Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3451 K.2025/4019

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3451 📋 K. 2025/4019 📅 25.09.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/3451 E.  ,  2025/4019 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
EK KARAR TARİHİ : 14.01.2025
SAYISI : 1991/275 E., 1994/587 K.
İlk Derece Mahkemesi ek kararı davacı mirasçılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...köyü 26 parselde kayıtlı taşınmazın tapulamada davalı adına tescil edildiğini, davalının söz konusu taşınmazda hakkının bulunmadığını, taşınmazın müteveffa babası ... oğlu ... zevcesi ...’den geldiğini, taşınmazların ....’nin aile efradına tahsis edildiğini, iskan kayıtlarında iskan defterinin 72.sayfasında kaydın bulunduğunu, hak sahiplerinin yokluğundan faydalanarak davalının kendi adına tapu kaydı çıkardığını, aynı köy 242 parselin incelenmesi halinde hangi oranda hak sahipliği olduğunun belirlenebileceğini, ...’nin aile efradında 4 nüfus bulunduğundan ¼ oranında hak sahipliği olduğunu belirterek ...’den iskanen intikal etmesi gereken taşınmazın tapulama çalışmaları sırasında davalı adına kaydedilen tapu kaydının iptaline, iskanen ....’ın ¼ hissesi bulunduğundan tapunun ¼ lük kısmının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline ve ihtiyati tedbir talebine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde özetle; ...köyü 26 parselde kayıtlı gayrimenkulün 50 seneden beri zilyet olarak tasarrufunda bulunduğunu, 50 sene evvel para karşılığında .... ve ... .....’dan satın aldığını belirtip davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, yargılama devam ederken 19.07.1994 tarihli celsede davacı vekili vekillikten çekildiğini belirttiğinden davacı asıla yeni duruşma gün ve saati ihtaratlı şekilde tebliğe çıkartılmış ve davacı asıl sonraki celseye katılmadığından davanın işlemden kaldırılmasına ve 21.12.1994 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
18.12.2012 tarihinde davalı ... mirasçısı ..., taşınmaz üzerine kayıtlı olan ihtiyati tedbir şerhinin kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararın kesinleşmediği belirtilerek talepte bulunana verasetleri alması için izin ve yetki verilmiş ve ilamın tebliği ile kesinleşmenin beklenilmesi gerektiğine değinilerek talep havale ile reddedilmiştir. Mahkemece, kesinleşme talebi doğrultusunda davanın açılmamış sayılmasına ilişkin karar mirasçılara tebliğ edilmiş, 03.07.2013 tarihli kesinleşme şerhi ile hüküm 06.06.2003 tarihinde kesinleştirilmiştir.
IV. EK KARAR
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı 10.01.2025 tarihinde davacı mirasçıları vekili, dosyanın yenilenmesi ve usulsüz tebligatlar nedeniyle kesinleşme şerhinin kaldırılması talebinde bulunmuştur.
Mahkemece 14.01.2025 tarihli ek karar ile tebligatların usulüne uygun olduğu belirtilerek talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Nedenleri
Bir kısım mirasçılar vekili temyiz dilekçesi ile; davacının 2007 yılında öldüğü için davalı mirasçısının talebi üzerine 21.12.1994 tarihinde davanın açılmamış sayılması kararının tebligatlarının ...'in mirasçılarına (... ....., ..., ..., ..., ...) yapıldığını ancak birçok tebligatın taraflara ulaşmadığı gibi doğrudan MERNİS adreslerine yapılan tebligatlar ile ilanen yapılan tebligatların usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyanın yenilenmesine ilişkin talebin Yerel Mahkemece ek karar ile reddedildiğini, Tebligat Kanunu 21/2 maddesine göre tebligatların çıkarıldığını halbuki Kanun'da bilinen adrese tebligat yapılmasından sonra MERNİS adresine tebligat usulünün benimsendiğini, komşu ismi yazılmadan muhtara bırakılan tebligatların usulsüz olduğunu, tebliğ memurunun, muhatabın adreste bulunmama nedenini ve beyan eden kişinin kimliğini usulüne uygun şekilde kayda geçirmediğini, açıklanan nedenlerle Hendek 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.01.2025 tarihli ara kararının kaldırılmasını, 21.12.1994 tarihli karar hakkında düzenlenen 03.07.2013 tarihli kesinleşme şerhinin iptalini, tebligatların usulüne uygun yapılmasını, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Dava, kadastro öncesi sebebe dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. Hemen belirtilmelidir ki, yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin, hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi usûlüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. 1086 sayılı HUMK'un 73. (6100 sayılı HMK’nın 27. maddesi) maddesinde çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre mahkeme, tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Bu bakımdan davetin ve bunun yazılı şeklinin (davetiyenin) davadaki önemi büyüktür.
3. Öte yandan, tebligatın nasıl ve kimlere yapılacağı adres araştırması ve tespitinin yöntemi 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nda gösterilmiş, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 48. ve diğer maddelerinde de adres bilgilerinin tutulması, güncellenmesi ve kullanılması ile ilgili hükümler öngörülmüştür.
4. Öncelikle; yasaya uygun biçimde taraf teşkilinin tamamlanmasından sonra işin esasına girilmesi, deliller toplanarak bir sonuca ulaşılması asıldır. Değinilen işlemler nedeniyle tebligat, bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usûli işlemdir. Tebliğ ile ilgili Tebligat Kanunu ve Tüzük hükümleri şeklîdir. Bu nedenle, tebligata ilişkin yasal hükümlerin gözden uzak tutulmaması ve uygulanması zorunludur.
5. O hâlde, yukarıda belirtilen işlemler yapılmaksızın ve ilkeler göz ardı edilerek sonuca gidilmiş olmasının doğru olduğu kabul edilemez. Esasen, taraf teşkilinin sağlanması Anayasa'nın 90/son maddesi delaletiyle AİHS'nin 6. maddesi hükmü uyarınca adil yargılanma hakkının da bir gereğidir. Bu durumda, dava dilekçesinin ve Mahkemece verilen ilk hükme ilişkin gerekçeli karar tebliğlerinin yöntemine uygun olduğu söylenemez. Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 02.03.2021 tarihli ve 2018/12-671 E., 2021/186 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.
6. Somut olayda; dava konusu ... ili ... ilçesi .... Mahallesi 26 parsel sayılı taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek 1.maddesi gereği 23.11.2018 tarihinde yüz ölçümü cins ve değişikliği işlemleri ile pasife alındığı, aktif taşınmazın 2 25... parsel olduğu, yüz ölçümünün ise 15.658, 49... olduğu anlaşılmıştır.
7. Davacı vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazları incelendiğinde; eldeki davada yargılama devam ederken 19.07.1994 tarihli celsede davacı vekili vekillikten çekildiğini belirttiğinden davacı asıla yeni duruşma gün ve saatini bildirir ihtaratlı tebligat çıkartılmış ancak davacıya çıkan yeni duruşma gün ve saatini bildirir HUMK 409.madde şerhli ve ihtaratlı tebligat 27.07.1994 tarihinde "Adresten adres bırakmadan ayrılmıştır. Muhtar tasdiki ile iade" ibaresi ile Mahkemeye iade edilmiştir. Mahkemece davacı asıl duruşmaya katılmadığından 06.09.1994 tarihli celsede dosya müracaata bırakılmış, 21.12.1994 tarihinde ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Mahkemece davacıya yeniden usulüne uygun tebligat çıkartılması gerekirken ilgili tebligatın çıkartılmadığı anlaşılmıştır. Yine 18.12.2012 tarihinde davalı ... mirasçısı ... taşınmaz üzerine kayıtlı olan ihtiyati tedbir şerhinin kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararın kesinleşmediği belirtilerek talepte bulunana verasetleri alması için izin ve yetki verilmiş ve ilamın tebliği ile kesinleşmenin beklenilmesi gerektiğine değinilerek talep havale ile reddedilmiştir. Mahkemece, talep doğrultusunda davanın açılmamış sayılmasına ilişkin karar davacı ve davalı mirasçılarına tebliğ edilmiş ve tebligatların usulüne uygun olduğu belirtilerek 03.07.2013 tarihli kesinleşme şerhi ile hüküm 06.06.2003 tarihinde kesinleştirilmiştir.
8. Ne var ki; kararın kesinleşmesi için çıkarılan tebligatlardan: Davacı mirasçılarından ... .... çıkartılan tebligat, tebliğ mazbatasında "en yakın komşu isim vermekten imtina ..... mahalle muhtarına 03.03.2013 tarihinde" şerhiyle tebliğ edilmiştir. Davacı mirasçılarından ... .... çıkartılan tebligat, "tebliğ mazbatasında en yakın komşu isim vermekten imtina ... mahalle muhtarına 03.03.2013 tarihinde" şerhiyle tebliğ edilmiştir. Davacı mirasçılarından ...'e çıkartılan tebligat, "tebliğ mazbatasında en yakın komşu isimden imtina ... mahalle muhtarına 04.01.2013 tarihinde" şerhiyle tebliğ edilmiştir. Davalı mirasçılarından ... ... çıkan tebligat, tebliğ mazbatasında "en yakın komşu çarşıda olduğunu beyan etti, ... mahalle muhtarına 29.12.2012 tarihinde" şerhiyle tebliğ edilmiştir. Davalı mirasçılarından ... ... çıkan tebligat, tebliğ mazbatasında "en yakın komşu dışarıda olduğunu beyan etti, ... mahalle muhtarına 15.05.2013 tarihinde" şerhiyle tebliğ edilmiştir. Davalı mirasçılarından ...'a çıkan tebligat, tebliğ mazbatasında "en yakın komşu çarşıda olduğunu beyan etti, ... mahalle muhtarına 29.12.2012 tarihinde" şerhiyle tebliğ edilmiştir. Davalı mirasçılarından ...'a çıkan tebligat, tebliğ mazbatasında "en yakın komşu çarşıda olduğunu beyan etti, .... mahalle muhtarına 29.12.2012 tarihinde" şerhiyle tebliğ edilmiştir. Kesinleşmeye konu kararın tebligatlarının çoğunluğunun Kanunda belirtilen usullere uygun olmadığı, komşu isminin tebliğ mazbatasında belirtilmediği, en yakın komşudan soruldu ibaresi ile muhtara tebligatların yapıldığı, tebligat parçalarında, haber verilen komşunun adı ve kapı numarasının bulunmadığı, tebligatların Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre usulsüz olduğu anlaşılmıştır.
9. Diğer taraftan; ek karar başlığında, vefat etmiş olmalarına rağmen davacı ve davalı sağ gibi gösterilmiş, davacı ve davalı mirasçılarının isimleri belirtilmemiştir.
10. Kabule göre de; davanın esasına ilişkin olarak dava konusu .. Mahallesi 2 25... parsel (eski 26 parsel) sayılı taşınmazın kadastro çalışmalarındaki tapulama tutanakları arasında davacı ...'in murisi ... ... "bu parsele (26 parsel) sehven itiraz ettiğimden itirazımdan feragat eder, beyanımı tasdik ederim." ibaresi ile 22.01.1975 tarihli ve imzalı dilekçesi bulunduğu İlk Derece Mahkemesince değerlendirilmemiştir.
11. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesi tarafından usulüne uygun tebligatlar çıkartılarak işlem yapılması gerekirken davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi ve yenileme talebinin ek karar ile reddedilmesi doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı mirasçılar vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönler itibariyle kabulü ile;
Mahkemenin 14.01.2025 tarihli EK KARARININ ORTADAN KALDIRILMASINA,
Mahkemece 21.12.1994 tarihinde verilen davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararın BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden tarafa iadesine,
Dosyanın hükmü veren Hendek Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı HUMK'un 440/III-3. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
25.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.