Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/2011 K.2025/2061
7. Hukuk Dairesi 2024/2011 E. , 2025/2061 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/785 E., 2024/936 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/146 E., 2022/425 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı Şirketin Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca ihaleye çıkarılan ... Limanının işletme hakkını 20.11.2003 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi ile devraldığını, liman içerisinde faaliyette bulunan kamu kuruluşlarından Sahil Güvenlik ... Grup Komutanlığına tahsisli olan alanın 5.877,00 m² olmasına rağmen tahsisli alanın dışında kalan bir kısım alanları da herhangi bir sözleşmeye dayanmaksızın haksız bir şekilde işgal ettiğini, ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/24 Esas sayılı delil tespiti talebi ile davalının fazladan 9.416,40 m²'lik yeri işgal ettiğinin tespit edildiğini belirterek el atmanın önlenmesini, dava konusu alana geçişi engelleyen elektrikli kapı ile deniz tarafındaki bariyer ve 6 No.lu rıhtımın geri sahasındaki ofis konteynerlerinin kaldırılması ile taşınmazın eski hâline getirilmesini, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 107. maddesi uyarınca toplanacak delillere göre davalının haksız olarak işgal edip kullandığı alanın 21.11.2003 tarihinden dava tarihine kadar belirlenecek ecrimisil bedelinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; delil tespiti dosyasındaki bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, bariyerin tarafların mutabakatı ile konulduğunu sonra kaldırıldığını, askeri güvenlik bölgesiyle ilgili ecrimisil talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının davacıya tahsisli olan alana sürgülü kapı, konteyner ve kamelya yapmak suretiyle müdahale ettiğinin sabit olduğu, keşif tarihinde müdahaleye konu konteyner, kamelya ve sürgülü kapının kaldırıldığı, bu bakımdan davacının müdahalenin men'i ve kâl taleplerinin konusuz kaldığı, sürgülü kapının kullanımı engellediği alanın defaten alınan bilirkişi raporları ile sabit olduğu üzere 9.416,40 m² olduğu, sürgülü kapı-bariyer alanının 15 m², kamelya alanının 74,75 m² ve konteyner alanlarının 201,75 m² olduğu, kamelya ve konteynerların bariyer kapının kapattığı 9.416,40 m²'lik alanda kalmakla birlikte Askeri Güvenlik Bölgesinin dışında kaldığı gerekçesiyle davacının el atmanın önlenmesi ve kâl talepleri konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebinin kısmen kabulü ile toplam 929.901,00 TL ecrimisil alacağının dönem sonlarından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde ve hükmün fer'ilerinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacı Şirketin alelâde kiralama yapmadığını, kiracıların kiraladıkları sahaya getirip götürdükleri yüklerden ötürü verdiği pilotaj, römorkaj, barınma, tahmil-tahliye ve sair hizmetlerden ötürü liman hizmetleri tarifesi uyarınca ekstra ücret aldığını, kiralamaya bağlı olarak verilen ilave hizmetlerden elde edilen gelirlerin gözardı edilmiş olması sebebiyle ecrimisil hesabının miktar itibarıyla düşük olduğunu,
b. ... liman sahası içerisinde kalan dava konusu taşınmazın niteliğine ve Liman Hizmetleri Tarifesi uyarınca verilen hizmetlere nazaran son derece düşük olduğu, bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Ecrimisil tazminatının istenebilmesi için gerekli olan hukuki şartların oluşmadığını, davalının kötüniyetli zilyet olması ve ayrıca hak sahibinin kullanımına engel olduğunun saptanmasının gerektiğini,
b. Dava konusu alanların askeri güvenlik bölgesi olması ya da askeri güvenlik bölgesi sınırı olması nedeniyle her zaman davacı Kurumla karşılıklı uzlaşma sağlanarak gerekli askeri önlemler alındığını,
c. Askeri alan ve askeri güvenlik bölgesini kapsayan alanlardaki ecrimisil değerlendirmesinin hatalı olduğunu,
d. Rıhtımı kapsayan askeri güvenlik bölgesinin değerlendirilmemesi nedeniyle hesabın hatalı olduğunu,
e. 6 No.lu rıhtımın bulunduğu beton bloğun önceden yapılan dip taraması neticesinde ayrılması, yarıklar oluşarak çökmeler oluşması sonucunda ... Liman İşletmeleri A.Ş. tarafından 08.06.2021 tarihinde rıhtım onarımı yapılarak rıhtımın deniz tarafında 4.30 metre büyüdüğü, yaklaşık 270 m² deniz alanının doldurulması sonucunda onarımın tamamlandığının tespit edildiği, yeni rıhtım sınırlarının da dava konusu alana dâhil edildiğini,
f. Dava konusu alanlar toplamı 9.146,40 m² olması gerekirken bilirkişi raporlarına 9.416,40 m² olarak hesaplama hatası yapıldığını ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, davalı Kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
K A R Ş I O Y
I- 492 sayılı Harçlar Kanununun:
1- “Değer esası” kenar başlıklı 16. maddesinin birinci ve ikinci fıkrasına göre; değer ölçüsüne göre harca tâbi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır. Müdahelenin men'i, tescil ve tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taallük eden davalarda gayrimenkulün değeri nazara alınır.
Gayrimenkulün aynına taallük eden davalarda ecrimisil ve tazminat gibi taleplerde de bulunulduğu takdirde harç, gayrimenkulün değeri ile talep olunan tazminat ve ecrimisil tutarı üzerinden alınır.
2- “Tahliye davalarında değer” kenar başlıklı 17. maddesine göre, gayrimenkulün tahliyesi davalarında, yazılı mukavele olsun veya olmasın bir yıllık kira bedeli üzerinden karar ve ilam harcı alınır.
II- Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 9. maddesine göre; avukatlık ücretinin, tahliye davalarında bir yıllık kira bedeli tutarı üzerinden hesaplanacaktır.
Kira sözleşmesinden kaynaklanan davalarda, davacı kirayı verenin, davalının taşınmazdan tahliyesini talep ettiği davalarda, dava konusu taşınmazın mülkiyeti ihtilaflı olmadığından taşınmazı değeri üzerinden değil, 17. madde uyarınca bir yıllık kira bedeli üzerinden harç ve vekalet ücretinin hesaplanması gerekmektedir.
Dava konusu olaya gelince; davacı ... İşletmesi, dava konusu yeri işletme hakkı devir sözleşmesine dayanarak kullanmakta; davalı Sahil Güvenlik Grup Komutanlığı ise tahsise dayalı olarak liman bölgesinde güvenlik faaliyetinde bulunmaktadır. Dava konusu taşınmazın mülkiyetinin Hazineye ait olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davalı sahil güvenlik grup komutanlığının kendisine tahsis edilen yerden fazla yer kullanıp kullanmadığı, eğer kullanıyor ise bu fazla kullandığı yerin davacı ... İşletmesine sözleşmeyle verilen ve kiraladığı alanda kalıp kalmadığıyla sınırlıdır.
Başka bir ifadeyle, taşınmazın mülkiyetinden (aynından) kaynaklanan bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Yapılan yargılamada taşınmazın kime ait olduğu hususu tartışma konusu olmadığı gibi mahkemece mülkiyete ilişkin bir karar da verilmiş değildir. Davalı İdarenin yargılama sırasında nizalı bölgeyi tahliye ettiği ve mahkemece bu taleple ilgili karar verilmesine yer olmadığı kararı verildiği, davalının tahsis edilen yerden fazla yer kullandığı ve haksız işgalci olduğu gerekçe gösterilerek, davacının tazminata (ecrimisile) yönelik taleplerinin kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Davalının temyiz talebi, eksik incelemeyle karar verildiği ve kararın hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
Gerek doktrinde, gerek uygulamada kötüniyetli haksız zilyedin eşyayı bizzat kullanma karşılığı ödeyeceği tazminata ecrimisil adı verilmektedir. Bu davada, davalı sahil güvenlik grup komutanlığının tahsis edilen yerden fazla ve kendilerine sözleşmeyle bırakılan yeri haksız olarak kullandığı davacı tarafından iddia edilerek tazminat (ecrimisil) ile birlikte bu haksız işgalin sona erdirilmesi de talep edilmektedir. Ecrimisil konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilebilmesi için davalı zilyetliğinin haksız olduğunun davacı tarafından ispatlanması gerekir. Davalının taşınmazda haksız işgalci olduğunun belirlenmesinden sonra tazminatın hesabı dışında bir yargılama konusu kalmadığına ve taşınmazın aynından kaynaklanan bir uyuşmazlık da bulunmadığına göre, tahliye konusunda davalı aleyhine bir karar verilse bile bu taleple ilgili vekalet ücretinin hesabı için taşınmazın değerinin esas alınmasının bir hukuki dayanağı bulunmamaktadır.
Dava konusu olmayan, hakkında yargılama yapılmayan, taraflarca ve mahkemece emek ve mesai verilmeyen mülkiyetle ilgili olarak taşınmazın değeri üzerinden vekalet ücreti hesabı yapılması doğru olmayıp, bu hatalı uygulamanın Harçlar Kanununun 16 ve 17. maddelerinin yüzeysel ve biçimsel yorumundan kaynaklandığı, işin esası hakkında adalete ve hakkaniyete uygun bir değerlendirme yapılmadığı görüşündeyim.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin eksik incelemeye dayalı temyiz itirazlarının kabulüne karar verilmesi görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun temyiz talebinin reddiyle onamaya yönelik kararına katılamıyorum.