Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/1265 K.2025/4778

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1265 📋 K. 2025/4778 📅 13.10.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/1265 E.  ,  2025/4778 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/3465 E., 2025/84 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin aboneliğe konu meskende 01.02.2020 tarihli kira sözleşmesiyle ikamet ettiğini, e-devlet sisteminden yeni ev sahibi tarafından yapılan başvuru nedeniyle 03.08.2021 tarihinde aboneliğinin sonlandırıldığını öğrendiğini, bu nedenle bir süre elektrik kullanamadığını, yeni başvuru sonrasında 09.08.2021 tarihinde abonelik yapıldığını, söz konusu aboneliğinde tek taraflı olarak 13.08.2021 tarihinde sonlandırıldığını, ilk aboneliğin sonlandırılması üzerine .. 1. Tüketici Mahkemesine yapılan başvuru neticesinde 10.08.2021 tarihli kararla ihtiyati tedbir kararı verildiğini, 17.08.2021 tarihinde yeni abonelik yapıldığını, davalı şirketin hukuka aykırı davrandığını ileri sürerek; müvekkiline ait aboneliğin haksız feshedildiğinin tespitini ve aboneliğin devamını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkilinin yaptığı işlemlerde hata bulunmadığını, davacıya ait aboneliğin farklı tüketici başvurusu nedeniyle 03.08.2021 tarihinde sonlandırıldığını, davacının başvurusu sonrasında 09.08.2021 tarihinde yeniden farklı hesap numarası ile faal hale getirildiğini, gerekli düzeltmeler yapıldıktan sonra ise 13.08.2021 tarihinde beyana göre dava dışı kişi adına abonelik başlatıldığını, 17.08.2021 tarihinde ise davacı adına yeni abonelik başlatıldığını, yeni malik adına abonelik tesis edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını, yeterli görülen tapu sureti sunulması nedeniyle abonelik yapıldığını, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.02.2022 tarihli kararıyla; Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 21. maddesine göre davacı kiracının kira sözleşmesi, dava dışı malikin ise tapu belgesini ibraz ederek abonelik tesis etmesinin mümkün olduğu, davalı elektrik şirketinin başkaca bir araştırma yapma sorumluluğu bulunmadığından aboneliğin haksız feshinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli kararıyla; dava tarihinden önce davacının başvurusu üzerine aboneliğin faal hale getirildiği sabit olması karşısında, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle; istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; karar, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairece verilen 12.09.2024 tarihli ilamla; "...davacı tarafın elektrik aboneliğinin daha önce iki kez kesildiği ve son bağlantının da elektrik aboneliğine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiği, Mahkemece verilen elektrik aboneliğinin devamı hakkında verilen ihtiyati tedbir kararı nedeniyle gerçekleştirildiği belirlenmekle, elektrik aboneliğinin tesisi hususunda taraflar arasında muaraza bulunduğundan davacının hukuki yararının bulunmadığına yönelik değerlendirme usul ve yasaya aykırılık teşkil etmektedir. Buna göre Bölge Adliye Mahkemesince; davacının dava açmakta hukuki yararı bulunduğu gözetilerek, başvuru tarihinde yürürlükte olan 30.05.2018 tarihli Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği hükümlerinin değerlendirilmesi ve ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı tarafından davacı aboneye bilgi verilmediği gerekçesiyle; davanın kabulüne, davacının elektrik aboneliğinin davalı tarafından haksız olarak fesh edildiğinin tespiti ile aboneliğin kaldığı yerden devamına, muarazanın bu şekilde giderilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili; dava konusu uyuşmazlığın tamamıyla davacı ile adresin yeni maliki olan dava dışı kişi arasındaki hukuki ihtilaf kapsamında olduğunu, şirkette meydana gelen olay ve durumlar karşısında husumeti yöneltilemeyeceğini, davaya konu edilen abonelik verme ve sonlandırma işlemlerinin mevzuata uygun olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davacı vekili; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (Tarife) 2. maddesinin 4. fıkrasına göre, bozmadan sonra istinafta görülen işlerde duruşma sayısına göre Tarifenin ikinci bölümüne göre avukatlık ücretine hükmolunması gerektiğini, istinaf için ayrıca 16.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; abonelik sözleşmesinin devamı sırasında yaratılan muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir.
1. Taraflar arasından 27.01.2020 tarihinde imzalanan sözleşmenin, "Sözleşmesinin sona ermesi ve fesih" başlıklı 18. maddesinin 10. fıkrasında; "Sözleşme yapılan kullanım yeri için farklı bir kişi tarafından yeni bir sözleşme başvurusu yapılması halinde şirket, yeni başvuru sahibinin söz konusu kullanım yerinin kullanım hakkına sahip olduğunu belgelemesi halinde, Sözleşmeyi mali sonuçları saklı kalmak kaydıyla, fesheder. Sözleşmesi feshedilen tüketici'ye fesih işlemi hakkında en geç işlemin yapıldığı tarihi takip eden gün yazılı ve kalıcı veri saklayıcısıyla bilgi verir." düzenlemesinin yer aldığı, fesih işlemi konusunda davacı tarafa bilgi verildiğinin davalı tarafça ispat edilemediği anlaşılmakla, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Karar tarihinde yürürlükte olan Tarife'nin "Avukatlık ücretinin kapsadığı işler" başlıklı 2. maddesinin 4. fıkrasında "Temyiz başvurusu üzerine verilen bozma kararı sonrasında istinafta görülen duruşmalı işlerde, duruşma sayısına göre, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün 18. sırasının (b) veya (c) bentlerine göre avukatlık ücretine hükmolunur." düzenlenmesine yer verilmiştir.
Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; karar tarihinde yürürlükte olan Tarife'nin 4/2 maddesi uyarınca davacı lehine 16.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme vekalet ücretine hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 maddesi uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Davacı vekili tarafından temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının "İstinaf incelemeyle ilgili olarak" başlıklı bendinin üçüncü alt bendinde yer alan "Temyiz incelemesi sonrası verilen bozma kararı gereği bozma konusunda bir karar verilmek üzere zorunlu olarak duruşma açılması sebebiyle, istinaf incelemesinin duruşmalı yapılması koşulunun oluşmadığı kanaatiyle, AAÜT 17. maddesi uyarınca taraflar lehine ayrıca istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına," çıkartılarak yerine "Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT 18/b maddesine göre 16.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine," alt bendinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.