Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3104 K.2025/4234

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3104 📋 K. 2025/4234 📅 06.10.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/3104 E.  ,  2025/4234 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2242 E., 2024/2355 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/181 E., 2024/311 K.
Hukuk İşbölümü İnceleme Kurulunun kararı üzerine Dairemize gelen Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Almanya'da yaşadığını, bir akrabasının vasıtasıyla tanıştığı davalının e-ticaret yöntemiyle Almanya'ya kıyafet satışı yaptığını öğrendiğini, davacı ve davalının ......................adlı kişinin deposunda bulunan ve sayısı tam olarak bilinmeyen kıyafetleri kendisinin oturduğu yerde tutacağı bir depoya taşınması ve o depodan birlikte satış yapılması hususunda sözlü olarak anlaştıklarını, bu anlaşma kapsamında depoda bulunan ürünler satılıp davacı hesabına 130.000 Euro yatırılması halinde davacının da 4449 ada 2 parsel bodrum + zemin + teras + 1. katta bulunan 4 numaralı bağımsız bölümü davalıya devredeceğinin kararlaştırıldığını, mallar depoya taşındıktan sonra davacının hesabına 130.000 Euro geçmemişse de davalı ile davacıyı tanıştıran akrabanın ısrarı üzerine dava konusu 4 numaralı bağımsız bölümün davalıya 10.12.2019 tarihinde devredildiğini, daha sonra davalının bir ürünün fotoğrafını yollayarak bu ürünün davacının elinde olup olmadığını sorduğu, bahsi geçen üründen elinde 2043 ürün olan davacıdan bu ürünleri İlyas isimli kişiye teslim etmesinin istendiği, davacının ise ürünlerin ücretinin davalının hesabına yollanmasını kabul ettiği, ancak sonrasında davacıya bu bedelin gönderilmediğini, sözleşmenin sona erdirilmesi görüşmeleri sonrasında davacının davalıya devrettiği taşınmazı geri alabilmesi için davalıya 15.000 Euro ödemeyi kabul ettiğini, bu paranın 2000 euro'luk kısmının ürünlerin başka bir depoya nakli için verildiğini, taşınmazın geri alınması için 13.000 Euro'luk kısmın da davalıya gönderildiğini, sonrasında 30.000,00 TL daha gönderildiğini, ancak davalının üzerine düşen edimleri yerine getirmediğini, hile yoluyla davacının iradesini sakatlayıp bu sayede böyle bir sözleşme kurulmasına neden olduğunu, dava konusu taşınmazın geri alınması için 15.000 Euro ödenmesinin kararlaştırıldığı 2020 yılı Mart ayının ilk haftasında ortaklık sözleşmesinin sona erdirildiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 644/2 hükmüne göre atanacak tasfiye memuru ile tasfiyenin gerçekleştirilmesi gerektiğini ileri sürerek dava konusu 4 numaralı bağımsız bölümün devrinin hile nedeniyle iptali ile davacı adına tescilini, bunun mümkün olmaması halinde tazminatın kira kaybından kaynaklı zararın temerrüt faizi ile ödenmesini; hile sebebiyle sözleşmenin iptaline karar verilmemesi halinde davalı tarafından sözleşmenin ihlali sebebiyle feshini, tasfiye sürecinin başlatılmasını, bu tasfiye sonucunda mümkünse taşınmazın iadesini, mümkün değilse değerinin tazminini ve buna ek olarak fesih sebebiyle meydana gelen tüm zararların tazminini; ayrıca davacının dava konusu taşınmazın iadesi için ödemiş olduğu 15.000 Euro ve 30.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren başlayacak yasal faiziyle ödenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile davalının toplam 13.000 elbise satılması hususunda anlaştıklarını, bu anlaşma karşılığı davacının kendisine ait ....................'te bulunan bir dükkanı 6500 ürün karşılığında hemen devredeceğini, aynı parselde bulunan diğer yan dükkanın ise 6500 elbisenin satılmasından sonra devir edileceğini, ..............de bir depoda bulunan davalıya ait 10 bin elbise 4 bin gömlek ve 800 adet kot pantolonu davacının teslim alıp kendi deposuna götürdüğünü, davacının da ilk dükkanı devir ettiğini, sonrasında davacının devredeceğini ifade ettiği ikinci dükkanın ise başkasına devredildiğinin öğrenildiğini, ikinci dükkan için anlaşılan 6500 ürünün iadesinin istendiğini ancak bu ürünlerden 2000 ürünün iade edildiğini 1500 elbise 4000 bluz ve 800 kot pantolonun iade edilmediğini, davacının sonrasında sattığı bir kısım ürünler için 13.000 Euro gönderdiğini, dava konusu taşınmazın tadilat, tapu harcı bedeli ve dükkan vergi borçları, elektrik, kombi tadilat giderleri için ayrıca 25.000,00 TL gönderdiğini bunlar dışında da bir bedel göndermediğini, davalının davacıdan 850 elbise 4000 bluz ve 800 kot pantolon alacağı bulunduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 21.09.2023 tarihli ve 2021/73 Esas, 2023/346 Karar sayılı kararıyla; davanın hile iddiasına dayalı tapu iptali-tescil ve davalıya ödenen bedellerin tahsili istemine ilişkin olduğu, dosya kapsamından davalının birlikte iş yapacağı inancı ile davacıyı aldatarak, hile yaparak dükkan niteliğindeki taşınmazı üzerine aldığı, sonrasında ise bu dükkanı devir edeceğini bildirerek değişik tarihlerde davacıdan para almasına rağmen dava konusu dükkanı devir etmediği gerekçesiyle 4 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline; davacı tarafça her ne kadar davalıya 30.000,00 TL verildiği belirtilmiş ise de dosya içerisindeki havale kayıtlarının incelenmesinde gönderilen bedelin 25.007,72 TL olduğu, bundan ayrı olarak 4 numaralı bağımsız bölümün satış-devir bedeli adı altında 13.000 Euronun da davalıya gönderildiği anlaşıldığından 25.007,72 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 13.000,00 Euro karşılığı 113.880,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafın ispatlanamayan fazlaya ilişkin tüm taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.02.2024 tarihli kararıyla; davacının taraflar arasında adi ortaklık kurulduğunu iddia ederken, davalının taraflar arasında satış sözleşmesi bulunduğunu, semenin bedeli olarak dükkan ve paranın davacı tarafça kendisine gönderildiğini savunduğu; Hukuk Genel Kurulunun 28.12.2022 tarihli ve 2021/3-981 Esas, 2022/1945 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere taraflar arasında yazılı şekilde kurulmuş bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı, adi ortaklığın varlığını davacı iddia ettiğine göre bu durumu ispat yükünün de davacıya düştüğü, 6100 sayılı Kanun'un 200. maddesinde düzenlenen parasal sınırın üzerindeki ortaklık ilişkisinin varlığının ispatında kural olarak senetle ispat zorunluluğunun geçerli olduğu, somut olayda, delil başlangıcı bulunmadığı, davalı tarafın tanık dinlenmesi hususunda açık muvafakati de bulunmadığı, taraflar arasındaki adi ortaklığın ispatı ancak kesin delillerle mümkün olduğundan davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak taraflar arasında adi ortaklık sözleşmesi bulunduğunun ispat edilip edilmediği irdelenerek sonucuna göre ortaklık tasfiye aşamasının (tasfiye ile artık ortaklık malvarlığı para haline dönüştürülecek, borçlar ödenecek, sermaye değerleri ortaklara iade edilecek ve geri kalan meblağ ortaklar arasında kar ve zararın paylaşılması esasına göre dağıtılacaktır.) TBK'nın 620 ve devamı maddelerine göre tamamlanarak hüküm tesisi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm tesisinin yerinde görülmediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; adi ortaklığın ispatı açısından davacıya yemin etme teklifinin hatırlatıldığı, davacı tarafın yemin deliline dayanmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının adi ortaklık ilişkisini yazılı kesin delille ispat etmesi gerektiği, davacının dosyaya bu yönde yazılı deliller sunmadığı, yemin deliline de dayanmadığı, bu şekilde taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi kurulduğunu ispat edemediği, taraflar arasında taşınmaz devrine esas olan temel akdin satış akdi olduğu, bu akdin davalının hilesi ile kurulduğu yönünde davacının bir iddiasının bulunmadığı, hile iddiasının adi ortaklığın kuruluşuna ilişkin olduğu, davacının taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi kurulduğu ve bu ilişki kapsamında taşınmazın devir edildiğini yazılı kesin deliller ile ispat edemediği anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında bir ortaklık ilişkisi bulunduğunu, davacının bu sözleşmeye uyduğunu ancak davalının uymadığını, taraflar arasında sözlü de olsa bir ortaklık ilişkisi bulunduğunu bu nedenle davacının yurt dışında depo kiraladığını, herhangi bir sözleşme olmadan depo kiralamayacağını, davalının da bu ortaklık nedeniyle davacıya malları gönderdiğini, tanık beyanlarından ve davalı tarafın beyanlarından taraflar arasında ortaklık bulunduğunun anlaşıldığını, eldeki davanın hileye dayalı tapu iptali ve tescil davası olması nedeniyle yazılı delille ispatı gerekmediğini, dava konusu taşınmazın alınan tekstil ürünlerinin karşılığı değil davalı tarafın ısrarı nedeniyle verildiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, adi ortaklık hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün değilse sözleşmenin ihlali nedeniyle feshi ve temerrüt faizi istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle Hukuk Genel Kurulunun 28.12.2022 tarihli ve 2021/3-981 Esas, 2022/1945 Karar sayılı kararında da değinildiği üzere adi ortaklığın ispatının kesin delille yapılacağının, eldeki davada davacının elinde delil başlangıcı da bulunmadığının, davalı tarafın tanık dinletilmesine açık muvafakatinin olmadığının ve davacı tarafın yemin deliline dayanmadığının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.