Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/6713 K.2025/3298
10. Hukuk Dairesi 2024/6713 E. , 2025/3298 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı Kurum vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının eşi olan...'ün 2003 yılı Ocak ayından itibaren vefat ettiği 31.08.2011 tarihine kadar davalı işverene ait iş yerinde çalıştığı, eşinin vefatından sonra emeklilik işlemleri için Kuruma başvuran davacının, eşinin tüm çalışması için sigortasının yapılmadığını öğrendiği, ... işçinin en son 1996 yılının 2. dönemi için dava dışı başka işyeri tarafından SGK sının yapıldığı, davalı iş yerinin eşi için SGK primlerini bildirmemesi nedeniyle dul aylığını alamadığı, davacının eşinin SGK işlemlerini yapacağını vaad eden işveren vekili olan ...'e vekalet verdiği, buna rağmen yapılmadığı ve aralarında münakaşa yaşandığı, SGK ya yapılan başvuruda davalı iş yerinin belge ibraz etmemesi nedeniyle tespit yapılamadığını davacının dava açması gerektiğinin bildirildiği iddiasıyla ölen işçi ...'ün 01.01.2003 tarihinde 31.08.2011 tarihine kadar davalı iş yerinde sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; şahıs firması olarak çalıştığı, proje ve taahhüt işleri danışmanlık hizmeti verdiği, muhtelif işverenlerin aldığı işleri kontrol ettiği, bu işlerde çalışmakta olan işçilerin sigorta primleri mal sahibi veya müteahhit firma tarafından yatırıldığı, davacının murisi de 2003-2007 yılında ... San. ve Tic. Ltd. Şti.nde vasıfsız işçi olarak çalıştığı, 2007 yılından sonra 1.5 yıl süre ile ...'ya ait inşaatlarda tadilat ve tamirat işlerinde çalıştığı, projesini çizdiği ve danışmanlık hizmeti verdiği başkaca şirketlerde de çalıştığı, ancak bilgisine ulaşılamadığı, davacının kanser olduktan sonra çalışmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı işverenin 2006 yılında Kanun kapsamına alındığı, davacının hizmet akdine dayalı olarak çalışıp çalışmadığının tespiti gerektiği, davalı Kurum kayıtlarına itibar edilmesi gerektiği, kamu niteliği taşıyan bu davalarda sadece tanık beyanları ile yetinilemeyeceği, davacının çalışmasının niteliğinin değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 22.10.2019 tarihli ve 2018/280 Esas, 2019/303 Karar sayılı kararla dava dosyasında davacının murisinin 1996/2 döneminden sonra sigortalı çalışmasının bulunmadığı, davalı iş yerinin 20.06.2006 tarihinden itibaren ve halen faal olduğu, davalı iş yerinin 2006/6- 2014/2 dönem bordrolarının geldiği, dönem bordrosunda davacının murisinin bulunmadığı, bordro tanıkları ..., ..., ... ve ...'ın dinlendiği, dosyada mevcut şüpheli ifade tutanağında davacının polise verdiği ifadesinde eşinin ölmeden önce ... isimli şahsın yanında çalıştığını belirttiği, davalı tarafından davacı muris adına dava konusu dönemde Kuruma bildirilmiş çalışmanın bulunmadığı, uyuşmazlığın dava konusu dönemde davacı murisinin davalı iş yerinde çalışıp çalışmadığına ve davalının işveren sıfatının bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu, davalının mimar olarak yanında çalıştırdığı kardeşleri olan ..., ... ... ile birlikte hareket ederek çeşitli inşaat işlerinin mimari danışmanlık ve proje işlerini yürüttüğü, keza davalının cevap dilekçesinde bildirdiği şirket ve şahıslara yönelik çalışan bordrolu tanıklar celp edilip dinlendiğinde davalının şirketlerin inşaat yapımında projelerinde görevli olduğunun belirlendiği, aslında davalının emir ve talimatı ile çalıştığı, başka işverenler ile müteveffanın çalışmasının kesintiye uğratıldığı, davalının iddia edilen tarihler arasında faal olarak çalıştığı sabit olup, davacının 2007 yılından önceki çalışmalarını tespiti bakımından davanın açıldığı 21.02.2013 olduğu gözetildiğinde hak düşümüne uğramış olduğu ve talepte bulunamayacağı ancak 01.01.2008 tarihinden sonraki çalışması bakımından tanıkların beyanları ve davalının beyanları değerlendirildiğinde davacı eşi murisin 2008-2011 yılları arasında fiilen çalıştığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının murisi ... ...'ün davalı işveren ... 'e ait iş yerinde 01.01.2008 ile 31.08.2011 tarihleri arasında asgari ücretle sigortalı olarak çalıştığının tespitine, fazlaya dair talebin hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 22.10.2019 tarihli ve 2018/280 Esas, 2019/303 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin 04.11.2020 tarihli ve 2020/1028 Esas, 2020/1354 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 04.11.2020 tarihli ve 2020/1028 Esas, 2020/1354 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 29.12.2021 tarihli ve 2021/512 Esas, 2021/16862 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...1- 01.10.2011 günü yürürlüğe girerek 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 'Taraf Ehliyeti' başlığını taşıyan 50. maddesinde, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanın, davada taraf ehliyetine de sahip olduğu belirtilmiştir. Buna göre taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneği olup, Medeni (maddi) Hukuktaki medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyetinin Medeni Usul Hukukunda büründüğü şekildir. Medeni Hukuktaki haklara ve borçlara sahip olma ehliyeti hak ehliyetini oluşturmakta, gerçek ve tüzel kişiler bakımından geçerli olmaktadır. Hak ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişi, davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 28. maddesinde ise, kişiliğin, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlayıp ölümle sona erdiği ve çocuğun hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde ettiği hüküm altına alınmış olup, gerçek kişilerin kişiliği ve bununla medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyeti ölümle sona erdiğinden, ölmüş kişinin taraf ehliyeti bulunmamaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinde, taraf ve dava ehliyetine sahip olunması, dava şartı olarak düzenlenmiş ise de; anılan Kanunun tarafta iradi değişikliği düzenleyen 124/3. maddesinde, maddi bir hatadan kaynaklanan ve ya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edileceği belirtilmiştir. Mahkemece; dava dilekçesinin, 31.08.2011 tarihinde vefat eden ...’ün davacı ... dışındaki diğer mirasçılarına tebliği ile, yargılamaya mirasçıların dahil edilmek suretiyle taraf teşkili sağlanarak, yapılacak araştırma, inceleme ve değerlendirme sonucuna göre karar verilmelidir.
2-Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
Bu tür davalarda mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen iş yerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği göz önünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.
İnceleme konusu davada, davacı, eşi olan ...'ün 2003 yılı Ocak ayından itibaren vefat ettiği 31.08.2011 tarihe kadar davalı işverene ait iş yerinde çalıştığını ancak bildirimlerinin yapılmadığını belirterek ölen eş ...'ün 01.01.2003 tarihinden 31.08.2011 tarihine kadar davalıya ait iş yerinde sigortalı olarak çalıştığının tespiti istediği, Mahkemece ise; yapılan yargılama neticesinde, davanın kısmen kabulü ile davacının murisi ... ...'ün davalı işveren ... 'e ait işyerinde 01.01.2008 ile 31.08.2011 tarihleri arasında asgari ücretle sigortalı olarak çalıştığının tespitine, fazlaya dair talebin hak düşürücü süre yönünden reddine dair karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli görünmemektedir. Öncelikle; davalı ...’ün 20.06.2006 tarihinde kapsama alınan ‘mimarlık inşaat bürosu’ faaliyetinden dolayı bir iş yeri bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmakla birlikte, muris ...’in ‘inşaat işçisi’ olarak çalışması karşısında, davalı Kurum’dan, mahkemece kabul edilen 01.01.2008 ile 31.08.2011 dönemle sınırlı davalı ...’e ait ‘inşaat’ ile ilgili ya da farklı faaliyet konularında açılmış iş yeri/iş yerleri ile ilgili tüm bilgi ve belgeler Kurumdan getirtilmeli ayrıca, davacının, beyanı alınmak suretiyle; muris ...’in davalıya ait hangi iş/işlerde çalıştığı, ne sıfatla ve süreyle çalıştığı somutlaştırılmalı, bu iş yerlerinden iş yeri bordrolu tanıklarından davacının çalışmalarını bilebilecek nitelikte olanlardan gerek davacı ve davalı işverenin göstereceği tanıklar gerekse re'sen araştırma ilkesi ışığında; öncelikle belirtilen dönem kapsamında davacının çalıştığı iş yerindeki bordrolu tanıklar ile komşu iş yeri tanıkları re'sen belirlenerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, tanıkların hizmet cetvelleri dosya içine alınmalı, belirlenmesi halinde komşu iş yerinin/iş yerlerinin vergi ve Kurum kayıtları getirtilmeli ve elde edilecek sonuca göre muris ...’in, çalışmasının şekli ve kapsamı, sürekli çalışıp çalışmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği tereddütsüz belirlenerek, uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."
2.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacının murisi ... ...'ün davalı işveren ... 'e ait iş yerinde 01.01.2008 - 31.08.2011 tarihleri arasında asgari ücret üzerinden sigortalı olarak çalıştığının tespitine fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davada Kurumun taraf olmadığı, Kuruma müracaatın zorunlu olduğu, eksik araştırma ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesini tekrarla davacı ile aralarında hizmet akdi ilişkisi bulunmadığı, inşaat işvereni olmadığı, danışmanlık hizmeti verdiği, tanık beyanlarının bunu doğruladığı, murisin uzun süre hastanede yattığı ve bu sürede çalışmasının mümkün olmadığı eksik araştırma ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
1.506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği, anılan Kanun'un 2. maddesine göre hizmet akdinin kurulması ve 6. maddesi gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği ise anılan Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine göre hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılmakla ve 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca çalışmaya başladıkları tarihten ibaren edinilir. Söz konusu sigortalılık niteliği anılan Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca hizmet akdinin sonlandığı tarihte sona erer.
2. Anayasa'nın 60. maddesinde yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
3. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).
4. Somut olayda; davacı, eşi ...’ün 01.01.2003 tarihinden vefat tarihi olan 31.08.2011’e kadar davalı işverene ait iş yerinde sigortalı olarak çalıştığını, ancak bu çalışmanın Kuruma bildirilmediğini ileri sürerek, söz konusu dönemdeki hizmetlerin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davacının murisi ... ...’ davalı işveren ...’ ait iş yerinde 01.01.2008 ile 31.08.2011 tarihleri arasında asgari ücretle çalıştığının tespitine karar vermiştir.
5.Uyulan bozma ilamında; davalı ...’ün 2006 yılında mimarlık ve inşaat faaliyetleri kapsamında kapsama alınmış bir işyeri mevcut olmakla birlikte, muris ...’ inşaat işçisi olarak çalıştığı iddiası karşısında, murisin hangi işte, ne şekilde ve hangi süreyle çalıştığı hususları davacının beyanı alınarak somutlaştırılması ve murisin çalışmasını bilebilecek durumda olan çalışanların tanık olarak beyanına başvurularak çalışmanın niteliği ve süresinin belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.
6.Ne var ki; bozma sonrası dinlenen bordrolu tanıklardan ..., davacının murisinin hangi inşaatta çalıştığını hatırlamadığını belirtmiş; ... ve ... ise murisi tanımadıklarını ifade etmiştir. ..., yaklaşık 18 yıl önce bir yıl süreyle fabrika inşaatlarında çalıştığını ve murisin de o dönem bu inşaatlarda bulunduğunu, ... ise murisi, davalının yaptırdığı bir villa ile fabrika inşaatında çalışırken gördüğünü beyan etmiştir. Ancak bu ifadeler, murisin çalıştığı süre, iş yerinin niteliği ve çalışmanın mahiyeti açısından yeterli ve belirleyici nitelikte değildir. Bu nedenle öncelikle davalı iş yerinin faaliyet alanı, kapasitesi, yapılan işlerin türü, sigortalı olarak bildirilen işçi sayısı, kimlerin hangi tarihlerde çalıştığı, murisin birlikte çalıştığı kişiler ve iş yerindeki görevine ilişkin hususlar ayrıntılı şekilde araştırılmalıdır. Bu kapsamda, murisin çalışmasını bilebilecek konumda olan, tarafsız nitelikteki işçiler de taraflardan sorularak tespit edilmeli ve tanık sıfatıyla dinlenmelidir. Sonuç olarak, murisin kabul edilen dönemde fiilen çalışıp çalışmadığı kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulmalı, tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
7. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.