Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2023/2532 K.2025/229

🏛️ 6. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/2532 📋 K. 2025/229 📅 22.01.2025

6. Hukuk Dairesi         2023/2532 E.  ,  2025/229 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/11 E., 2022/458 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret
1- İlk Derece Mahkemesince, serbest bölge faaliyet ruhsatının ve kira sözleşmesinin iptalinin hukuka aykırı olduğunun tespiti ile inşaatın tamamlanmak üzere tedbiren davacıya teslimi talebi davasında, davanın idari nitelikte olduğu, mahkemenin görevi dışında bulunduğu idari yargının görevinde olduğu kanaatine varıldığından dava dilekçesinin mahkemenin görevsizliği nedeniyle reddine karar verilmiştir.
2- İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 2014/4503 Esas, 2014/6148 Karar, 28.10.2014 tarihli ilamıyla taraflar arasındaki sözleşmenin hukuki niteliğine ve sözleşmenin feshinin tek taraflı, karşı tarafa varması gerekli irade beyanı şeklinde bir hukuki işlem olmasına göre, dosya kapsamında yer alan belgeler ve özellikle dava dilekçesi içeriği incelendiğinde, davacı talebinin, feshin haksızlığının tespit edilerek sözleşmenin devamının sağlanması talebi de bulunduğundan muarazanın meni olarak kabulü gerektiği, kamu kurumlarının taraf olduğu eser sözleşmelerinden doğan davalarda sözleşmenin imzalanmasından sonra ortaya çıkacak ihtilâflarda adli yargının görevli olduğu, mahkemece görev itirazının reddi ile tarafların delilleri sorulup toplanıp işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3- İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan inceleme neticesinde; davacının faaliyet ruhsatında projeyi hazırlama süresinin 4 ay ve inşaat süresinin 2 yıl olarak belirlendiği, faaliyet ruhsatında belirtilen şartlara uyulmaması halinde ruhsatın iptal edileceği hususunun bildirildiği ve davacının da bu şartları kabul ederek idareden ruhsat talebinde bulunduğu, davalı idarece davacının süre talepleri karşılanarak defaten ek süreler verilmiş olmasına rağmen davacı tarafından yükümlülüklerin yerine getirilmediği, bilirkişi raporu ve tespit raporlarında farklı oranların belirlendiği, idarenin durum tespiti yaptığı ve işlem tesis ettiği tarihte dava konusu projedeki imalatların yüzde olarak hangi mertebede olduğunun net olarak tespit edilemediği, bilirkişi raporunda işin bitirilmesine ilişkin en yakın tespit edilen 2011 tarihli hava fotoğrafları üzerinden %70 kanaatine varıldığı, ancak idarece tespitin yapıldığı tarihten, bilirkişi tarafından tespit edilen tarihe kadar geçen süre zarfında inşaatın ilerletilmiş olabileceği, bu hususta yapılan incelemede bilirkişi raporunda; incelemenin tarihi (01.10.2010) ile idari işlemin tesis edildiği tarih arasında (31.11.2010) iki aylık sürenin bulunduğu ve dosyadaki fatura ve Serbest Bölge kayıtlarına göre bu iki aylık dönemde önemli miktarda inşaat malzemesi girişinin bulunduğuna da işaret edildiği, Sulh Hukuk Mahkemesi raporunda, tutanaklarda ve davacının da imzaladığı belgelerde, idarece yapılan tespit tarihi itibariyle inşaatın %20-25 oranında tamamlandığına yönelik ibarelerin yer aldığı, ayrıca inşaatın bitirilme oranına ait davacı tarafından herhangi bir fotoğraf, video kaydı, bilgi veya belgenin de mahkemeye sunulamadığı, bu yönüyle davacının ileri sürdüğü hususların kabul edilmesi olanağının bulunmadığı, idarece defaten verilen ek sürelere ve yapılan uyarılara rağmen en son 01.10.2010 tarihine kadar inşaatın tamamlanamadığının hiçbir şüpheye yol açılmayacak şekilde belirli olduğu, öte yandan, inşaat faaliyetlerinin yürütüldüğü bölgede bulunan petrol boru hatları ile tanklarına tehlikeli biçimde yanaşıldığı ve inşaat alanı içerisinde bulunan hafriyatın kaldırılmasının istenildiği halde gerekenin yapılmayarak kamu güvenliğini tehlikeye atacak şekilde hareket etmek suretiyle mevzuata açıkça aykırı davranıldığı, tüm bu sebeplerle kamu yararına aykırı şekilde yürütülen ve sonuçlandırılamayan faaliyetler nedeniyle idarece yapılan fesih işleminin yerinde olduğu, davalı idare lehine İstanbul 8. İdare Mahkemesinin 2018/601 Esas, 2019/789 Karar sayılı kesinleşen ilamında belirlenen somut olgu ve vakıa tespitleri göz önünde bulundurulduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olup, davacı tarafından süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Kamu düzenine aykırılık halleri ile uyulan bozma ilamının içeriği ve usuli kazanılmış hak ilkesinin re'sen gözetildiği; kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve değerlendirme yapıldığı, bozma kapsamı dışında kalan hususların kesinleşerek lehine olan taraf hakkında usuli kazanılmış hak oluşturduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin davacı vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine, 22.01.2025 gününde oy birliğiyle karar verildi.