Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/1308 K.2025/4974

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1308 📋 K. 2025/4974 📅 20.10.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/1308 E.  ,  2025/4974 K.
"İçtihat Metni"
HKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2024/160 E., 2024/506 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekilerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü
I. DAVA
Davacılar vekili; davacıların murisleri tarafından davalı bankadan kullanılan konut kredisi sırasında ve ödeme müddeti içerisinde kredi sözleşmesi ve sigorta taahhütnamesi ile yetkilendirildiği halde davalının sorumluluğunu yerine getirmeyerek ... sigortası yaptırmadığını, bu nedenle ölüm sonrası bankaya ödeme yapmak zorunda kaldıklarını, davalı banka tarafından sözleşme tarihi ve takip eden yıllarda kredi borçlusu adına ... sigortası yerine ferdi kaza sigortası yaptırılıp sigorta primlerinin de tahsil edildiğini, bu şekilde mağduriyete neden olunduğunu ileri sürerek; kredi borcu olarak ödemek zorunda kaldıkları miktardan şimdilik 5.000,00 TL'nin tahsiline, bakiye kredi borcu için davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; sözleşme tarihi itibariyle sigorta yaptırma zorunluluğu olmadığını, tüketicinin tercihi ile sigorta yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 03.03.2016 tarihli kararıyla; sözleşme ve taahhütnamedeki hükümler sigorta yapılması konusunda kredi borçlusunu da yükümlü kıldığı gibi borçlu tarafından kredi kullanım tarihinden itibaren yaklaşık 6 yıl süresince sigorta yaptırılmadığı, yaptırılması da talep edilmediğinden bankanın ... Sigortası yapılmaması nedeniyle sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Yargıtay(kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 23.05.2019 tarihli ilamla; ".... Dava konusu uyuşmazlıkta kredi ilişkisinin başından itibaren sigorta yapılmadığı sabittir. Hayatın olağan akışına göre kredi kullanan tüketici konut veya ... sigortası olup olmadığını, yenilenip yenilenmediğini kendisi takip etmelidir. Ancak kredi veren kuruluş da basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü ve mevzuat hükümleri doğrultusunda bu hususta tüketiciyi bilgilendirmelidir. Kaldı ki taraflar arasındaki sözleşmenin ve taahhütnamenin sigortaya ilişkin açıklanan hükümleri, sigorta yaptırılmak istenmese dahi bankanın re'sen sigorta işlemlerini yapıp masraflarını da herhangi bir ihtara gerek olmaksızın kredi kullananın hesaplarından çekme yetkisi vermekle, bankanın yetkisi kadar sorumluluğunu da arttırmaktadır. Kredi kullanan davacılar murisinin sözleşmeden yaklaşık 6 yıl kadar sonra vefat etmiş olduğu da dikkate alındığında tarafların kredinin yapılmamasında müterafık kusurlu olup olmadıkları değerlendirilmek ve varsa kusurlarına göre, bu kapsamda dosyanın konusunun uzmanı bilirkişiye tevdii ile varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulmasını gerektirir." gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2.Bozmaya uyan Mahkemenin 18.03.2022 tarihli kararıyla; dava konusu uyuşmazlıkta kredi ilişkisinin başından itibaren sigorta yapılmadığı, hayatın olağan akışına göre kredi kullanan tüketicinin konut veya ... sigortası olup olmadığını, yenilenip yenilenmediğini kendisinin takip etmesi gerektiği, davacılar murisi ile davalı banka arasında 14.12.2005 tarihli 240 ay vadeli 65.000,00 TL tutarlı konut kredisi sözleşmesi imzalandığı, kredi kullananın ödemeler devam ederken 16.12.2011 tarihinde vefat ettiği, 01.02.2009 tarihinde Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Yönetmeliğinin yürürlüğe girdiği, kredinin kullanıldığı tarihte 01.02.2009 tarihinde Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Yönetmeliğinin yürürlükte olmadığı, 01.02.2009 tarihinde Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Yönetmeliği öncesinde, kredinin kullanıldığı tarihte ihtiyari sigortalarda, kredi süresi içerisinde yenileme sorumluluğunun kredi kullanana, yenilemeye ilişkin bildirim yapma ve bilgilendirme sorumluluğunun kredi kuruluşuna ait olduğuna ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, davacılar murisinden ... sigortası poliçesine ilişkin kesinti yapılmadığı ve davacılar murisinin ... sigortası poliçesi düzenlenmesine ilişkin talebi bulunmadığı, baştan itibaren ... sigortası poliçesi düzenlenmediğinden davalının olmayan bir sigortanın yenilenmesine ilişkin bir bildirimi de olamayacağı, davalının ... sigortası poliçesi bulunmamasında müterafik kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
3.Dairece verilen 21.03.2023 tarihli ilamı ile; Somut olayda, daini mürtehin sıfatına sahip davalı banka tarafından davacıların murisine 14.12.2005 tarihinde 65.000,00 TL tutarlı ve 240 ay vadeli konut kredisi kullandırıldığı, kredinin aylık 789,85 TL geri ödemeli olup aynı tarihte murisin hesabından ferdi kaza ve konut paket sigortası tahsilatı yapıldığı, hesap hareket dökümleri incelendiğinde düzensiz aralıklarla sigorta çeşidi belirtilmeden değişik tarih ve tutarlarda çok sayıda prim tahsilatı kaydı bulunduğu, davacılardan kredinin en son tahsilat tarihi olan 23.12.2013 tarihinde bile 254,00 TL hesaptan tahsil edilmek sureti ile mevcut konut paket sigortası poliçesinin yenilenmesine karşılık, ... sigortası hususunda davacılar murisinin yazılı olarak bilgilendirildiğine dair bir belge olmadığı, gerek sözleşme gerekse taahhütname ile verilen ... sigortası poliçesi tanzim ederek müşteriden primi talep ve tahsil etme yetkisi olduğu halde daha elzem olan ... sigortası poliçesi tanzim etmek yerine, tali sayılabilecek ferdi kaza ve konut paket sigortası yaptırılması, 8 yıl boyunca söz konusu poliçeleri her yıl yenileyerek poliçe primlerini hesaba taksit tutarı kadar yatırılan meblağ içinden, taksit tutarını eksilterek dahi tahsil eden davalı bankanın sözleşme ve taahhütnamenin kendisine ... sigortası poliçesi yapması yetkisi vermediğini ileri sürmesinin anlamlı olmadığı, bankaca ... sigortasının yapılması amacıyla murise hiçbir bildirimde bulunulmadığı ve davacılar murisinin de ... sigortasının yapılması talebinde bulunmadığı göz önüne alındığında bakiye kredi taksitlerinin ödenmesi hususunda tarafların müterafik kusurlu oldukları sonucuna varılması gerektiği, o halde, mahkemece, tarafların kusur oranlarını tespit eden 15.11.2021 tarihli bilirkişi raporu da dikkate alınarak kusur oranlarının dosya muhtevasına uygun şekilde takdir edilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle ve oy çokluğuyla bozulmasına karar verilmiştir.
4.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıların davacılar murisinin kullandığı konut kredisinin 16.12.2011 vefat tarihi itibarıyla 59.175,35 TL kalan anapara tutarlı borcun tamamından sorumlu olmadığı, tarafların müterafik kusur oranlarının belirlenme yetkisinin mahkemenin takdirinde olduğu, ancak davacılar murisinin konut kredisi kullanımı esnasında yapılan ve bilahare yenilenen ferdi kaza ve konut paket poliçeleri mevcut iken davacılar murisi açısından lehine bir işlem ve konut kredisinin en önemli teminatı olan ... sigortası yapılıp yapılmadığı hususunda bir talepte bulunmadığı, buna karşılık davalı bankaca da kredi taksitlerinin geri ödenme güvencesi olan ... sigortası hususunda davacıdan aldığı taahhütname ve konut kredi sözleşmesi kapsamında yetkisi olmasına karşılık ... sigortası yapılması teklifinde bulunduğunu gösterir yazılı bir bilgilendirme olmadığı da dikkate alınarak tarafların müterafik kusur oranının %50'şer nispetinde olduğu, davacılar murisi tarafından 16.12.2011 vefat tarihinde sonra 25 adette toplam (762 TL X 25) = 19.050,00 TL'nin davalı bankaya ödendiği ve 96. taksit ödeme tarihi olan 14.12.2013 tarihi itibarıyla davacılar murisinin kalan anapara borcu 55.919,00 TL olduğu, davacıların 14.12.2013 itibarıyla söz konusu borcun %50'si olan 27.959,50 TL'den sorumlu olduğu görüş ve kanaatine varılarak davanın kısmen kabulü ile 27.959,50 TL'nin 01.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili; davacıların murisinin ölüm tarihi olan 16.12.2011 tarihindeh sonra davacılar tarafından en son 01.10.2018 tarihinde yapılan ödeme ile birlikte davalıya toplam 108.004,62 TL ödenmek zorunda kalındığını, müterafik kusur oranına göre 54.002,31 TL'nin tahsiline karar verilmesi gerektiğini, murisin ölümünden sonra ödenen toplam tutarın 55.919,00 TL olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, istirdat talebine konu alacak yönünden her kredi taksitinin ödeme tarihinden ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili; davacı tarafça ... sigortası yaptırılmadığını, davacının bu yönde talebinin de olmadığını, müvekkillinin ... sigortası yaptırma veya yenileme zorunluluğunun bulunmadığını, davalının kusur, ihmal veya sorumluluğunun olmadığını, sözleşmede sigortanın kredi kullanan tarafından yapılacağının ve ödeneceğinin belirtildiğini, ... sigortasının ihtiyari sigorta olduğunu, sigorta konusundaki tüm sorumluluğun davacıda olduğunu, ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacıların murisi ile davalı banka arasında imzalanan konut kredisi sözleşmesi kapsamında ... sigortası yapılmaması nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine ve yapılan ödemenin iadesi istemine ilişkindir.
1. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapılarak kusur oranının belirlenmiş olmasına, bozmanın kapsamı dışında kalan hususların incelenmesinin ise artık mümkün olmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki benin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2. Ayrıntıları Hukuk Genel Kurulunun 25.01.2022 tarih, 2019/536 E., 2022/43 K. sayılı ilamında anlatıldığı üzere; borçlunun borcun tamamı için borçlu olmadığının tespiti talepli açtığı menfi tespit davasının yargılama sırasında ödenen tutarların menfi tespit talebinin içerisinde olduğu gibi menfi tespit davası sırasında tedbir kararı alınmamış ve borç ödenmiş ise davaya istirdat davası olarak devam edileceği de Kanun'un açık hükmü gereğidir. Yani, borç ödenmiş olursa menfi tespit davası talebe bile gerek kalmaksızın kendiliğinden istirdat davasına dönüşecektir. Öte yandan mahkemece borcun ödendiğinin öğrenilmesi hâlinde menfi tespit davasına kendiliğinden (re'sen) istirdat davası olarak devam edilecektir. Nitekim, Hukuk Genel Kurulunun 17.10.2012 tarih ve 2012/14-476 E., 2012/720 K. sayılı kararında da aynı yöne işaret edilmiştir.
3.Davacılar, murisleri ile davalı banka arasında imzalanan konut kredisi sözleşmesi kapsamında ... sigortası yapılmaması nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitini ve yargılama sırasında yapılanlar da dahil olmak üzere tüm ödemelerin iadesini talep etmiştir. O halde Mahkemece, davalı bankadan dava konusu krediye ilişkin tüm ödeme belgeleri dosyaya getirtilerek mevcut bilirkişi vasıtasıyla krediye ilişkin yapılan ödeme miktarı tespit edildikten sonra, tespit edilen miktarın hükme esas alınan kusur oranında istirdat bedelinin belirlenmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davacılar murisinin kalan anapara borcu üzerinden hesaplama yapılarak karar verilmiş olması ve yargılama sırasında reşit olan davacı ...'a gerekçeli karar başlığında davacı olarak yer verilmemesi doğru görülmemiş bozmaya karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince davacılar yararına BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
20.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.