Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/3782 K.2025/3943

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3782 📋 K. 2025/3943 📅 24.09.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/3782 E.  ,  2025/3943 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/102 E., 2024/159 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar ... ve ..; paydaşı oldukları 26 54... parsel sayılı taşınmazın vekil kıldıkları davalı oğulları ..... aracılığıyla diğer davalı ...'e satış suretiyle devredildiğini, hileli yollar ile temin edilen vekaletname tarihinde ehliyetsiz olduklarını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adlarına tescile karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı ...; taşınmazı yatırım amaçlı 100.000 TL bedel karşılığında satın aldığını ve satış bedelini vekil olan davalı ...’a ödediğini, iyiniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...; borç olarak aldığı paranın teminatı olarak çekişmeli taşınmazı davalı ...'e devrettiğini, anne ve babası olan davacıların satıştan haberlerinin bulunmadığını, onları mağdur ettiğini, davanın kabulüne karar verilmesini istediğini belirtmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 23.01.2014 tarihli ve 2012/366 Esas, 2014/31 Karar sayılı kararı ile; davalı ...'in vekâletin hileli yollar ile temin edildiğini bildiği, davalıların iyiniyetli olmadıkları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 11.02.2016 tarihli ve 2015/13246 Esas, 2016/1524 Karar sayılı kararı ile; " ... Somut olayda; ehliyetsizlik iddiası yönünden yukarıda değinilen ilke ve düzenlemeler kapsamında bir araştırma yapılmamış ve Adli Tıp Kurumu 4. ihtisas Kurulundan rapor alınmamıştır. Hâl böyle olunca; hukuki ehliyetsizliğin kamu düzeni ile ilgili olduğu gözetilerek önemine binaen öncelikle incelenmesi, tarafların bu yönde bildirecekleri tüm delillerin toplanması, varsa davacılara ait sağlık kurulu raporları, hasta müşahade kağıtları, reçeteler vs. istenmesi, tüm dosyanın 2659 sayılı Yasa'nın 7 ve 16. maddeleri hükümleri gereğince Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi, vekaletname tarihinde davacıların ehliyetli olup olmadığı yönünde rapor alınması, ehliyetli olduğunun anlaşılması halinde vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedeni üzerinde durularak varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir." gerekçesi ile karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin 29.05.2018 tarihli ve 2016/278 Esas, 2018/315 Karar sayılı kararı ile; vekalet görevinin kötüye kullanıldığı, kayıt maliki olan davalı ...’in de durumu bilerek hareket ettiği, iyiniyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, söz konusu kararın davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 28.09.2020 tarihli ve 2018/4083 Esas, 2020/4535 Karar sayılı kararı ile bu kez; " ...Hâl böyle olunca, taraf teşkilinin sağlanması zorunlu bulunduğundan, öncelikle davacıların yargılama sırasında ölümü ile terekelerinin elbirliği mülkiyetine tabi olduğu ve davaya katılmayan mirasçılarının bulunduğu gözetilerek, davaya katılmayan mirasçı ...’un olurunun alınması ya da miras şirketine TMK'nın 640. maddesi uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi, davacı Tevhide yönünden vekaletname tarihinde hukuki işlem ehliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu Dördüncü İhtisas Kurulundan rapor alınması, ehliyetli olduğunun anlaşılması halinde, diğer davacı ...’in de vekaletname tarihinde ehliyetli olduğunun saptandığı gözetilerek, davada dayanılan diğer hukuki sebep olan vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiası yönünden inceleme yapılarak hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir." gerekçesi ile karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamı itibariyle davacıların evin satışı için vekalet verdiklerini bilmediği, nitekim evin satılmasını gerektirir bir durumun da olmadığı, davacıların evin satıldığını taraflar arasında ortaya çıkan olaylar sonrasında öğrendiği, evin satışı hususunda davacıların yanında herhangi bir konuşmanın geçmediği, CD kayıtlarının da bu hususları doğruladığı, yapılan satışta kendilerinin rızalarının olmadığı değerlendirilmiş olup davalı ...'un vekalet görevini kötüye kullandığının anlaşıldığı, diğer taraftan dosyaya sunulan davalı ... ile dava dışı emlakçı Bilal arasında geçen konuşmalara ilişkin CD kayıtları ve konuşma dökümleri incelendiğinde, dava konusu taşınmazın satışının gerçek bir satış olmadığının ifade edildiğinin görüldüğü, davalı ...'ın beyanları, tanıkların dava konusu evin satımı hususunun evde konuşulmadığı, kahvede konuşulduğuna yönelik ifadeleri ve CD döküm ve konuşma kayıtları hep birlikte değerlendirildiğinde diğer davalı ...'ın, davalı ...'ın vekalet yetkisini kötüye kullandığını bildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesi ile; davalı müvekkilinin dava konusu taşınmazı, lokantalarına sürekli müşteri olarak gelen ...'in satılık bir taşınmaz olduğunu söylemesi üzerine kendisinin de yatırım yapmak amacıyla satın aldığını, taşınmazı vekalet yoluyla satan ...'u tanımadığını, .... aracılığı ile davalı ... ile pazarlık yaparak taşınmazı 100.000,00 TL'ye satın aldığını, davalı oğul ...... taşınmazı satarken evin anne ve babası üzerine olduğunu, annesinin bacağının kırık, babasının yaşlı olduğundan bahisle vekalet aldığını söyleyerek taşınmazı tahliye için 6 ay süre istediğini, müvekkilinin de kabul ettiğini ve tapuda parasını ödeyerek dava konusu taşınmazı satın aldığını, nitekim aracı tanık ... .... bu hususları beyanı ile doğruladığını, davacı tanıklarının da davalı oğul .... tefe karşılığı davalı müvekkilinden para aldığından bahsetmediklerini, davalı müvekkilinin davacıların oğlu ...... birlikte davacıları aldattıkları veya kandırdıkları yönünde bir beyanlarının olmadığını, davacılar ve diğer davalı ... tarafından davalı müvekkilinin savcılığa şikayet edildiğini ve tüm şikayetlerin takipsizlikle sonuçlandığını, davalı müvekkilinin davacıların oğlu olan davalı ... ile arasındaki vekalet ilişkisinin boyutunu bilmediğini, bilebilecek durumda da olmadığını, davalı müvekkilinin TMK'nın 3. maddesi anlamında iyiniyetli olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, ehliyetsizlik ve vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 26 54... parsel sayılı taşınmaz 1/2’şer paylarla davacılar ... ve ... adlarına kayıtlı iken vekilleri olan davalı ... (davacıların oğlu) tarafından 02.02.2012 tarihli vekaletnameye istinaden diğer davalı ...’e 03.02.2012 tarihinde satış suretiyle devredildiği; yargılama sırasında davacı ....’nin 02.07.2015 tarihinde, diğer davacı ...’in ise 29.05.2020 tarihinde öldükleri, geriye mirasçıları olarak oğulları olan davalı ... ile dava dışı ...’un kaldığı, ..... de 22.07.2023 tarihinde ölümü üzerine geriye mirasçı olarak eşi ... ile kızı ... kaldıkları, adı geçenlerin davacılar vekiline vekalet vermek suretiyle davaya devam ettikleri, Adli Tıp Kurumundan alınan 20.12.2017 tarihli raporda davacı ...'in, 19.06.2023 tarihli raporda ise diğer davacı .... fiil ehliyetini haiz olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki; hükmüne uyulan bozma ilamlarında belirtildiği şekilde işlem yapılarak ve özellikle toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı itibariyle vekalet görevinin kötüye kullanıldığının davacı tarafça ispatlandığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalının işin esasına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.
Davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ;
Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almaktadır. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır. Yasa maddesinin bu açık hükmüne göre, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.
Dava, tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescil istemli olup yukarıda belirtildiği üzere davacıların yargılama aşamasında öldükleri, geriye mirasçı olarak çocukları .... ile davalı ...'ın kaldığı, ... de yargılama aşamasında ölümü üzerine geriye mirasçı olarak eşi .... ile ve kızı ... kaldığı, Mahkemece dava konusu 52 parsel sayılı taşınmazdaki davalı ... adına kayıtlı 1/2 payın iptali ile bu payın 4 hisse itibar edilmek suretiyle 1 payının ..., 3 payının ... adına tesciline, kalan kısmın davalı ... üzerinde bırakılmasına şeklinde hüküm kurulmuş ise de söz konusu hükmün infaz kabiliyetinin bulunmadığı açıktır.
Ne var ki, anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yöne ilişkin kabulü ile;
Hükmün 1. bendinin hüküm yerinden çıkarılarak, yerine 1. bent olarak; "Davanın kabulüne, .... ili, ... ilçesi, ... ... Mahallesi 26 54... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar ... ve ... mirasçıları adlarına payları oranında tesciline (1/8 payın ..., 3/8 payın ... ve 4/8 payın ... adına olacak şekilde)" cümlesinin yazılmasına, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın Bursa 7. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.