Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/2043 K.2025/3781

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2043 📋 K. 2025/3781 📅 14.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/2043 E.  ,  2025/3781 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 1995/406 E., 1996/76 K.
Taraflar arasında görülen orman iddiasından kaynaklı tapu iptali ve tescil davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ........................... köyü 102 ada 11 parsel sayılı taşınmazın çevresinin devlet ormanı ile çevrili olup ormandan kazanıldığını, taşınmazın orman içi açıklık niteliğinde olduğunu, ormanların zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığını beyan ederek taşınmazın orman olarak Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı taraf, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; fen raporunda tescil haritasının zemine aynen uyduğu ve yapılan orman sınırlandırmasında taşınmazın kültür arazisi olarak tespit gördüğü belirtildiği, orman bilirkişi raporunda; taşınmazda orman kadastrosu yapılmadığı, orman sınırlarının ilk defa tespit edildiği, taşınmazın durumunun 3116 sayılı Kanun, 4785 sayılı Kanun ve 6831 sayılı Kanun uyarınca ayrı ayrı tartışıldığı, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğuna dair kanaat bildirildiği, tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, rapor içerikleri ve keşif sırasında yapılan gözlemde taşınmazın kültür arazisi niteliğinde bulunduğu, 3116, 4785, 6831 sayılı Kanunlar karşısında taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu kanaatine varıldığı ve tespit gününe kadar 20 yılı aşkın süredir davacı tarafından nizasız, fasılasız amacına uygun zilyet edildiğinin tespit edildiği gerekçesiyle davacı Hazinenin davasının reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın orman ayılan yerlerden olup orman niteliğinin yeterince araştırılmadığını, ziraatçı bilirkişiden taşınmazın niteliği, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresi açısından rapor alınmadığını, araştırmaların eksik olduğunu beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu parselin orman sayılan yerlerden olup olmadığı, davacı Hazine lehine tapu iptali ve tescil koşullarının oluşup oluşmadığı istemine ilişkindir.
Somut olayda; dava konusu taşınmazın olduğu yerde orman kadastrosunun 3402 sayılı Kanun uygulamalarına esas olmak üzere yapıldığı, ancak yapılan bu çalışmanın ilanının 6831 sayılı Kanun'un 11. maddesine göre yapılmadığı, 3402 sayılı Kanun'un 4. maddesine göre arazi kadastro ekibince orman vasfındaki taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği, 3402 sayılı Kanun'un 4. maddesi hükmüne göre ilanların yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, bu çalışmayı teknik anlamda usulüne uygun olarak yapılıp ilan edilmiş orman kadastrosu kabul etmeye olanak yoktur. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapılan orman kadastro çalışmasının 3402 sayılı Kanun'a göre yapılarak ilan edildiği tespit edilse dahi, bu çalışma orman tahdidi olarak kabul edilemez. Çünkü, 3402 sayılı Kanun'a göre yapılan çalışmada orman alanlarının kadastral sınırları belirlenmediği için, sözü edilen askı ilanı gerçek veya tüzel kişilerin özel mülkiyete konu taşınmazlarının kadastro tespitlerine ilişkindir.
Bu nedenlerle, yörede bu şekilde yapılan bir orman kadastro çalışması bulunduğu ve bu şekildeki orman kadastro çalışmasının 3402 sayılı Kanun'un 4. maddesi hükmüne göre ilan edildiği belirlense dahi, bu çalışma usulüne uygun ve geçerli bir orman kadastrosu olarak kabul edilemeyeceğinden, davacı Hazinenin orman iddiasının, ilânı usûlüne uygun yapılmamış bu şekildeki çalışma ile hazırlanan tutanak ve haritaların uygulanması suretiyle değil eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının uygulanması suretiyle çözülmesi gerekir. Mahkemece eksik incelemeye dayanan ve hüküm vermeye yeterli olmadığı anlaşılan orman bilirkişi raporuna değer verilmesi de doğru olmamıştır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince bu durumda yapılacak iş, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ve varsa ilgili Yargıtay ilamlarının örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun’un 440/III-1 ve 2. maddelerine istinaden karar düzeltme yolunun kapalı bulunduğuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.