Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3537 K.2025/4129

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3537 📋 K. 2025/4129 📅 01.10.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/3537 E.  ,  2025/4129 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1088 E., 2024/2425 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/93 E., 2022/497 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; dava konusu taşınmazı davacının, uzun yıllar çalışıp emek vererek biriktirmiş olduğu nakit parası ile 2006 yılında satın aldığını, akabinde oğlu ... ve gelini .....'ün bu taşınmaza yerleşip ikamet etmeye başladığını, davacının yaz ve bahar aylarını memleketi Çorum'da geçirdiğini, kış aylarında ise dava konusu taşınmazda oğlu ve gelini ile kalmaya başladığını, davalı tarafın ilerleyen süreçte "her kış zaten gelip bizde kalıyorsun, bari evi benim üzerime yap da sana artık temelli ben bakayım" demeye başladığını, ısrarlı tekliflerine devam eden davalının davacıyı ikna ettiğini ve 24.12.2018 tarihinde dava konusu taşınmazın kendi adına tescilini sağladığını, gelinen aşamada davalı tarafın tatsızlık çıkardığını ve 22.07.2020 tarihinde müvekkilinin oğlu ...'e Gaziosmanpaşa 2. Aile Mahkemesinin 2020/505 E. sayılı dosyası ile boşanma davası açarak hem müvekkilini hem de oğlu ...'ü dava konusu taşınmazdan kovduğunu, hile yoluyla, okuma-yazma bilmeyen davacının iradesi ortadan kaldırılıp dava konusu taşınmazın davalı lehine tescil edildiğini, devir işleminin hukuken geçerlilik şartlarını taşımadığını ileri sürerek 9 43... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmazın bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının tapuda devir işlemlerini bildiğini, işlemin rızaya dayalı yapıldığını, irade sakatlığının söz konusu olmadığını, hak düşürücü sürelerin geçtiğini, davacının daha önce ve sonrasında pek çok taşınmazın devrinde taraf olduğunu, okuma-yazma bilmediği iddiasıyla yaptığı devir işlemini bilmediğini iddia etmesinin kötü niyetli hareket ettiğini gösterdiğini, davacının oğluna karşı açılan boşanma davasından haberdar olmak suretiyle rızasıyla devrettiği taşınmazın iadesi için bu haksız davayı açtığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının davacı tarafın gelini olduğu, dava konusu 9 43... parsel sayılı taşınmazda kışın birlikte yaşadıkları, 65 yaşında bulunan davacının yaşlı olması ve kendilerine bakması nedeniyle söz konusu taşınmazı davalıya devrettiği, davalı tarafından hisseyi para karşılığı satın aldığına dair ödemeye ilişkin herhangi bir belge veya bilgi sunulmadığı, dinlenen tanıkların da bu olguyu doğrulayarak davacının usulen bu evi davalıya devrettiğini, aralarında herhangi bir para alışverişinin bulunmadığını bildirdikleri, tasarruf tarihi itibari ile taşınmazın piyasa rayiç değeri ile satış akit tablosundaki değeri arasında 2,5 katlık orantısızlık bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının ölünceye kadar bakma karşılığı taşınmazın devredildiği iddiasında bulunduğu, fakat dosya kapsamında TMK'nın 612. maddesi kapsamında resmi şekilde yapılmış bir ölünceye kadar bakma sözleşmesinin bulunmadığı, nitekim tapuda yapılan işlemin satış niteliğinde olduğu, okuma-yazma bilmediği iddiasına rağmen davacının resmi senede "okudum" yazarak imzaladığı, davacı tanığının beyanına göre davacının aynı mahallede başka bir evinin daha olduğu ve başkasına sattığı, 11.07.2017 tarihli 826 yevmiye sayılı bu satışa konu resmi senedin de dosya kapsamında bulunduğu ve o resmi senette de davacının okudum yazarak imzaladığı, bu haliyle davacının işlemin satış olarak yapıldığını bildiğinin kabulü gerektiği, hile iddiası açısından ise davacının oğlu ..........ün beyanında satışın üzerinden 6 ay geçmeden eve geldiğinde annesinin olmadığını gördüğünü, annesini arayarak sorduğunda " eşin beni evden kovdu " cevabını aldığını dile getirmiş ise de davalının cevap dilekçesinde öğrenme zamanına ilişkin böyle bir iddiasının olmadığı, ayrıca davacının oğlu ve davalının eski eşi olan tanığın davalı ile arasındaki dava ve husumet nedeni ile itibar edilebilir de olmadığı gözetilerek davanın hak düşürücü süre içinde açıldığının kabulü gerektiği; hile iddiası yönünden esastan yapılan değerlendirmede davacının kendisine bakılıp gözetileceği şeklinde iradesinin sakatlandığını ileri sürmesine karşın tanıklarından birinin oğlu olması ve yukarıda açıklandığı biçimde davalı ile husumeti bulunması nedeni ile beyanlarına itibar edilemeyeceği, diğer tanığın ise beyanlarının duyuma dayalı olduğu, soyut olarak davacının ifadelerini dile getirmek dışında bir bilgisinin bulunmadığı, tapuda yapılan resmi akitte taşınmazın bedelinin davacı tarafından alındığının yazılı olduğu, bedel alınmadığının aynı kuvvette bir delil ile davacı tarafça ispatlanamadığı, bu hali ile kanıtlanamayan davanın reddine karar vermek gerekirken kabulü yönünde verilen hükmün yanılgılı olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak karar verilmiş, söz konusu kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 18.11.2024 tarihli ek kararı ile; dava konusu taşınmazın keşfen alınan bilirkişi raporu ile belirlenen dava değerinin satış tarihi itibariyle 150.000,00 TL olduğunun anlaşıldığı, 2024 yılı temyiz sınırının ise 378.290 TL olduğu, verilen hükmün HMK'nın 362/1.a maddesi gereği kesin nitelikte olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesi ile; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın satış tarihi itibariyle değerinin 150.000 TL, dava tarihi itibariyle değerinin ise 750.000 TL olarak belirlendiğini, buna rağmen Bölge Adliye Mahkemesince dava değerinin temyiz sınırının altında kaldığı gerekçesiyle temyiz başvurularının reddine karar verdiğini, verilen bu kararın hatalı olduğunu; esas yönünden ise İstinaf Mahkemesince taşınmazın ölünceye kadar bakım sözleşmesi kapsamında devredildiği, fakat dosyada buna ilişkin belge olmadığının ifade edildiğini, hali hazırda davanın esas sebebinin müvekkilinin iradesinin hile yolu ile sakatlandığı ve taşınmazı bu suretle davalı gelinine devrettiğine yönelik olduğunu, dava esnasında hiçbir aşamada ölünceye kadar bakım işlemiyle devredildiğine ilişkin bir iddialarının olmamasına rağmen bu konuda belge aranmasının doğru olmadığını, yine müvekkili davacının okuma-yazma bilmediğine ilişkin iddiaların dosyaya celp edilen İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yazısı ile ispatlandığını, İstinaf Mahkemesinin gerekçesinde " davacı tanığının beyanına göre davacının aynı mahallede başka bir evinin daha olduğu ve başkasına sattığı" gözetilerek müvekkilinin tapuda iradesi sakatlanmadan, bilinçli şekilde gerçek satış iradesi ortaya koyduğu şeklinde subjektif değerlendirme yapılmasının da doğru olmadığını, dosya kapsamı ile tüm iddialarını ispatladıklarını, verilen red kararının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; dava konusu 9 43... parsel sayılı 255 metrekare yüz ölçümlü, arsa vasıflı taşınmazın 23/255 payı davacı adına kayıtlı iken 24.12.2018 tarihli satış işlemi ile davalı ...'ye temlik ettiği, davacının, iradesinin hile yolu ile fesada uğratılması sonucu söz konusu devir işlemini gerçekleştirdiğini ileri sürmek suretiyle eldeki temyize konusu davayı açtığı, Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine 18.11.2024 tarihli ek kararı ile davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kesinlik nedeniyle reddine karar verildiği, söz konusu ek kararın Dairemizin 19.02.2025 tarihli geri çevirme kararı ile kaldırıldığı anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.