ile kambiyo vasfına haiz olmadığını, bu nedenle kambiyo takibi başlatılamayacağını, dava konusu çekin ... Bankası ... - ... Şubesine ibraz edildiğini, çekte keşide yeri bulunmadığının tespit edildiğini, bu sebeple çeke ilişkin ne karşılıksızdır işlemi yaptığını, ne de ödemede bulunduğunu, davacı tarafın dava konusu çeki müvekkiline ve davalı Muris ...’na verdiğini ispat edemediğini, davalılara çek verilmiş olsa idi, çekin bankaya ibraz edilmiş olması gerekeceğini, davacı tarafın çeki teslim ettiğini iddia ettiği tarihlerde müvekkilinin Türkiye'de olmadığını, çekin iki kişiye birden tesliminin de söz konusu olamayacağını, davanın hem müvekkili hem de Muris ... yönünden ayrı ayrı pasif husumet yokluğu sebebiyle de reddi gerektiğini, menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü davalı tarafta olsa da, dava konusunun davacının imzasını havi kambiyo senedi olması durumunda kambiyo senetlerinin illetten mücerret ve ödeme aracı olma özelliklerinden ötürü ispat yükünün davacı tarafa geçtiğini, bu davada senetle ispat kuralının geçerli olduğunu, davacı tarafın dava konusu çeke ilişkin borçlu olmadığını ancak yazılı delil ile ispatının mümkün olduğunu, ancak dosyaya bu kapsamda bir delil sunulmadığını, davacı tarafın delil olarak ceza yargılamasına dayanması da senetle ispat kuralını ortadan kaldıramayacağını, davalı ...'nun mahkumiyet hükmünün görevsiz mahkeme tarafından verilmesi sebebiyle Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kaldırıldığını da belirterek davasının hukuki yarar yokluğundan, husumetten ve esastan reddini talep etmiştir.
Dava; dava konusu olan 31.01.2017 keşide tarihli 15.000 TL bedelli adi havale niteliği taşıyan borç belgesinden (çekten) dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.
Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir.
31.07.2017 keşide tarihli dava konusu çek, ... Bankası ...- ... Şubesi'nin 20.02.2017 tarihli yazısı, davalı ...’nun yurda giriş-çıkış bilgileri, ... Bankası kayıtları, İzmir CBS’nin ... soruşturma sayılı dosyası, Menemen CBS’nin ... soruşturma sayılı dosyası, Menemen ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas (eski ... Esas) sayılı dosyaları ve Karşıyaka ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası incelenmiş ve değerlendirilmiştir.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyası incelendiğinde; Müşteki ...'in, oğlu olan ...'i işe yerleştirmek için şüphelilerden ... ile irtibata geçtiğini, şüphelinin Adalet ve Kalkınma Partisi içinde aktif görevde olduğunu söyleyerek oğlunu işe yerleştirme karşılığında 15.000 TL para istediğini, kendisinin de bu amaçla şüpheli ...'nun babası olan diğer şüpheli ... ile Menemen'de görüşerek Türkiye ... Bankası ... Şubesine ait 31/01/2017 keşide tarihli 15.000 TL bedelli çeki şüpheliye verdiğini, şüphelilerin bu şekilde kendisini dolandırdığını belirterek 09.01.2017 tarihinde şikâyetçi olması üzerine yürütülen soruşturmada; şüpheliler ile şikâyetçinin Menemen'de görüştükleri ve dolandırıcılığa konu olduğu iddia edilen çek alışverişinin Menemen'de gerçekleştiği, bu itibarla olayın Menemen Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturulması gerektiğinden bahisle 11.01.2017 tarihinde dosyanın yetkili Menemen Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine karar verildiği ve dosyanın Menemen CBS’ne gönderilerek ... soruşturma sırasına kayıtlandığı ve soruşturmanın Menemen Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyası ile devam ettiği belirlenmiştir. Soruşturma dosyası incelendiğinde; şüpheli ...'nun kendisini Adalet ve Kalkınma Partisi içinde aktif görevde olduğunu belirttiği eyleminde siyasi partinin sadece isim olarak kullanıldığı, şüphelilerin eylemlerinin TCK'nın 157/1 maddesi kapsamında kalan dolandırıcılık suçunu oluşturduğu, Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin ... E-... K sayılı 15.07.2014 tarihli kararının da bu yönde olduğu, şüphelilerin üzerine atılı suçun uzlaşmaya tabi olduğunu, uzlaştırmacı görevlendirildiği, müştekinin uzlaşmayı kabul etmediğinden şüpheliler hakkında yargılama yapılarak TCK'nın 157/1 maddesi kapsamında cezalandırılmaların 17.08.2017 tarihli iddianame ile talep edildiği, dosyanın Menemen ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esasına kayıtlandığı ve yargılamasının yapıldığı belirlenmiştir.
Menemen ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas – ... Karar sayılı dosyası incelendiğinde; sanık ...’nun suç tarihinde yurt dışında bulunması ve babası sanık ...'in eylemine katıldığına ilişkin şüpheden uzak, kesin, inandırıcı delil elde edilemediği ve üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmadığından CMY’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine, sanık ...’nun ise katılana ait çeki alması ve icraya koyması, katılanın aşamalarda değişmeyen beyanları, tanık beyanları ile birlikte değerlendirildiğinde, üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediği toplanan deliller ile sabit olduğundan, 5237 sayılı TCK’nın 157/1,62 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına ve TCK’nın 51. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, bu kararın sanıklar tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir BAM .... Ceza Dairesi tarafından yapılan incelemede ... Esas – ... Karar sayılı 26.12.2019 tarihli kararla yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekmesine rağmen, mahkemesince yargılamaya devam edilerek sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş olması yasaya aykırı olduğundan katılanın istinaf taleplerinin kabulü ile sair yönleri incelenmeyen hükmün CMK'nın 289/1-a-d ve 280/1-d maddeleri uyarınca kaldırılmasına karar verildiği ve dosyanın mahkemeye dosyanın gönderilmesi üzerine dosyanın Menemen ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sırasına kayıtlanarak yapılan yargılama sonucunda ... Esas – ... Karar sayılı ve 20.03.2020 tarihli kararla sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan TCK 158/1-d. 35 maddesi uyarınca yargılama yapılmak üzere dosyanın görevli ve yetkili Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verildiği ve dosyanın Karşıyaka ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sırasına kayıtlandığı ve bu mahkemede ise yargılamanın devam ettiği, duruşmanın 18.10.2022 tarihine bırakıldığı, sanık ... hakkında yurtdışına yazılan müzekkere cevabının beklendiği belirlenmiştir.
Davalı tarafın cevap dilekçesinde belirttiği üzere dava konusu çekin düzenleme yerinin bulunmadığı belirtilmekle; çekin önlü ve arkalı fotokopisi incelendiğinde çekin keşide tarihinin bulunduğu, düzenleme yerinin bulunmadığı, çekde düzenleme yerinin ve ödeme yerinin alternatif zorunlu unsurlar arasında yer aldığından düzenleme yeri ve ödeme yerinin çek üzerinde alternatifleri bulunmadığı takdirde, çekin kıymetli evrak vasfını taşımayacağı kabul edilmektedir. (TTK m. 781/2,3)
Somut olayda da; yer aldığı üzer TTK m. 780/1-e bendi uyarınca çekin düzenlendiği yerine çek üzerinde yazılmasının zorunlu olduğu belirtilmiş olup, düzenleme yerinin bilinmesi özellikle çekin ibraz süresi açısından önem taşıyacağından zorunlu unsur olarak yer aldığı belirtilmiştir. Çek de düzenleme yeri bulunmadığı takdirde alternatif zorunlu unsur olarak TTK m. 781/3f gereğince keşidecinin adının yanında yazılı yerin düzenleme yeri kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Keşidecinin adının yanında herhangi bir yer ya da adres gösterilmemişse o senet çek vasfını kazanamayacaktır. (TTK m. 781/1)
Çeklerde düzenleme yerinin gösterilmediği ve keşidecinin imzasının yanında da bir yerin bulunmadığı hallerde senet çek niteliğini kazanmayıp "adi havale niteliği" taşımaktadır. Bu senedin hamili tarafından muhatap bankaya ibrazında karşılıksız olsa dahi çek vasfında olmadığından karşılıksız çek sayılmayarak bedelini tahsil edemediği gibi, yine hamilin kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla takip yapma hakkı da bulunmamaktadır. Uygulamada çeklerin muhatap bankaya ibrazında karşılıksız kalacağını bilen kötü niyetli keşidecilerin çekleri düzenlerken bu şekilde keşide yeri ve adreslerini senet üzerine yazmayarak karşılıksız çekin müeyyidelerinden kurtulma yoluna gittikleri bilinmektedir. Ancak bu durum TCK hükümlerine göre fiillerin sahteciliğe ilişkin suçu oluşturma ihtimali de bulunmaktadır. Kaldı ki; somut olayda da İzmir BAM ... CD eylemin kamu kurum ve kuruluşlarından olan icra dairesinin aracı kılınarak nitelikli dolandırıcılık veya bu suça teşebbüs suçunu oluşturduğunu belirterek Menemen ... Asliye Ceza Mahkemesi’nin kararını kaldırmıştır.
Somut olayda da ... Bankası ... Şubesi dava konusu çekin 31.01.2017 tarihinde Karşıyaka şubesine ibraz edildiği, ancak keşide yeri bulunmadığından müşteriye ödeme yapılmadığını belirtmiştir. Ancak çeki ibraz eden...'a 31.01.2017 tarihinde çekin 1.410 TL karşılıksız bedeli ödendiği belirlenmiştir.
Davalı taraf her ne kadar bu senedin çek vasfını taşımadığını belirtmiş olmasına rağmen adi havale niteliğindeki belgeye istinaden ilamsız icra takibine konu olması ve alacaklı olan lehine bir hak doğurması niteliği bulunduğundan davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu belirlenmiştir.
Çek vasfını yitiren adi havale niteliğindeki bu belgeye istinaden sebepsiz zenginleşme davası açma hakkı da bulunabileceğinden davacının adi havale niteliğindeki bu belgeden dolayı borçlu olmadığının tespitini isteme hakkı bulunmaktadır.
Somut olayda da davacının açtığı davaya istinaden Menemen ... Asliye Ceza Mahkemesin'de yapılan yargılamada ...nun dolandırıcılık fiilinden dolayı cezalandırılmasına karar verilmiş olup, diğer davalı ... hakkında ise beraat kararı verilmiştir.
Her ne kadar davalılar çekin hamililer ile ilgili olmadığını iddia etmişler ise de dava konusu "çekin" bankaya ibraz eden...'ın davalıların muhasebecisi olduğu ve 1.410 TL karşılıksız bedelini aldığı da belirlenmiştir. Davalı taraf 23.02.2023 tarihli beyanında ise...'ın muhasebecileri olmadığını değil muhasebecilerine böyle bir talimatları bulunmadığını belirtmişlerdir.
Mevcut durumda sanık ...’nun ölmesi nedeniyle hakkındaki davanın düşmesi söz konusu olmuş ise de; toplanan delillerle davalı ...’nun dolandırıcılık ya da İzmir BAM ... CD’nin belirttiği üzere kamu kurumu aracılığıyla nitelikli dolandırıcılık eylemi işlediği toplanan tüm deliller ve değerlendirilmesi ile tespit edilmiştir. Bu nedenle bu davalı hakkında işlediği fiilin sabit olması ve ceza yargılaması ile de belirlenmiş olması nedeniyle davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Yine davalı olarak gösterilen ...’nun ise çekin düzenlendiği tarih itibariyle Türkiye de bulunmamış olmaması, davacı ile irtibatının ispatlanamamış olması, bu konuda davacının da bir delil ibraz etmediği dikkate alınarak ceza dosyasında da bu sanık / davalı hakkında beraat kararı verildiği anlaşılmakla, mahkememizce de bu tespitin yerinde olduğu kabul edilerek bu davalı hakkında açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM;
Yukarıda Açıklanan Sebeplerle;
Davacının davasının Kısmen Kabulü ile;
1-Davacı ...’in davalı ... hakkında açmış olduğu davanın kabulü ile; dava konusu olan 15.000 TL bedelli, düzenleyeni davacı ..., olan ve hamiline düzenlenmiş bulunan 31.01.2017 tarihli 15.000 TL bedelli adi havale niteliği taşıyan borç belgesinden dolayı borçlu olmadığının tespitine,
2-Davacının davalı ...’na karşı açmış olduğu davanın ise ispatlanamadığından Reddine,
3-Davacının dava konusu yaptığı belgenin kambiyo senedi vasfı bulunmayan ve çek niteliği taşımayan belge olması nedeniyle ödeme yasağı konulması ve diğer taleplerinin reddine,
Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 1.024,65 TL harçtan dava açılışında alınan 256,17 TL peşin harcın mahsubu ile eksik alınan 768,48 TL harcın davalı ... mirasçılarından tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yargılama gideri olarak yapılan başvuru harcı 31,40 TL ve peşin harç 256,17 TL ile yazışma - tebligat - gideri 647,55 TL ve bilirkişi / tercüman ücreti 600,00 TL olmak üzere toplam 1.535,12 TL'nin davalı ... mirasçılarından alınarak davacıya verilmesine, kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına,
Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT'nin 13/1. maddesine göre belirlenen 15.000 TL vekalet ücretinin davalı ... mirasçılarından tahsili ile vekili yararına davacıya verilmesine,
Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden bu davalı hakkında doğrudan açılan davaya red edilmiş olduğundan AAÜT'nin 13/2. maddesine göre belirlenen 15.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile vekili yararına davalı ...'na verilmesine,
HMK m. 333 gereği gider avansından artanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı ve gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/11/2023
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı