Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3578 K.2025/5097

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3578 📋 K. 2025/5097 📅 17.11.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/3578 E.  ,  2025/5097 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/4071 E., 2025/219 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/54 E., 2022/551 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davacının murisi ...'in saf ve kandırılmaya müsait olduğunu, murisin kendi babası ...'ten intikal eden taşınmazlarla ilgili kardeşleri tarafından kandırıldığını, bu taşınmazlarda davacının babasına miras hakkının verilmediğini, yapılan işlemlerin muvazaalı olduğunu ileri sürerek İzmir ili, ... ilçesi, ... köyü 955, 957, 958, 959, 960, 961, 967, 9 76... parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının iptali ile miras payları oranında tapuya tescilini talep etmiş; cevaba cevap dilekçesi ile eldeki davanın yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün değilse tenkise ilişkin olduğunu belirtmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı ... cevap dilekçesinde; eldeki davada hak düşürücü süre ve zamanaşımı süresinin geçtiğini, kök muris ... mirasçılarının 1960 yılında aralarında mal paylaşımı yaptıklarını, davacının murisi ...'in tek bir vasiyeti olduğunu, bu vasiyette de oğlu davacıyı mirasından men ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ...'in 26.08.2016 tarihinde ölümüyle mirasçıları davaya devam etmiştir.
2.Asıl davada davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın dava dilekçesinde hile, muris muvazaası ve tenkisten bahsettiğini, davalı ...'nin babası ...'ten hangi taşınmazı ne zaman aldığına dair somut bir iddiası bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
3.Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının murisinin kandırılmasının söz konusu olmadığını, kök muris ...'ten intikal eden taşınmazların 1960 yılında mirasçılar arasında paylaşıldığını, davacının murisi ...'e isabet eden yerlerin de bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
4.Birleştirilen davada davalı ... mirasçıları, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazların kadastro tespitlerinin 31.01.1972 tarihinde kesinleştiği, davanın, kadastro tutanaklarının kesinleşmesinden itibaren 10 yıl geçikten sonra açıldığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davada tapu iptali ve tescil talebi yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine; Türk Medeni Kanunu'nun 571. maddesindeki düzenlemeye göre tenkis davasının, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde mirasın açılmasından itibaren 10 yıl içinde açılması gerektiği, somut olayda ise tenkis davasının murislerinin ölümünün üzerinden 10 yıldan fazla süre geçtikten sonra davacı tarafça açıldığı gerekçesiyle bu davanın da hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı ... mirasçıları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazlara ilişkin kadastro tespitinin 01.02.1972 tarihinde yapıldığı, murisin tespitten önce 20.04.1956 tarihinde öldüğü anlaşıldığına göre davanın 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olacağı ve tutanakların kesinleştiği tarih itibariyle davanın açıldığı tarih arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, bu sebeple davacı vekilinin ve davalı ... mirasçıları tarafından vekalet ücretinin nispi olarak belirlenmesi gerektiği gerekçesi ile istinaf edilmiş ise de davanın hak düşürücü süreden reddedildiği belirtilerek davalı ... mirasçıları vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 26.09.1960 tarihli tapu işlemlerinde ...'e ait olduğu iddia edilen imzanın murise ait olmadığını, buna dair itirazların incelenmediğini, kadastro tutanaklarının kesinleşme tarihinin 1957 olduğunu, tapuda yapılan işlemin yazılı olmadığını, muris ...'in miras hakkının zedelendiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı taktirde tenkis istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1903 doğumlu kök muris ...'in 20.04.1956 tarihinde öldüğü, geride ilk evliliğinden çocukları ... (davacının babası) ve ...'in (davalı), ikinci evliliğinden çocukları ... (davalı), ..., ... (davalı), ... (davalı), ... ve karısı ...'nin kaldığı; kadastro çalışmaları sonucunda, İzmir ili, ... ilçesi, ... köyü 955, 957, 960 parsel sayılı taşınmazların 26.09.1960 tarihli tapu senedine istinaden ..., ..., ... ve ... adına; 958, 967, 976 parsel sayılı taşınmazların 26.09.1960 tarihli tapu senedine istinaden ..., ... ve ... adına; 959 parsel sayılı taşınmazın 24.10.1967 tarihli tapu senedine istinaden ... adına; 977 parsel sayılı taşınmazın 20.02.1951 tarihli tapu senedine istinaden ... adına; 961 parsel sayılı taşınmazın 28.12.1943 tarihli tapu senedine istinaden Fatma Tozbaşaran ve Fatma Bardak adına tespit ve tescil edildiği görülmektedir. Davacı, çekişmeli taşınmazların kök muris ...'ten intikal ettiği iddiasına dayanarak tapu iptali ve tescil, mümkün değilse tenkis istemiyle dava açmıştır. Dava konusu taşınmazlara ilişkin askı ilanının 31.12.1971-31.01.1972 tarihleri arasında yapıldığı, kadastro tutanak örnekleri ile tapu kayıtlarına göre bu taşınmazlara ait tespitlerin 01.02.1972 tarihinde kesinleştiği, davanın ise Kadastro Kanunu'nun 12/3 hükmünde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 03.02.2015 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.