İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2021/1072 K.2024/318

🏛️ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 📁 E. 2021/1072 📋 K. 2024/318 📅 15.02.2024

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1072
KARAR NO : 2024/318
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02.02.2021
NUMARASI : 2020/642 E. - 2021/74 K.
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : 15.02.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 15.02.2024
İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.02.2021 tarih 2020/642 E. - 2021/74 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, takibe konu bonodan kaynaklanan borçtan dolayı davacıların sorumlu olmadığını, bonoda nakten kaydı bulunduğunu, davacılar tarafından her hangi bir para alınmadığını, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki söz konusu olmadığını, isapt yükünün davalı üzerinde olduğunu, belirtilerek; davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, % 20 kötüniyet tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; takibe konu bononun unsurları yönünden senet vasfında olduğu, bonodaki nakden kaydının nakit paranın alındığının karinesini teşkil ettiği, bu karinenin aksinin aynı kuvvette yazılı delil ile ispatının gerektiği, davacı tarafın bu şekilde delil ibraz etmediği, davacıların senet sebebiyle sorumlu oldukları, belirtilerek; davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili, menfi tespit davalarında borcun varlığı inkar ediliyorsa borcun var olduğunu ispatının davalı alacaklıya ait olduğunu, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı alacaklıda olduğunu, var olduğu iddia edilen borç ilişkisinin davalı alacaklı tarafından ispat edilemediğini, eksik inceleme yapıldığını, belirtilerek; kararın kaldırılması talep edilmiştir.
GEREKÇE : Dava, bono nedeni ile borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2. UYAP üzerinden alınan nüfus aile kayıt tablosuna göre davacı asillerden ...'in karar tarihinde önce 01.01.2021 tarihinde vefat etmiş olmasına rağmen müteveffa davacının karar başlığında davacı olarak gösterildiği ve taraf teşkili sağlanmaksızın yargılamaya devam edilerek hakkında hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
3. Türk Medeni Kanununun 28. maddesinde, gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ehliyeti ve buna bağlı olarak da taraf ehliyetinin sona ereceği belirtilmiştir. Dava tarihinden önce ölüm nedeniyle şahsiyeti son bulan kişi taraf ehliyetini yitirir. Diğer yandan Borçlar Kanunun 35/1. ve 397/1. maddesi gereğince ölüm ile vekalet ilişkisi son bulacağından ölen kişi adına davaya devam da edilemez. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 50. maddesinde ancak medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanların, davada taraf ehliyetine de sahip olduğu düzenlenmiş, 114/1-d. maddesinde ise taraf ehliyeti dava şartları arasında sayılmıştır. Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi için gerekli olan şartlar olup mahkeme dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince kural olarak davanın esası hakkında inceleme yapamaz. Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracak, taraflar da dava şartı noksanlığını yargılamanın her aşamasında ileri sürebilecektir. Bir başka ifade ile taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması gerekir.
4. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiştir. Buna göre, davanın taraflarının yargılama ile ilgili bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat hakkı bulunmaktadır. Maddenin gerekçesinde açıklandığı üzere bu hak Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. İddia ve savunma hakkı olarak da bilinen bu hak, tarafların yargılama konusunda tam bilgi sahibi olmalarını, açıklama ve ispat hakkını tam ve eşit olarak kullanabilmelerini, yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermelerini zorunlu kılmaktadır. Hakim tarafları dinlemeden veya açıklama ve ispat hakkını kullanmaları için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez.
5. Taraf teşkili dava şartı olup, davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Mahkemenin, dava dilekçesini ve duruşma gününü taraflara kendiliğinden tebliğ edip taraf teşkilini sağlaması, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun amir hükmü gereğidir.Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, itirazların yapılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların davadan ve duruşma gününden haberdar edilmesi ile mümkün olur. Kişinin hangi yargı merciinde duruşması bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilmesi, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun şekilde tebligat yapılması ile sağlanabilir.
6. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 599. maddesi gereğince mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar. Bu kapsamda yargılama aşamasında vefat eden davacının vefatından sonra yargılamaya devam edilebilmesi için mirası bir bütün olarak kazanan mirasçıların tamamının davaya katılımının sağlanması, bunun mümkün olmaması halinde tüm mirasçılardan izin alınması veya terekeye temsilci atanması yoluyla taraf teşkili sağlandıktan sonra karar verilmesi gerekmektedir.
7. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından ölüm ile kişilik hakları ve vekillik ilişkisi son bulduğundan karar tarihinden önce öldüğü anlaşılan davacının mirasçılarının davaya dahil edilmesi veya mirasçılarından alınan vekaletname ibraz edilmesi ve taraf teşkilinin sağlanması suretiyle yargılamaya devam edilerek oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar da gözetilerek dosya kapsamına uyğun düşecek şekilde davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince anılan tebligat eksiklikleri giderilmeden davanın esası hakkında karar verildiğinden istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacıların istinaf başvurusunun ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.02.2021 tarih 2020/642 E. - 2021/74 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi gereğince kesin olmak üzere 15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.