Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/941 K.2025/3776

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/941 📋 K. 2025/3776 📅 14.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/941 E.  ,  2025/3776 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/208 E., 2021/1194 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Fethiye 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/350 E., 2020/50 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle;..................mevkinde bulunan 159 ada 27, 74, 105 ve 143 parsel sayılı taşınmazların, sit sınırı içerisinde kaldığı belirtilerek tescil edildiğini, yapılan itirazlar sonucu taşınmazların bulunduğu alanın sit sınırları dışına çıkarılmış olduğunu, bu taşınmazların kendilerine atalarından miras yoluyla intikal ettiğini, öncesinde olduğu gibi kendileri tarafından zilyet ve tasarruf edildiğini ve nizasız, fasılasız kullanılmakta olduğunu, varisler olarak halen taşınmazları kullanmaya devam ettiklerini, dava konusu taşınmazların 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu (2863 sayılı Kanun) ile ilgisi olmadığını belirterek, Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptali ile ...mirasçıları adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, muris ...mirasçıları olan diğer davacılar, davaya muvafakat ettiklerini beyan etmişlerdir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, davacıların da 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ilgili hükümleri gereğince gayrimenkul mülkiyetinin kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisabında yasanın aradığı koşullara haiz olmadığını... Milli Emlak Müdürlüğü tarafından dava konusu taşınmazlar ile ilgili icra edilen idari tahkikat tutanağında da dava konusu taşınmazların Hazinenin özel mülkiyetine tabi olduğunu, taşınmazların tapu kaydında söz konusu gayrimenkullerin 1. derece doğal sit alanında kaldığını, ayrıca davacı tarafın taşınmazlar üzerinde herhangi bir kullanımının olmadığının tespit edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ilişkin kararının istinaf incelemesi üzerine İzmir Bölge Adliyesi Mahkemesinin 05.11.2018 tarihli ve 2018/374 Esas, 2018/673 Karar sayılı kararıyla; eksik araştırma ve inceleme sebebiyle kararın kaldırılması üzerine Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporları, tanık ve mahalli bilirkişi beyanları tüm dosya kapsamı dikkate alındığında dava konusu taşınmazların orman veya aktif dere yatağı vasıflarında olmadığı, en az 1949 tarihinden bu yana davacılar ve murislerinin kullanımında olduğu, tarım arazisi olarak nizasız ve fasılasız kullanıla geldiği, tarımsal faaliyetlerde kullanma, teraslama, ağaç dikilmek ve yetiştirilmek suretiyle 1949 yılında imar-ihyasının tamamlanmış olduğu, daha sonraki tarihler için yapılan tespitlerde bu durumun korunduğu, ezcümle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 17. maddesindeki şartların somut olayda gerçekleştiği, aynı Kanun'un 14. maddesinde belirtilen sınırların davacılar bakımından aşılmamış olduğu, dava konusu edilen bu kısımların tarım arazisi olduğu, nizasız ve fasılasız 20 yılı aşkın süreden bu yana davacılar ve murisleri tarafından kullanıldığı anlaşıldığından, davanın kabulü ile 159 ada 27, 74, 105 ve 143 parsel sayılı taşınmazların davalı Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacılara miras hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; toplanan delillere göre, dava konusu 159 ada 27, 74, 105 ve 143 parsel sayılı taşınmazların, 2004 yılında düzenlenen kadastro tespit tutanaklarında; Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunmayan, orman sayılmayan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen yerlerden oldukları ve 20 yıldan fazla zamandır malik sıfatıyla kullanıldıkları belirtilerek, tarla niteliği ile ...mirasçıları olan davacılar adına tespit edildiği, 05.04.2006 tarihli Kadastro Komisyon Tutanağı ile; Bölge Müdürlüğünün 16.09.2005 tarihli ve 314 sayılı yazıları ekinde gönderilen yazı ve teftiş raporunda; dava konusu taşınmazların 1. derecede doğal sit alanında kaldığı ve 2863 sayılı Kanun'un 11. maddesinde 27.07.2004 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 5226 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince zilyetlik yoluyla iktisap edilmesinin mümkün olmadığı belirtilerek, tespitin iptali ile taşınmazların Hazine adına tespitine karar verildiği, kesinleşen karar gereğince tescil işleminin 23.06.2006 tarihinde yapıldığı, tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; kadastro öncesi zilyetlik ve imar ihya sebebine dayalı tapu iptali ve tescil talepli davanın yapılan yargılaması sonunda; dava konusu taşınmazların orman tahdit sınırları dışında kaldığı, kamu hizmetine tahsis edilmediği ve tespit tarihinden geriye doğru davacılar ve bayiileri tarafından nizasız, fasılasız tarım arazisi olarak kullanıldığı, davacılar lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddelerinde düzenlenen kazanma şartlarının gerçekleştiği ve Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın 1. Derece doğal sit alanı içinde kaldığını, taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacağını, verilen kararın bozulmasını beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesi gereğince kadastro tespit gününden önceki haklara dayalı olarak on yıllık hak düşürücü süre içinde açılan tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir.
Taşınmazların 2863 sayılı Kanun kapsamında tescilli herhangi bir arkeolojik, kentsel ve tarihi sit alanında kalmadığı alınan bilirkişi raporlarından anlaşılmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.