Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/1875 K.2025/3117

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1875 📋 K. 2025/3117 📅 18.06.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/1875 E.  ,  2025/3117 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1269 E., 2023/1366 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kuşadası 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/31 E., 2021/550 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ... ve diğerleri vekili ile davacı ... ve diğerleri vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar ... ve arkadaşları vekili; Aydın ili, Kuşadası ilçesi, ... Mahallesi 116 ada 43 parsel sayılı taşınmazın (eski 1150 parsel) tapulama tutanağının edinme hanesi incelendiğinde, taşınmazın 1951 yılında ölen kök mirasbırakan ... adına tespit edildiğinin belirtildiği, ne var ki taşınmaz davacıların kök mirasbırakanının zilyetliğinde iken usulsüz bir şekilde hükmen Hazine adına tescil edildiği, bu işlemin yolsuz tescil olduğu, taşınmazın 1930 yılından bu yana muris ... tarafından kullanıldığı ve taşınmazı davasız ve aralıksız olarak 20 yıl süreyle malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran davacıların mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tescilini talep ettiklerini ileri sürerek yolsuz tescil nedeniyle çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline, olmadığı takdirde çekişmeli taşınmazın güncel değeri üzerinden davacılar lehine tazminata karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
II.CEVAP
Davalı vekili; davada tapu iptali ve tescil talebi yönünden hak düşürücü, tazminat yönünden ise zamanaşımı süresinin geçtiğini belirterek davanın reddi yönünde savunmada bulunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; eldeki davanın kadastro öncesi hukuki nedene dayandığı, çekişmeli taşınmazın Hazine adına hükmen 27.10.1968 tarihinde tescil edildiği, davanın ise 24.01.2020 tarihinde açıldığı, kadastro tutanağının kesinleşme tarihinden dava tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi gereğince 10 yıllık sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar ... ve arkadaşları vekili, davacılar ... ve arkadaşları vekili ile davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tapu iptali ve tescil talebi yönünden çekişmeli taşınmazın Kuşadası Tapulama Mahkemesinin 1966/106 Esas, 1968/13 Karar sayılı ve 27.10.1968 kesinleşme tarihli kararı ile Hazine adına hükmen tescil edildiği, eldeki davanın ise 24.01.2020 tarihinde açıldığı, kadastro tutanağının kesinleşme tarihinden dava tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi gereğince 10 yıllık sürenin geçmiş olduğunun anlaşıldığı gerekçesi ile tapu iptali ve tescil talebi hakkında davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde usul ve yasaya bir aykırılık bulunmadığı; ne var ki davacıların tazminat talepleri yönünden alacak zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddinin doğru olmadığı, kaldı ki aşamalarda davacıların adli yardım talebi kabul edilmiş ise de davanın reddi sonucunda yargılama harç ve giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılması ve davanın zamanaşımının dolması nedeniyle reddine karar verilmesi sonucunda, davalı lehine nispi vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken maktu vekalet ücreti tayininin isabetsiz olduğu belirtilerek davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kabulü ile kararın kaldırılması ve yeniden hüküm kurulması suretiyle,
a-Davanın, tapu iptali ve tescil talebi yönünden hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle usulden reddine,
b-Davanın, tazminat talebi yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine hükmedilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı ... ve diğerleri vekili; eldeki davanın Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesi gereğince tazminat istemine ilişkin olduğu, hal böyle iken aşamalarda Kadastro Kanunu'na atıfta bulunarak hak düşürücü süre nedeni ile davanın reddine karar verilmesinin hukuka, yasaya, AYM ve AİHM tarafından mülkiyet hakkı ile ilgili oluşturulan kararlara ve ilkelere aykırı olduğu, davacıların mirasbırakanına ait bir taşınmazın Devletin tapu kütüğünü tutma ödevine karşın ihmal ve kusuru nedeniyle hakkı olmayan şahıslar üzerine geçirildiğini, davanın hukuki sebebinin ve niteliğinin yanlış belirlendiğini, mevzuatın hukuka aykırı biçimde dar ve eksik yorumlandığını, vekalet ücretinin takdiri hususunda da yanılgıya düşüldüğünü belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davacı ... ve diğerleri vekili temyiz dilekçesinde özetle; çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescili, bunun mümkün olmaması halinde tazminata hükmedilmesi talebinde bulunduklarını, çekişmeli taşınmazın 1951 yılında ölen kök mirasbırakan ... adına tahdit ve tespit edildiği, taşınmaz davacıların kök mirasbırakanının zilyetliğinde iken usulsüz bir şekilde Hazine adına tescil edildiğini, hal böyle iken eldeki davanın dayanağının TMK'nın 1025. madde gereğince yolsuz tescil vakıası olduğu, Türk Medeni Kanunu’nun 1007. maddesi gereğince yolsuz tescil işleminden Hazinenin sorumlu olacağı, bu durumda zarara uğrayanın, zararının tazminini talep edebileceği ve bu talebin hak düşürücü süre yahut zamanaşımına tabi olmadığını, davanın hukuki sebebinin ve niteliğinin yanlış belirlendiğini, vekalet ücretinin takdiri hususunda da yanılgıya düşüldüğünü belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedenlere dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde TMK'nın 1007. maddesine göre tazminat istemine ilişkindir.
Kadastro sonucunda Aydın ili, Kuşadası ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 116 ada 43 parsel (eski 1150) sayılı taşınmazın 1951 yılında ölen davacıların kök mirasbırakanı ... adına tespit edildiği, bilahare askı ilan süresi içerisinde açılan dava neticesinde Kuşadası Tapulama Mahkemesinin 1966/106 Esas ve 1968/13 Karar sayılı ve 27.10.1968 kesinleşme tarihli kararı ile 04.07.1974 tarihinde Hazine adına hükmen tescil edildiği, eldeki davanın ise 24.01.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere uygundur. Ne var ki davacının tapu iptali ve tescili talebinin hak düşürücü süreye uğradığı anlaşılmakla; her ne kadar kararın gerekçesinde terditli tazminat isteği yönünden davanın zamanaşımına uğradığı belirtilerek reddine karar verilmiş ise de; esasen tapu iptali ve tescili talebi hak düşürücü süreye uğradığından tazminat isteminde bulunulamayacağı gerekçesiyle terditli davanın reddinin gerektiği; bu itibarla kararın gerekçesi tazminat istemi yönünden isabetsiz ise de sonucu itibariyle doğru olduğunun anlaşılmasına göre hükmün usul ve kanuna uygun olduğu belirlenmiş, davacılar vekilleri tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen sebepler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar ... ve diğerleri vekili ile davacılar ... ve diğerleri vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz eden davacılar ... ve diğerleri ile davacılar ... ve arkadaşlarının adli yardım talebi kabul edilmiş olup harç yatırılmadığından, aşağıda yazılı 886,80'er TL temyiz başvuru harcı ile 615,40'ar TL onama harcının temyiz eden davacılar ... ve diğerleri ile davacılar ... ve arkadaşlarından ayrı ayrı alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi