Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/160 K.2025/5025
3. Hukuk Dairesi 2025/160 E. , 2025/5025 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1290 E., 2024/1800 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Van 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/398 E., 2023/1267 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; 21.10.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; ağaç elektrik direğinin yanması sonucu sarkan teller nedeniyle 17.05.2015 tarihinde elektrik akımına kapıldığını, sağ kolunun dirsek altından kesildiğini, sağ ayak iki parmağı ile sol ayak üç parmağının alındığını, olayın meydana gelmesinde davalının kusurlu olduğunu ileri sürerek; iş gücü kaybı, tedavi, protez ve bakıcı giderlerinden oluşan maddi zararı için şimdilik 3.000,00 TL, oluşan manevi zararı için 200.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 25.10.2018 tarihli bedel artırım dilekçesiyle; iş gücü kaybı tazminatı talebini 224.436,05 TL, protez gideri tazminatı talebini 20.706,00 TL ve bakıcı gideri tazminatı talebini 1.586,91 olarak belirlemiş, 06.11.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle de maddi tazminat talebini toplam 1.745.963,82 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili; talebin zamanaşımına uğradığını, olayda müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, tedavi masraflarının devlet tarafından karşılandığını, manevi tazminata ilişkin istemin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.İlk Derece Mahkemesinin 20.11.2018 tarihli kararıyla; davacı ...’in akıl hastalığı nedeniyle kısıtlı olduğu, ve velayeti altında bulunduğu babası .. ile birlikte yaşadığı, babası ..’in 17.05.2015 tarihinde olayın olduğu yerdeki tarlaya ilaçlama yapmak için gittiği, davacıyı evde bıraktığı, tarlaya geldiğinde ağaç elektrik direğinin yanmakta olduğunu ve tellerin sarktığını gördüğü, durumu muhtara bildirdiği, tarlada çalışmaya koyulduğu, daha sonra olay yerine gelen davacının sarkan elektrik telleri nedeniyle akıma kapılarak ağır şekilde yaralandığı, yoğun bakım tedavisi gördüğü, yatarak tedavisinin iki buçuk ay sürdüğü, sağ kolunun dirsek altından ve ayak parmaklarından bir kısmının kesildiği, 16.07.2018 tarihili bilirkişi raporundaki kusur raporunun olayın oluşuna ve dosya kapsamına uygun olduğu, alınan Adli Tıp İkinci Üst Kurulunun 06.03.2018 tarihli raporuna göre; davacının, olay sonucu oluşan yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının %54, iş göremezlik süresinin 6 aya kadar uzayabileceği ve iyileşme süresinde ilk iki ay için başkasının yardımına gereksinim duyabileceğinin tespit edildiği, bu hususların teknik bilgiyi gerektirmesi ve raporun olay tarihine göre ilgili yönetmelik hükümleri uyarınca hazırlandığı, bu nedenle son alınan üst kurul raporunun hükme esas alınması gerektiği, davacının sağ kolunun dirsek altından kesilmiş olması nedeniyle protez ihtiyacının olduğu, protezin her beş yılda bir değiştirilmesi gerektiği, yine alınan 09.10.2018 tarihli bilirkişi raporu uyarınca, davalının %65 kusur oranına isabet eden sürekli iş göremezlik, protez gideri ve bakıcı gideri zararlarının belirlendiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 49, 69, 71, 54... /1 maddeleri uyarınca davalının oluşan maddi ve manevi zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 234.792,67 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi tazimatın 17.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin 07.06.2021 tarihli kararıyla; kusur tespiti açısından ceza dosyasında alınan bilirkişi raporu ile Mahkemece aldırılan rapor arasında çelişki bulunduğu, yine davacının akıl hastalığının kabul edilen maluliyet oranına etkisi olup olmadığının değerlendirilmediği, yasal faize karar verilmesi gerekirken ticari faize hükmedilmesinin hatalı olduğu, takdir edilen manevi tazminatın da bir miktar düşük olduğu gerekçesiyle; istinaf başvurularının kısmen kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesinin 11.10.2022 tarihli kararıyla; alınan bilirkişi raporuyla belirlenen %65 kusur oranının uygun bulunduğu, davacının kaza öncesi akıl hastalığının maluliyet oranına etkisinin bulunmadığının belirlendiği, sonuç olarak ilk kararda belirlenen %65 kusur ve %54 maluliyet oranına göre davacının zararının toplam 234.792,67 TL olarak hesaplanmasında bir hata bulunmadığı, davacı tarafın talebi üzerine yeni asgari ücret üzerinden yine %65 kusur ile %54 maluliyet oranına göre hesap raporu alınmışsa da; 20.11.2018 tarihli karar davacı açısından sadece manevi tazminat açısından kaldırılmış olup, usuli kazanılmış hak kuralı gereği davacının talep edebileceği tazminat 234.792,67 TL olduğundan yine bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verildiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 234.792,67 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazimatın 17.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
4.Bölge Adliye Mahkemesinin 07.04.2023 tarihli kararıyla; 6098 sayılı Kanunun 75. maddesi gereğince, gerçek zararın belirlenmesi bakımından karar tarihine en yakın tarihlerdeki ölçütlerin kullanılması gerektiği, asgari ücret kamu düzeni ile ilgili olduğundan re’sen gözönünde tutulacağı, bu nedenle hüküm tarihine en yakın tarihte bilinen asgari ücret tutarını belirleyerek bu verilere göre hesap yapılması gerektiği, somut olayda desteğin gelirinin asgari ücret üzerinden hesaplandığı, buna ilişkin ek rapor aldırıldığı, davacı ve davalının ilk verilen kararı istinaf ettiği, bu nedenle de Mahkemenin usuli kazanılmış hak değerlendirmesinin doğru olmadığı, ayrıca davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107. maddesine dayalı olarak, fazlaya ilişkin talep ve dava hakların saklı tutularak açıldığı nazara alındığında, eldeki davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının sabit olduğu, buna göre davacı tarafça sunulan 25.01.2018 tarihli dilekçesinin talep arttırım dilekçesi olduğunun kabulü ile davacı yanın talep arttırım/ıslah dilekçesi sunmasına imkan tanınarak sonucuna uygun hüküm tesisi gerektiğinden bahisle; istinaf başvurularının kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
5.İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan 26.10.2023 tarihli rapor ile davacının geçici ve sürekli iş göremezlik dolayısıyla oluşan maddi zararının 1.723.670,91 TL olarak hesaplandığı, iki aylık bakıcı gider tazminatının 1.586,91 TL olarak belirlendiği, bu miktarlar zerinden davanın ıslah edildiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 1.745.963,82 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazimatın 17.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; verilen kaldırma kararına uygun olarak araştırma yapılmadığını, Adli Tıp İkinci Üst Kurulundan rapor aldırılması gerekirken, bu hususa ilişkin taleplerinin dikkate alınmadığını, davacının akıl hastalığının olayın gerçekleşmesindeki etkisinin tam olarak ortaya konulmadığını, bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olarak tanzim edilmediğini, kusur oranının tespiti açısından uzman bilirkişilerden rapor alınmadığını, maddi tazminat için hükmedilen miktarın kazanılmış hakkın üzerinde olduğunu, ikinci kez ıslah dilekçesi verilemeyeceğini, ayrıca davacı tarafça açılan ek dava hakkında birleştirme kararı verilmesi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık,elektrik çarpması nedeniyle meydana gelen bedelsel zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelerle, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında 25.10.2018 tarihli dilekçesinin bedel artırım talebi mahiyetinde olmasına, yapılan tahkikat sonucunda tazminatın tam olarak belirlenmesi nedeniyle, davacı tarafça 06.11.2023 tarihinde talebin tüm ve kesin olarak belirlendiği, hükme esas alınan kusur ve tazminat raporlarının dosya kapsamına ve denetime elverişli bulunduğu, zararın gerçekleşme şekli ve maluliyet oranına göre takdir edilen manevi tazminat miktarının hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
28.000,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.