Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/3940 K.2025/3080
1. Hukuk Dairesi 2023/3940 E. , 2025/3080 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/958 E., 2023/1248 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çarşamba 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/483 E., 2022/306 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vasisi vekili tarafından vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan önce inceleme sonucunda, 17.06.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacı ...'a vesayeten ... vekili Avukat ... geldi, temyiz edilen davalılar gelmedi. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili ...'ın murisi...'ın 14.03.1983 tarihinde 137 ada 11 parsel numaralı taşınmazı satın aldığını, bu taşınmazın ikamet ettiği 137 ada 12 parsel numaralı taşınmazın komşu parseli olduğunu ve tecavüzlü taşınmaz olması nedeni ile muris tarafından kendi parseli ile birleştirilmek maksadı ile satın alındığını, murisin taşınmazı satın aldıktan sonra da yine kendi imkanları ile ve masraflarını kendisi karşılamak kaydı ile yapı inşa ettiğini, burada davalı oğulları ile birlikte yaşamaya başladığını, yapının alt kısmına yaptırdığı dükkanları kiraya vererek sağlığı boyunca kiraları kendisinin aldığını, bu taşınmaza ilişkin ödemelerin ve her türlü işlemlerin muris... tarafından yapıldığını, ancak tapu tescillerinin davalılar adına yapıldığını, yapılan bu işlemlerin diğer kız kardeşlerinden ve murisin eşinden mal kaçırmak amaçlı olduğunu, murisin oğulları olan davalıların taşınmazı satın aldığı dönemde herhangi bir işle meşgul olmadığını, dava konusu taşınmazı almaya maddi güçlerinin olmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkilinin miras payı oranında adına tesciline, aksi halde tenkisine karar verilmesini istemiş, aşamada davacı ... kısıtlanmış ve kendisine vasi olarak ... atanmış, husumete izin kararı alınarak davaya devam edilmiştir.
II. CEVAP
Davalı ...; davacının iddialarının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava konusu taşınmazın bedelinin kendisi ve kardeşleri tarafından ödenerek ... isimli şahıstan satın aldıklarını, davacının iddia ettiği tarihlerde üç kardeşi, babası ve kendisinin kollektif şirket olduklarını, herkesin kazancını ayrı şekilde değerlendirdiğini, dava konusu taşınmazın 35 yıldır taraflarınca kullanıldığını, taşınmazın satın alındığı zaman da dikkate alınarak zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, babasının bu taşınmazı kullanmadığını, taşınmazın yönetimine de hiçbir zaman karışmadığını, kendilerinin mesleğinin nakliyecilik ve kerestecilik olduğunu, davacının haksız çıkar elde etmek için gerçek dışı isnatlarda bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...; davacının iddialarının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava konusu taşınmazın bedeli ödenerek kendisi ve kardeşleri tarafından... isimli şahıstan satın aldığını, davacının iddia ettiği tarihlerde üç kardeşi, babası ve kendisinin kollektif şirket olduklarını, herkesin kazancını ayrı şekilde değerlendirdiğini, dava konusu taşınmazın 35 yıldır taraflarınca kullanıldığını, taşınmazın satın alındığı zaman da dikkate alınarak zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu, babasının bu taşınmazı kullanmadığını, taşınmazın yönetimine de hiçbir zaman karışmadığını, kendilerinin mesleğinin nakliyecilik ve kerestecilik olduğunu, davacının haksız çıkar elde etmek için gerçek dışı isnatlarda bulunduğunu, dava konusu taşınmazdaki kargir iki katlı bina ve tek katlı kargir dükkan ve bahçeyi kendi maddi imkanlarıyla dört kardeş eşit şart ve koşullarda aldıklarını, davacı ...'la hiçbir akrabalık bağlarının olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...; diğer davalılar ile aynı savunmaları ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla
; davacı ile murisin 12.04.1999 tarihinde evlendiği, müşterek çocuklarının bulunmadığı, dava konusu taşınmazın 14.03.1983 tarihinde davalılar tarafından dava dışı şahıslardan edinildiği, davaya konu taşınmazın davalılara tarafların ortak murisi...'tan devrolunmadığı, bu nedenle davaya konu taşınmaza yönelik olarak muris muvazaasından kaynaklı tapu iptal-tescil talebinde bulunulamayacağı ve davacı tarafın iddialarını ispata dair herhangi bir delil ileri sürememiş olmasından dolayı davaya konu taşınmazın satış işleminde muvazaanın ispat edilemediği, bu nedenle davaya konu taşınmaz satış işleminin gerçek bir satış işlemi olduğu, ortada gerçek satışın mevcut olmasından dolayı tenkis yoluna da gidilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vasisi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin dosyadaki delillerle çelişmeyen tespit ve değerlendirmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından; davacı vasisi vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vasisi vekili temyiz dilekçesi ile; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, muris muvazaasının tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla aralarında gerçek iradelerine uymayan, görünüşte geçerli olmasına rağmen kendi aralarında hüküm ifade etmeyen bir sözleşme yapma konusunda anlaşmaları olduğunu, buradaki temel amacın saklı paylı mirasçıların ilerde tenkis davası açarak miras paylarını almalarının önlenmesi olduğunu, davanın zamanaşımı veya herhangi bir hak düşürücü süreye tabi olmadığını, uygulamada mirasbırakan mirasçılarından mal kaçırmak için doğrudan bir mirasçısı lehine tasarrufta bulunabileceği gibi dava açılmasının önüne geçmek için aracı alıcı da kullanabildiğini, başka bir deyişle mirasbırakan, mirasçısına mal varlığını devretmeyip önce üçüncü bir kişiye devri gerçekleştirdiği, sonra mirasçının ondan devralmasını sağladığını veyahut iddia ettikleri gibi taşınmazlara ilişkin ödemelerin muris tarafından yapılıp tapu tescillerinin mirasçılar adına yapıldığını, muris muvazaasında temlikin geçersiz olması için herhangi bir mirasçıdan ya da mirasçılardan mal kaçırılmasının yeterli olduğunu, bedeli muris tarafından ödenen taşınmazın başkası adına tescil edilmesinin gizli bağış niteliğinde olduğunu, davalıların ısrarla kardeşler ve babanın bir kollektif şirket sahibi oldukları yönündeki beyanının şüphe uyandırdığını, çünkü taşınmaz üzerinde babaları... adına bir tescil olmadığını, sadece erkek çocuklar adına tescil yapıldığını, ilgili yüksek mahkeme kararlarının da iddialarını desteklediğini, tenkis talepleri yönünden yeterince araştırma yapılmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1919 doğumlu mirasbırakan...'ın 01.02.2007 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak ikinci eşi davacı ..., murisin ilk evliliğinden olma davalı oğulları ..., ..., ..., murisin 1985 yılında ölen oğlu ...'in çocukları olan dahili davalılar ... ve ... ile yine dahili davalı olarak davaya dahil edilen çocukları ve torunlarının kaldığı, dava konusu 137 ada 11 parsel sayılı taşınmaz paylı olarak dava dışı şahıslar adlarına kayıtlı iken 14.03.1983 tarihli satış işlemi ile murisin oğulları ..., ..., ... ve ... adlarına kayıtlı hale geldiği anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle muris muvazaasına ilişkin 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının, bizzat mirasbırakanın üzerinde tapuda kayıtlı olan taşınmazların mirasbırakan ya da vekili (temsilcisi) tarafından aslında bağış olduğu halde satış biçiminde temlik edilmesi durumunda uygulama olanağı bulacağı, bedeli ödenerek "gizli bağış" şeklinde gerçekleştirilen işlemler hakkında anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının doğrudan bağlayıcı olma niteliğinin bulunmadığı, öte yandan TMK'nın 571. maddesi gereğince tenkis talebi için hak düşürücü sürenin geçtiği ve davacı tarafından TMK'nın 6. ve HMK'nın 190. maddeleri çerçevesinde murisin saklı payı zedeleme kastının ispat edilemediği gözetilerek davacı vasisi vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vasisi vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 435,50 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Temyiz edilen davalılar vekili duruşmaya gelmediğinden lehine duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.