Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3175 K.2025/3883

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3175 📋 K. 2025/3883 📅 22.09.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/3175 E.  ,  2025/3883 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1139 E., 2024/1915 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bandırma 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
EK KARAR TARİHİ : 10.01.2023
SAYISI : 2020/297 E., 2022/274 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; davacıların murisleri ... ve ... ...’nun ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde yer alan yel değirmeni vasıflı taşınmazın 1/2 oranında paydaşı olduklarını, yörede yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın tespit dışı bırakıldığını, dava konusu edilen kısmı kapsayan zabıt kaydı bulunduğunu ileri sürerek taşınmazın muris ... ve .. ... mirasçıları adına tesciline, diğer mirasçılara davanın ihbarına karar verilmesini talep etmiş, aşamada muris ... ve ... ...’nun diğer mirasçıları ..., .., .... ve ... davaya muvafakat ettiklerini bildirmişlerdir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili; ihbar edilenlerin davada taraf olmadığını, ihbar edilenin lehine veya aleyhine bir karar verilemeyeceğini, senetsizden tescil davalarının zilyetliğe veya imar-ihya sebebine dayanması gerektiğini, davacıların bu yönde bir iddialarının olmadığını, taşınmaz üzerinde .. Toki Konutları için yapılmış baraka bulunduğunu ileri sürerek davanın reddine, dava konusu taşınmazın TMK'nın 713. maddesi gereği Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili; 10 yıllık hak düşürücü süreden sonra açılan davanın dinlenemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili; davacıların bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davanın sıfat yokluğundan reddi gerektiğini, iktisap şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; tanık beyanlarıyla taşınmazın kesintisiz olarak davacıların murisleri .. ve ... tarafından 20 yıl kullanılarak zilyetliğin sürdürüldüğünün ispatlanamadığı, 22.02.1936 tarihli tapu senedinin dava dilekçesi ekindeki krokide gösterilen yere uygulanmasının mümkün olmadığı, 27.06.2022 tarihli raporda ise davacı tarafça sunulan krokideki yerlerin tescil harici bırakılmadığının belirtildiği, ziraat bilirkişi raporunda ise krokide gösterilen yerde tarımsal faaliyet yapılmadığının tespit edildiği, bu itibarla davacılar vekili tarafından somutlaştırma yükü kapsamında sunulan krokide gösterilen yerlerin tescil harici bırakılmadığı ve zilyetlik koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine 10.01.2023 tarihli ek karar ile davacılar vekilinin istinaf başvurusuna ilişkin dilekçesinin süreden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen ek kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve asıl kararına karşı süresinde mirasçılardan ... istinaf başvurusunda bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; ek kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davacılar vekilinin ek karara yönelik istinaf isteğinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine, davaya muvafakat veren ...'ın istinaf talebi yönünden ise davanın ... ve ... tarafından açıldığı, aynı dava dilekçesinde istinaf eden ...’ın ihbar olunan olarak gösterildiği, anılan mirasçının harcını yatırarak usulünce davaya katılmadığı, bu haliyle katılan davacı/asli müdahil sıfatını almadığı, davanın ihbar edildiği üçüncü kişilerin davada taraf olma sıfatını kazanamayacakları, kararda da ihbar olunan gerçek kişi aleyhine bir hüküm bulunmadığı, mirasçı ...’ın hükmü istinaf etme yetkisi ve hukuki bir yararı bulunmadığı gerekçesi ile ...'ın istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; gerek ihbar olunan mirasçı gerekse davacılar yönünden ret kararı verilmesinin doğru olmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek ve dava dilekçesindeki iddialarını tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacıların dava konusu ettiği taşınmaz bölümünün keşif sonucu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 7534 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığının saptandığı, 7534 parsel sayılı taşınmazın 20.09.1984 tarihinde yapılan kadastro çalışmalarında “ham toprak” vasfı ile Hazine adına tespit edildiği, tespite itiraz edilmesi üzerine Bandırma Kadastro Mahkemesinin 1987/74 Esas sayılı kararı ile tespit gibi tescile karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine 7534 parsel sayılı taşınmaz yönünden verilen kararın 26.01.1996 tarihinde onanarak kesinleştiği, dava dışı bir taşınmaz yönünden bozulduğu, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda Bandırma Kadastro Mahkemesinin 1997/1 Esas, 2005/9 Karar sayılı kararı ile 7534 parsel saylı taşınmaz yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın da temyiz edilmeksizin 14.09.2005 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle dava konusu 7534 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının kesinleştiği 26.01.1996 tarihi ile davanın açıldığı 22.10.2020 tarihi arasında 3402 sayılı Kanun′un 12/3. maddesinde belirlenen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gözetildiğine göre temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.