Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3403 K.2025/4017

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3403 📋 K. 2025/4017 📅 25.09.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/3403 E.  ,  2025/4017 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/311 E., 2023/547 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenerek gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesi ile; mirasbırakan annesi adına kayıtlı dava konusu 135 17... parsel sayılı taşınmazın 22.05.2014 tarihinde mirasbırakanın oğlu olan davalı ... tarafından vekaletle dava dışı ... ... 25.000,00 TL bedelle; dava konusu 63 54... parsel sayılı taşınmazın 20.03.2015 tarihinde yine davalı ... tarafından vekaletle dava dışı ... ... 147.000,00 TL bedelle satıldığını, satış bedellerinin miras payı oranında kendisine ödenmesi gerektiğini, 2 parsel sayılı taşınmazın satış bedelinin çok düşük gösterildiğini, taşınmazın satış tarihindeki rayiç değerinin belirlenmesi gerektiğini, 8 parsel sayılı taşınmaza ilişkin satış bedelini ise davalının kendi hesabına yatırdığını, vekalet sözleşmesine aykırı hareket ettiğini, muvazaalı temliklerin söz konusu olduğunu, davalının mirasbırakan adına kayıtlı dava konusu taşınmazları mirasbırakan adına çıkardığı vekaletname ile üçüncü kişilere diğer mirasçılardan habersiz sattığını, vekalet görevini kötüye kullandığını ve mal kaçırma amacıyla hareket ettiğini, mirasbırakanın dava konusu 135 49... parsel sayılı taşınmazının ise 06.12.2012 tarihinde davalı adına tescil edildiğini, mirasbırakan adına vekaleten işlem yapan dava dışı ... ... ile davalının anlaştığını, davalının üçüncü kişi adına vekaletname çıkartıp taşınmazı kendi üzerine geçirdiğini, burada muris muvazaası bulunduğunu, davalının annesinin yaşı itibariyle güç durumda bulunmasından faydalanarak kendi adına veya başkası adına vekaletname çıkardığını ve vekaletnameyi kendi menfaatleri için kullandığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutup, dava konusu taşınmazların keşif sonucu belirlenecek rayiç değerlerinin miras payı oranında şimdilik 100.000,00 TL'nin satış tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı, cevap dilekçesi ile; vekalet görevinin kötüye kullanılması ve mal kaçırma durumunun söz konusu olmadığını, mirasbırakan annesi nam ve hesabına işlem yaptığını, dava konusu 2 ve 8 parsel sayılı taşınmazların satışının annesinin ihtiyaç ve harcamaları için yapıldığını, parayı bizzat annesinin aldığını, resmi işlemlerle uğraşmamak için vekaletname verdiğini, dava konusu 7 parsel sayılı taşınmazdaki payın ise annesi tarafından dava dışı ... ... satıldığını ancak tapuda işlem yapılmadığını, ...'nin satış için vekaletname aldığını, bedelini de mirasbırakana ödediğini, fakat birkaç ay sonra ...'nin bu payı satmak istediğini diğer paydaşlara ve kendisine teklif edince bedeli karşılığında satın aldığını, taşınmaz üzerinde önceden yaptırdığı ev bulunduğunu, mirasbırakanın akli melekelerinin yerinde ve sağlıklı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.01.2019 tarihli ve 2016/479 Esas, 2019/28 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulü ile 100.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 15.10.2016 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte, 227.779,14 TL'nin ıslah tarihi olan 16.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin 31.10.2019 tarihli ve 2019/404 Esas, 2019/1287 Karar sayılı kararıyla; davalıya yapılan tebligatların usulüne uygun olup olmadığı hususunda bir araştırma yapılmadan tebligatların usulüne uygun olduğu kabul edilerek davalı tarafın yapmış olduğu bu yöndeki itirazların reddine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı, devamında da davalı tarafın delillerinin toplanmadığı, tanıklarının dinlenilmediği, dava konusu 63 54... parsel sayılı taşınmazın satımına ilişkin resmi senetler ile vekaletle satış yapılmış ise vekaletname sureti ve tedavüllü tapu kayıtlarının getirtilmediği gerekçesiyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereği istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 11.12.2020 tarihli ve 2019/545 Esas, 2020/684 Karar sayılı kararıyla; davalının, dava konusu 135 17... parsel sayılı taşınmazı mirasbırakan adına sattığı, satış bedelinin mirasbırakana ödendiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle bu taşınmaz yönünden 258.193,83 TL'nin 100.000,00 TL'sine dava, 158.193,83 TL'sine ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; dava konusu 63 54... parsel sayılı taşınmazın mirasbırakanın diğer oğlu ... tarafından mirasbırakana vekaleten satıldığı ve ...'ın davada taraf olmadığı gerekçesiyle bahsedilen taşınmaz yönünden davanın reddine; davalının mirasbırakanın ihtiyaçlarını karşıladığı, maddi anlamda yaptığı giderlerin, manevi anlamda da mirasbırakanı gözetmesinin, yapılan devir karşılığında bir ivaz sayıldığı, devir gayesinin diğer mirasçılardan mal kaçırmak kastına dayanmadığı, işlemin muvazaalı olmadığı gerekçesiyle dava konusu 135 49... parsel sayılı taşınmaz yönünden de davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin 18.05.2022 tarihli ve 2021/1224 Esas, 2022/781 Karar sayılı kararıyla; “..Dava konusu olan; 63 54... parselde bulunan ..... blok 19 numaralı bağımsız bölümün, murisin diğer oğlu ... ... tarafından ... Gıda Şirketine; 135 49... parselin ... ... tarafından muris .. vekaleten davalıya; 135 17... parselin de muris ... vekaleten davalı tarafından ... ... satılmış olduğu; 135 49... parsel sayılı taşınmazın davalıya satışında murisin minnet duygusu ile hareket ettiği, murise davalının bakmış olduğu tanık beyanlarından anlaşılmaktadır. Bu halde bu parsele ilişkin olarak 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı içtihadı birleştirme kararında belirtilen muris muvazaası şartlarının oluşmadığı dosya kapsamına göre sabittir. Ancak, davalının ... ... satmış olduğu 135 17... parsel bakımından Mahkemece, vekilin vekalet görevine ilişkin sorumluluğu kapsamında değerlendirilerek ve satış bedelinin de murise ödendiği hususunun usulüne uygun şekilde ispat olunamadığı şeklindeki gerekçesi ve tüm dosya kapsamında delillerin takdiri ve bu parsel bakımından davanın kabulünün usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılmıştır.” gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğu belirtilip 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca, tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Bozma Kararı
Dairece 22.11.2022 tarihli 2022/5364 Esas, 2022/7678 Karar sayılı kararında; "Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1928 doğumlu mirasbırakan ... 14.04.2016 tarihinde ölümü ile mirasçıları olarak davacı oğlu ..., davalı oğlu ... ve dava dışı oğlu ... ...'ın kaldıkları, mirasbırakan ... ... 19. Noterliğinin 20.05.2014 tarihli ve 5350 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile davalı oğlu ... vekil tayin ettiği, mirasbırakan adına kayıtlı dava konusu 2 parsel sayılı taşınmazın, anılan vekaletnameye dayanılarak davalı ... tarafından 22.05.2014 tarihinde satış suretiyle dava dışı ... devredildiği, mirasbırakanın ... 2. Noterliğinin 28.05.2013 tarihli ve 9842 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile de dava dışı oğlu ... ...'ı vekil tayin ettiği, 8 parsel sayılı taşınmazdaki 19 numaralı bağımsız bölümün de mirasbırakan adına kayıtlı iken vekil ... ... tarafından 20.03.2015 tarihinde dava dışı ... Gıda Tekstil A.Ş.'ye satıldığı, yine mirasbırakan tarafından .. 6. Noterliğinin 19.10.2012 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile vekil tayin edilen dava dışı ... Karabağlı tarafından mirasbırakan adına kayıtlı 7 parsel sayılı taşınmazdaki 2/8 ve 1/2 payların tamamının 06.12.2012 tarihinde satış suretiyle davalı ...'a devredildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, dosya içeriğine, toplanan delillere, delillerin takdirinin yerinde oluşuna, (III.) nolu paragrafta yer verilen İlk Derece Mahkemesi kararının, (IV./3.) nolu paragrafta yer verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının dayandığı yasal ve hukuksal gerekçelere göre dava konusu 8 parsel sayılı taşınmazdaki 19 numaralı bağımsız bölüm yönünden yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacının bu yöne ilişkin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Davacının dava konusu 7 parsel sayılı taşınmaz yönünden temyiz itirazlarına gelince;
Somut olayda; mirasbırakanın 7 parsel sayılı taşınmazını vekili aracılığıyla davalı oğlu ... devrettiği, davacının anılan taşınmaz yönünden muris muvazaası hukuksal nedenine dayandığı anlaşılmakla, Mahkemece savunmada ileri sürülmeyen husus gerekçe yapılarak davanın reddine karar verilmiş ise de özellikle davacının muris muvazaası iddiasını ispatlayamadığı, satışın gerçek olduğu, mirasbırakanın iradesinin mal kaçırma olmadığı gözetilerek anılan parsel yönünden davanın reddine ilişkin verilen karar, bu gerekçe ile ve sonucu itibariyle doğru olduğuna göre davacının bu yöne ilişkin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının da reddi gerekir.
Davalının temyiz itirazlarına gelince; dosya içeriği, toplanan deliller ve dinlenen tanık beyanlarından; mirasbırakanın yaşı ve hastalığı nedeniyle ihtiyaçları bulunduğu, bakıcısı olduğu, dava konusu 2 parsel sayılı taşınmazın bakım masraflarını karşılamak amacıyla satışa çıkarıldığı, vekaleten satış yapan davalı ...'ın satış bedelini mirasbırakana ödediği, vekalet görevinin kötüye kullanılmadığı sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca; dava konusu 2 parsel sayılı taşınmaz yönünden de davanın reddine karar verilmek suretiyle, davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir." gerekçesiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararı ortadan kaldırılmış, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
2. Bozma Kararı Sonrasında Mahkemesince Verilen Karar
Antalya 6.Asliye Hukuk Mahkemesi 29.09.20 23... /311 Esas, 2023/547 Karar sayılı kararında; Yargıtay bozma kararına uyarak davanın reddine ve kesinleşen parseller yönünden karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar vermiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı tarafça karara karşı "istinaf dilekçesi" yazılmış ise de bozma ilamı sonrasında İlk Derece Mahkemesince verilen karar üzerine istinaf yoluna başvurulamayacağından dilekçe temyiz dilekçesi olarak değerlendirilmiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesi ile; 135 17... nolu parsel yönünden ret kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taşınmazın gerçek değeri ile satış bedeli arasındaki farkın fahiş olduğunu, murisin bakım için satışa ihtiyacının bulunmadığını, Yargıtay bozma kararında çelişkiler bulunduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini belirtip Yerel Mahkeme kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması ve muris muvazaası hukuki nedenlerine dayalı alacak istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriğinden; dava konusu taşınmazlardan ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 135 49... parselin muris ... ... vekaleten ... Karabağlı tarafından davalıya satıldığı; ... ili, ... ilçesi, .... Mahallesi 135 17... parselin muris .. ... vekaleten ... tarafından .. ... satıldığı; .. ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 63 54... parsel A Blok 3. Kat 19 nolu bağımsız bölümün muris ... ... vekaleten oğlu ... tarafından .. Gıda Tekstil Kuyumculuk Emlak İnşaat Turizm Ticaret Sanayi Anonim Şirketine satıldığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.